
Genç adam, karısının gidişiyle durgunlaşmıştı. Gözünü kırpmadan kapıya bakıyordu. Aklı, senden birkaç dakikalığına ayrıldı kontroldan sonra yine kollarının arasında olacak desede, yüreği bir mengene gibi sıkışıyordu. Nefes alamıyor, yutkunamıyordu. Nefes aldıkça ciğeri yanıyor, yutkundukça boğazına bıçaklar batıyordu. İçi huzursuzdu, gökyüzünüde genç adamın ruhu gibi kasvetli bulutlar sarmaya başlamıştı. Yaklaşan kötülüğün habercisiydi. Murat elini omzuna koydu. “Kardeşim biraz rahatla.”
“Gideli neredeyse yarım saati geçti, şimdiye kadar gelmesi lazımdı.” Destan gerginlikle nefesini bıraktı. Dakikalardır bitmeyen bekleyişle bakmaya karar veren genç adam kapıya yöneldi. Kapıya elini uzatamadan açıldı. Nazlı ve Sinan el ele girdiler. Geç kaldıkları için özür dileyip Asiye'yi sordular. “Hemşire gelip kontrol için aldı, şimdi ona bakacaktım.”
“Canım getirirler sevgili karınla kızını.”
Murat, “Bir saniye bile karısından ayrılamıyor, hanım köylü olacak bizimki.”
“Çoktan gelmesi lazımdı.”
“Rahat ol hastanedeyiz başına bir şey gelmez Allah korusun!” Nazlı kulak memesini çekip kapıya vurdu. Destan korkusunu kimseye anlatamıyordu, hoş neyden korktuğunu kendiside bilmiyordu. Kapının önündeki hemşireyi fark etti. Adamın şaşkınlıkla kaşları çatıldı. “Asiye'yi kontrol etmeye geldim”
“Yaklaşık yarım saat önce hemşirenin biri kontrol...” Ailesi tehlikedeydi.
“İmkansız eşinizi takip eden benim, hemen bakıyo...”
Destan hemşirenin sözünü bitirmesini beklemeden tek tek odalara bakmaya başladı. Diğerleride durumun ciddiyetini kavrayıp kattaki bütün odalara baktılar ama bulamadılar.
“Murat...”
“Destan yok.”
“Allah kahretsin... Allah kahretsin yalnız bırakmamalıydım!” Destan sinirle duvara yumruğunu geçirdi. “Kim bilir ne kadar korkmuştur, başına kim bilir...”
“Sakın Destan, kardeşime bir şey olmadı, olmayacak...”
“İkisinide kaybedersem yaşayamam.”
Sinan omuzlarından tutup sarstı. “Kendine gel, Asiye'nin sana ihtiyacı var bir an önce onu bulmalıyız.” Haklıydı. Pes edemez yese kapılamazdı. Sinan'ın, “Kameralar,” diyen sesine başını kaldırdı. Genç adam bu benim aklıma nasıl gelmedi diye kendine kızdı. Soluğu hastanenin güvenlik odasında aldılar.
“İşte karım!”
Sinan, “Biraz ileriye al.”
Demir, “Lan kucağında odadan çıkartıyor.”
“Bayıltmış karımı!” Destan sinirle duvara bir tane geçirdi. Parmaklarından çatırdama sesi geldi. Sinan, “Yüzü açıkca görülüyor kolayca çıkmış, kardeşimin yüzünü gizlemiş, taksiye binip ayrılmış şerefsiz.” Görevlinin omzuna vurdu. “Taksinin plakasına zumla.” Sinan kağıda plakayı yazıp anons geçti.
“Kim lan bu adam karımı elini kolunu sallayarak kaçırmış.” Destan sinirle koltuğa tekme attı. Oktay sinirini eşyalardan çıkaran adamı sakinleştirmeye çalıştı. “Sakin ol!”
“Ne sakini Oktay karımı kaçırmış ya doğumu başlarsa ya...”
“Bulacağız onu kendine gel. Sinan adamın kimliğini bulabildiniz mi?”
“Görüntülerden kimliğini araştırıyoruz, mobesedende taksinin son durağını.” Sinan telefonla görüşme yapmaya devam etti. Destan adamdan mailine atmasını istedi. Adamlarına gönderip dört bir koldan arayacaklardı.
“Abi!” Kaya'nın sesi mahcup çıkmıştı. Koruyacağım dediği abisinin ailesini adamın biri hiç zorlanmadan kaçırmıştı. Utancından abisinin yüzüne bakamıyordu. İsmini duymasıyla başını kaldırdı ve gördüğü yüzle ekrana kilitlendi. Emin olmak için yakından inceledi ve dudaklarından fısıltı şeklinde çıksada duyulmuştu.
“Ama ben bu adamı tanıyorum!”
🌗🌗🌗🌗🌗
Kaya adamı tanıdığını söyleyince şaşırmıştı ama daha çok şaşırmasını sağlayansa nereden tanıdığıydı. “Nasıl böyle bir hata yaparım, nasıl üzerine gitmem, adamlarımı hastanenin içine de dışına da yığmam. Gerekirse Işıl'ı o yatağa bağlamalıydım, gücümü kullanıp karımı kızımı korumalıydım. Kahretsin Allah benim belamı versin!” Destan bir yandan kendine saydırıp lanetler ederken diğer yandan direksiyonu yumrukluyordu.
“Destan!”
Murat bileğinden tutup kendisine zarar vermesini önlemeye çalıştı. “Bırak!” Murat'an elini kurtardı, bir kaç saniyeliğine yoldan gözlerini ayırdı. Tekrar önüne döndüğünde Murat'ın ne ara arabaya bindiğini düşündü. Hoş Kaya'nın söylediklerinden sonra kamera odasından kendini nasıl attı, arabaya nasıl bindi kendide hatırlamıyordu.
Murat hareket edecek arabaya son anda atabilmişti kendini. Yüreği kardeşinde aklı ise sağı solu belli olmayan, henüz patlamamış, arabayı deli gibi kullanan kardeşinde. Işıl akıl hastanesinde yoksa Destan'ı kimse tutamazdı.
“İkiside iyi, bulacağız onları. Beni de düşün kardeşim ne halde bilmiyorum. Günlerdir kardeşime sarılamıyorum, yıllardır kokusuna hasret kaldığım, annemle babamın emaneti kardeşimi günler önce buldum. Kardeşim diyerek sarılamadan, hasret gideremeden kaybetmekle karşı karşıyayım. Belki...”
Murat aklından hiç çıkmaysn ölüm ihtimali dilinin ucuna geldiğinde devam edemedi, kanı dondu. Destan bakışlarını yoldan çekip genç adama döndü, gözünden akan yaşın yanağından çenesine oradan da boynuna yol aldığını gördü. “Üzgünüm,” diye fısıldadı.
“Asiye'yi bulacağız başka bir sonuç düşünme.” Dedi yine kardeşini düşünerek.
“Nasıl böyle sakin kalabiliyorsun?”
Murat içinde fırtınalar kopsada dışarıya kolay kolay belli etmez içinde yaşardı. “Birinin kendine
hakim olması gerekiyor senin için, Asiye için, Menesa için birinin güçlü durması gerekiyor.”
“İyi ki varsın kardeşim!” Murat'ın elini sıkarak söze dökülmemiş duygular dile geldi iki kardeş arasında. Karısıyla arasındaki ilişkideki payı çok büyüktü. Aşkını anlamasını sağlayan ve itiraf ettiren Murat'tan başkası değildi.
Akıl hastanesine vardığında ani frenle durdurup hızla arabadan çıktı. Merdivenleri koşarcasına çıkıp içeriye girdiğinde kendisini karşılayan başhekime bodaslama sordu. “Işıl nerede?”
“Destan Bey sizinle konuştuktan sonra hemen Işıl'a baktık, ne yazık ki siz haklısınız.” Genç adam adamın sözüyle birkaç adım geriledi. Gelene kadar bir umudu vardı Işıl'a karısının yerini söyletecekti ama şimdi... “Işıl'la ilgilenen hasta bakıcı Ercan, hemşire kıyafetiyle yangın merdivenlerinden çıkmasını sağlamış. Kendiside yedek bakıcı kıyafetini de alıp hasteneden çıkmış.”
“Sizin sorumsuzluğunuz yüzünden hasta bakıcınız ruh hastası kadınla bir olup karımı kaçırdı.” Diye kükredi. Koridorda sesi yankılandı. Destan işaret parmağını sallarak başhekimin üzerine yürüdü. “Eğer siz dikkatli davransaydınız bugün karımla kızımın hayatı tehlikeye girmeyecekti.” Murat son anda engel oldu Destan'a. Murat'ın elinden kurtulup tüm gücüyle duvara art arda yumruklarını indirdi. “Lanet olsun!” Ne Murat'ı ne de diğerlerini duyacak durumda değildi.
