
Feride'den
İçeri birisi girmişti. Az önce Sıla ve Mert buradaydı ve gideceklerini duymuştum. Büyük ihtimalle Ahmet'ti. Yediğim serumda ki ilaçlardan dolayı henüz gözümü açmaya ve konuşmaya halim yoktu. O yüzden uyuyor gibi Ahmet'i dinlemeye başladım. Galiba yanımdaki sandalyeye oturmuştu.
"Feride sana birşey olmasından o kadar çok korktum ki, bi an gözüm döndü ve düşerken seni tutamadım. Özür dilerim. Seni bu videoya çağırmamalıydım, zaten gelmek bile istemiyordun ne diye zorlarsın ki Ahmet."
Elimi tutarak konuşuyordu. Ve bu olanlardan kendini suçluyordu. Onun bir suçu yokki ben yetişkin bir bireyim, gerçekten istesmesem gelmeyebilirdim.
Bir saniye ağlıyor muydu?
Acaba kendini suçlu hissettiği için mi ağlıyordu yoksa bana birşey olmasından cidden mi korkuyordu?
Of Ahmet drama loading.
Şuan ona sarılmak istiyordum ama buna vücudum izin vermedi.
En son Ahmet'in birkaç birşey söylediğini hayal meyal hatırlıyorum, gerisi rüyalar.
Ahmet'ten
Mert'lerin gitmesinden 1 saat falan geçmişti. Feride uyuyordu, bende telefonumda takılıyordum. Olanlardan sonra uyku tutmamıştı. Biraz gözyaşı iyi gelmişti. Umarım Feride duymamıştır, gerçi nereden duyacakki uyuyodu kız.
"Ahmet."
"Aa Feride uyandın mı, nasılsın?"
"Biraz başım ağrıyor."
"Normal ufak tefek dikiş attılar."
"Ne? Dikiş mi Ahmet ayna birşey ver çabuk!"
"Dur kızım sakin ol iz kalmayacak kaynayan dikiş 1 hafta içinde kaybolur."
Telefonumun kamerasını açıp verdim.
"Oh çok şükür büyük iz değil."
"Ya kızım cidden tek derdim bu mu şuan."
"Evet Ahmet Can beğenemedin mi?"
Gülerek "Beğendim beğendim ben doktora haber vereyim. Sonra konuşuruz uzun uzun bu gece de buradayız."
"Off, tamam."
Doktor Feride'ye durumunu anlattı, kan tahlilleri de temizmiş yarın sabah çıkabileceğimizi söyledi. Saat 10 olmuştu. Feride gelen kahvaltıyı yemişti bende kantinden tost çay almıştım.
Sıla'dan
"Mert ben hazırım hadi çıkalım. Abim şarjını istemişti aldın mı?"
"Aldım hadi çıkalım. Ahmet'le Feride birşey yemiş mi?"
"Feride'ye hastane kahvaltı vermiş, abimde kantinden yemiş birşeyler."
"Bizde pastane de birşeyler atıştırıp gidelim, oradan sonra ofise geçicez bugün çok yoğun orada yiyemeyiz."
"Olur."
Sonunda evden çıkabilmiştik. Pastanede poğaça börek atıştırıp hastaneye geçtik.
"Mert kapıyı çalsana belki müsait değil."
"Kızım bi sakin ol çalıcam Allah Allah."
Mert kapıyı tıklattı.
“Gel!" içerden abim bağırıyordu.
İçeri girdiğimizde cıvıl cıvıllardı.
"Oo kanka ne bu mutluluk? Naber Feroş?"
Feride gülerek"İyi Mert ne olsun siz nasılsınız?" kafasını bana çevirmişti. Konuşma sırası bendeydi.
"İyi aşkım nolsun seni merak ettim."
"Ben iyiyim aşkım merak etme. Hatta şu anlık psikolojim de gayet iyi abin sayesinde esprilerini eksik etmiyo sağolsun, dimi Ahmet'cim?"
Abim o meşhur kahkahasını atarak " Evet feroş."
Bizde Feride'yle sarılmıştık o sırada.
Arkadan Mert konuşmaya atladı.
"Oo Allah neşenizi arttırsın çifte kumrular. Ahfer, ahfer, ahfer."
"Yaa Mert!"
"Kanka dövücem bak seni."
"Abi ben gördüğümü söylerim."
Feride kızarmıştı bile, bende ona kıkırdarken kolumdan dürtüklenmiştim.
"Off neyse ben bir aşağıda sigara içip geliyorum."
"Off Ahmet sen kaçıyorsun. Ben napayım?"
"Aşk olsun feroş. Gel senide kaçırayım."
Bi saniye onlar flörtleşiyor mu yoksa bana mı öyle geliyordu diye Mert'e kafamı çevirdiğimde o da bana şaşkın gözlerle bakıyordu.
"Olum aşk olmuş zaten. Sıla bir gece yanlız bıraktık geldiği durumlara bak. Bu ne demek oluyor daha çok yanlız bırakmalıyız sıloş."
Diyip bana göz kırpmıştı. Ben ikisine bakıp gülüyordum.
"Olum abartmayın lan."
"Kanka biz birşey yapmıyoruz ki siz bas baya flörleşiyorsunuz amk."
"Mert şurdan üstüne atlicam he, bokunu çıkarma şakanın."
"Kanka şaka değil ama siz bilirsiniz 1-2 aya görücem ben sizi."
Nasibi zorlamakta Mert gibi olun.
5-10 dakika daha oturup ofise geçtik.
Ahmet'ten
"Ahmet telefonum sende mi? Ablama haber vermedim hâlâ."
"Ha evet bende. Burada ben ablanla konuştum."
"Ne dedi?"
"İyi hissedince aramanı."
"Tamam ben arayayım onu bir."
"Bende sigara içip geliyorum."
"Tamam Ahmoş."
Feride'yle sohbet ettik. Barıştıktan sonra daha yakın arkadaş olmuştuk. İyi ki.
Feride'nin bugün girilen videosunun kurgusunu Sıla kontrol etmişti. Bize de son kontrol için atmıştı. Onu izledik. Saat 11'di. Gece hiç uyuyamadığım için gözümden uyku akıyordu. Feride'de ilaç etkisi yüzünden öyleydi.
"Ahmet?"
"Efendim canım?"
"Eğer yakın bir arkadaşın senden hoşlanıyorsa ve bunu sana söylerse ne tepki verirsin?"
Niye böyle bir soru sordu ki şimdi?
"Niye sordun?"
"Bir arkadaşım böyle bir durumun içinde ve bir erkek gözünden fikrini istedim."
İnanmalımıydım? Neyse fikrimi söyleyeyim.
"Eğer ondan hoşlanıyorsam önce ben açılırdım, ama hoşlanmıyorsam nazik bir dille olmayacağını ve isterse arkadaşlığımıza devam edebileğimizi söylerdim."
"Hmm peki."
"Peki sen?"
"Bende senin gibi yapardım."
Biraz daha konuşup yattık ben yanındaki koltukta yatıyordum. Feride'ye baktığımda uyumuştu bile.
Gece 3 bu saatte kim gelir odaya?
Off tabiki hemşire. Gözümü aralayıp erkek hemşireyi göz hapsine aldım. Ateşini ölçtü ve serumunu değiştirdi. Tam uykuma dönecekken birşeyler mırıldandığını duydum.
Geri gözümü arladığımda Feride'nin saçını okşadığını gördüm.
Lan!
Yalandan öksürmeye başladım. Elini çekmeyince uyanmış gibi yapmak zorunda kaldım.
"Aa beyefendi bir sorun mu var sevgilim iyi mi?"
"Ne sevgiliniz mi? He evet kontrole gelmiştim. İyi uykular." diyip topuklamıştı. Allah'ım ya sabır.
Geri uyumaya çalıştım ama gözümün önüne Feride geliyordu. Kafamı ona çevirdim. Niye kıskanmıştım ki.
Aman Ahmet saçmalama kız uyuyordu ve izin almadan dokundu buna sinirlendin. Feride umarım bu sevgili mevzusunu duymaz. Yoksa biterim.
Feride'den
"Off Ahmet kalksana ya."
"Noluyor?"
Başımdaki hemşireyi görünce şaşırdı niyeyse.
"Ama Feride hanım bu serumu kolunuzdan çıkarmam lazım."
Çocuk gibi mızmızlanıyordum çünkü kolumdan iğne çıkaracaktı düşününce bile suratımı ekşittim. Çocukken de korkardım.
"Beyefendi isterseniz sevgilinizin elini tutun bir an önce sizi taburcu edelim."
Ne sevgili mi bizi sevgili mi sandı?
"Ha yo-" Ahmet konuşmama izin vermemişti. Ve gelip elimi tuttu. Ben mal gibi bakıyordum. Onun gözlerindeyse "lütfen sus" der gibi bir ifade vardı.
"Aa yok birşey hayatım."
Ben şok içindeyken kolumdaki serum çıkarılmış ve hemşire odadan gitmişti."
"Ahmet?"
"Ya gece gelmiş kontrol bahanesiyle saçını okşuyordu bende sinirlendim "sevgiliyiz" dedim."
Ben kahkaha atıyordum. Hoşuma gitmişti vallahi yalan yok.
"Mert'ler sakın duymasın dillerinden düşemeyiz."
"Evet sevgilim, haklısın."
Suratıma bıkkınlıkla bakıyordu.
Ahmet'e birkaç kötü şaka daha yapmıştım.
Ee Ahmet'çim kendi düşen ağlamaz.
1-2 saat içinde hastaneden çıktık.
Ahmet beni arabasıyla evime bıraktı. Zaten ablamda akşam dönüyordu. Hemen bir duş alıp kendimi yatağa attım ve beni merak eden takipçilerimi haberdar edip güzelce uyudum.
4. bölüm sonuuu yazdığım en uzun bölüm oldu.
KEYİFLİ OKUMALAR DOSTLARIMM ✨
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |