
Sıla’dan
"Feroş kalk sabah oldu!”
”He, Sıla, ne?”
"Hadi aşkım Mert ofise geçmek üzere çabuk hazırlanmamız lazım abimi de uyandır.”
Feride’den tık yoktu.
”Aloo! Feride hadi!”
”Kalktım aşkım sakin.”
”Hadi abimi de uyandır, ben tost hazırlayacağım.”
”Tamam aşkım sağol kaldırırım şimdi.”
Karşılıklı öpücük attıktan sonra ben mutfağa geçtim.
Feride’den
Üstümü giyinip rutin işlerimi hallettikten sonra Ahmet’in odasına gittim. Kapıyı tıklattım ama ses gelmeyince içeri girdim. Ahmet yastığına sarılmış uyuyordu.
”Ahmet! Ahmet!” biraz kolundan dürttüm ama ses seda yoktu.
“Ya Ahmet kalksana!”
”He, efendim feroş?”
”Şükür kalktın hadi çekime geç kalıcaz, daha oradan sonra Youtube daveti var. Sıla kahvaltılık bişeyler hazırlıyor. Hazırlan geç kalmayalım.”
”Tamam kızım sakin ol geliyorum.”
”İnşallah.” odadan çıkıp sıloşun yanına gittim.
”Oo hamarat prensesim ellerine sağlık.”
”Afiyet olsun aşkım, abim kalktı mı?”
”Evet gelir şimdi.”
”Günaydın sıloşum!” heh geldi paşam.
”Günaydın abicim gel.”
Ahmet'te sofraya oturduktan sonra çekeceğimiz video hakkında konuştuk ve 15-20 dakika içerisinde evden çıkabildik.
Akşam-Youtube Daveti
Ahmet’ten
"Mert kanka sen Sıla ile geç içeri biz geliyoruz.”
Feride bana anlamaz bakışlarla bakıyordu.
“Hadi abicim geçin Mert’le.”
“Gel sıloş” Mert Sıla’yı içeri götürürken karşıdan Pınar ve Burak görünmüştü. Feride ile kaş göz gülüşüyorlardı üçü. Ya sabır. Tam yanımıza, daha doğrusu Feride’nin yanına damlayacaklarken Feride’yi kenara çektim.
“Ahmet napıyorsun? Sıla’ları da içeri gönderdin zaten.”
Ben arkadan geliyorlar mı diye etrafı kontrol ediyordum.
“Ahmet sana diyorum!”
“Feride bunlarla beni uğraştırma.”
“O ne demek arkadaşlarım onlar benim.”
“Feride ne arkadaşları ikisi de gıcık tiplerin teki. Hadi Pınar’ı geçtim, ya o Burak?”
”Ne olmuş Burak’a?
“Kızım sen kör müsün? Çocuk seni her gördüğü anda sana yürüyor hiç mi fark etmiyorsun?”
“Ahmet saçmalama!”
“Saçmalama mı? Burak’tan hiç hoşlanmadığımı biliyorsun bu gece konuşma onunla, hatta hiç konuşma.”
“Başka bir emrin var mı beyim?”
“Beyim mi?”
“Ahmet çocuğu gördüğünden beri başımda ahkam kesildin.”
“O çocuk şansını fazla zorlamasın Feride. Ben uyarımı yapayım.”
“Ahmet beni niye bu kadar kıskanıyorsun?”
“Neden kıskanıyorum biliyor musun?”
“Neden?” lafımız yarıda kesildi.
Heh geliyor karşıdan. Hayret Pınar yok. Olmasında zaten. İkisi de ayrı gıcık.
Feride’den
Bu çocuk niye böyle yapıyor Allah’ım?
Lafını da tamamlayamadı. Eyvah geliyo valla. Acaba bana gerçekten yürüyor mu Burak,hiç dikkat etmedim. Ahmet söyleyince de bir fark etmedim değil ama.
Lütfen olay çıkmasın.
Lütfen olay çıkmasın.
Lütfen olay çıkmasın.
“Feride’cim Ahmet bir anda seni götürürce konuşamadık tatlım, nasılsın?” Burak buradan gitmelisin.
Ahmet hiç iyi bakmıyordu. Ben konuşacakken lafa atladı.
“Feride’ye bir şey söylemem gerekiyordu. Dimi canım?”
”He he evet.” Ahmet niye elini belime atıyorsun Ahmet! Yedik şimdi ayvayı.
“Aa siz niye bu kadar yakınsınız?” Ahmet bey, ayıkla bakalım şimdi pirincin taşını.
”Sevgilimle temas kurarken sana mı sorucaktım?”
Burak’ın yüz ifadesini görünce Ahmet’e çevirdim kafamı. İkimizde gülmemek için zor duruyorduk. Burak konuş artık.
“Burak kaskatı kesildin bir sorun mu var?” Sence yok mu Ahmet?
“Yok canım ne sorunu. Hayırlı olsun ben bir Pınar’a bakayım.”
Gitti mi heh gitti.
“Ahmet napıyosun?” bakalım ne geliyor
“Napıyor muşum aşkım?”
“Aşkım mı? Ahmet kafa bulma benimle. Hastane bir burası iki.”
“Sana artık yürüyemeyecek.” Kahkaha patlatmıştı. Bende gülerek cevap verdim.
“Ahmet gülme! Şimdi içerdekiler duyarsa napıcaz. Senin bana içerde sevgilin gibi davranman gibi gerekiyor farkında mısın? Duyulursa bu, görüntü falan? Napıcaz sosyal medyayı. Senin kıskançlığın yüzünden harcanıcaz. Dua et görüntümüz paylaşılmasın.”
“Kızım bir sus motorun soğusun.”
“Dinliyorum.”
“Sakin ol, zaten 1 saat durup gidicez. Sarılıp öpmeyeceğim yanımda otur yeter. Bir de gülüşsek yeter. Elini tutmam gerekirse ne olucak bilmiyorum ama.”
“Başıma belasın varya Ahmet.”
“Ama tatlı bir bela:)”
“Gülme hadi!”
”Tamam tamam buyrun hanımefendi.”
İçeri girdiğimizde bizim masayla Burak’ların masaların arasında 2-3 masa vardı da Allah’tan konuştuklarımız duyulmayacaktı. Vallahi Burak bize bakıyor. Ahmet durur mu, neyseki kol attı omzuma sadece.
“Ahmet nerede kaldınız oğlum.”
“Geldik işte Mert’im.”
Sıla kaş göz yapıyordu bana.
“Gel Feride’cim yanıma otur.”
Ahmet’in yanına oturduktan sonra kulağına fısıldadım.
”Tamam aşkım sakin ol yemediler sevgilini.”
Gülerek karşılık vermişti. İşin dalgasındaydık ama ne bileyim Ahmet’e böyle hitap etmek bir değişik gelmişti. Aa neden acaba Feride. Ahmet sanki gıcıklığını bahane edip gerçekten kıskanmış gibiydi. Ama neden, of. Bana sebep olarak ne söyleyecekti? Benim niye hoşuma gitmişti? diye düşünürken Pınar düşüncelerimi bölmüştü.
“Feride’cim hayırlı olsun hayatım.” Yerin dibi olsaydı da şuan girseydim yani. Ben Sıla ile Mert’in ifadelerine takılı kalırken Ahmet ‘teşekkür edip’ göndermişti. Başlasın ahiret soruları.
“Arkadaşlar noluyor artık bişey söyleyecek misiniz?
“Sıla’cım çok haklısın ama ben bu keyfi Ahmet’e bırakıyorum, dimi hayatım.”
“Kızım bir dur dürtükleme.” haketti ama.
Mert atladı hemen arkadan. “Ne noluyo lan,yoksa!”
“Mert ben size anlatıcam arabada sandığınız gibi değil bizi elevermeyin yeter.” tabii Ahmet’çim.
“Öyle olsun.”
“Feroş bir lavaboya gidelim mi?”
“Olur aşkım gidelim.”
Mert ve Ahmet’i masada bırakıp tuvalete gittik.
Sıla tuvaletleri tek tek kontrol ediyordu kimse var mı diye, akıllı kızım benim.
“Direkt sorucam valla çatlarım. Siz abimle sevgili mi oldunuz?”
“Hayır aşkım.”
“Ee o zaman neydi o?”
“Ahmet güya Burak’ın bana yürüdüğünü düşündüğü ve gıcık olduğu için sevgiliyiz yalanı attı ortaya ben de uymak zorunda kaldım.”
“Oha! Abim basbaya seni kıskanıyor.”
“Yok be Sıla’m.”
“Kendini kandırma ben sana diyorum aşık sana, sende öylesin.”
“Oha ama Sıla yani. Kardeşi yaşındayım.”
“Ne olmuş yani? Neyse fazla bekletmeyelim, sonra konuşucaz.”
“Of Sıla!”
“Sen geç ben geliyorum.”
“Tamam hayatım.”
Sıla’dan
Fa: Efendim sıloş?
S: Kanka bu gece konuşulcak konular var derin. Abimi Mert’e postaladım. Akşam bana geliyosun.
Fa: Ne oluyor kız?
S: Gelince uzun uzun konuşucaz, öptüm.
Tamam Fatma’yı da hallettiğime göre Mert, Emre, Haldun,Mertcan, Aysude, Sena ve Elvin kalıyor geriye. Bayağıda kalıyormuş. Ömer’de abimlerle gider herhalde. Napıyor acaba, neyse ya konudan şaşmayayım ben. Bugün olucak o iş.
Saçımı düzeltip lavabodan çıkarken Ömer’le karşılaştık.
“Naber Sıla?”
“İyi Ömer senden?”
“İyi bende ne olsun.”
“Ya ben aslında senden bir şey rica edicektim de çok iyi denk geldi.”
“Söyle prenses.”
Ayy bi saniye ne diycektim?
“Feride ile abim seninde dikkatini çekmedi mi hiç?”
“Çekmez olurlar mı Sıla aşırı yakışıyorlar.”
“Dimi dimi, bugünde iyice belli oldu. Derin mevzular, ben bugün bizim evde kızlarla Feride’nin içini dökücem. Abimi de Mert’in eve postalıyorum o da sizde artık. Gel bizim masaya Mert’e söyleyelim.”
“Lafı mı olur o iş bizde.” birde göz kırpıyor Allah’ım.
“Ömer? Abicim nerde kaldın?”
Ben konuşacakken Sena abimle Feride’yi çağırdı.
“Heh çok iyi denk geldi abimlerin gitmesi Mert.”
“Gönder gelsin.”
“Biz kızlarla bizim evde toplanıyoruz bu gece, sende abimi alıp erkeklerle toplanıyorsun. Bu gece itiraf gecesi. Ne olup bittiğini mesajla bana haber ver. Abimi kendine itiraf ettirin.”
“Oo plan yapılmış bize de uymak düşer, o iş bizde.”
“Sağol kanka. Heh geliyolar sen hallet.”
BÖLÜM SONUUU BAKALIM SONRAKİ BÖLÜMDE KENDİLERİ KABULLENECEK Mİ??
KEYİFLİ OKUMALAR DOSTLARIM✨
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |