6. Bölüm
Tuğçe Tihomira Şeker / Another Life-Hyunlix / Canımı Yaktın

Canımı Yaktın

Tuğçe Tihomira Şeker
daisy_sheker23

Felix~

Gözlerimi aralamayı hiç istememiştim.

Fakat insanın her istediği olmuyordu, değil mi?

Gözlerimi araladığımda Yin'im yoktu. Korkuyordum. Ya ona işkence ediyorlarsa? Ben nasıl affedecektim kendimi? Asla, asla affetmezdim. Onsuz geçen her saniye daha da panik oluyordum.

Karanlık bir odadaydım, normalde karanlığa bayılırdım fakat şu anki durum karanlıktan nefret etmemi sağlıyordu. Bedenimi hareket ettirebiliyordum ve anladığım, gördüğüm kadarıyla sadece el ve ayak bileklerim bağlıydı. Soğuk zemin ben uyuduğum esnada bedenime sinmişti, üşüyordum.

Üşüdüğümü belli eden hafif bir mırıltı çıkarttım.

Titriyordum, hem de fazlasıyla, fakat korkudan mı yoksa soğuktan mı kestiremiyordum.

Yine kapattım gözlerimi, bu sefer her şeyin bir kabustan ibaret olduğunu düşündüm, ya da dürüst olayım, düşünmeye çalıştım.

Siz böyle bir anda sakin kalabilir miydiniz? Sevdiğiniz yanınızda yokken ve üstelik tehlikeli bir çete tarafından kaçırıldığınızda yanınızda yokken eminim ki sakin kalamazdınız.

Ah...Tanrı'm, lütfen. Bana yardım et.

Beni uyut ve bir daha uyandırma.

Ayağa kalkamaya çalıştım, yaklaşık 2 dakika kadar çabaladıktan sonra dizlerimin üzerinde durmayı başarmıştım. Ne kadar saattir buradaydım bilmiyordum, bedenim soğukta yatmaktan donmuştu. Hareket etmek oldukça güçtü.

İple oldukça sıkı bağlanmış bileklerim ipin sürtünmesinden ötürü yaralanmaya, derim soyulmaya başlamıştı. Ağzımda hissettiğim sıvıyı öksürerek yere tükürdüm.

Bu karanlıkta rengini seçememiştim ama öksürürken boğazım fazlasıyla yanmıştı. Bedenim titremeye devam ederken yere oturdum, başım öne düştü. Bedenimi taşımakta güçlük çekiyordum.

Üzerimdeki ağır yük bedenimi fazlasıyla yormuştu, artık bu bedeni bile taşıyamıyordum.

Oysa Hyunjin her zaman bana güçlü olduğumu söylerdi.

Ben güçlü değildim, ben güçlü olmayı istemedim.

Bazen insanın elinde olmuyordu seçimleri, kaderinde ne varsa onu yaşardı. Bazılarımızın dezavantajı ise tam olarak bu konuydu.

Başım öne eğik bir şekilde durmaya devam ettim. Ağlamak istiyordum ama gözlerimden gözyaşı akmıyordu, ne gülebiliyordum ne de ağlayabiliyordum.

Başım dönmeye, bedenimdeki kontrolümü kaybetmeye başladığım esnada kapılar açıldı. "Felix!"

3.Şahıs Bakış Açısı~

Changbin koşarak Felix'in yanına geldi. Neredeyse kendinden geçecek olan Felix'i tuttu, Changbin hemen üzerindeki ceketi çıkarttı ve Felix'in üzerini örttü. Kucağına aldı ve odadan çıktı.

Bangchan onu bir türlü salmamıştı ki gelip alasın masum meleğini.

"Felix çok özür dilerim meleğim, Bangchan bir türlü bırakmadı." Özrünü dilerken bir yandan da adımlarını hızlı tutarak odasına gidiyordu.

Felix ceketin verdiği sıcaklık ile hafif hafif kendine gelmeye başlamıştı. Etrafa bakındı, burası normal bir binaydı. Normal bir binanın içiydi, insanlar kendi halinde yürüyor, işlerini yapıyorlardı.

Changbin birkaç kat çıktıktan sonra bir odaya girdi, oda fazlasıyla genişti. Duvarlarında bir sürü poster vardı, yatağın başında ise iki raf bulunuyordu. Rafların üzerinde ise iki ayrı tabanca.

Hangi deli yatağının başındaki rafa tabanca koyardı ki?

Mesela Changbin.

Changbin Felix'i yatağına yatırdı ve üzerini örttü, onu kucağında taşırken bedeninin soğukluğunu fark etmişti ve her geçen saniye kendine saydırmıştı. Felix bir nebze olsun rahatlamıştı fakat hala korkuyordu. Hyunjin hala ortalıkta yoktu.

Changbin Felix'i yatırdıktan sonra yanına oturdu ve bir kolunu Felix'in diğer tarafına koydu.

"Meleğim benim..." Mırıldandı, çok seviyordu Felix'i, deli gibi seviyordu.

"Sen bunları hak edecek bir insan değildin, şeytanların arasındaki tek meleksin sen, benim masum meleğim." Felix, Changbin'in bu sözlerini anlamdıramıyordu, şeytanların arasındaki tek melek mi? diye düşündü bir an.

"Ne demek istiyorsun Changbin...?" Siniri artmaya başlamıştı.

"Felix'im, canım...sana şimdi anlatacaklarımı keşke yaşamamış olsaydın." Bir yandan içi içine sığmıyordu, çünkü Hyunjin'in gerçek yüzü ortaya çıkacaktı. Fakat bir yandan da canı yanıyordu. Sevdiğinin bu tarz şeyler yaşaması zaten zordu. Birde bunları öğrendiğinde ki tepkisinin ne olacağını gayet iyi biliyordu.

"Lafı uzatmayı kes!" Felix sinirle hareket etmeye çalıştı fakat Changbin onu kollarının arasına sıkıştırmıştı, hareket edemiyordu. Şu an hareket etmemesi iyi olacaktı.

"Pekala meleğim, izin ver sana en baştan anlatayım..."

~~~~

Changbin, Felix'e her şeyi baştan sona anlatmıştı, Felix ilk başta inanmayıp inkar etmişti, fakat Changbin ona kanıtları gösterince Felix önce duraksamış, daha sonrasında deli gibi ağlamaya başlamıştı.

Hyunjin deli gibi titremeye başlamıştı. Hyunjin öbür oda da deli gibi titrer iken, Felix ise başka bir oda da deli gibi titriyordu.

Hyunjin ağlamaya başladığında, Lee Know onun başını okşadı.

Felix ağlamaya başladığında, Seo Changbin onun başını okşadı.

Felix hıçkırıklarında boğulurken yaşadığı bu ihaneti kaldıramadı, deli gibi titreyen bedeni onu daha fazla ayakta tutamadı. Transa geçerken Changbin'in kollarına yığıldı. Oysa Felix'in hayalleri bambaşkaydı. Felix'in hayallerini süsleyen, sevdiği adam ona ihanet etmişti.

Hem de ağıza bile alınmayacak türden bir ihanet.

Bölüm : 25.03.2025 21:10 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...