16. Bölüm

"İlk Buluşma..."

Gulay Karademir
gulay.k

Destan gaza her yüklenişinde Asiye'nin yüreğine korku saldığının farkında değildi. Aklına ailesini kaybettiği kaza geldi. Boğazına yumru otururken, gözyaşları tane tane döküldü. Nefes alışları sıklaştı. “Destan...” Genç adama sesini duyurmaya çalıştı. “Bebeğim...” Sesi cılız çıktı.

Destan kendini dış dünyadan soyutlamış çoktan iç sesinin muhakemesine katılmıştı. Her gün ablamla konuştum, hiç bahsetmedi. Biriyle tanıştığını, birbirlerini tanımaya karar verdiklerini söylese bile yeterdi benim için. Neden söylemedi? Büyük tepki vereceğimden korktuğundan mı? Ben mi bir yerde yanlış yaptım, çok korumacı davrandığımdan ablam gizledi ve kimseye haber vermeden evlendi. Hatayı kendisinde arayan Destan fevriliğinin sonuçlarına katlanıyordu. Nazlı'yı dinleseydi hiçte düşündüğü gibi olmadığını anlardı. Yüz hafızası iyi olan Destan, adamı bir yerde gördüğünü biliyordu ama nereden çıkartamadı. Sonra düşünmeye karar verdi.

Destan bir anda unuttuğu sevgilisinin varlığını hatırlayarak aracın hızını kademeli düşürdü. Sağa çekip durdurdu, emniyet kemerini açıp yan tarafa döndü. Hızlı nefes alıp veren kızla kendine lanetler etti. Yanağına elini koydu, okşayarak sakinleştirmeye çalıştı.

“İyi misin?” Genç adamın sorusuna sık nefeslerinin arasından cevap veremeyeceğinden başını sallayarak onayladı. Destan Asiye'nin nefes almakta zorlanmasıyla önce çantasına baktı, bulamayınca nöbetçi eczane bakındı. Şanslarına hemen ileride açık eczane vardı. Arabayı çalıştırdı. Genç kıza, “Şimdi eczaneden spreyini alacağım, yavaş nefes al.” Arabayı eczanenin önünde durdurdu. Vakit kaybetmeden koşarak eczaneye girdi. İlacı aldığı gibi hızla çıkıp araca koştu. Asiye'nin kapısını açıp diz çökerek spreyi ağzına tutup sıktı. Asiye spreyi tutan eli iki eliyle kavrayıp sıvıyı içine çekerken hızla inen göğsü yavaşlamaya başladı.

İyi misin ufaklığım?” Adamın endişeli sesiyle gözlerini kısık açtı. Genç adam genç kızın gözlerinde ilk defa korkuya şahit oldu. Kendisi için değil, bebe... Bebek... Ya bebek ve Asiye'ye benim sorumsuzluğum yüzünden bir şey olsa... Kendine lanetler yağdırdı. “Hava almak ister misin?"

Destan temiz hava alması için Asiye'yi sahildeki banklardan birine oturttu. Yanına oturmadan önce ceketini çıkartıp genç kızın omzuna yerleştirdi. Hafiften üşüdüğünü hisseden kız ses etmedi. Az önce yaşadıklarını aklına getirmemeye çalışarak karanlık bir kuyuyu andıran denize baktı. Teninin karıncalandığını hissetti, başını eğdiğinde narin elleri kocaman ellerde kaybolmuştu.

Destan nefesini eline üfledi, üşüyen genç kızın bedeni değil ruhuydu, ısıtacak adamda elini tutuyordu. Affet beni bakışlarına tebessümle karşılık verdi, başını omzuna koydu. Sevdiği kızın kokusunu içine çekerken aklının bir köşesine altın harflerle kazıdı. Küçüğünün yanındayken öfkesini kontrol etmesi gerektiğini. Sessizlik içinde az da olsa yakaladıkları huzurun keyfini çıkardılar.

Destan gece yarısına yaklaştığını fark ettiğinde genç kızı evine bıraktı. Evinin önünde duran araçtan bir türlü inemedi Asiye. Bir süre sessizce oturduktan sonra ineceği sırada Destan bileğinden tuttu. “Özür dilerim, seni ve bebeği tehlikeye attığım için tekrar özür dilerim.” Bir türlü aklından atamıyordu, nasıl böyle bir hata yapar, ikisini tehlikeye atar aklı almıyordu. Bileğindeki elini tuttu.

“İkimizde iyiyiz, Allah'ın izniyle. Bu gece olanları düşünmemeye çalış ben her zaman yanında olacağım.” Adamın gözlerindeki acıyı kalbinin en derinlerinde hissetti. “İyi ki varsın.”

“Sende, iyi geceler.”

“İyi geceler ufaklığım.” Araçtan inip genç adamın gidişini izledi. Bahçeye girdiğinde babasıyla abisinin konuştuğunu gördü. Sinan'ın evlilikten bahsettiğini biliyordu. Babam ilişkimi başkasından değil benden öğrenmeli. Nefesini vererek kararlı adımlarla çardakta oturan ikilinin yanına gitti.

“Kızım.” Ömer Bey oturması için yanını işaret etti. Asiye babasının yanına oturup koluna girdi, başını omzuna koydu. “Giderken isteksiz olan kızım şimdi çok mutlu.” Kızının gözlerindeki pırıltıdan anladı. Kızından aldığı cevapla tahmininde yanılmadı. “Her zaman yanınızdayım.” Sinan'ın omzuna elini koydu. Asiye başka bir söz söylemedi.

Destan ablasıyla karşılaşmamak için ev yerine aracı çiftlik evine sürdü. Ablasına kırgındı, şimdilik konuşmak istemedi. Genç adam ahırında Karayeli bir süre sevdi ardından odasına geçti. Soyunup yatağa oturduğunda aklında küçüğü vardı. Gözlerini her kapattığında küçüğünün hızlı nefes alışverişleri, dudaklarından dökülen bebeğim kelimesi tekrar tekrar canlanıyordu. Sesini duyma ihtiyacıyla telefona uzandı. Ekrandan saatin gece yarısına yaklaştığını gördü. Aramaktan vazgeçip mesaj atmaya karar verdi. Uyuyorsa uyandırmak istemedi.

“Yarın sabah hazır ol kahvaltıya gidiyoruz.” Yazıp gönderdi, telefonu yana atıp yatağa sırt üstü uzandı. Avuç içini başının altına yerleştirip tavanı seyretmeye başladı. Gözlerindeki korkuyu düşündükçe kahroluyordu. Destan iyiyiz desede mavilerindeki korkuyu silmeden içi rahat etmeyecekti. Silmek içinde her şeyi yapmaya hazırdı. Telefonunu mesaj sesiyle eline aldı.

“Aşkımdan izin alabilirsem gelirim.” Yazmıştı. Hay ben senin aşkına ağzının içinde homurdandı. “Sırf beni deli etmek için söylemiyorsa namerdim.” Kendi kendine mırıldanırken mesaja cevap vermeyi de ihmal etmedi. “Mutlaka izin al aşkındannnnnn.” Beni ne hallere getirdin küçüğüm. Liseli ergenlere döndüm.

Babana aşkım demek nedir ya hem de sevgilinin gözüne sokarcasına. Senin sevgilin var artık. Bana aşkım demelisin... Haklı serzenişini Allah’tan başka kimse duymadı. Sevgilisini babasıyla paylaşması gerektiğini kabul etmekten başka çaresi yoktu. Hala neden uyanık? Ağrısı mı var? Yaşadığı korkunun etkilerini yeni mi yaşıyordu. Aklında onca soruyla telefona sarıldı.

“İyi misin? Neden uyumadın? Ağrın falan mı var? Hastaneye gidelim?” Ardı ardına sorularını yazıp gönderdi. Yatağında doğrulup endişe içinde sevgilisinden gelecek mesajı bekledi. “Merak etme iyiyim, ağrım yok. Yatmak için hazırlanıyordum sadece.” İçi ferahladı genç adamın.

“iyi geceler ufaklık...”

“Sanada kas yığını.”

🌗🌗🌗🌗🌗

Destan bütün gece kabuslarla boğuştu. Asiye kanlar içinde kollarına aldığında genç kızın dudaklarından ‘bebeğim' kelimesi döküldü... Kan ter içinde uyandı, kalbinin üzerine elini koyup sakinleşmeye çalıştı. Kendine sadece bir kabustu deyip tekrarladı. “O kabus az daha gerçek olacaktı.” Gerçeği yüzüne vurdu iç sesi. Kendini soğuk suyun altına atan adam Asiye'nin kanlar içindeki halini gözünün önünden atamıyordu.

Destan pişmanlığıyla boğuşurken Asiye duşunu almış üzerinde bornozuyla dolabının önünde giyeceği kıyafete karar vermeye çalışıyordu. Artık erkek fatma gibi giyinemezdi. Çok ama çok yakışıklı sevgilisi vardı. Halasına aşık olduğumda erkek fatma gibi giyinmem demişti. İlk buluşmalarında sevgilisine güzel gözükmek istedi.

Asiye siyah desenli beyaz gömleğini ve yüksek bel, kemerli siyah pileli eteğinde karar kıldı. Mavi harelerini ortaya çıkaran siyah kalem ve kirpiklerini hacimleştirdikten sonra dudak nemlendiricisiyle makyajını tamamladı. Saçlarını dalgalı yapıp salık bıraktı. Asiye son kez aynadaki yansımasına baktı. Kendine tam not verip aşağıya indiğinde kahvaltının çoktan hazırlandığını gördü. Asiye'yi gören ailesi tuhaf karışımı şaşkınlıkla baktılar. İlk konuşan halası Fadime Hanım oldu. “Beni çimdikle Ayşe, ben yanlış mı görüyorum Asiye etek mi giymiş.”

Ayşe Hanım, “Hayır abla doğru görüyorsun.”

“Sizinle konuşmak istediğim bir konu var.” Salona geçti. Ömer Bey konuya vakıftı, salondaki yerini aldı. Tekli koltuğa oturup yerlerine geçmelerini bekledi. Konuşmak için cesaretini topladı.

“Seni dinliyoruz kızım.”

“Ne söyleyeceksin Asiye?”

“Susarsanız konuşacak," Sessizleşen ortamla tuttuğu nefesini verdi. “Başkasından öğrenmenizi istemiyorum duyacaksanız benden duymanız en doğrusu.”

“Neyi?”

“Dün gece itibariyle bir sevgilim var.”

“Ne? Kim?”

“Hayat Hanımın ortağı Destan Karahanlı...” Ailesinin gözlerindeki sevinç şaşkınlığa dönüştü. Fatma Hanım, “Aranızdaki ya...”

“Baba Destan kahvaltıya davet etti. İznin olursa gitmek istiyorum." Halasının sözünü kesti. Ne soracağını iyi biliyordu. Aralarındaki yaş farkına dikkat çekecekti. Babasının onayıyla hareketlenen Asiye evden çıktı. Genç adamın beğeni dolu bakışlarıyla yutkundu.

Destan sevgilisini baştan aşağıya süzdü. Rahat tarzda giyineceğini düşündüğü kızın baş döndürücü güzelliğini ortaya çıkartacağını hesaba katmamıştı. Dudaklarını araladığında Asiye'nin dikkatli bakışları üzerindeydi. Gece karası irislerinden beğendi mi anlamadı. “Beğendin mi?”

Ah be ufaklığım sen ne yaptın! Güzelliğini bir tek ben görüyordum şimdi herkes görecek. Aklına sevgilisine değecek gözler geldikçe kanı yavaş yavaş çağlayana dönüşüyordu. Parlayan gözlerle bakan kıza bir cevap vermesi gerekiyordu.

“Çok güzel olmuşsun.”

🌗🌗🌗🌗🌗

Destan Haliç'in manzarasına karşı kahvaltının tadını çıkarabilecekleri masaya yönlendirdi genç kızı. Asiye'nin oturacağı sandalyeyi çekip bekledi. Sevgilisinin yerine oturmasıyla karşısına oturmak için hareketlenen Destan'ın gece karası irislerine tanıdık çehreler çalındı. Gömleğini her an yırtacakmış gibi duran bedeni gerildi. Geleceklerini bilseydi Asiye'yi getirmezdi. Sevgilisine gözlerinin değmesini istemiyordu.

Küçüğüne bakarak konuşmaları gece karası irisleri alevlendirdi. Sandalyeyi sinirle kavrayan elinin eklem kemikleri beyazladı. Sertçe sandalyeyi çekip yerine oturdu. Mavi gözlü adam Destan'ın gözlerinin içine korkmadan bakarak genç kızı işaret etti. ‘Çok güzel’ diye bağıran bakışları, alayla kıvrılan dudakları...

Asiye genç adamın alnındaki damarın balon gibi şişmesinden, öfkeyle harmanlanan gece karası irislerinden bir şeylerin yolunda gitmediğini anladı. Onu öfkelendirenin kendisi olmadığını biliyordu. Gözlerini takip edip başını arkaya attı. Tanıdık simayla kaşlarını çattı. Dün gece tanışmaya çalışan adamdı. Adını hatırlamaya çalıştı. Arda... Yalnız değildi; esmer tenli, kumral saçlı, mavi gözlü adamla birlikte yaşını almış aynı göz rengine sahip iki adamla birlikte oturuyordu.

Mavi harelerinin masada çok oyalandığını fark ettiğinde çok geçti. Adamın göz kırpmasıyla neye uğradığını şaşırdı. Dudakları aralandı. “Ne utanmaz adam” diye içinden söylenirken homurdanan adamla önüne döndü. Her an onları öldürecekmiş gibi bakan gece karası irislerle genç kız korktu. Adamların üzerindeki bakışları çekmeli ve sakinleştirmeliydi. Asiye aklına ilk geleni yaptı. Masanın üzerinde yumruk yaptığı elini tuttu.

Destan adamların pervasız davranışlarıyla kontrolünü neredeyse kaybedecekti. Tenine değen yumuşak tenle odağını mavilere çevirdi. Asiye şefkat dolu bakan irislerle rahat bir nefes aldı. “İyi misin?”

“Evet.”

Destan sevgilisinin gözlerindeki korkuyla içinden kendine bildiği bilmediği en has küfürleri savurdu. Destan elini ters çevirip avucunun içine hapsetti. Baş parmağını yumuşak teninin üzerinde gezdirdi. Asiye garsonun gelmesiyle elini çekmek istesede Destan izin vermemişti. Utançtan yanaklarının kızarmasına bıyık altından gülümsedi genç adam. “Hoş geldiniz Destan Bey!” Genç kıza döndü. “Hoş geldiniz Hanımefendi!” Devam etti. “Ne alırsınız?”

Asiye içindeki kıskanç kadının ortaya çıkmasına engel olamadı. Sevgilimi nereden tanıyor? Ay yoksa mazileri mi var? Aklındaki yersiz düşüncelere bir ket vurup kadını incelemeye başladı. Kadının ince vücudunda sıradan beyaz gömlek ve siyah kumaş pantolon güzel duruyordu. Dalgalı sarı saçlarını at kuyruğu yaparak yuvarlak yüzünü ortaya çıkarmıştı. Standart makyajı yüzünü sevimli göstermişti. Devamlı gülümseyen bir kadındı.

Destan sevgilisine yönelttiği sorusunun havada asılı kalmasıyla başını sevgilisine çevirdi. Bütün dikkati kadının üzerindeydi. Küçüğü kıskanmıştı. Avucunun içindeki tene hafif baskı uygulayıp seslendi.

“Sevgilim!” Asiye kadının üzerindeki dalgın bakışlarını genç adama çevirdi. “Sevgilim omletini karışık mı istersin yoksa mantarlı mı?” Sevgilim mi dedi o bana. “Karışık.” Destan kadına dönüp, “İki karışık omlet ve kahvaltılıkların içinde hiçbir şekilde çilek olmasın. Sevgilimin alerjisi var.”

“Elbette efendim!” Kalemi beline bağladığı önlüğün cebine atarak arkasını döndüğü gibi masadan uzaklaştı.

“Seni tanıyorlar.” Sorudan çok bir tespitti.

“Genellikle ailemle birlikte geldiğim bir mekan.”

“Evet ailecek gelinebilecek çok güzel bir mekan Pierre Loti.”

“Evet öyle, bu senin ilk gelişin değil sanırım.” Konuşmasından anlamıştı. “Evet ailemle birçok defa gelmiştik ama benim için unutulmaz an ilk kez geldiğim andı.” Destan heyecanla gözleri parlayan sevgilisine gülümsedi. “Anlatmak istersen dinlerim ufaklığım.”

Asiye başını sallayarak onayladı. Derin bir nefes alarak dudaklarını araladı. “Yetimhanede geçirdiğim son gündü.” Destan kaşlarını çattı. Ne yetimhanesi. “Arkadaşlarımla vedalaşıp yetimhaneden ayrıldım. Arabanın içinde abim ve ablam bizi bekliyorlardı. Bizi görünce arabadan inip bana sarıldılar. Beni kısa süre içinde kardeş görüp kabul etmelerine şaşırmıştım. Yaşadıkça anladım. Sevgi dolu bir aileydi.

Aileye katılmamı kutlamak için akşam yemeğini dışarıda yemeye karar vermişlerdi. Buraya Pierre Loti geldik. Arabadan inip teleferiğe bineceğimiz sırada babam gözlerimdeki korkuyu gördü. Korkma kızım ben yanındayım diyerek elini uzattı. Sevgi dolu bakan gözlerine inanarak elini tuttum. Teleferik hareket ettiğinde korkuyla babama sığındım. Güven veren kollarında yerimi almanın güvencesiyle karanlıkta bir inci gibi parlayan Haliç'i izlemektense geri durmadım.”

Asiye garsonun gelmesiyle sessizliğe gömüldü. Kahvaltılıkları masaya dizip omletleri önlerine koydu. “Afiyet olsun efendim. Bir isteğiniz olursa seslenmeniz yeterli.”

“Teşekkürler.”

Destan garsonun ayrılmasıyla tabağındaki omleti parçalara ayırmaya başladı. Aklındaki soruları genç kıza sormaktan da geri durmadı. Hakkında çok şey öğrenmek istiyordu. Araştırma yapabilirdi ama bizzat kendisinden duymak istiyordu. “Kazada mı aileni kaybettin?” İşini bitirip başını kaldırdığında okyanus gözlerin dolduğunu gördü. “Özür dilerim seni üzmek istemedim.”

Genç kız yüzüne zoraki bir tebessüm takındı. “Üzülmedim. İnsan hatırlayamadığında üzülür.” Dışı ne kadar gülsede içi bir o kadar kan ağlıyordu. Ailesini hatırlayamadığı her gün ihanet ediyormuş gibi hissediyordu. “Ailemi hatırlayamamak beni üzüyor.” Asiye konuşurken bileğindeki papatya desenli altın künyeye gitmişti parmakları. Birkaç saniye sonra gözleri de künyenin üzerindeydi. “Adımı künyemden öğrendim.” Derken sesi titredi.

Destan küçüğünün üzülmesine dayanamadı, uzanıp elini tuttu. Asiye başını kaldırmasıyla okyanus vadisinden bir damlanın firar edip yanağına düşmesi bir oldu. Okyanusundan kopan her damla genç adamın içinde fırtınalar koparıyordu. İşaret parmağıyla yanağıyla iz yapmadan sildi. “Zaman... Zaman her şeyin ilacıdır küçüğüm. Bile isteye unutmadın, elinde değildi. Buna rağmen dilinde, aklında, kalbinde ailen. Asıl hatırlanmak bu değil mi küçüğüm?”

“Haklısın.” Fısıldasa da genç adam duydu.

“Şu an kendini yıpratıyorsun yapma, kendini düşünmüyorsan kızımızı düşün. Bir dergide okudum: Annenin hissettiği olumlu olumsuz tüm duyguları bebeklerde hissedermiş. Sen sadece kendini değil kızımızı da üzüyorsun. Ağlamayı sana yasaklıyorum. Kızımızı üzmeyeceksin.” Asiye başını kaldırdı. Sesi sert çıksada bakışları sert değil aksine yumuşaktı. Destan parçalara ayırdığı omletini genç kızın omletiyle değiştirdi. “Hepsi bitecek.”

Asiye şaşkınlıkla gözlerini kırptı. Sevgilisine melül melül bakarken aklında tek bir söz kaset çalar gibi dönüp duruyordu. Kızımız... Kızımız dedi. Destan kızıma kızımız dedi. Aman Allah'ım... Şaşkınlığı sesinde yansımıştı. “Kızımız dedin!”

“Evet, istemiyor musun?”

“Hayır istiyorum. Kızımı bu kadar erken kabul etmen şaşırttı beni o kadar.” Mavileri buğulandı. “Ufaklığım bizim sonumuz ne olur bilmiyorum. Ama her ne yaşarsak yaşayalım ben Menesa'nın babasıyım, ölene kadar.”

“Benim gibi kızımda çok şanslı.”

“Asıl şanslı olan benim.”

Destan kaşıyla tabağını işaret etti. “Hepsi bitecek.” Asiye mutlulukla başını sallayarak onayladı. Hormonlarından bir anı bir anına uymuyordu. Az önce ağlarken şimdi gülümseyebiliyordu. Besmele çekip parçalara ayrılan omletten bir parça ağzına attı. Destan küçüğünün yemeğe başlamasıyla rahat bir nefes verdi. Omletini bölüp kahvaltısına başladı.

Asiye midesinde yiyecek yer kalmadığında arkasına yaslandı. ‘Elhamdülillah' dedi içinden. Karnını sıvazlayarak, “Kızım sen doydun mu?” Kahvaltılıkların yarısını bitirmişti. Açık hava iştahını açmıştı.

“Doydu mu kızım?”

“Evet.” Yanakları utançla kızardı.

“Güzel.”

Destan genç kızın dudaklarını birkaç sefer aralayıp kapatmasına anlam veremedi. Söylemek istediği ama söyleyemediği ne olabilir. “Seni dinliyorum ufaklık!”

Asiye keskin bakışları altında yerinde kımıldamamak için büyük uğraşlar verdi. “Şey dün gece hakkında...” Destan'ın sertçe nefesini vermesiyle genç kız sustu. Karın ağrısını anlayan Destan gözlerini kapatıp açtı. Dün geceyi ne hatırlamak ne de konuşmak istiyordu. Gece güzel başlamışken sonu hayal kırıklığıydı. “Konuşmak istemiyorum.”

“Ama...”

“Ufaklık!”

Asiye sert uyarıyla yutkundu. O benim abim demek istesede öfkeyle harmanlanan gece karası irislerle susmak zorunda kaldı. Öfkesi dindikten sonra anlatmaya karar verdi. Kaç gün öfkesi taze kalabilirdi. Bir bilse günlerce taze kalacağını öfkeleneceğini bile bile açıklardı. “Kalkalım mı?”

“İlaçların...”

“Arabada alırım.”

Asiye başını evet anlamında salladı, masadan telefonu alıp kalktı. Çantasını omzuna astı, elini tutan Destan'a baktı. Adamın bakışları kendisinden çok Arda'ların masasındaydı. Asiye'nin elini sahiplenircesine tuttu, herkese benim sevgilim mesajını verdi.

🌗🌗🌗🌗🌗

Asiye aracın şirketin önüne geldiğini gördüğünde durdurmasını istedi. Şükrü dikiz aynasından Destan'a baktı. “Devam et.” İtiraz etsede bir sonuç vermedi. Destan bu yaştan sonra gizli ilişki yaşayacak adam değildi. Kapalı otoparkında araba durdu. Aynı anda indiler. Genç adam peşinden yürüyen kıza parmaklarını oynattı. Asiye karnında uçuşan kelebeklerle elini tuttu. Asansöre bindiler, kata yaklaştığında kalbi hızlı atmaya başladı.

“Başını dik tut, gözlerini kaçırma, kimsenin ne düşündüğünü de umursama. Sen Destan Karahanlının sevgilisisin. Korkmana gerek yok. Ben her zaman yanında olacağım.” Asiye heyecanını bastırmaya çalıştı. Asansörün açılmasıyla ilk çıkan Destan oldu. Genç kız kendini hazır hissetmiyordu, adım atmak istemedi. Ama eli adamdaydı, adımları harekete geçmek zorunda kaldı. Gözlerini koridor boyunca işinden başını kaldıran, arkadaşlarının dürtüklemesiyle bakan kadınların gözlerinden bakışlarını kaçırmadı.

Destan durduğunda neredeyse çarpacaktı. Genç kıza döndü. “Ufaklığım öğle yemeğini birlikte yiyeceğiz.” Başını sallayan kızı alnından öptü. Yüzünün kızarmasını sağlayıp hiçbir şey olmamış gibi kızı orada bırakıp odasına gitti. Arkasından hayretle bakakaldı. Gıcık beni kurtların arasında bıraktı. “Hoş geldin Asiye'cim!”

Azra'dan sonra Nazlıgül sarıldı. Sıcak karşılama Asiye'nin hoşuna gitti. “Hoş buldum.”

“Çok güzelsin Asiye.” Azra'ya katıldı Nazlıgül. “Evet bugün çok güzelsin.” Asiye'nin aldığı iltifatlarla yanakları kızardı. “Sizde çok güzelsiniz.” Azra genç kızın koluna girdi. “Eee anlatsana Destan Beyle ilişkiniz ne zaman başladı.”

“Nasıl itiraf etti?”

“İlişkiniz yeni mi yoksa öncesi var mı?”

Asiye art arda gelen sorularla başı döndü. Kime cevap yetiştireceğini şaşırdı. Kendinden geçerek soru soran kadınları sesini yükselterek susturdu. “Sakın olun. Sorularınıza tek tek cevap vereceğim ama önce Hayat Hanımla konuşmalıyım. O nerede?”

“Odasında yani senin odanda.”

“Tamam.”

Asiye odasına yönelirken kadınların fısıldaşmaları kulaklarına doldu. “Yaşı küçük kızda ne buldu? İhtiyaçlarını bile karşılayamaz...” Haset dolu sözlerinin altındaki manayla gözleri doldu. İnsanları özelliklede kadınları anlamakta zorlanıyordu. Hemcinsine ağır ithamlarda bulunmayı yakıştıramıyordu. Bir kadınla bir erkek sevgili olduğunda illa yatmaları mı gerekir. Bu sevgiyi kirletmek değil midir. Ne kadar zorlarsa zorlasın kendini, çarpık zihniyeti anlaması imkansızdı.

Gözlerini kapatıp ağlama isteğini geçiştirmeye çalıştı. En ufak bir sözde hamileliğinin acizliğine uğruyordu. Normalde kolay ağlayan bir insan değildi. Beşe kadar sayıp gözlerini açtı. Asiye kapıyı çalıp içeriye girdi. Hayat Hanım genç kızı görmesiyle ayağa kalktı.

