1. Bölüm

Yeni Hayatın Başlangıcı

Buse Akay
buseninopucugu

Hayat bazen sizi olmadığınız biri olmak için zorlar. İlk başta direnseniz bile, en sonunda dönüşmekten korktuğunuz kişiye dönüşürsünüz. Tıpkı benim gibi... Ergenliğim boyunca tek derdim yüzümdeki akneler veya vücudumdaki fazla kilolardı. Şimdi ise aileme karşı duyduğum özlem ve sırtıma binen vicdan yükü ile uğraşıyorum. Şanslıyım ki diğerleri gibi vicdanımı kaybetmedim ama korkarım ki yakında ben de onlar gibi bir canavara dönüşeceğim.

Bu tuzağa bir şantaj üzerine düştüm. Eğer kabul etmeseydim ailemi öldüreceklerdi, bu hayatta önem verdiğim tek şeye zarar vereceklerdi. Elimdeki mopa bakıp daldığımı Özgür'ün bana seslenmesi ile fark ettim. Yerdeki son kan lekesini de sildikten sonra mopu kovasına yerleştirdim. Evet ben bir mafyanın temizlikçisiydim. Olay mahalini temizleyip bütün suç aletlerini ortadan kaldırıyordum. "Bakıp daldın yine." Etrafımda yer alan insanlara hâlâ alışamamıştım, bu kadar duygusuz ve gaddar olmaları nefret ettiğim en büyük sebeplerden sadece bir tanesiydi.

"Yok bir şey, bir an önce çıkalım şuradan." Oğuz elindeki tıbbi atık poşetleri arabaya götürmek için evden çıkmıştı. Özgür de elindeki oda parfümünü sıktıktan sonra çıkmak için hareket etti. Son olarak bende mop ve kovasını alıp evden çıktım. Bir kez daha bir insanın son nefesini verdiği ortamı örtbas etmiş ve tüm delilleri ortadan kaldırmıştım. Oğuz elimdeki eşyaları alıp arabaya yerleştirirken ben de arabaya biniyordum. "Hızlı olun bu tarafa gelen bir araba var." Ece'nin sözleri ile Oğuz koşarak arabaya bindi ve kapıyı kapattı. Hepimizin tam olduğuna emin olan Özgür gaza kökleyerek bulunduğumuz yerden uzaklaşmaya başladı. Ne de olsa yasa dışı bir iş yapıyorduk ve yakalanmamız en son isteyeceğimiz şeydi.

 

 

Şimdi gelelim benim hayat hikayeme, bundan iki sene önce üniversite de adli bilimler öğrencisiydim. Bölümümde başarılı bir öğrenciydim ve o zaman takip edildiğimi bilmiyordum. Okul çıkışı siyah bir minibüs önümde durdu ve beni zorla o minibüse bindirdiler. Tam anlamıyla mafya filmlerindeki gibi bir arabanın içindeydim. Karşımda ise bu işlerin başında olan Kenan Karabay'ın oğlu Edis Karabay vardı. Elindeki biradan bir yudum alıp bardağı tahta yere koyduğunda araç çoktan hareket etmişti bile. Korkumdan dolayı nefes alışverişlerim hızlanmıştı, bu halim Edis'i güldürmüştü.

"Küçük ceylanımız korktu anlaşılan." O an yüzüne tükürmek isterdim ancak yanındaki korumalar beni korkutuyordu. Üstelik silahları vardı, Edis'e karşı gelecek yürek yoktu bende. "Ne istiyorsunuz benden?" Merak ediyordum ülkede kırmızı bültenle aranan biri beni neden kaçırırdı? Para için mi, ki buna ihtimal dahi veremezdim. Orta gelirli bir ailenin çocuğuydum ayrıca Karabay ailesinin paraya ihtiyacı olmazdı. "Bizim için çalışmanı." Korkudan küçük dilimi yutmak üzereydim, bu yaşıma kadar kavgaya dahi karışmamıştım.

Şimdi ise bir mafya benim onlar için çalışacağımı söylüyordu. Yutkundum. Bu teklifi düşünmeden reddedecektim, hızla başımı iki yana salladım. "Yapamam." Edis gözden çıkardığı puroya çakmak çaktıktan sonra içmeye başladı. Yüzündeki sırıtış büyüdü "Göster." dediğinde yanındaki adam elindeki tabletin ekranını açtı ve bana dönderdi. Tabletteki görüntüde annem vardı ve namlunun ucundaydı.

Korkunun arkasından gelen endişe duygum ile göz yaşlarım firar etti gözlerimden. " Eğer kabul edersen ailen yaşayacak ama sensiz, eğer kabul etmezsen sen yaşayacaksın ancak ailen ölmüş olacak. Beni yanlış anlama, seçim hakkı senin. Üstünde baskı hissetme-" Kendime geldiğimde kükrercesine Edis’in sözünü kesmiştim. “Tamam Allah’ın cezası, tamam sizinle çalışacağım.”

Ailemden uzakta yaşamak beni zorlayacaktı ama en azından onların yaşadıklarından emin olacaktım. Edis keyifli bir şekilde solumuş olduğu dumanı üfledi. Arabanın atmosferi değişmişti ve duman kaplamıştı. Kokudan dolayı öksürdüğümde ise tepedeki pencere açıldı. Nereye gittiğimizi bilmiyordum. Bildiğim tek şey hayatımın boka saracağıydı, anlam veremiyordum benim gibi biri nasıl olurda bir mafyaya lazım olur? İmkânsız olduğunu bildiğim halde bu yaşadıklarımın kâbus olmasını istiyordum. Gözümü kapattım, açtığım zaman sıcacık yatağımda uyanacağıma inandım. Ama olmadı. “Hayırdır ürkek ceylan şimdiden delirmeye mi başladın?”

Nasıl yani bana verecekleri iş delirmeme mi neden olacaktı? Gözyaşlarımı silmek için çantamdaki peçeteyi aldım ve yüzümü sildim. “Beni bok çukuruna attığınızın farkındayım!” Purodan bir nefes daha çekti ve yüzüme üfledi. Yüzüme gelen dumanları elim ile savuşturdum, Edis yine sırıtıyordu. “Salak olmadığının farkındayım ürkek ceylan.” Öne eğildi ve benimle göz teması kurdu. Gözlerimi kaçırmak istiyordum ama yapamıyordum, beni çeken bir enerji vardı.

“Her gece saat on iki de uyuyup sabah yedi de uyandığını biliyorum. Kahvaltıdan önce mutlaka koşuya çıktığını o koşuda hayvanlarla ilgilendiğini, özellikle kışın hayvanlara daha çok kap mama bırakıp onlara kalacak kulübe yaptığını da biliyorum mesela.” Duyduklarım kanımın donmasına yetmişti. Uzun zamandır takip ediliyordum ve bunun farkında değildim. Gerçi nasıl farkında olacaktım ki? Bu şüpheye kapılacak bir hayatım yoktu.

“Daha neler bildiğimi duymak ister misin?” İşte tam o Edis’in bakışlarından dolayı üşüdüğümü hissettim. Edis her kızın âşık olabileceği bir dış görünüşe sahipti. Belirgin çenesi, keskin bakışları, dalgalı saçları, geniş omuzları… Ama o kızlar şu an bu bakışa maruz kalsalar bırak etkilenmeyi, korku dışında duygu yaşayamazlardı. Araba durduğunda, kapı açıldı iki koruma kollarımdan tuttu ve yürümeye başladılar.

Edis de arabadan indiğinde önümüzde yürümeye başladı. Fazlasıyla büyük bir yerdeydik, her yer koruma kaynıyordu. Arazinin etrafındaki telleri görmek oldukça zordu. Bakışlarım tekrar önüme döndü “Keşfiniz bitti mi küçük hanım?” bu adamın her olayda bir lakap takması sinir bozucu olmaya başlamıştı. Önümüzdeki villayı es geçip sol çaprazındaki ev gibi bir yere gitmeye başladık. Villanın arkası evlerle doluydu, bizim gittiğimiz evin dışı tamamen koyu renkler ile bezenmişti.

İçeriye girdiğimizde arabadaki puslu hava burada da vardı sanki. Evin içine baksan otomatik olarak için daralıyordu. Büyük bir kapının önünde durduğumuzda Edis kapıyı tıklattı ve içeri girdi. Bende korumalar ile onu takip ederken korumalar beni öne savurduğunda yere düşmüştüm. Başımı kaldırıp sinirle korumalara baktım. “Yağmur’du değil mi?” Ayağa kalkmaya çalıştığımda arkamdaki korumalar omzuma baskı uyguladılar ve dizlerimin üstünde olmamı sağladılar.

Başımı salladığımda Kenan Karabay arkamdaki korumalara baktı. “Yağmur hanıma karşı biraz daha nazik olun.” İçimde beliren ilk duygu nefretin tohumlarıydı. Ayağa kalktım ve Kenan'a bakmaya başladım. Yüzünde tatmin olmuş gibi bir hâl vardı. "Sonuçta o bizim örgütümüzün en nadide parçası olacak." Şarabından bir yudum aldı ve beni süzmeye devam etti. "Öyle değil mi güzelim?" Kenan'ın yaşı tahminimce kırk iki, kırk üç civarıydı. Saçları tamamen beyazlaşmış, yüzündeki kırışıklıklar oluşmaya başlamıştı. Yüzüne iğrenerek baktım, sonrasında gülümsedim. "Bu surata iyi bak Kenan çünkü bu yüz senin sonun olacak!" Neye güvenerek bunu diyordum, bilmiyorum.

Tek bildiğim bir şey varsa bu işin sonunda ya Kenan ölecekti ya da ben. Kenan büyük bir kahkaha attı "Ah siz şu kızların özgüveni, beni aşırı eğlendiriyor." yavaşça ayağa kalkıp yürümeye başladım. Kenan ve Edis merakla beni izliyorlardı, Kenan'ın oturduğu masanın üzerine oturup bacak bacak üstüne attım. Kenan'ın tuttuğu kadehi ellerinden alıp bir yudum aldım ve eğildim. "Ah siz erkeklerin kadınları küçümsemesi, beni deli ediyor." Son bir yudum daha aldıktan sonra kadehi geri verdim. Kenan'ın sol çaprazında duran Edis gözleri adeta alev atıyordu, anlaşılan şu an ki durum onu rahatsız etmişti. "Bu soğuk savaşı başlatan sen olabilirsin, ama kazananı olmak için elimden ne geliyorsa yapacağım." Kenan'ın zaten sıkılı olan kravatını biraz daha sıkıp göz kırptıktan sonra ayağa kalktım.

Korku burada sadece seni öldürürdü, bunu çok net anlamıştım. Madem benim hayatımı bok edeceklerdi, her şey karşılıklı olacaktı. Ağlamak hiçbir işe yaramazdı, burada soğuk savaş söz konusuydu. Yürümeye başlayacakken tekrar Edis'e baktım "Hadi bakalım deli oğlan, götür beni gideceğim yere." bu durumda ters psikoloji yapmam daha mantıklı gelmişti bana. Böylelikle olaylara daha kolay adapte olacaktım her ne kadar istemesem de. Ağlayarak sadece kendimi güçsüz gösterirdim, bu yüzden kendime şu an bir söz veriyorum. Bu evde bir daha ağlamak yok, sen güçsüz bir kız değilsin Yağmur Doğan!

Bölüm : 01.07.2025 01:16 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...