27. Bölüm

22-Piyon mu? Şah mı?

Dolunay
aykrateri

Selamün aleykümm 🌻✨

Bu bölüm öyle şeyler oluyor kii,hatta bölüm isminde kararsız kaldım çünkü 'Kurban mı, Hamle Sahibi mi?' gibi isimler bile düşündüm.

O zaman oyun başlıyor diyerek size de keyifli okumalar diliyorumm

...

22.Bölüm: Piyon mu? Şah mı?

~Kuzey Erez Arsal

Baran ile vedalaşıp eve doğru yürümeye başladığımda kafamda şimdiden bir sürü düşünce dönüyordu.

Baran iyi değildi.

Babasının durumu bir yana Ceren ile alakalı asla anlamlandıramadığım korkuları vardı ve oldukça endişeliydi.

Ne olduğunu sorsam da bir şey dememişti.

Ceren ile aralarındaki bağa geçmişteki bir şey sebep olmuş gibiydi.

Dairemizin önüne geldiğimde düşüncelerimden sıyrılıp kapıyı anahtarımla açtım.

Evde biri olsa bile anahtar kullanırdık, babam da,annem de,bende.

Biz ailecek böyleydik.

İçeri girdiğimde çantamı kenara fırlatıp üstümü değiştirmek için odama yöneldim.

Neyseki annem ve babam iş yemeğine gitmişlerdi ve benim gelmem için ısrar etmediklerinden minnettardım.

Sahte gülüşler,yapay kahkalar arasında gösterişli mekan ve masalarda yenen alkollü akşam yemekleri.

Ailemin 'bakın oğlumuz büyüdü,yakında babasının yerini alabilecek konuma gelecek,sizin kızlarınızdan biriyle stratejik bir evlilik yapabilir' demenin yolu olarak beni zorla götürdükleri akşam yemekleri.

Nefret ettiğim akşam yemekleri.

Üstüme siyah bir kısa kollu tişört geçirip mutfağa geçtim.

Genelde annem evde olmadığı için kendime yemek yapma konusunda epey ilerleme kaydetmiştim.

Ama bugün canım bir şey yapmak istemiyordu basit bir sandviç ve kahve yapıp odama geri döndüm.

Baran'ı morali bozuk görünce benim de moralim bozuluyordu.

Babası için yeteri kadar üzgündü bir de son günlerde Ceren için endişeleniyordu.

Kafamı dağıtmak için bilgilsayarımı açtım,belki güzel bir film bulabilirdim.

Hadi bakalım...K...

Buğazıma kadar gelen kelimeyi yutup devam ettim.

Erez..Bakalım neler varmış?

Kendime Kuzey demeye çalışıyordum.

Ama diyemiyordum.

Duymak bile bu kadar zorken nasıl diyebilirdim ki.

Yıllar sonra ilk kez Ceren bana Kuzey demişti.

Ondan sonra ilk kez biri...

Telefonuma gelen bildirim ile düşüncelerimden sıyrılıp yutkundum.

Bilmediğim bir numaradan geliyordu, kaşlarım çatılırken bildirime tıkladım.

05******12: Erez

05******12: Nasılsın?

Numara kayıtlı değildi ama kırk yıldır tanışıyormuşuz ya da her gün konuşmuyomuşuz gibi yazılmıştı.

Siz: Çıkaramadım?

05******12: Selma ben

05******12: Selma Çetin

Selma Çetin..

Tanıdık gibiydi,özelikle soyadı.

05******12: O gün kafede tanışmıştık

05******12: Numaranı Yeldadan aldım

Derin bir nefes aldım Yelda...

Artık Yelda'yı engellemem gerektiğine neredeyse emindim.

Her ne kadar babam bundan hiç hoşlanmayacak olsa bile.

Aslında şuan bu kızı da engellemem gerekiyordu ama neden yazdığını söylemesini beklemem gerektiğini hissediyordum.

Siz: Bu beni ilgilendirmiyor.

Siz: Bana yazma.

05******12: Tuhaf çocuksun sevdim seni

Okuduğum mesaj ile sakin kalmaya çalıştım.

Hayır Erez.

Engelleme,bekle yazsın.

Siz: Seni engellemeden önce neden yazdığını söyleyecek misin?

05******12: vay vay vay

05******12: Sadık birine benziyorsun

05******12: Yelda şanslı olmalı

Yazdığı imalar o kadar kötüydü ki dudaklarımı birbirine bastırıp öfkemi azaltmaya çalıştım.

Ama ben sana Yelda ile görüşmemeni söylemiştim..

Keyfimden gitmiyordum hepsi babam yüzündendi.

Ailem yüzünden yapmak zorunda bırakıldığım bir şey daha.

05******12: Yerinde olsam engellemeden önce düşünürdüm

05******12: Sizin okula nakil aldırdım

Ne?

Derin bir nefes aldım,bu kızla işim bitmeyecek gibiydi.

Neden yapıyordu böyle bir şeyi?

Bana neden yazdığını söylememişti.

Siz: Yelda yalnızca abilik yaptığım babamın bir arkadaşının kızı

Siz: Onu saçma sapan planlarına alet etme

Çoktan engellemem gerekiyordu ama içimdeki merak öfkemden baskın çıkmıştı.

Yelda ile yakınlaşıyor, numaramı alıyor ve bana yazıyordu.

Bizim okula nakil aldırmıştı.

Yüzünü bile neredeyse ilk kez gördüğüm biri neden bütün bunları yapıyordu?

Bir şeyler planlıyordu.

Siz: Bizim okulda olup olmaman da beni alakadar etmiyor

05******12: Sandığımdan daha zorsun

05******12: O zaman şöyle söyleyeyim

05******12: Sizin sınıftan biriyle eskiden ortaokulda epey yakın arkadaştık

05******12: Ama ah tabi şey bu seni alâkadar etmezdi değil mi

05******12: Peki şuna ne dersin

05******12: Ceren

05******12: Cereni tanıyor musun ?

Adını mesajda okumamla bütün kaslarım gerildi ve mideme bir taş oturduğunu hissettim.

Bir şekilde hep yoluma çıkıyordu Ceren..

Ama bu kadarı da..

Bu kız Ceren ile?..

Yoksa bu kızın planları Ceren ile mi ilgiliydi?

Ya da Ceren de oyununun bir parçası mıydı?

Ekranı kapatıp gözlerimi ovuşturdum.

Hayır Erez, açık verme.

Siz: Ne Cereninden bahsediyorsun ?

05******12: Engellemediğine göre ilgini çekmeyi başardım

05******12: Ama istediğim tepkiyi alamadım be Erez

05******12: Sahiden Ceren Korkmazı tanımıyor musun ?

Gördüğüm mesajla yutkundum, buradan bile alaycı konuşma tarzı belli oluyordu,Yelda yanında değilken maskesini bu kadar kolay indirdiğine göre onunla işi bitmişti.

Mesaja ne cevap vereceğimi düşünüyordum, açık vermemeliydim.

05******12: Bingo

05******12: Onu tanıyorsun değil mi

05******12: Ah siz aynı sınıfta mıydınız yoksa

05******12: Ne yazık

05******12: Geçmişte neler yaşadığını da biliyor musun peki

05******12: Eminim ilgini çekmek için sana da anlatmıştır

05******12: Yoksa anlatmadı mı

05******12: Ah üzülme ben sana özet geçerim

Okuduğum mesajları sindirmeye çalışıyordum.

Bu kız.. Ceren'in kaçtığı geçmişindendi.

05******12: Muhtemelen anlatmadı

05******12: Eh ben boşuna yokum ya

05******12: hikayeyi birinci ağızdan dinleyeceğin için çok şanslısın

Kızın yazmasını bekleyemedim, Ceren'in geçmişini öğrenme isteğimi bastırarak başka bir mesaj yazdım.

Siz: Bu anlattıklarının hiçbiri beni ilgilendirmiyor

Tabi ki ilgilendiriyordu, Ceren'in kaçtığı geçmişini görmezden gelemezdim..

Ama Onun geçmişini bir başkasından dinlemek doğru olmazdı.

Özellikle de o anlatmak istemiyorken..

05******12: Dinlemek istemiyor olman üzücü

05******12: Ama merak etme okula geldiğimde hepiniz bol bol dinleyeceksiniz zaten

Anlamıştım.

Bu kızın planları Ceren üzerindendi ve bizler yalnızca birer piyonduk.

Ama ben bu oyunu kurallarına göre oynamayacaktım.

05******12: Ama şanslısın ki sana spoiler veriyorum

05******12: Ceren bana çok büyük bir iftira attı..Çok büyük..

Okuduğum mesaja uzun süre bakakaldım.

Bir şekilde nasıl Ceren'in geçmişi beni buluyordu?

Ne olabilirdi?

Ne yaşanmış olabilirdi?

Ceren böyle yapacak bir kız değildi.

O birine iftira atmayı bırak,kimseyi incitmezdi ki.

05******12: Neyseki insanlar kime inanacaklarını biliyorlardı

05******12: Cengiz Çetin'in kızına tabi ki.

05******12: ufak pürüzler vardı ama babam her zamanki gibi halletti

Cengiz Çetin..

İsmi.. Çok tanıdıktı.

Babasının isminin arkasına sığınması oldukça tuhaftı.

05******12: Bu arada Yelda ile alakalı

05******12: Ha gerçi sen ona abilik yapıyordun değil mi?

05******12: Ama sana bir sır vereyim mi

05******12: O seni abisi olarak görmüyor..

Okuduğum mesajlarla derin bir nefes aldım.

Usta bir manipülatifti.

Aynı zamanda sürekli psikolojik aşındırımaya başvuruyordu.

Mesajların başından beri konuyu gerildiğimi fark ettiği yerlere çekiyordu.

Ama yanlış kişiye yazıyordu.

Ben bundan çok daha fazlasını biliyordum.

Ve her ne kadar aynı yöntemle onun üstüne gitmek istesem de kendimi frenledim.

Siz: Güzel denemeydi

Siz: Ama zihinsel aşındırma konusunda kendini geliştirmelisin

Siz: Okulumda olup olmaman umrumda değil

Siz: Ama seni uyarıyorum

Siz: Sınıfımdan kimseye bulaşma.

Siz: Sonra yapacaklarımdan sorumlu olmam

Direk sınıfı işin içine katmak en iyisiydi,Ceren'den bahsedersem ona zaafım olduğunu düşünebilir veya olayı yanlış yerlere çekebilirdi.

Zaten yeteri kadar yaralı görünen Ceren'in bir travması da ben olmak istemezdim.

Kızın yazdığını görünce de ekledim;

Siz: Ha bu arada

Siz: İftira atılan değil de iftira atan biri gibi görünüyorsun

Siz: Seni uyardım ve şimdi cevap vermeni bekleme nezaketi göstermeyeceğim.

*Bu kişiyi engellediniz.*

Telefonumu kapatıp kenara koyduğumda ellerim buz gibi olmuştu.

Banyoya gidip yüzüme soğuk su çarptım.

Az önce ne olmuştu?

Ben sessiz sakin kendi halimde yaşamaya devam ederken..

Ceren bana çok büyük iftira attı...Çok büyük...

Ceren..

Bu kız ona iftira atmıştı.

...

Uzun bir süre artık yiyemeyeceğim sandviçim ve soğumaya yüz tutmuş kahvemle bakıştıktan sonra bir karar vermiştim.

Ceren'e yazmak.

Şuan için en iyi çıkış yolu bu gibi gözüküyordu.

Benim yüzümden ona bir şey olursa kendimi asla affetmezdim.

Asıl soru da buydu.

Bu kız yıllar sonra neden bizim okula nakil aldırıyordu?

Benim için mi?

Yelda için mi?

Yoksa hepimizin parçası olduğu planı için..

Ceren için mi?..

Aklımdaki cevaplanmamış bir sürü soruyu kenara koyup Ceren'e yazdım.

Siz: Ceren Selam

Siz: Gece gece yazdığım için üzgünüm

Siz: Selma denen bir kız hakkında önemli bir şey var

Siz: Müsait olunca döner misin?

Ceren'in hemen cevap vermemesi doğru bir karar verip vermediğimden şüphe etmeme sebep olmuştu.

Belki de o mutlu mesut ailesiyle vakit geçirirken attığım mesaj yüzünden tekrar tekrar eski anılarını hatırlayacaktı.

Ceren'in mesajıma geri dönmesini beklerken telefonumu da yanıma alıp odamdaki balkona yöneldim.

Balkon kapısını açtığımda soğuk hava yüzüme çarptı.

Trabzanlara tutunup gökyüzüne baktığımda ay tepede parlıyordu.

Ay bana hep onu hatırlatıyordu artık.

Ellerimi saçlarıma geçirerek derin bir nefes aldım.

Tahminlerine göre Selma meselesi sıkıntı çıkaracaktı.

Babasının ismine sığınması da arkasının sağlam olduğunun göstergesiydi.

Ancak neden ve ne yaptığını,neden bizi de işin içine kattığını anlayamıyordum.

Eğer sadece sınıfla bağlantı kurmak istese bunu bizzat Ceren üzerinden veya başka biriyle yapabilirdi.

Neden Yelda ile yakınlaşıyor numaramı alıyordu?

Yelda yalnızca onun oyununda artık işi bitmiş bir piyondu.

Bu kızda bir şeyler vardı ve korkunç planları olduğuna emindim.

Bir şeyler planlıyordu ve bizi de içine katmaya çalışıyordu.

Ancak ben onun oyununda bir piyon muydum yoksa hedefine ulaşana kadar kullanacağı vezir mi?

Ne olduğunun bir önemi yoktu.

Ona asla istediğini vermeyecektim.

Düşüncelerimi yok sayarak bir süre yıldızları ve ayı izledim.

Öyle güzel parlıyorlardı ki..

İkinci bir kahve yapmak için mutfağa dönsem mi diye düşünürken telefonumun sesi ile vazgeçtim.

Ceren arıyor..

Kendimi toparladım ve açma tuşuna bastım.

"Alo,Erez?" Dediğinde sesi her zamankinden farklıydı.

Bu o bildiğim neşeli her zaman bir şekilde güldürmeyi bilen Ceren'in sesi değildi.

Daha tuhaf,sanki tanımadığım bir Ceren gibiydi.

Soğuk ve temkinli.

"Efendim." Dedim balkon trabzanlarına yaslanarak.

"Şey,ben biraz geç döndüm kusura bakma." Dedi kısık bir sesle.

"Estağfurullah asıl ben gece gece rahatsız ettiğim için üzgünüm."

"Sorun yok....Selma hakkında konuşmamız gerekiyor demişsin." Dedi sesinde hiçbir duygu belirtisi olmadan.

Bu benim tanıdığım Ceren değildi ki.

"Evet."

"Selma kim? Yani benimle alakası ne?" Dediğinde yutkundum.

Eğer ben bilmeseydim asla hiçbir şeyi belli etmeyecekti.

Gülüşünün altında sakladığı daha kaç tane yarası vardı?

"Selma.. Selma Çetin,Cengiz Çetin'in kızı.." Dediğimde telefonun ucundan nefes alıp verişini duyduğum uzun bir sessizlik oldu.

"Ya."

"O bana yazdı."

"Öyle mi? Şey..Ne dedi ki?"

Açık vermemeye çalışıyordu, yaralarını gizlemeye çalışıyordu.

"Seni tanıyormuş."

"..."

"Ortaokulda yakın arkadaşmışsınız bir dönem."

"Sana anlattı mı?Siz..Nasıl?" Dediğinde sesinde bariz bir şaşırma emaresi vardı.

"Hayır, hayır..Daha bu gece yazdı,ben sana yazmadan hemen önce, bilmediğim bir numaradan mesaj geldi." Dedim yanlış anlaşmasından korkarak.

"Ne yazdı..O sana?"

"Senden bahsetti."

Ona bizim okula nakil aldırdığını söyleyemezdim.

Bu kız onda çok fazla yara bırakmış gibiydi.

"Benden mi?" Derken sesi çatlamıştı.

"Kuzey o..O sana ne dedi?"

"Ortaokulda yakın arkadaş olduğunuzdan bahsetti ve sonra.." dedim derin bir nefes alıp.

Nasıl söyleyecektim şimdi.

"S-sonra?"

İkimizin de açıklayamayacağı bir sessizlik oldu.

"Ceren.."

"..."

"O...O sana iftira attı değil mi?" Dedim yutkunup.

Cümlem ikimizin arasında buz kesmiş gibiydi.

"Kuzey..Sen..Sen nereden..." Deyip hızlıca toparladı "Bunu sana o mu söyledi?" Dediğinde sesinde bariz bir şaşkınlık vardı ve belki biraz umut.

"Hayır,o söylemedi."

"Sen.. Sen nereden öğrendin?"

"Şey...O, Ceren bana iftira attı demişti."

"..."

İç çektiğini duydum.

"Onun sana iftira attığını anladım." Dedim sessizce gökyüzüne bakarken.

Küçük bir sessizlik oldu ama telefonun başında donup kaldığını veya gülümsediğini hissedebiliyordum.

"Kuzey sen..Sen ona inanmadın yani?" Derken sesinde tuhaf bir şaşkınlık vardı.

Sevinmiş gibiydi?

"Neden inanayım?"

"Şey çünkü o.. Herkes ona inandı." Dedi sesi cümlesinin sonuna doğru kısılırken.

"Sen..Sen bana inandın." Dediğinde yutkundum.

"Aksini beklemedin değil mi?"

Ona inanacağımı mı düşünmüştü?

Bir mesajıyla her şeyi kabul edeceğimi?

Ne yaşanmış olabilirdi?

Gerçekten onda bu kadar ne iz bırakmış olabilirdi?

"Sana hiçbir şey anlatmadı değil mi? Sadece üstü kapalı bir şekilde iftira mı dedi?"

"Evet."

"Bu oldukça tuhaf,sana anlatmasını beklerdim." Dediğinde sesinde bir rahatlama hissettim.

Olayı bilmememe sevinmişti.

"Anlatacaktı ama ben onu engelledim."

"Ya.."

"Ceren?"

Bugün ona ne kadar çok Ceren demiştim.

"Hm?"

"Anlatmak ister misin?"

Çok uzun bir sessizlik oldu,belki yutkundu belki derin bir nefes aldı.

Hava daha bir serinlemişti sanki.

Bense sadece bekledim.

O kendini hazır hissedene kadar bekledim.

"Şey.. Boşver,belki başka bir zaman."

Neydi acaba yarası?

Bu kadar derin?

"Nasıl istersen."

"Kuzey şey...Bir şey isteyebilir miyim?"

"Tabi ki."

"Baran'a bundan bahsetme olur mu ? Selma'nın sana yazdığını söyleme." Dediğinde kaşlarımı kaldırdım.

Baran..

Baran ile Ceren'in bağı,Selma ile de mi ilgiliydi?

Ve Ceren neden Baran'ın bilmesini istemiyordu?

Yoksa Baran'ın endişeleri...

"Kimseye bir şey söylemeyeceğim."

"Aramızda kalacak yani?"

"Söz veriyorum, aramızda kalacak.Bizden başka kimse bilmeyecek." Dedim kafamı kaldırıp aya doğru bakarken.

Neden bir şekilde her şey onu buluyordu.

Bir şekilde sürekli yollarımız kesişiyordu.

"Kuzey?"

"Efendim."

"Selma senden ne istedi?"

"Bilmiyorum." Deyip burnumdan bir nefes verdim.

"Nasıl yani?"

"Sorun da bu,bana yazma sebebi ne bilmiyorum ama yazdığı mesajlar çok...şey.."

"Üstüne geliyormuş gibi hissettiriyor değil mi?"

"Evet.."

"O böyle.. Hep böyle yapardı." Dedi sesi kısılırken.

"Sana ne yaşattı bilmiyorum ama...Ben üzgünüm." Diyebildim bir anda.

Çok daha fazlasını söylemek isterdim.

Ama sadece 'üzgünüm' diyebildim.

"Kuzey asıl ben.. Teşekkür ederim,bana inandığın için...Yani tereddütsüz bir şekilde yapmadığımdan emin olduğun için..." Derken sesi umutla karışık şüphe doluydu.

Hala ona inanmadığımı mı sanıyordu?

"Olması gereken buydu."

"O sana anlatacakken.. Neden onu engelledin?" Dediğinde yutkunudum.

"Çünkü senin bahsetmek istemediğin bir şeyi ondan dinlemem doğru olmazdı.."

"Sen..." Dediğinde cümlesini tamamlayamadı.

Ne diyecekti acaba?

Tekrar gözlerimi aya çevirdim.

"Yani ben teşekkür ederim..Ama..Peki şimdi ne olacak?"

"Bilmiyorum."

"Hm..Bende.." deyip güldü.

Gerçekten gülmediğine emindim.

"Bilmiyorum ama yardım gerekirse buradayım biliyorsun." Dedim bana güvenmesini umarak.

"Teşekkürler,ama zaten Selma ile artık pek bir olayımız kalmadı." Dedi kısık sesle.

Oysa devam ettiğine emindim.

Kız ona kafayı takmıştı.

Ama Ceren..

Hala güçlü durma çabasındaydı.

Kimseden yardım istemeyen 'ben hallederim' kızı.

"Olsun..Sen gene de yardıma ihtiyacın olursa söylemekten çekinme."

"Teşekkür ederim beyefendi çok düşüncelisiniz." Deyip güldü.

Ciddiye almıyordu.

Gerçekten yardıma ihtiyacı olursa gelmeyecekti.

Belki de laf olsun diye söylediğimi düşünüyordu.

Bende güldüm sessizce ve "Ne demek hanımefendi görevimiz." Dedim.

Oysa 'güçlü durmak zorunda değilsin, yardıma ihtiyacın olursa yardım isteyebilirsin' demek isterdim.

Gene bir sessizlik oldu, konuşabileceğimiz her şeyi konuşmuştuk.

Artık aramayı sonlandırmamız gerekiyordu ama sanırım ikimiz de nasıl yapacağımızı bilmiyorduk.

Kafamı kaldırıp tekrar parlayan aya baktım.

Mucizevi.

Bütün o gecenin karanlığına rağmen parıldıyor.

Bir anda "Bu gece ay çok güzel değil mi?" Dedim sessizce.

"...Ben de tam ona bakıyordum, gerçekten de öyle.."

Biz aynı anda aya bakarak telefonla mı konuşmuştuk yani?

İkimizin de aya baktığı kısa bir sessizlik sonrası "O zaman..İyi geceler Kuzey, pazartesi görüşürüz." Dedi Ceren.

'Sana da iyi geceler dolunay' diyecektim ki gelen mesaj sesi ile telefonumu kulağımdan çekip elime aldım.

Bu saatte acil bir şey olabilirdi.

Gördüğüm mesaj bütün hücrelerimi gererken "İyi geceler, pazartesi görüşürüz." Dedim Ceren'in sesimdeki değişikliği anlamamasını umarak hızlıca.

Konuşmamız bittiğinde hâlâ donmuş bir şekilde o mesaja bakıyordum.

*56******07: Verdiğin karara pişman olduğunda çok geç olacak Kuzey Erez Arsal.

*56******07:keşke kime karşı geldiğini farkında olsaydın.

Bu sandığından çok daha fazlasıydı.

Selma basit bir lise öğrencisi değildi.

 

...

Düşüncelerinizi çok merak ediyorumm 🤌🏻🤌🏻

 

 

Bölüm : 01.05.2026 17:51 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...