
Bu bir mafya kitabıdır.
Kitapta bazı İtalyanca ve Rusça tabirler bulunduğu için satır aralarında Türkçeleri belirtilecektir.
Tetikleyici Uyarısı:
Lütfen bu kitabın bazı okuyucuları tetikleyebilecek içerikler barındırdığının farkında olarak okuyun: aile içi şiddet, istismar, zorla alıkoyma ve işkence sahneleri bulunmaktadır. (Hiçbiri ana karakterler arasında gerçekleşmiyor.) Bunlardan herhangi birine karşı hassassanız lütfen okumayınız.
🖤
KARANBEY
Çınlama.
Elimi kulağıma çarpsam da kısa süreli duyma kaybı yaşıyordum. Nasıl olmuştu? Cesaret gösterip bize saldıran kimdi? Elimi yere yaslayıp gözlerimi kırpıştırdım. Yerde yatan bedenler, burnumu dolduran kan kokusu...
"Ali." Bağırdım mı? Bilmiyordum. Kardeşim buralardaydı. Benimle gelmişti buraya. Patlamada o da buradaydı. "Ali?!"
Tekrar yere yığılırken ışıklar yanıp söndü, toz bulutu içinde net olmayan görüşüm iyice bulanıklaşıyordu.
Ali de buradaydı. Patlama sırasında Ali hemen yanımdaydı. "Ali?" Kardeşim ses ver.
Ölüm bedenimi bu denli yakabilir miydi?
"Karanbey." Bir ses kulaklarımı doldurdu, bedenimdeki ağrıyla doğrulmaya çalışsam da tekrar sırt üstü yere devrildim. Adrenalin geçer geçemez bedenimdeki kademeli artan yangınla titremeye başladım.
"Karanbey, yaşıyor." Gelen boğuk sesin sahibi görüş alanıma girmişti ama bulanıklaşan görüşüm bir türlü netleşmiyordu.
"Ali." dedim tekrar, sesim kulağıma bir hayvanın acı dolu haykırışı gibi çıkmıştı. Kardeşimi kurtarın önce, aptal herifler.
"Bina çökmeden çıkmamız lazım Karanbey." Yerden kaldırılırken gözlerim Ali'yi buldu. Gözleri aralıktı ve kıpırdamıyordu. "Ali'yi çıkartın." Bedenimdeki acıyla bağırışımı engellemek için dişlerimi kenetleyip iç çektim.
"Ali öldü." Bunu söyleyenin kim olduğunu bilmiyordum ama tez zamanda dilini koparmam gerekiyordu, Ali ölemezdi. O benden daha güçlüydü.
"Ali benden önce çıkartılacak. Bu bir emirdir-" Görüşümde siyah noktalar artarken gözlerimi yumdum.
"Sen Ali abiyi al." dedi biri, omzuna bedenimi attığında acıyla gözlerim yanmaya başladı. Burnumu dolduran is ve kan kokusu dağılırken arabalardan birinin arkasına oturtuldum.
İkinci bir patlama daha gerçekleşti ve depo yerle bir oldu. Her şeyim yerle bir oldu.
Alevler gökyüzünü aydınlatırken göğsümden yükselen intikam ateşiydi.
Ali'nin yerde yatan hareketsiz bedeni tüm acımı söküp çıkarmıştı. Bize bunları yapanları bulup yavaş yavaş öldürecektim. Bunu yapmazsam bana da Karanbey demesinler.
Bedenimdeki acıya ek hissettiğim tek bir duygu vardı.
İntikam.
🖤
"Bedende ikinci derece yanıklar var. İzi kalacak diyorlar." Konuşan kimdi? Neden savunmasız olduğum odada konuşan birileri vardı?
"Ne utanç verici. Ali yerine Hakan ölmeliydi. Boşuna planladık her şeyi." Plan? O depoyu patlatanlar mı buradaydı? Gözlerimdeki tonlarca ağırlığı umursamadan onların kim olduğunu görmek istiyordum.
"Böyle savunmasız yatarken onun da işini bitirebiliriz." Bir elin boynuma dolandığını hissettim. "Saçmalama! Ümit Karan aynı hafta peş peşe iki oğlunun da öldürüldüğünü anlarsa bizi bulur ve buna pişman eder." Boynumdaki dokunuş uzaklaştı.
"Onunla hiç anlaşmamalıydık, Karan Bey'i kendisi öldürememişken biz neden bu topa girdik ki?" Kimden bahsediyorlardı? Kimdi beni öldürmek isterken Ali'nin ölümüne sebep olan? Babam mıydı yoksa bir başkası mı?
"Olanları kontrol edemediysek kenara çekilip seyredeceğiz. Karan Bey her gün o yaralarını gördüğünde öfkeden delirecek, işte o zaman onun öfkesini manipüle etmenin bir yolunu bulmamız lazım."
"Savaş başlatacak değil mi?" Gülümsemeye enerjim olsaydı gülümseyebilirdim. Kardeşimin kanını dökenlerden intikam alacaktım. Bu basit bir savaşla olmayacaktı.
O depo gibi cayır cayır yakacaktım.
KÜBRA
"YA tebya lyublyu" Medine abla yanağımı öpüp saçımı okşadı. "Erken uyumalısın, Bekir çok sinirli." Başımı sağa sola salladım.
[ YA tebya lyublyu – Seni seviyorum. ]
Hapsolduğum bu evde 14. yılımdı, kaçmayı da ailemi bulmayı da zihnen hiç bırakmamıştım ama aptal değildim. Kaçmaya her çalıştığımda yakalanıp dayak yemekten bıktığım için sakince bekliyordum. Bu cehennemden kurtulmak için an kollarken gücümü toplamaya çalışıyordum.
"Melih'te evde yok. Endişeleniyorum. Erken mi uyusan?" Başımı sağa sola salladım. Uzanıp sıkıca sarıldım ona. Burada anne olarak konumlandıracağım tek kişiydi. "Korkma Medine Abla. Şimdi uyuyacağım zaten. Bir öpücük alayım." Medine abla yanaklarını uzattığında kocaman öptüm.
"YA tebya lyublyu." dedim tekrardan. Gözlerinin kenarları kırıştığı an kapı aniden açıldı, Medine abla benden uzaklaştı.
"Bende neredesiniz diye kara kara düşünüyordum." Bekir sarsak adımlarla içeri girdiğinde gözlerini kıstı. "Medine bu evde Rusça konuşmak yasak değil miydi?" Omzunun gerisinden koridora seslendiğinde odanın içini takım giymiş adamları doldurdu.
"Ben konuştum." Yataktan çıktıktan sonra Medine ablanın önüne geçtim. "Ben konuştum seni Svoloci" Bakışlarını bana çevirdiğinde gözlerindeki parıltıyla kaşlarımı çattım. Sinsi bir şeyler planlıyordu veya yapmıştı.
[ Svoloch' - Piç ]
"Bu dersi daha önce vermeliydim sana." Ne dersi? Başıyla işaret verdiğinde bir koruma bize yaklaştı. Tekme atmamı umursamadan kolları bedenimi sarıp çırpınışlarımı durdurmaya çalışıyordu. Adamlardan ikisinin Medine'yi tam karşımda olacak şekilde diz çöktürmüştü.
"Bekir...Nyet." Elindeki parıldayan metalle çığlık attım. "Nyet...Nyet..." Medine'nin arkasına geçip bıçağı boğazına yasladığında bacaklarım beni taşımayı kesti, beni tutan koruma düşmemi engelleyip bedenimi ayakta tutarken Medine ablayla göz göze geldim.
[Nyet – Hayır ]
"Ne boysya." Fısıldayışıyla hıçkırdım. Deli gibi korkuyordum. Bir kez daha olmaz. Bir kez daha birinin boğazının kesildiğine şahit olmamalıydım.
[Ne boysya – Korkma ]
"Bu evde..." Bıçağı kaydırdığında Medine ablanın gözlerinin kocaman açıldığını gördüm. Kan yavaşça boğazından aşağı akarken Bekir bile isteye yavaş kaydırıyordu bıçağını. "Mahkumsun... Benim kurallarıma..." Her cümlesiyle duraksayarak bıçağı hareket ettiriyordu. "Uyacaksın tatlım...Daha az zarar görmen için itaat etmek zorundasın."
"Sana itaat edip diz çöktüğüm gün öldürüldüğüm gündür. Asla." Medine abla yere düştüğünde hıçkırdım. "Seni yaptıkların için süründüreceğim." Bıçakla bana yaklaştığında beni zapt eden kollara lanet okudum. Elindeki kanı yüzüme sürterken dudaklarını yanağıma değdirdi.
"14 yıldır boş tehditler." Bıçağın ucunu boğazıma dayadı. "Benim gibi göstere göstere yapmalısın, yoksa kimse deli olduğuna inanmaz." Nefesindeki alkol kokusunu bastıran kan kokusu midemi bulandırmıştı.
"Seni öldüreceğim Bekir. Öldüğünde gördüğün son yüz benimki olacak." Bekir geri çekildiğinde suratına tükürdüm. Onunla aynı dünyada olmak bile mide bulandırıcıydı.
"Haldun Çetin geldi." Bekir bana hamle yapamadan geriledi ve içeri giren korumaya baktı. Babasından it gibi korkuyordu ve aslanlığı o gelene kadardı.
Odaya ilk Melih girdiğinde Bekir'in elindeki bıçağı gördü. Kaşları çatılırken gözleri sırayla Medine ablanın ölüsünden bana çevrildi.
Geç kaldın. Geç kaldınız. Hepinizden nefret ediyorum.
"Sen ne bok yedin? Aptal herif." Haldun Çetin'in bağırışıyla arkamdaki koruma beni serbest bıraktı, yere oturduğumda gözlerimi Medine ablaya çevirmiştim.
Bu evde ölmeyecektim. Bu evde aileme kavuşmadan son nefesimi vermeyecektim.
Bana bunları yapanlar sürünmeden asla ölmeyecektim.
🖤
Karanbey ilk bölümüyle yakında...
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 119.64k Okunma |
6.93k Oy |
0 Takip |
41 Bölümlü Kitap |