Murat durmayacağını anlayınca mengene gibi kollarını göğsünde birleştirip duvardan uzaklaştırdı. “Bırak!” Destan karşısında Ercan varmış gibi savurduğu tekmelerle tutmakta zorlanan Murat'a ikizler destek verdi. Asiye'yi bulacağız, seni gördüğünde perişan halde değil en son bıraktığı gibi... Teskin edici sözlerle sakinleştirmeye çalıştılar. Ama başaramadılar onlar kardeşleri için endişelenirken adamın hem karısı hem kızı tehlikedeydi. Genç adamın iliklerine kadar yaşadığı korkuyu anlayamazlardı.
“Öldürecek...” Destan ağzından çıkana kendi kulakları bile inanamadı. Birazda olsa yatışan öfkesi geri gelirken kollarından kurtulmaya çalıştı. “Bırakın!”
“Hayır kendine zarar vermene izin vermem.” Murat daha sıkı sarıldı kardeşine acısını almak için.
“Karımı öldürecek!” Dedi içine kaçan sesiyle.
“Hayır bulacağız onu, umudunu kaybetme.”
“Ya bulamazsak ya ona ve kızıma kavuşamazsam...” Gözyaşlarından görüşü bulanıklaştı. Kim demiş erkek adam ağlamaz diye. Seven adam sevdiğini de kıskanır sevdiğine gözyaşlarını da akıtır. Genç adam sadece sevdiği kadına değil yüzünü göremedi, kokusunu içine çekemediği kızı için de ağlıyordu. İlk defa kendini bu kadar çaresiz hissediyordu. Hazal bebeklerini aldırdığında bile böyle hissetmemişti. Öğrendiğinde her şey için çok geçti. Eğer erken öğrenebilseydi doğurması için diz çöküp yalvarmaya hazırdı. Maalesef öyle bir fırsatı olmadı. “Ufaklık!”
“Bulacağız onları kurtaracağız, umudunu sakın kaybetme.”
Sinan önünde diz çöktü. “Destan bindiği taksiciden ve kameralardan nerede indiğini biliyoruz. Polisler hangi arabaya bindi hangi yöne gitti araştırıyorlar. Bende şimdi gidiyorum.” Sinan ayağa kalkıp elini uzattı. “Pes etmek yok, sen pes edersen Asiye ne yapsın, doğmamış bebeğin ne yapsın. Kurtarmanı bekliyorlar.”
Hayatının aşkı ve canının parçası yaşamları için mücadele veriyorken pes edemezdi. Sinan'ın uzattığı elini tutup ayağa kaldırmasına izin verdi.
“Hadi çıkalım kardeşim.”
🌗🌗🌗🌗🌗
Kamera kayıtlarından karısını taksiden indirip siyah eski bir arabaya bindirdiğini izlediler. Mobeseden haber beklediler. Farklı yönlere ayrılıp dükkan kayıtlarına baktılar. Destan'ın son baktığı kuyumcunun kamerasından arabayı tanıdı. Kaya'nın yaptığı araştırmada Ercan'ın amcasının ormanda bir kulübesi vardı. Avcı kulübesi. Koşarak kuyumcudan çıktı.
“Buldum seni ufaklığım dayan!” Karısının yerini bulma heyecanıyla kalbi küt küt atarak hızla arabaya binip gaza yüklendi. Bir an önce karısına kızına kavuşmak istiyordu. Telefonun sesiyle kendine gelerek açtı, hoparlöre verdi kimin aradığına bakmadan. Murat'ın telaşlı sesi arabada yankılandı. “Destan neredesin?”
“Murat, Ercan'ın amcasının orman kulübesindeler, ben oraya gidiyorum.”
“Tamam kardeşim bizde hemen geliyoruz. Yaklaştığımızda seni ararım.”
Destan cevap vermeden aramayı sonlandırıp bacak arasına bıraktı. Genç adam için dakikalar saate, saatler yıllara dönüştü. Yollar gitmekle bitmiyordu bir türlü. Yolun sonu karısına ve kızına çıkıyordu gaza yüklendikçe yüklendi. Tekrar telefonunun çalmasıyla bakmadan açtı. Kulağına götürdüğünde Murat'ın sesini duydu.
“Geldik kardeşim arkandayız.” Destan dikiz aynasından baktı. Sinan'ın arabasıda peşlerindeydi. “Destan sakil ol kardeşim, biliyorum Asiye'ye yetişmek istiyorsun ama kaza geçi...” Murat sessizlikle kaşları çatıldı. "Destan beni duyuyor musun?" diye sordu endişeyle. Murat'ın sesi titremişti. Demir yoldan bakışlarını çekip Murat'a çevirdi. Gözünden akan iri damlaları gördü. Genç adamın yüreğine ateş düştü.
Destan kendinde değildi çünkü aşık olduğu, ilk andan itibaren hızlı atan kalbi durmuştu. Murat sesini duyurabilmek için gürledi. “Destan!”
“Geç kaldık.”
“Destan ne demek istiyorsun?”
“Ufaklığım öldü!”
Murat birçok defa birbirlerini hissedişlerine şahit olmuştu. Titrek bir nefes verdi. “Destan sen ne dediğinin farkındamısın?” Diye sorarken çoktan kardeşi için dua etmeye başladı. “Sen onları bize bağışla Allah'ım!”
“Kalbim atmayı bıraktı.” Genç adamın ardı ardına akan yaşlarla görüş alanı bulanıklaşırken direksiyondaki hakimiyetini kaybetti. Telefon elinden düştü.
“Destan dikkat etttt. Destannnnn!” Murat'ın sesi arabada yankılandı. Araba yalparayarak şerampole yuvarlandı. Kaç takla attı sayamadı aklındaki tek şey Destan'ın yaşaması. Demir'in ani freniyle hızla arabadan inip ters dönen arabaya koştu.
“Destannnnn!”
Kanlar içindeki kardeşiyle kalakaldı, incitmekten korktuğundan dokunamıyordu bile. Demir elini omzuna koyarak kendine getirdi. “Murat Destan'ı bir an önce çıkartmalıyız benzin sızıyor.”
Murat Demir'le kapıyı zorlarken Sinan'lara Asiye'ye gitmesini söylediler. Ambulansa haber veren Sinan hızla olay yerinden uzaklaşıp kardeşine yardıma gitti. Demir'le zorladıkları kapıyı açıp sıkışan kemeri çakısıyla kesen Demir'e, “Acele et kıvılcımlar çıkıyor.”
Destan'ı arabadan dikkat ederek çıkartıp uzak bir yere yatırdıklarında doğrulamadan araba gök gürültüsü gibi patladı. İki adamda patlamanın etkisiyle yere düştü. Elleri kulaklarında uğuldamayı kesmeye çalışırken soluğu Destan'ın yanında aldılar. “Destan kardeşim aç gözlerini.” Yüzünü ellerinin arasına aldı. Engelleyemediği yaşları kardeşinin yüzünü yıkadı. “Kardeşim...”
“Mu-“ Destan'ın varla yok arası çıkan cılız sesi duydu Murat.
“Kardeşim!” Murat gözyaşlarını silip gülümsemeye çalıştı.
“Mu-rat...” Kekelerken öksürdü, dudaklarından kan fışkırdı. Gözleri büyüyen Murat eliyle kanı temizledi. “Konuşup kendini yorma kardeşim.” Destan zorlanarak sözlerine devam etti.
“Kı-zım sa-na e-manet...” Genç adam tekrar öksürük krizine girdi.
“Öyle söyleme.”
“Me-nesa'ma o-nu çok sev-diğimi söy-le.”
“Kardeşim!”
“Ka-rım be-ni bek-liyor.” Güçlü kalmaya çalışan adam dizlerinin üzerine çöktü. “Kardeşim hayır bizi bırakma.” Gözleri yavaş yavaş kapanan adama bağırarak sesini duyurmaya çalıştı. “Destan aç gözlerini.”
“Ambulans nerede kaldı Demir?” Nabzına bakan başını olumsuz sallayınca hemen kendide baktı.
“Hayır, Destan...”
“----"
“Hayır kardeşim ölmene izin vermeyeceğim.” Murat sertçe gözyaşlarını silip kalp masajı yapmaya başladı. “1,2,3,4,5...”
“1,2,3,4,5...”
Dakikalardır dur durak bilmeden kalp masajına devam etti. Taki Demir tarafından belinden tutulup uzaklaştırılana kadar. Kollarında çırpındı. “Bırak beni.”
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 7.83k Okunma |
881 Oy |
0 Takip |
30 Bölümlü Kitap |