

İlk kez bir medya aracılığıyla kurgumu okurlarla buluşturuyorum.🥳🥰💫
İlk bölümlere kıyasla sonraki bölümler çok daha gelişmiş bir yazım diline sahip. 🪻
Yorumlarınız ve kibar eleştirilerinizi merakla bekliyor olacağım 👀😍🌅
+++
Hayat her zaman hissettiklerimizi yansıtmaz.
Ben, dışarıdan ne kadar sakin de görünsem, bazen fırtınalar kopar yüreğimde. Ne kadar önemsemiyor da görünsem endişeden ölüyor olurum bazen. Kah çok gülüyor, herkesi güldürüyorum ama içim kan ağlıyor zaman zaman.
Şimdi arkamdan bağlı olan kollarım artık uyuşmaya başladığında kendime geldiğimden beri kapalı tuttuğum gözlerimi açmamı emreden adamı takmıyor gibi gözlerimi sımsıkı kapalı tutuyorum. Oysa korkudan titrediğimi hissediyorum ancak sessiz bir savaş veriyor, dimdik duruyorum.
Çocukluğumda dinlerken çok korktuğum dedemin anlattığı hikayeyi şimdi hatırlamam, güç verecek bir şeye ihtiyacım olduğundandı. Çünkü dedem, hikayeyi her anlattığında benim korktuğumu görür ve güvenli, sımsıcak yuvamızda olduğumuzu söyleyip içimi rahatlatırdı.
Şimdi kollarımı kendime saramadığım için zihnime dolan hikayeyi sürekli tekrar ediyor ve bulunduğum durumun geçeceğine inanmaya çabalıyordum.
~ Aylar Önce ~
Bugün Çarşamba yani staj günüm. Dün derslerim erken bitince uğradığım dükkandan çocuklara minik hediyeler almıştım. Bugün onlara verince yüzlerinde göreceğimi umduğum sevinçli suratlar, bugünün en büyük motivasyonu olabilir.
Ramazan'a iki hafta kaldığından annem çoktan hazırlıklara başladı. Buzdolabına astığı listeye Ramazan ayı boyunca hangi gün kimleri davet edecek hangi menüleri hazırlayacak yazıyor arada gelip silip tekrar düzeltiyor. Onun bu tatlı halini tebessüm ederek izlerken ben ise acele ile kahvaltımı ediyorum çünkü geç kalmak üzereyim ancak annemin koyduğu kural, kahvaltı yapmadan evden çıkmama izin vermiyor.
Tabağımda kalan son zeytini de ağzıma atıp ayaklandım. Babam herkesten önce kalkıp işe gittiğinden annem onun dağınıklığını topluyordu. Arkasından yaklaşıp yanağına bir öpücük kondurdum.
"Sultanım ellerinize sağlık bu yediğim tostu sanayide bile yapamıyorlar. Sırrınız nedir?"
Dediklerime gülümsedi. "İlahi Gülşah hadi geç kalacaksın."
Saate baktım. "Kalmışım bile boş ver anne, gel tostunu konuşalım."
"Kız elime aldırma terliği bak." Kıkırdayarak mutfaktan çıkarken hızla odama yöneldim.
Sevgili kardeşim yatağında ayı gibi uyuyordu. Okulu hemen alt caddemizde olduğundan ders saatine on beş dakika kala kalkıp mutfakta ne varsa ağzına atıp okulun yolunu tutuyordu.
Yorganın üstüne attığı bacağını dürttüm.
"Kalk Ufuk ders saatin geldi!" Homurdanarak diğer tarafına dönen ayıyı iyice sarsmaya başladım. Onunla uğraşmak eğlenceliydi. Hem o da benimle uğraşıyordu.
"Kalk Ufuuk! Annem terliğiyle kapıda bekliyor kalk!"
"Hıhı"
"Kalk len kalkmazsan tayinimi okulunuza aldırırım bak." Sözlerim biter bitmez Ufuk yataktan fırlarken ben şaşkınlıkla arkasından bakakalmıştım.
"Vay çakal beni okulunda istemiyorsun ha. Bende meraklı değilim sana"
Ben arkasından söylenirken o çoktan banyoya girmişti.
Lise üçteki kardeşimin okuluna tayinimi ancak rehber öğretmenliği sınavına girersem isteyebilirdim. Ama küçük çocukları tuvalete götürmek ergenlerin kavgalarını ayırmaktan daha kolaydır. Her ne kadar her işin kendince bir zorluğu olsa da.
LGS öğrencisi kız kardeşim Nazlı ise çoktan beni kahvaltı sofrasında yalnız bırakıp okuluna gitmişti normalde çok çalışkan biri olmasa da bu sene sınav senesi olduğundan fen lisesini tutturmak için canını dişine takarak çalışıyordu. Çok sevdiği arkadaşı Selen ile doktor olacaklarmış.
Arkadaş... Çok sevdiği arkadaşı... Onun en sevdiği arkadaşı olmak...
Bu tabirler ve ne anlama geldiklerini yalnızca bilirdim ve hayal ederdim. Arkadaşlarım elbette olmuştu. Konuştuğum mesajlaştığım insanlar olmuştu. Ama hiç bir derdimi anlattığım, birlikte gezmeye gittiğim, evime çağırdığım bir arkadaşım olmamıştı. Yakın arkadaş...
Üniversite deki son senem ve bu zamana kadar çok arkadaş kazığı tattım. Ama yakın arkadaş hissini hiç bilmiyorum.
Bazen dışarıdaki bu yalnızlığım çok gözüme çarpıyor elbette. Kendimi yapayalnız hissettiğim ve hep böyle olacağından korktuğum zamanlar...
Annem iyi insanlar yalnız olur der. Kıskanılır der. Oysa kıskanılacak bir şey yok ki. Onca arkadaş, herkesle iyi geçinmek gibi güzel bir huyun varken neden sessiz ve kendi halinde bir kızı kıskanıp onu dışlarsın ki?
Bu soruyu hep sorarım kendime. Ya da iyi insanlar neden yalnızdır neden diğer iyi insanlarla karşılaşmazlar?
Annem imtihan diyor. Yalnızlığımdan hiç şikayet etmedim. Sadece arada bunu çok derin hissettiğimde sebebini kendi içimde sorgularım.
Benim için bu ise hayırlı olan aksini isteyemem Rabbimden. Belki de en güzel dosta saklıyordur hakkımı derim içimden. Kendime daha güzeli olacak telkini veririm hep.
Krem rengi montumu giyip haki rengi şalımı düzelttim, çantamı da koluma taktığımda hazırdım.Mutfağa seslendim. "Allah'a emanet ol annecim ben çıkıyorum."
Annem mutfaktan çıkıp kapının önünde durdu. Geçen haftanın aksine bu hafta güneşli olduğundan spor ayakkabılarımı giymeye karar verdim. Sağ ayağımı giymiş sol bacağımı kendime doğru çekmiştim ki bir şey bana çarptı. Hayır. Bu bir çarpma değil baya bodoslama itmeye giriyordu. Binanın mermerlerini öpmekten son anda kendimi toparlayıp arkamı döndüm.
"Ufuk!" Ayakkabısını ayağına geçirip bana sırıtarak bakan Ufuk anneme döndü "Hadi görüşürüz annecim." Annem ise Ufuk'a uyarıcı bakışlar atıyordu. "Ablandan özür dile çocuğum."
"Anne yolun ortasında tek ayaklı heykel gibi durması benim suçum mu ya?"
"Yolun ortası mı?" Ayakkabımı giymiş ellerim belimde, masum rolü oynayan kardeşime baktım. "Tamam hadi uzatmayın geç kaldınız zaten." Diyen annem olmasa yapacağımı biliyorum ben bakışı atıp otobüs durağının yolunu tuttum.
Otobüse son dakika yetişip nefes nefese kartımı okuttuğumda boş yer olmadığı için arka tarafa geçip bir koltuğa tutunarak dışarıyı izlemeye başladım.
***
Yorucu bir staj günün ardından son çocuk çıkana kadar sınıfta kalma işi bana bırakılmıştı.
Benimle aynı okuldan hatta sınıftan olan iki staj arkadaşım ise bu işi bana kitlemeyi alışkanlık haline getirmiş sürekli en erken onlar çıkıyordu. Çocukları sevdiğimden sorun etmiyordum. Buna Ramazan'a kadar susabilirdim ancak bende oruç olacağımdan onlarla konuşup bu işe son vermelerini ve görevlerini tam yapmalarını söyleyecektim. Aksi takdirde kendilerini önce müdürün odasında sonra da staj terk dosyasıyla kampüste bulabilirlerdi.
Hiç uğraşamazdım. Tamam demiyorlarsa sonuçlarına katlanacaklardı.
Sınıfta yalnızca Selim kaldığında onu ben götüreceğimden dosyayı imzalayıp öğretmenler odasına bıraktım.
Selim, neredeyse her gün çayını içmeye uğradığım pastaneci Hakkı amcanın torunu oluyordu. Hakkı amca onun dedesinin babasıydı. Rahmetli oğlundan daha uzun yaşama sırrını ise emekli asker olduğundan; acılara, ağrılara ve yaşanmışlığa dayanıklı olduğunu söylüyordu. Gerçi yetmiş yaş çok da yaşlı değildi bence.
Selim'in minik sırt çantasını ondan alıp diğer elimle de onun elini tutarak okulun bahçesinden çıktık.
"Öğyetmenim bugün benim dayım gelecek biliyor musunuz?"
"Ne güzel."
"Hem de temelli kalacak, büyük babanne hasta olduğu için onu yanında istemiş."
Evet, Hakkı amcanın eşi Gülsüm teyze de yaşıyor çok şükür. Henüz 67sinde olsa da büyük babaanne olduğu için yaşlı hissediyor insan. Ama eskinin insanı erken evlenip çoluk çocuğa karıştığından böyle torununun evladını görecek kadar yaşıyorlar.
Hakkı amcanın tek oğlu ise akciğer kanserinden yıllar önce vefat etmişti. Torunlarına bakması için gelinlerine hep yardım etmiş bu tatlı, yaşlı çift.
"Annen nasıl Selim? Bayağıdır seni almaya gelemiyor bakıyorum da."
"Büyük babanneyle ilgileniyor öğretmenim. Hastaneden dün çıkaydılar daha." Selim'in konuşması ve diksiyonu çok güzel olsa da arada r harflerini söyleyemiyordu. Ama onunla özel çalışmalarımız gittikçe ilerlemiş r'leri daha kolay çıkarmaya başlamıştı.
"Daha iyi mi peki babaannen?"
"Beni göyünce daha iyi oluyormuş öğyetmenim. O yüzden orda kalıyoyuz galiba."
Selim'in saf çocuksu düşüncesine tebessüm ettim.
"Bende yakın zaman da ziyarete geleyim o zaman Gülsüm teyzeyi."
"Evet öğyetmenim gelin! Uzun zamandır gelmiyoysunuz zaten. Hem dayım da gelecek."
"Misafirimiz gelecekse gelemem ama."
"Hayıy öğyetmenim. Dayım misafir değil ki artık temelli geliyoy. Hem bana ders çalıştıyıysınız yine konuşuyken zoylanıyoyum, bakın."
Cümlesinin sonlarına doğru bilerek öyle konuştuğu anlaşılıyordu. Gülümsedim. Benim onunla vakit geçirmemden çok hoşlandığını daha önce annesi Gülce abladan duymuştum.
"Pekala gelirim bir ara. Hem babaanneyi ziyaret ederim hem tekerleme çalışırız."
"Yuppi!" Heyecan gösterisinin farkına varıp kendini toparlayan Selim ciddi olmaya çalışıyordu. Dışarıya karşı hep soğuktu. Yalnızca benimle yalnız kaldığında ve dedesi ile şımarırken onun çocuk neşesine şahit oluyordum.
Babasının yurt dışında çalıştığından çok sık görüşemediklerini biliyordum. Belki de ondan kapatmıştı kendini.
Köşeyi dönüp caddeyi renklendiren Güllü Pastanesi'ne giriş yaptığımızda yüzüme çarpan sıcak poğaça kokusu acıktığımı hissettirmişti.
Tezgahın arkasında bardağa çay dolduran Hakkı amca kapının açıldığında çıkardığı sesle doğrulmuştu.
"Ooo kimler gelmiş hoş gelmiş." Bu sırada Selim elimi bırakıp dedesine koştu. Bardağı son anda bırakıp Selim'i kucaklayan Hakkı amcaya baktım.
"Dede, sürpriz! Gülşah öğretmenim bize gelecek."
"Buyursun gelsin oğlum, kapımız ona hep açık." Hakkı amca Selim'i yere bırakırken bana gülümsedi. "Gülsüm teyze rahatsızmış sanırım Hakkı amca. Ziyaret etmek için konuşmuştuk Selim ile."
