18. Bölüm

"Bekletme..."

Gulay Karademir
gulay.k

Asiye irili ufaklı ağaçlarla çevrili ormandaydı. Etrafında dönsede her şey aynıydı ve bir çıkış yolu bulamadı. Yaprakların arasından sızan güneş gözlerine vurdu, elini siper etti. “Kimse yok mu?” Yüksek çıkan sesi ormanda yankılandı. Arkasından gelen çıtırtı sesiyle korkuyla döndü, kimse yoktu. Bu sefer yakınından gelen çıtırtı sesiyle nefes nefese döndü, rüyalarını süsleyen kızıydı. Kollarını açarak anne diyen kızına sıkıca sarıldı. Yüzünü, saçlarını öperek kokusunu içine çekti.

“Anne!"

“Annem...”

“Bekletme...”

“Kimi?” Arkasını işaret etti. “Onu...” Arkasına döndü. Destan... Beyazlar içinde, elini uzatmış kendisini bekliyordu. ‘Seni özledim’ bakışlarıyla içi titredi. Kızına dönen Asiye yanında göremeyince hızla göz gezdirdi. Kendisinden uzakta rahmetli anne ve babasının ortasında gülerek el sallıyordu. Torunlarının elinden tutup arkalarını dönerek uzaklaştılar. Arkalarından gitmek, beni bırakmayın diye bağırmak istesede Destan'ın sesi durdurdu. “Ufaklığım!” Asiye kalbini attıran sese döndü. “Seni çok özledim.” Adama yürüdü ayakları. Daha önce nasıl o eli tuttuysa yine tuttu.

Asiye duyduğu sesleri idrak etmeye çalıştı. Sahra çölünde yolunu bulmaya çalışan bedeviler gibi kuruyan boğazını yumuşatmak için yutkundu. Onlarca adam bıçak saplamış gibi hissediyordu. “Su,” diye inlesede kimse duymadı. Tonlarca ağırlığındaki göz kapaklarını aralamak istesede başaramadı. Neredeydim? Ne oldu bana? Neden üzerimde tonlarca ağırlık varmış gibi hissediyorum? Sorularına yeni yeni gelen bilinci cevap verdi. Genç kızın en son hatırladığı parmaklarına bulaşan kan ve Destan'ın gözlerinde gördüğü korku.“Bebeğim...”

“Hayal.” Annesinin sesine dikkat kesildi. Belki kızı hakkında konuşurlar umuduyla dinledi. “Kızım, Asiye neden uyanmadı hala?” Günlerdir kızının sesine hasretti.

“Kaç gündür uyutuyorlar anne, bu sabah ilacı kestiler uyanması zaman alacak.” Hayal haberi aldığında ameliyathaneden yeni çıkmıştı. Dinlenmek için odasına gittiğinde telefonunun ışığı yanıp sönüyordu.Defalarca kez arayan annesini geri aradığında kardeşinin hastaneye kaldırıldığını öğrendi. Soluğu hastanede aldı ve süreçinde takipcisi oldu.

“Kızım iyi mi? Neden kimse beni duymuyor?”

“Ayşe Asiye’nin hamile olduğunu biliyor muydun?”

“Hayır abla ama tahmin ediyordum.” Benim anlayamadığımı o nasıl anladı. Kendini sorgularken buldu. “Her hareketine dikkat ediyor, mahalledeki çocuklarla oynamıyor, yatmadan öve ılık süt içiyor... Kızıma sormadım abla gelip bana anlatmasını bekledim. Gelmedi. Söylemese de bana kırgın. Bebeği aldırmasını sağlamamdan korktu.”

“Saçmalama anne. Asiye'nin böyle düşünmediğine eminim. Bebeğin hayatı tehlikedeydi, sende biliyorsun kaçırıldı. İkiz bebeğinden birini merdiven altı kürtaj masasında verdi. Sende olsan aynısını yapardın.”

Annemin böyle hissetmesine sebep olacağını düşünmemiştim. Kızımı yaşatmaya çalışıyordum saklayarak.

“Hayal haklı Ayşe. Asiye mecbur kaldığı için bizden sakladı. Artık bir önemide kalmadı. Bize düşen kızımızın yanında olmak.” Hayal annesi ve halasıyla birlikte hava almak üzere dışarıya çıktılar. Boşalan odaya Destan girdi. Asiye'nin başına geldi.

“Kızım yaşıyor mu?” Asiye kızının yaşadığını hissetsede duyarak yüreğini ferahlatmak istiyordu. Son anda ameliyatı durduran Destan'ın haklılığı Asiye'nin yoğun bakıma alınıp kontrol altında tutulmasıyla çıktı. Bizzat Adalet Hanım ilgilendi, mucize gerçekleşmesi dilinde duaydı. Bebeğin kalp atışları yavaş yavaş düzeldi, kalp atışları normale döndüğünde Asiye'yi yoğun bakımdan çıkardılar.

Şu ana kadar dimdik ayakta duran adam dizlerinin üzerine yıkıldı. Genç kızın elini ellerinin arasına aldı. Asiye elindeki sıcaklıkla duyduğu sese odaklandı. “Ben daha önce böyle bir korku yaşamadım. Hayatım boyunca korkunun birçok çeşidiyle karşılaştım: İlk, orta, lisede bana zarar vermek istediklerinde korktum, annemi kaybetmekten korktum, ilk sevgilimin her an beni terk edecek korkusunu yaşadım, ölüm korkusuyla bir hayat kurtardım, ailemden uzak yabancı bir şehirde yaşayacağım için korktum, bezelye tanesi bebeğin acısını yaşayamamaktan korktum, babamın yerine şirketin başına geçtiğimde bana emanet edilene sahip çıkamamaktan korktum. Ama hayatımda seni kanlar içinde gördüğümdeki korkuyu hiç yaşamadım.

Ben bu korkuyu bilmiyorum. Kanım çekildi, nefesim boğazıma dizildi. Halanın çığlığını duymasaydım kendime gelmem zaman alırdı. Sen ne ara ne zaman nefesim olacak kadar içime işledin bilmiyorum. Tek bildiğim tek istediğim seni ve minik cadıyı kaybetmemek ve bu korkuyu bir daha yaşamamak.” Adamın gözyaşları kızın eline düştü. Tenini yakan gözyaşıyla kavrulurken beklemediği itirafla afalladı. Genç kızın beklemediği itirafı Destan'da beklemiyordu. Bir anda dudaklarından dökülüverdi. 'Seni bırakmayacağım Destan' kendine verdiği bir sözdü. Allah'ım sen bizi iki cihandada ayırma, senden gelecek herşeye razıyız.

“Seni böyle görmeye dayanamıyorum ufaklığım, aç gözlerini lütfen. Sana ufaklık dediğimde köpüren okyanus gözlerinde kaybolmak istiyorum. Bana bir iyilik yap ve okyanus gözlerini görmemi sağla.” Genç adamın yakarışına dayanamayarak var gücüyle parmaklarını oynatmaya çalıştı. Destan Asiye'nin parmağını oynattığını hissederek gözyaşlarını sildi. Doğrulduğunda Asiye'nin ağladığını gördü.

“Ufaklığım aç gözlerini buradayım.” Genç kızın elini sıktı. Asiye kirpiklerini ağır ağır araladı, sonunda okyanus gözlerini gören adam rahat bir nefes aldı. “Çok şükür gözlerini açtın ufaklığım, beni dünyanın en mutlu adamı yaptın.” Asiye'nin dudaklarından genç adamın adı zorlukla döküldü. “Destan...”

“Asiyem.” Adımı senden duymak ne güzel. “İyi misin?” Boğazının kuruluğundan gözlerini kırparak evet dedi. “Çok şükür beni ne kadar endişelendirdiğini biliyor musun?” Genç adamın sorarken bile sesi azarlaya tondaydı. Her ne olursa olsun bu adam azarlamaktan vazgeçmeyecekti. “Su.”

“Şu an su içmen yasak ama..." Çekmeceyi açtı, pamuğu alarak şişedeki suyla ıslattı. Kızın kuruyan dudaklarına değdirdi. “Bununla idare edeceksin.” Kurumuş dudaklarını birbirine değdirip susuzluğunu gidermeye çalıştı. “Destan...”

“Yorma kendini ufaklık.”

“Kızım iyi mi?” Açılan kapıyla Destan doğruldu. İçeriye Adalet Hanım girdi. “Uyandı.”

“Güzel, şimdi bana müsaade edin de Asiye'yi muayane edeyim.” Doktoru başıyla onaylayan Destan çıkacağı zaman Asiye elinden tuttu. Genç adam saçlarını okşadı. “Ben dışarıdayım seslenmen yeterli hemen gelirim.” Odadan çıktığında Osman Beyin gururlu bakışlarıyla karşılaştı. Kaşlarını çatsada, nedenini sonra düşünmeye karar verdi, duvara yaslanıp kollarını göğsünde birleştirdi, doktorun iyi haberle çıkmasını bekledi.

🌗🌗🌗🌗🌗

Asiye gözlerini genzine dolup ciğerlerine çektiği erkeksi kokuyla açtı. Vücudu ateşler içindeydi. Özellikle eli. Kalbi bir kuşun kanat çırpışları kadar hızlı atıyordu. Bakışlarını elindeki sıcaklığa çevirdi. Kocaman el, elini tutuyordu. ‘Destan,’ içinden adamın ismi döküldü. Başını çevirdiğinde nefesleri birbirine değecek kadar yakındılar. Dudağı kıvrıldı. Buradaydı... “Ne kadar masum uyuyor?”

Çok derin uyuyor. Beni beklerken hiç mi uyumadı acaba. Yorgun görünüyordu. Hepsi benim yüzümden.Ben uyurken kim bilir ne acılar yaşadı. Allah'ım lütfen kendini sorumlu tutmuş olmasın. “Destan.” Sesi fısıltılı çıktı. Adını birkaç kez sesini yükselterek tekrarladı. Kaşlarını çatan adam uyumaya devam etti. En iyisi uyumasına izin vermekti. Deli misin kızım, anın tadını çıkarmaya bak. Hazır adam uyuyorken doya doya seyret sevdiğini. Diliyle kuruyan dudaklarını ıslattı.

“Beni böyle seyrederken nasıl uyuyabilirim.”

“Uyuduğunu sanıyordum.” Dedi yakalanmanın verdiği utançla. Adını ilk seslendiği anda uyanmıştı. Asiye yoğun bakışlarından kaçmak için susadım dedi. Yerinden kalkan Destan komidinin üzerindeki şişeden bardağa su doldurdu. Genç kızın ensesine elini atıp doğrulduğunda gözleri buluştu.

Siyah irislerini özledim.

Okyanus vadinde boğulmayı özledim.

Adalet Hanımın içeriye girmesiyle büyü bozuldu. Aynı anda kapıya baktılar. “Adalet abla...”

“Doktor...”

Destan suyu içirip uzaklaştı. Teşekkür eden kıza gülümsedi. Doktorun dik dik bakmasıyla kaşlarını çattı. ‘Çaktık ya,’ içinden söylendi. Kapıyı eliyle işaret ettiğinde anca anladı. Başını sallayarak yalnız bıraktı hanımları. Çıkmadan önce Asiye'nin alnından öptü. “Kızımız çok güçlü, bizi bırakmadı bırakmayacak da.” Mecbur hissetti kendini. Doktor girdiğinden beri dolan gözlerinin akmaması için kendini sıktığını biliyordu.

“Adalet abla kızım iyi mi?” Sızlayan burnunu çekti.

“Sakin ol Asiye, önce muayenemizi yapalım.” Son kontrolü yapmadan bir şey söylemek istemedi. Hemşirenin yardımıyla hazırlanan Asiye, soğuk jelle ürpersede kızından gelecek iyi habere odaklandı. Dayanamadı. “Kızım nasıl Adalet abla artık bir şey söyle, dayanamıyorum.” Ciddi yüzle karşılaştı Asiye, endişeyle gözleri doldu. Neredeyse ağlayacak kıza kıyamayarak gülümsedi.

“En az annesi kadar güçlü kızımız.” Devam etti. “Kalp atışlarını dinlemek istermisin?” Başını sallayan Asiye'nin incileri çoktan damla damla dökülmeye başlamıştı. Kızının kalp atışlarını duymasıyla hıçkırarak ağlamaya başladı. Genç kızın hıçkırıklarını duyan Destan hiç düşünmeden odaya girdi, daha doğrusu daldı. Asiye elleriyle yüzünü kapatıp ağlıyordu. Menesa... Adalet Hanıma baktı, yüzündeki mimikten hiçbir şey anlamayan genç adam endişelendi.

“Ufaklık iyi misin? Menesa...” Asiye gözyaşlarını silip korkuyla bakan adama, “Menesa iyi, kızım iyi Destan.”

“Çok şükür...”

“Annem, güzel kızım.” Ayşe Hanım yanaklarını öpüp gözyaşlarını sildi. “Ağlama anne, kızım

yaşıyor.”

“Çok şükür kızım, mutluluk gözyaşları.”

Ömer Bey ttorununu iyi haberiyle rahatlarken günlerdir aklını kurcalayan soruyu nihayet sordu. “Adalet Hanım kanamaya stresin sebep olduğunu düşünmüyorum. Sizin bir bilginiz var mı?” Bütün gözler Adalet Hanıma çevrildi.

“Ben de sizin gibi düşündüm, şüphelerimi doğrulamak içinde laboratuvara örnek gönderdim.” Pür dikkat kadını dinlediler. “Sonuçların çıkmasını bekledim ve...” Adalet Hanım sustu nabız yokladı. Merakla bekleyen bakışlara hitaben, “Yanılmadım şüphelerimde.”

“Evet...”

“Zehir...”

“Ne?” Hep bir ağızdan şaşkınlık nidası döküldü. Destan aklının ucundan bile geçirmediği gerçekle dondu.

🌗🌗🌗🌗🌗

“Sosyal medyada sana destek verenlerin sayısı çığ gibi büyüyor.”

DESTAN KARAHANLININ SEVGİLİSİ ZEHİRLENİP HASTANELİK OLDU. ALDIĞIMIZ BİLGİYE GÖRE 17 YAŞINDA OLAN SEVGİLİSİ HAMİLE VE DOKTOR KAZASI YÜZÜNDEN TAŞIYICI ANNE. ALDIĞIMIZ DİĞER BİR BİLGİDE KIZA SADECE SPERM ENJEKTE EDİLDİ VE KOCASINDAN HAMİLE KALMASINI İSTEMEYEN KADININ ZEHİRLEDİĞİ DÜŞÜNÜLÜYOR. NE KADARI DOĞRU BİLMİYORUZ. SAĞLIK BAKANLIĞINI KAZAYI ARAŞTIRMAYA DAVET EDİYORUZ VE DESTAN KARAHANLIYIDA KAN VERİP BEBEĞİ KURTARDIĞI İÇİN TEBRİK EDİYORUZ. VE BEBEĞE BABA OLDUĞUDA KONUŞULAN HABERLERDEN BİRİ.

Ayda, defalarca kez okuduğu haberi bir kez daha okudu. Birçok kadın kuruluşları genç kızın arkasında olduklarını yorum bölümüne yazarak bildirdiler. Bazı yorumları okudu: Bebeği dünyaya getirmeye ancak taşıyan anne karar verebilir. Çok cesur kızmış ben onun yerinde olsam bebeği aldırırdım herhalde, helal olsun. Kalpsiz kadın, bebek ve kızdan uzak dur, yoksa biz kadınları karşına alırsın...

“DESTAN KARAHANLININ KÜÇÜK SEVGİLİSİ!” Magazin muhabiri gibi okudu. Asiye'nin yastığı kafasına geçirmeside geçikmedi. İkilinin kahkahası odada yankılandı.

Asiye Karahanlı Şirketler Grubunun önünde taksiden indi. Ayda gittikten sonra sıkılan ve her saat başı odasına dalıp ağzına yemek tıkmalarından, 5 ayda almadığı kiloları bir hafta içinde almasından bunalan genç kız hazırlanıp kadınlara gözükmeden soluğu şirkette aldı. İtiraf etmesede Destan'ı özlemişti. Karşıya geçmeden önce her iki tarafada baktı. Boş görünce adım atmasıyla gök yaran fren sesini duyması bir oldu. Genç kızın yüreği ağzına geldi. Başparmağını üst damağına koyup kaldırdı.

Aniden yola fırlayan kızla durmak zorunda kaldı. Korkan küçük kıza, torpidodan su şişesini alarak arabadan indi. “İyi misin?” Girdap gibi kendine çeken mavilerle karşılaştı. Kendisini toparlayıp sorusunu yeniledi. “Küçük Hanım...” Hayatının en büyük hatasını yapan genç adam köpüren mavilerle sözcükler boğazında asılı kaldı. Genç kız verdi veriştirdi, tutabilene aşk olsun. Genç adamın kendisini savunmasına dahi izin vermedi. “Sizin gibi insanlara nasıl ehliyet verirler anlamıyorum. Birde biz kadınlara dikkatsiz sürücüler diyorlar,asıl sizi görmeleri lazım!”

“Yola bakt...”

“Hız yapma hakkı mı veriyor size? Ya ben değilde küçük bir çocuk olsaydı ya göremeseydiniz, sonuçları ne olurdu? Daha dikkatli olmanız gerekir. Araba kullanan sizsiniz, yayalardan bile daha dikkatli olacaksınız. Üstelik ben hamileyim çarpsaydınız ve bebeğim zarar görseydi hesabını nasıl verecektiniz.” Asiye hızını alamadı. “Hız canavarı, ne olacak.” Genç kız saçlarını uçuşturarak şirkete yöneldi. Su uzatan güvenlik görevlisi Burak'a teşekkür edip asansöre yöneldi.

Genç adam bir ateş parçası kıza bir suya baktı. Ne demişti az önce hamileyim, hem de bu yaşında. Kimden lan? Kim dokundu ateş parçasına? Sebebsizce kıskançlık peyda oldu. Sonrasında aklına internette okuduğu haber geldi. Genç yaşında doktor hatasıyla hamile kalıp, bebeğin sorumluluğunu alacak kadar deli olduğunu düşünmüştü. Görür görmez hayran kaldığı ateş parçası Destan Karahanlının küçük sevgilisi miydi...

Bebeğine zarar gelecek korkusu abartıyla karşılık vermesine neden olmuştu. Yaşadıkları farklı bir tepki vermesini engelliyordu. Kendi kendine konuşurken arkasından seslenildiğini duymadı. Asansöre binip kapanma düğmesine bastı, önünü döndüğünde hız canavarıyla karşılaştı. “Asansörü durdurun.” Yeni tanıdığı adama trip attı. Kapı kapandı. Onunla aynı ortamda olmak genç kıza az önce kızına zarar gelme ihtimalini hatırlatacaktı. Asansörün durmasıyla indi. Odasına geçerken Azra'yla karşılaştı.

“Asi!” Azra odasına geçerken Asiye'yi gördü. Sevinçle boynuna atıldı. “Hoş geldin.” Azra hastaneye gelmek istesede rahatsızlık vermek istemedi. Eve geçtiğinde ziyaret etti. Çok kalmadı, hasta ziyaretinin kısası makbuldür. Sonraki günlerde birkaç kez gitsede genellikle telefonda konuştular. Hasret gideren iki arkadaşı erkek sesi böldü. “Küçük Hanım.”

Arkasını dönen Asiye karşısında hız canavarını buldu. Bu sırada toplantıdan çıkan Destan'ın aklında sosyal medyada çıkan haberler vardı. Bilginin hastaneden çıktığına emindi, hemşirelerin işgüzarlığı. Kalbinin hızlı atmasıyla görüş alanına, üzerinde beli gipeli eteği şifon elbiseli Asiye girdi. Saçlarını dalgalı at kuyruğu yapmış önüne birer tutam saç bırakmıştı ve karnı belirgindi. Çok güzeldi. Her seferinde her haliyle beni etkilemeyi nasıl başarıyor. Etkisinden çıktığında, “Onun burada ne işi var dinlenmesi gerekiyordu.” Asiye'nin yanına yaklaşan adamla sinirle elini yumruk yaptı.

“Küçük Hanım!” Ne büyük hata. Bir dakika lan, öfkelendiğinde köpüren okyanus vadisi gözleri benden başkası göremez. Ufaklığımın adamı görmek ya da konuşmak istemediği bariz ortada.

Genç adam ateş parçasıyla konuşmakta kararlıydı. Kesin bir dille reddeden kıza, “Beni dinlemenizi sağlarım.” Asiye tek kaşını kaldırdı. “Öyle mi?” Öyle derken arkasını dönen kızla dudağı kıvrıldı. Asiye'ye yaklaşmak için adım attığında önü sert kayayla kesildi. “Dokunmayı aklının ucundan geçirme yoksa kırarım.” Sevgilisinin sesine döndü Asiye. Ateş parçasının Destan'a aşık bakışlarıyla okudukları doğruydu. Şanslı adamdı vessalam. Destan adamın Asiye'ye bakışlarından rahatsızlık duydu. Nasıl kadınlar sevgilisinin yanında gördükleri kadınlarda potansiyel tehlikeyi hissediyorsa, erkeklerde aynı hisse sahipti. “Destan.”

“Ufaklık bu adam seni rahatsız mı ediyor?” Kızın gözlerinin içine baktı. Herhangi bir tepki aradı. Asiye cevap verecekken adını dahi bilmediği adam konuştu.

“Sadece Küçük Hanım...”

“Asiye, adı Asiye.”

Karakterine adı yakışmış. Kaldığı yerden devam etti. “Özür dilemek istemiştim.” Destan kaşlarını çattı. Şirketin önünde neredeyse Asiye'ye çarpacağını duyduğunda endişeyle hasar var mı baştan aşağı süzdü. Herhangi bir sorun yok gibi görünüyordu. İçi rahat etmedi. Kendisini süzen adamı

rahatlatmak istedi Asiye. “İyiyim...”

“İkisine zarar gelseydi, bedelini ağır ödetirdim sana.”

“Özür dilerim hamile olduğunu bilmiyordum.” Bilsen ne fark eder, dikkatli sürmen bir sürücünün görevi. Genç kızın söylediklerini duymuş gibi hemen söze atıldı. “Bilmemem dikkatsizliğimin bahanesi olamaz, emin olun ki yola bakmıştım ama...” Asiye sözünü kesti. “Tek suç onun değil, bende yola baktım araba yoktu. Anlık öfkeyle patladım özür dilerim.”

“Tekrar özür dilerim.”

Hayat Hanım, “Asiye'cim Destan'cım Mert Beyle şimdiden tanışmışsımız. Çok iyi, önümüzdeki defileyi birlikte hazırlayacağız.” Mert Marıyn Hanımın baştasarımcısı, defile süresince şimdiden sinir olduğu adamla çalışacak, düşüncesi sinirlendirsede ortağının çalışanı olduğundan ses etmedi. Tanışma faslında arada kaynayan asıl konuyu hatırladı Destan.

“Neden şirkete geldin?” Üzerine alınan Mert cevap verecekken genç adam Asiye'ye döndü. Sorum sana bakışıyla alt dudağını dişledi Asiye. Kısa süreliğine bakışları dudaklarına kaysada hemen okyanus gözlerine dikti ve cevabını bekledi.

“İyiyim ben Destan Bey.” Adam kaşını kaldırdı.”Beye mi döndük yine.”

“Şirketteyiz ama...”

“Sana emir vermem gerekiyor anlaşılan. Ufaklığım bundan sonra bana bey dersen seni cezalandırırım.” Asiye'nin kaşları havalandı. “Yapamazsın?” Bacak kadar boyuyla meydan okuyan kıza gülmemek için kendini son anda tuttu. “Öyle bir yaparım ki, hala cevap vermedin. Neden şirkettesin, dinlenmen gerekiyordu senin.” Yine azarladı. Dudakları titredi. İleri gittiğini düşündü ama ne yapabilirim, başka dilden anlamıyor. Neden geldi? Bir şeye mi ihtiyacı oldu acaba? Neden aramadı? Yalnız mı geldi? İlk başta fark etmediği gerçek yıldırım hızıyla aklına düştü.

“Ufaklık sen tek başına mı geldin?” Dik dik bakan adamla pes ederek konuştu. “Evet yalnız geldim, bir hafta daha kalsaydım kafayı yerdim.” Kızın abartığını düşündü. Genç kız elini karnında gezdirince bakışları karnına kaydı. “5 ayda almadığım kiloyu yalnızca bir haftada aldım. Son bir haftayıda onlarla geçirecek olursam duba olacağım duba. Saat başı gelip açıkmışsındır kızım, iki canlısın, kan kaybettin gibi söylemlerle hem yedirdiler hem de rahat bırakmadılar. Son olaydan sonra üzerime düştüler ve boğduklarının farkında değiller.” Sitemle söylendi.

“Ufaklık iyi beslenmen bebek için gerekli.” Mavileri alevlendi. Adamı dediğine pişman etti. “Kilo alacak olan sen değilsin benim, ayrıcana Adalet ablanın bana verdiği düzenli beslenme listesini uyguluyorum ve şu ana kadar bir sorun yaşamadım.” Sonlara doğru sesini yükseltti. Ben sana ne yapacağımı iyi biliyorum. Zehirlenme olayından sonra kararını vermiş ve en güvendiği adamını Asiye'ye koruma yapmıştı.

Koruma işine canı sıkılan tek bir kişi vardı ve kimse onun farkında değildi. “İstediğin kadar ona koruma ayarla Destan ama sevgilini ve bebeği benden koruyamayacaksın.”

 

 

Bölüm : 10.01.2025 18:49 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...