“Hoş geldin kızım!” Genç kızı kollarının arasına alıp anne şefkatinde sarıldı. Ayrıldıklarında kızı baştan aşağıya süzdü. Bugün her zamankinden daha güzeldi. “Hoş buldum Hayat Hanım. Nasılsınız?”

“İyiyim, siz nasılsınız?” Karnını işaret etti. “Bizde iyiyiz.” Karşılıklı oturdular. “Aslında sizinle konuşmak istiyordum. Dün gece hakkında...”

“İkinizin adına çok sevindim.”

“Gerçekten mi?” Sesine şaşkınlığı yansıdı. Sevinmesini beklemiyordu. Hayal kırıklığını evet ama bunu... “Evet, yanımda çalışmanı isterken Destan için uygun kişi olduğunu düşünüyordum. Güzel, cesur, erdemlisin; diğerlerinden farkını ortaya koydun. Destan'ı etkileyecek kişi diye düşündüm. Yanılmadığımda ortada.”

“Teşekkür ederim.”

“Destan saatine baktığında bire geliyordu. Ufaklığa öyle yemeğini birlikte yiyeceğimizi boşuna dedim herhalde. Kesin işe dalıp unutmuştur, ben hatırlatmasını bilirim şimdi. Genç kızın odasına aniden daldı. Sevgilisini yalnız çalıştığını düşünürken adamın biriyle baş başa... Kıskançlık zehrini vermiş ölümcül bakışlarını attırmaya başlamıştı. Gözünün önünden geçen ölüm senaryoları genç adama yardımcı olmuyordu. Derin derin nefesler verdi. Kendinden geçen ikiliyi yüksek sesiyle kendine getirdi.

“Ufaklık...”

Asiye duymayı beklemediği sesle yerinden sıçradı. Parmağını damağını koyup kaldırırken kızgın bakışlarını genç adama sundu. Bu adam aklımı başımdan almaya yeminli anlaşılan. Destan hırçın bakışlarından etkilenmedi. “Hemen odama.” Arkasını dönüp odadan çıktı. Kapıyı sertçe kapattı. Sinirle verdiği soluklarından duman çıkmadığı kalmıştı. Asiye kapının sertçe kapanmasıyla bir kez daha sıçradı. Durduk yere ne diye öfkelendi. Öğrenmenin tek yolu yanına gitmekten geçiyor.

Adnan ise patronunun ölümcül bakışlarının etkisini üzerinden atamamıştı. Canından emin olmak istiyorsa genç kızla arasına mesafe koymak zorunda olduğunu biliyordu.

Asiye Adnan Bey'le çalışmalarını sonlandırıp Destan'ın odasına gitti. Kapıyı çalıp içeriye girdi. Öfkeden delirmiş adam beklerken sakince oturan adamı beklemediğini biliyordu. “Destan iyi misin?”

Destan öfkesini baskılamaya çalışıyordu. Küçük sevgilisinin hamileliğini dün gece itibariyle aklına kazımıştı. Öfkesine yenik düşüp bebeğe zarar verecek davranışlarda bulunmak istemiyordu. “Otur.” Asiye emir kipini umursamadı. Aklı sevgilisindeydi. Dün geceyi atlatamamış. Paketleri açılmamış yemekleri poşetten çıkartıp sehpaya dizdi. Asiye aklı karışmış vaziyette genç adamı izlemekle yetindi.

“Heyecanlı mısın?” Gözlerindeki neye bakışıyla dudakları kıvrıldı. “Yarın sınav, unuttun mu?”

“Doğru, aklımdan tamamen çıkmış.”

“Nasıl hissediyorsun?”

“Heyecanlı ve birazda korku.”

“Neden?”

“Son zamanlarda yaşadıklarımı biliyorsun. Sınavı mı etkilemesinden korkuyorum.”

“Korkman yersiz. Ben başaracağına inanıyorum.” Küçük gibi görünsede sevgilisinin inancı Asiye için çok önemliydi.

 

 

Bölüm : 27.12.2024 11:58 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...