"Gel tabi kızım seni görünce mutlu olur o da."
"Dede ben acıktım." Hakkı amca torununa döndü. "Aslanıma fırından yeni çıkmış taptaze mini pizzalardan getireyim."
"Hayika!" Selim'in montunu çıkarmasına yardım edip o oturduğunda ben gitmek için toparlandım. "Hakkı amca ben gideyim çok geç olmadan."
"Bekleyenin mi var?"
"Yok da geç olmadan gideyim yani."
"Otur oturduğun yerde. Pizzalarımdan yemeden bırakmam. Bak Ramazan geliyor pişman olursun yemediğine."
"Evet öğyetmenim limonata da içeriz."
"İyi madem anneme haber vereyim bari."
Az sonra iki küçük pizzayı gömmüş limonatamı bitirmeye çalışıyordum. Henüz iş çıkışı saati gelmediğinden pastane boştu. Çırağı olan Cem ortalığı süpürürken, Hakkı amca da bize katılıp yanımızda çay içmişti. Cem, Ufuk yaşlarında eğitim masraflarını kendi karşılamaya çalışan bir lise öğrencisiydi.
"Ee kızım nasıl gidiyor okul, staj?"
"İyi gidiyor Hakkı amca. Gidip geliyoruz bakalım."
"Mezuna da az kaldı ha."
"Öyle. Çok heyecanlıyım kendi sınıfım ve öğrencilerim olacağı için."
"Rabbim hayırla kolaylaştırsın kızım. Öğretmenlik zor iş."
"Amin Hakkı amca."
"İlk tayin genelde doğu da çıkıyor ne yapacaksınız?" Tam ağzımı açmış cevaplayacaktım ki Hakkı amcayı bir öksürük krizi tuttu. Göğsünü tutarak sakin nefesler almaya başladığında kalkıp su verdim.
"İyi misin Hakkı amca?"
"Sağol kızım iyiyim, iyiyim. Tayin diyorduk."
"Babam oraya gidemeyiz diyor beni de tek göndermek istemiyor. Belki özel okullarda iş bakarım."
"Kim bilir belki kendi okulunu açarsın ha."
Güldüm. "Bir hayal."
"İmkansız değil ama."
"İnşallah Hakkı amca. Nasip.
"Öyle tabi."
Kapı açılıp içeri birileri girdiğinde arkamı döndüm, gelen kardeşlerimdi.
"Oo abla bizsiz keyif ha?"
"Gel Nazlı kızım oturun size de getireyim."
"Sağol Hakkı amca bizim eve geçmemiz gerekiyor hava birazdan kararır." Sahiplenici ve çatallı sesiyle konuşan Ufuk'tu. Ablasıydım ama abim gibi davrandığı zamanlar az değildi. Montumu alıp ayaklandım.
"Gidelim Hakkı amca ne kadar tuttu sen hesabı söyle lütfen."
"Duymamış olayım." Derken tezgahın arkasına yöneldi, bir şeyi paketliyor gibiydi. Zaten bizden para aldığı yoktu. Her ne kadar ısrar etsek de siz benim çocuklarımsınız deyip gönderiyordu.
"Alın bakalım bunlar da size, evde yersiniz artık." Nazlı sevinçle Hakkı amcanın uzattığı kese kağıdını alırken ben ve Ufuk parayı vermek için ikna etmeye çalıştık Hakkı amcayı. Babam, Hakkı amca parayı almayınca üzülüyor bize kızıyordu. Adamın dükkanını bastıracaksınız diye eve gidince azar işitiyorduk.
"Hadi eve gecikmeyin yarın akşam da misafirliğe bekliyoruz, babangile haber vermeyi unutmayın."
Mahsun bir şekilde tamam deyip pastaneden çıktık.
Eve girdiğimizde mutfaktan mis gibi kokular geliyordu. Akşam namazından sonra babam işten geldiğinde hep beraber sofraya oturduk. Günümüz hakkında sohbet ederek yemeğimizi yerken bu huzurlu tablo için Rabbime şükrettim...
+++
İlerleyen bölümlerde yaşanacak olayları okumak için takipte kalın😉
Oylama ve yorumlarınız için şimdiden çok teşekkür ederim✨ Hepsi benim için çok çok kıymetli💖
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 1.68k Okunma |
405 Oy |
0 Takip |
15 Bölümlü Kitap |