
Neden geceleri yıldızlar görünür? Ay yapayalnız çünkü...
Gündüzleri olmaz yıldız, çünkü güneş yapayalnız değil biz insanlar varız onun için peki ya ay.
Ay çıkınca sanki ondan nefret ediyoruz onu sevmiyoruz gibi evlerimize kapanıyoruz.
Sorsak herkes geceye, aya aşık...
İşte sen adam sen aysın bende insan...
3.Bölüm: karanlığımın aydınlığı
Yaşananlara rağmen nasıl bu kadar vurdumduymaz biriydi bu adam.
Nasıl ölümle oyun oynayabilecek kadar ruh hastası olmuştu.
Silah sesleri susmayınca vuslat küfür savurup ayağa kalkıp arkasında sabitlediği silahı eline alıp kapıdan kayboldu.
Kısa bir sürenin ardından silah sesleri susunca odanın bahçeye bakan tarafı boydan boya cam olması işime gelmişti.
Camdan rahatça bahçeyi görebilirdim.
"LAN SİZ NE HAKLA EVİMİ BASMAYA CESARET EDERSİNİZ. BU CESARET GÖTÜNÜZDEN ÇIKIYORSA SÖYLEYİN TEKRAR SOKALIM."
"LAN BİR DE BUGÜN YA BUGÜN ANLADIK EVİMİ BASMAYI SEVİYORSUNUZ ALINMAYIN BENDE SİZE SOKMAYI SEVİYORUM AMA BUGÜNDE YAPMAYIN AMINA KOYDURMAYIN BU İŞİN" diye sitem eden vuslata baktım.
Bu adam şaka mı la.
Vazgeçtim ben bu adamı parmağımda oynatabilir mişim boşuna evlendim.
"Şimdi gelelim günün cezasına beyler. Ölenleri bir tarafa yaşayanları bir tarafa toplayın" diyen vuslat ile merakla ne yapacağını daha detaylı görmek için bahçeye gitmeye karar verdim.
Aşağı kata indikten sonra sola dönerek kapıyı radarıma almıştım.
Ardına kadar açık olan kapıdan geçerken hemen kapının yanında olan vazonun kırıkları ayakkabımın altında eziliyordu.
" Leo sen ölenleri parçalar haline getir her uzvunu kes sağlam uzvu kalmayacak kontrol edeceğimi biliyorsundur umarım" ne kadar kibar konuşsa bile kelimelerin altında yatan tehdit apaçık ortadaydı.
"Gelelim yaşayanlara" iki elini birbirine çarparak heyecanla alkış tutuyordu.
"Hmm bakalım ilk oyuncağım kim olacak" diyen vuslat değildi namı değer çığlık'ta değildi. Bu bakurdu çığlıktan bile daha fazla namı vardı
Bu adamın adıda lakabıda ayrı bir karaketerdi ve Bakur daha çok ilgimi çekmişti.
Sol elinin işaret parmağını adamlar üzerinde gezdirirken sağ eli ile de gözünü kapatmıştı.
Arkasındaki adamın hareketlendiğini görünce dikkatimi oraya vermiştim.
Adam silahını eline aldığı gibi bende gizli cebimden hızla bıçağımı çıkartıp fırlatacak iken bahçeyi bir silah sesi doldurmuştu.
Silah sesi vuslat Bakur alatanın silahından çıkmıştı.
"Evet küçük haini de bulduğumuza göre baştan 5. Sırada olan adamı bana getirin ilk oyuncak adayım o olacak" gözleri elimdeki bıçakta dolaşırken sözleri adamlarınaydı.
"Ah, sevgili karıcım. Kocanı duygulandırıyorsun . "
"Her şey for-" konuşmama izin vermemek için koca 2 adımda yanıma gelip yüzlerimizi yakınlaştırmıştı.
Uzaktan öpüşüyormuş gibi dursakta yakından alakamız olmadığı belliydi.
"Nerede ne konuştuğuna dikkat et! Yoksa bu senin için iyi olmaz. Sonun iris çiçeği gibi olsun istemezsin değil mi?"
"Sonum bence ters laleler gibi olmalı açtıktan 10 gün sonra ölmeliydim belkide."
"Belkide, ama değilsin sonuçta. Sen benimsin anladın mı bu yüzden ölme hakkın yok iris. Madem öleceksin ölümünde benim ellerimde olur."
"Belkide senin ölümün benim elimden olur Bakur ne dersin" onun gibi fısıldamıştım.
"Böyle bir şey olmayacak. Sen irissin çisem, ben ise Okeaonos. Senin ruhun benim olacak"
"Rüyanda mı bakur ha, acı ama gerçek bir şey söylemek isterim" dudaklarımı kulağına yaklaştırdım.
"Benim ruhum bir başkasına ait asla ama asla sana ait olamayacak" fısıltı ile çıkan sesim ona ulaşmıştı ama Hiç bir şey demeden düm düz ileri bakıyordu.
Kararan gözlerini bana çevirip yumruk yaptığı elini havaya kaldırdı. Eline bakarken ne yaptığının bilincine varınca yumruğunu geri indirdi.
"Beni sınama kadın, beni sınama bu ikimiz içinde iyi olmaz."
"Sınamak? Doğrular ne zaman sınamak oldu bakur?"
"KIM LAN O ŞEREFSİZ, KIM O KOYDUĞUMUN HERIFI! ANDIM OLSUN KI ÇİSEM BULDUĞUM GIBI GÖZLERININ ÖNÜNDE ÖLÜMÜNÜ IZLETTIRECEM SANA" benim ruhum anneme aitti ama neyse. O bunu bilmesede olur.
Şirin olduğunu düşündüğüm gülümsemem ile ona bakıp arkamı dönerek tekrardan eve girdim.
Mutfağın alt katta olduğunu düşünerek mutfağı aramaya koyuldum.
Ne yani kahvede mi içmeyelim?
Mutfağı ararken aynı zamanda arka cebimden telefonu mu alarak ve aynı zamandan airpostumu alıp kulaklığımı kulağıma takarak Spotify listemden tam şuan dinlemek istediğim şarkıyı açmıştım.
Benim ilham kaynağımdı.
♪ zamanın dışında, Boşluğun içinden/ birileri
(Nasıl hissedeceğini şaşırmış bir vaziyetteyim
Duygular, düşünceler arap saçına dönmüş
Kimseler üzülmesin diye düşünen o adam
Ruhunun orta yerinde ölü bulunmuş)
Müzik başladığında mutfağı da bulmuştum koridorun sonundaki kapının hemen yanındaydı.
Sert bir kahveye ihtiyacım olduğu için sütsüz filtre kahve yapmak istiyordum ama burada bulabilir miydim muammaydı.
(Zihninin derinlerinde ne bulunur insanın
Verdiği mutluluk mu donmuş nehre uzanmanın
Nerdedir bu kendi kendine yardım bölümü?
Epeyce bi' vakittir onu aramadayım, aramadayım, aramadayım.)
Şarkı ilerledikçe benimde enerjim yükseliyordu.
Bir bir çekmeceleri karıştırırken su ısıtıcısına su koyup çalıştırmıştım bile.
Offf bu evde kahve neden yok ki.
Koluma dokunan el ile hızla eli tutup elin sahibi olan kişiyi önüme almıştım.
Vuslatın olduğunu görmem ile elini bırakıp bir adım geri çekildim.
Sağ kaşımı havaya kaldırarak ona baktım.
Eli ile kulağımı gösterdiğinde kulaklığı çıkarıp ona baktım.
"Ne istiyorsun benden? insan aniden birine dokunur mu ruh hastası"
"Seslendim kulaklık takılıydı duymadın" omuz silkerek bana baktığında gözlerimi devirdim.
"Sende dur bari aniden dokunum mu dedin?"
"Of çisem of! Filtre kahveyi arıyorsan eğer 3. Çekmecede en arka tarafta onu söyleyecektim"
Hiç bir şey söylemeyerek geri kulaklığı mı takarak dediği çekmeceyi açarak parmak ucumun üzerinde durarak kahveyi almaya çalıştım.
Arkamdan bir kolunda oraya uzanması ile sol kolum ile vuslatın karın boşluğuna vurarak geri çekilmesini sağladım.
Ona ihtiyacım yoktu! Kendi işimi kendim halledebilirdim!
Ruh hastası mal n'olacaktı başka!
Kahveyi almam ile şarkı en sevdiğim nakarata gelmişti.
(Ama belki de hataların hepsi benim
Belki de şikayet etmemeliyim
Bütün zayıflıklarım ve başıma bela bu canavarlar
Beni boğmadan onları ben yok etmeliyim)
Son iki cümleyi yüzünü buruşturup karın boşluğunu tutup bana bakan vuslata sesli söyledim.
Bütün zayıflıklarım ve başıma bela bu CANAVARLAR canavar kelimesini bile isteye bastırarak söylemiştim.
Beni boğmadan onları ben yok etmeliyim
Gerçekten onları yok edip hayatıma devam etmeliyim.
Sırıtarak arkamı dönüp kupa bardak çıkarıp iki çay kaşığı kahveden doldurarak bardağa boşaltarak sıcak su biraz ekleyerek kahvenin eriyip aromasını vermesini bekledim.
Kaşık ile karıştırıp buzdolabından buz çıkartarak kahveye ekledim ardından soğuk su ekleyerek acısını kırmayı amaçlamıştım.
"Ayarsızsın kızım sen" dişlerinin arasından fısıldayarak konuşan vuslata göz devirdim.
Kahvemi tezgahın üzerine koyarak iki elimi birbirine sararak ona baktım.
"Öyle mi olmuş tüh"
"Tüh ki ne tüh"
Elimi kahveye uzatıp alacağım sırada birden elimi tutan el ile sabır diledim Allah'ım bol kefeden ver lazım olacak belli.
Vuslat ve tezgah arasında kalınca oflayarak ona baktım.
"Yine ne istiyorsun?"
"Bariz belli değil mi?"
"Belli değil miyden kastın ne?"
"Of çisem of"
"Of vuslat of"
"Hadi ama çisem kabul et sende beni seviyorsun"
"Çooook bayılıyorum sana"
"Biliyordum" yüzündeki vatan gülüşüne anlam vermezken birden yanağımda hissettiğim yumuşak öpücük ile algı yeteneğimi unutmuştum
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |