

Felix~
Changbin'in anlattıklarına her ne kadar inanmak istemesem de maalesef ki doğruyu söylüyordu. Kabullenmek istemediğim ise o kadar belli oluyordu ki, saatlerce ve deli gibi ağlamaktan yorgun düşüp bayıldığımda, beynim bir daha uyanmayı istemediği için yaklaşık 2 gündür uyuyordum.
Uyandığımda Changbin'in yatağında yatıyordum. Beni rahatsız etmemek için iki gündür kanepede uyuyordu.
Gözlerimi araladığım ikinci günün sabahı uyumak üzere geri kapattım.
Fakat uyuyamıyordum, artık kalkmam gerekiyordu.
Kanepede uyuklayan Changbin'e kaydı gözlerim. Bedenim hareket ediyordu ama kafamdaki düşünceler bambaşkaydı.
Hwang Hyunjin, beni kullanmanın cezasını ağır bir şekilde ödeyecekti.
Yataktan indim, Changbin'in yanına doğru yürürken durup boy aynasına baktım. Gözlerim kızarmıştı, üzerimde Changbin'in kıyafetlerinden vardı. Saçım başım dağınıktı.
Lakin Changbin, uyuduğum sabahlar uyandığında saçımı tarardı, hem de özenle, canımı yakmayacak şekilde.
Bu sabah ondan önce kalkmıştım.
Tekrar yanına ilerledim, kanepede oturmuş vaziyetteydi, başı geriye yaslıydı, kolları ise göğsünün hemen altında birleşmişti.
Yanına oturdum ve omzunu dürttüm. "Changbin."
Changbin hızla gözlerini araladı ve başımı iki yandan tuttu, "Ne oldu meleğim? Bir şey mi oldu? İyi misin?"
Ellerini tutup indirdim. "İyiyim, bir şeyim yok."
Changbin rahatlamış olacak ki derin bir iç çekti.
"Hyunjin'i görmek istiyorum."
Changbin gülümsedi.
Senin cezan eşsiz olacak Hyunjin, beni yanında değil de karşında gördüğünde yüzünün alacağı hali keyifle izleyeceğim.
Sen yeteri kadar dans ettin, şimdi dans sırası bende.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |