
Ahmet'ten
Feride'yle bodruma indikten sonra kaydı tekrar açmıştık.
"Kızım burası çok büyük nasıl bulucaz?"
"Ahmet sakın dağılıp aramamız lazım deme!"
"Maalesef dağılıp aramamız lazım çünkü birlikte ararsak bulmamız mümkün değil, süreyi unutma."
"Off Ahmet ya."
Tam cevap verecekken bir hışırtı sesi işittim. Feride'de duyacakki arkama geçti.
"Ahmet Can noluyor?"
"Kedi köpek falandır kızım."
İçinin hiç rahatlamadığına emindim.
"Zaten her yerde cam var. Sesini duyarım."
"Tamam Ahmet."
Trip mi attı o bana şimdi?
Feride sağa ben sola gittikten sonra kameraya konuşup bayrağı aramaya başladım. Cebimden eldiven çıkarıp yerdeki eşyalara bakmaya başladım. Yerde bulamayınca kamerayı iki saniyelik kapatıp masanın oraya bakmaya geçtim. Masanın üzerinde gözümü kestirirken Feride'nin gittiği taraftan çığlık sesi geldi.
"Lan! Feride!"
Hızlıca kamerayı cebime atıp koşmaya başladım.
"Feride!"
Feride'yi gördüğümde arkasında ağzını kapatan birisi vardı.
"Bırak lan onu!"
Adam beni gördüğünde kaçmaya çalışmıştı ama onu yakalayıp dövmeye başladım.
"Ahmet!"
Feride'yi duymayacak kadar gözüm dönmüştü. Arkadan ses gelince adam gevşeyince kaçmayı başarmıştı. Arkamı döndüğümde yerde yatan Feride'yi gördüm. Hemen yanına koştum.
"Feride! Feride aç gözünü Feride!"
Çığlığı duymuş olacaklarki Mert ve Sıla bağırmıştı.
"Sıla bodrumdayız çabuk buraya gelin!"
Feride'yi kucağıma alıp merdivenlere ilerledim. Bir kat çıktıktan sonra Feride gözünü açar gibi oldu. Kafasında kan vardı. Allah'ım nolur ona birşey olmasın.
"Ahmet?"
"Feride yok bişey hastaneye gidiyoruz. Sen uyumamaya çalış tamam mı anda kal."
Zemin kata gelince Sıla'larla karşılaşmıştık. Bir taraftan da arabaya doğru götüyordum. Hepsi benim yüzümden. Allah'ım nolur ciddi birşey olmasın.
"Feride! Abi noldu Feride'ye."
"Abicim anlatıcam. Mert cebimden anahtarı al sen sür. Sıla sende yanına geç."
İkisi de Feride'ye bakıyordu.
"Olum hadi ne duruyorsunuz? Acil hastaneye gitmemiz lazım, kafası kanıyor."
Mert cebimden anahtarı aldı ve arabayı çalıştırıp konum açtı. Sıla'da arka koltuğu açtı. Hızlıca geçtim. Feride göğsümde bayılmıştı bile.
Sıla kapıyı kapatıp öne geçti ama gözü arkadaydı. Araba sonunda haraket etti.
"Feride aç gözünü canım, Feride!"
Ses seda yoktu.
"Mert ne kadar gösteriyor? Daha hızlı sür."
"20 dakika. Kanka sakin olen hızlı şekilde sürmeye çalışıyorum. Kaza yapıcaz."
Sıla ağlamaya başlamıştı. Başladı bizim mesai.
"Abi uyanmıyor."
O yol 20 saat gibi geldi. Sonunda hastaneye geldiğimizde hemen sedyeye aldılar ve acile geldik.
Feride'yi içeri alınca biz dışarda beklemeye başlamıştık. Saat 5'e geliyordu. Yiğit'lere mesaj attık ve kalabalık olmaması için gelmemelerini söyledik.
Sıla ile Mert oturuyordu ben ise volta atıyordum. Tek düşündüğüm nasıl olduğuydu.
"Ahmet otur başım döndü. Ben su almaya gidiyorum."
Sıla hâlâ ağlıyordu. Yanına geçip sarıldım.
"Abi ya ona birşey olursa naparım ben."
"Feride güçlü kızdır abicim merak etme birşey olmayacak."
Yani umarım.
Beş dakika boş boş yere baktıktan sonra Mert geldi.
"Kanka Feride'ye ne oldu?"
"Çok büyük olduğu için ayrılıp aramaya karar verdik. Sonra çığlığına koştuğumda bir tane maskeli adam ağzını tutuyordu. Adamı dövmeye başladım. Sonra Feride bayıldı ve büyük ihtimalle kafasını bir yere çarptı."
"O adam kim olabilir?" diye sordu Sıla.
"Hırsız falandır." dedi Mert.
"Hepsi benim yüzümden ayrılmamızı söylemeyecektim o zaten buraya gelmek bile istemiyordu. Allah benim belamı versin ya. Salak kafam."
"Kanka böyle bir şey olacağını nerden bilebilirdin ki. Kendini suçlama bunun Feride'ye faydası yok."
Doktor çıkmıştı. Hepimiz bir anda ayaklanıp yanına koştuk.
"Doktor bey Feride iyi mi?"
"Öncelikle sakin olalım. Feride hanım düşerken kafasını çarpmış kanama o yüzden. Beyin tomografisi çektik. Çok şükür ki ciddi birşey yok. Dikiş attık. 1-2 saat içinde uyanır. Görebilirsiniz. Ne olur ne olmaz diye 1 gece misafir edeceğiz. Siz refakatçiyi seçersiniz. Tekrar geçmiş olsun."
"Teşekkür ederiz."
"Allah'ım çok şükür."
Doktor gittikten sonra Sıla masum bakışlarını bana çevirmişti.
"Sıla hiç öyle bakma abicim kalmazsın."
"Abi lütfen ya."
"Kızım şu haline bir bak git toparlan yarın gelirsiniz. Mert Sıla'nın yanında kalabilir misin?"
"Tabiki kalırım kanka. Sen merak etme."
"Sağol kanka."
Sıla'lar içeri girip Feride'yi gördükten sonra gittiler. Feride'nin telefonunu cebime koymuştum. Ablasının bir sürü cevapsız çağrısı vardı. Kendi telefonumdan Fatma'yı arayıp durumu anlattım. O Manisa'ya gitmişti bir kaç günlük. Telefonu kapattıktan sonra odaya girdim.
3. bölüm sonuuu
KEYİFLİ OKUMALAR DOSTLARIMM ✨
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |