
AVM'nin önünde durdurdu arabayı. Tüm ısrarlarına rağmen çalışmakta ısrar eden kızı elinden tuttuğu gibi şirketten çıkardı. İtirazlarına aldırmadan arabaya bindirdi. “Nereye gidiyoruz?” Verecek cevabı yoktu. Oda bilmiyordu nereye gideceklerini. Bir anda karar verdi. Asiye soruya cevap vermeyen adama içerlendi. Gözleri doldu. Gözlerini kaçırıp camdan dışarıyı seyretmeye başladı. Destan yanında sessizce oturan kıza çevirdi başını. Kollarını göğsünde birleştirmiş dışarıyı seyrediyordu. Durgundu... Sorusunu cevaplamadığıma kızmış olmalı. Ah be ufaklığım! Bende bilmiyorum. Gözleri karnına ilişti. Dudağı kıvrıldı. Menesa...
“Neden geldik? Eve götürmeyecek misin beni?” Asiye alındığını ses tonuna yansıttı. “Kızımıza alışverişe geldik.” Yeri arşınlayan mavileri hızla adamın siyah irislerini buldu. “Kızımız için mi geldik.” Başını salladı. Destan yanaklarını avuçladı. Başparmağıyla gözyaşlarını sildi. İncilerini döktürecek ne söylemiş olabilirim...
Asiye hamileliğini gizlemek zorunda kalmıştı. Çarşıda gezerken ya da küçük butikte gördüğü tatlı minik patikleri biri görür ve anlar korkusuyla alamamıştı. Yinede dayanamayıp sarı patik almıştı. Bebeğine aldığı ilk eşyaydı. Temizlik sırasında yatağın altında bulmuştu Fadime Hanım. Düşükten önce aldığını düşündü. Kıyamamıştı atmaya. Halasına yalan söylemek ya da gizlemek gibi bir planı yoktu. Ne kadar az kişi bilirse bebeği o kadar güvende olacaktı.
Siyah harelere bakmaktan kendini alamıyordu. Yutkunan adam alnından öpüp ayrıldı. “Kızımıza alışverişe başlamaya hazır mısın?” Az önceki mutsuzluğunu unutup sevinçle baktı. Gözleri parlıyordu. Başını salladı. “Hazırım.” Adamın uzattığı eline atladı. İlk iş bebek mağazasına girmek oldu. Destan'a bakan kadına ölümcül bakışlar atıyordu genç kız. Boğazını temizleyen Asiye'yle kendine geldi kadın. “Buyrun size nasıl yardımcı olabilirim?”
“Hele şükür hatırlayabildi bizi, sevgilime ağzı açık budala gibi bakmasaydı daha iyi olurdu ya neyse.” Sessizce mırıldandı. Kimsenin duymadığını düşünürken genç adamın kulağına üflediği nefesi tüylerini diken diken etti. Kulağını içine işleyen sesi doldurdu. “Kıskandığında çok güzel oluyorsun.” Gözlerini kısarak Destan'a baktı, ardından kadına döndü, hala hayranlıkla bakan kadına sinirlendi. “Kızımız için alışverişe geldik.” Kadının bakışları önce Asiye'yi sonra birleşmiş ellerini buldu. Mahcubiyetle yanakları kızararak bakışlarını yere indirdi. En azından utanması var. Asıl sen utanmazlardan korkacaksın. “Kaç yaşında?”
“5 aylık, daha doğmadı.” Karnını gururla okşadı. “Öyleyse sizi yeni doğan bölümüne alalım.” Reyona geldiklerinde kadını gönderdi. “İhtiyacımız olduğunda sizi çağırırım.”
“İstediğini alabilirsin ufaklığım.” Asiye sevinçle el çırptı. Renk renk zıbınlıklara baktı, gerçekten çok güzellerdi. Menesa'ya kırmızı, sarı, bebek mavisi renkte desenli, desensiz zıbınlıkları alırken, Destan pembe tonlarında birden fazla takımı sepete attı. Minik çoraplar, battaniyeler, bebek bornozu... Sonraki durak elektronik reyonuydu. İlk dikkatlerini çeken bebek telsizi oldu. Asiye asil renkteki siyahı seçerken, Destan kız konseptine uygun pembe telsizi aldı. Genç kız Destan'ın telsizine omuzlarını silkti. “Benimki asil.” Adama omuz silkip epete koydu.
“Bunun ne olduğunu biliyormusun ufaklık?” Destan'a baktı, elinde süt sağma makinesi vardı. Sen biliyormusun bakışı attı. “Önce ben sordum cevap ver.” Kaşıyla makineyi gösterdi. Göğsünde ellerini birleştiren kıza, “Ben neden sana soruyorum ki az önceki bayan görevliye sorayım daha iyi.” Ona hayranlıkla bakan kadına gidip soracak öyle mi, kıskançlıkla sertçe kolundan tuttu.
“Eğer o kadına gidersen seni parçalarım.” Dedi tehditkarca. Dudaklarını düz tutmaya çalışan adam gözlerinin içine bakarak sorusunu yeniledi. “Süt sağma makinesi, öğrendin mi? Oldu mu?” Adama gözlerini devirdi. “O zaman alıyoruz.” Kızın iraz etmesine rağmen sepete koydu. Alışverişe kaldıkları yerden büyük bir hızla devam ettiler. Biberon, emzik, kelebekli dönence, banyosunu yaptırmaya bebek küveti, siyah ve mavi renk pusetli bebek arabası... Alışverişi tamamlayıp kasaya gittiklerinde Asiye çantasından cüzdanını çıkarttı. Destan kaşlarını çattı. “Sen ne yapıyorsun ufaklık?”
“Hesabı birlikte ödeyeceğiz, yarısını sen diğer yarısınıda ben ödeyeceğim fifti fifti.” Ya sabır çektirdi adama. “Benim olduğum yerde hesabı, yanımdaki kadın ödeyemez, bu kişi sensen asla.”
“Kadın erkek meselesine mi döndü. Benim param var ödeyebilirim.”
“Asi.” Hastaneden sonra ikinci kez adını dudaklarından duyuyordu. Genç kızın bir anlık dalgınlığından faydalanıp kartını uzattı. “Buradan çekin.” Kendine gelen Asiye ısrarına devam etti. “Hayır, yarısını çekeceksiniz.”
“Sen şimdi vazgeçmiyorsun illa ödeyeceğim mi diyorsun?” Gözlerinin içine baka baka başını salladı. “Evet.” Tek kaşını kaldırıp çarpık gülümsemesini takındı. Aklından geçeni anlayan genç kız başını olumsuz anlamda salladı. Bir adım atıp yanağını kavradı. Alnından öperken görevliye geç işareti yaptı. Yanağını okşarken, “Benim olduğum yerde senin paran geçmez okyanus gözlüm. Sözümü ikiletmemen gerektiğini sana söylemiştim değil mi?” Destanı kendinden uzaklaştırdı. Sinirle konuştu. “Senin bu yaptığına hile denir, alacağın olsun.”
“Ben Destan Karahanlıyım istediğimi yaparım.” Egoist diyerek arabaya yöneldi kahkahası eşliğinde. İçinden saydırmaya devam etti; alçak, gıcık, kas yığını...
🌗🌗🌗🌗🌗
Fadime Hanım eve dönen yeğenini kapıda karşıladı. Kimseye haber vermeden çıkıp gitmesine kızdı. Bu adamda kim? Senin yanında ne işi var? Elindekilerde ne? Nereden geliyorsun? Bir solukta sorduğu sorulara gözlerini devirdi genç kız. İnsan bir hoş geldin der, nasılsın der, yorulduysan geç dinlen der ama nerede. Kaya'ya dik dik bakan halasına Destan'ın koruması için görevlendirdiğini söyledi. İçi rahatlayan Fadime Hanım yeğenine ve bebeğine verdiği önemle genç adamın gözündeki değeri katlanmıştı. Asiye'ye inat genç adamı överek içeriye girdi. Yemekten sonra odasına çekilen Asiye aldıklarını yerleştirdi. Üzerini değiştirip yatağa uzandığında yorulduğunun farkına vardı. Gözlerini kapatmıştı ki odanın kapısı açıldı. Işığı açtığında kamaşan gözlerini hızla kırpıştırarak ışığa alıştırdı. Hayal'e baktı gözlerinin içi gülüyordu. “Hoş geldin ablacım...”
“İyi geceler canım.”
“Ne oldu?” Asiye'ye anında döküldü.
Murat Hayal'a süpriz yapmak için vizitedeyken odasına girip, sehbanın üzerini yemek çeşitleriyle donatmıştı. Kırmızı gül yaprakları ve mum ışıklarıyla romantik hava katıp Hayal'i bekledi. Yorgun argın odasına girdiğinde boş bulunan genç kız çığlık attı. Ağzını elleriyle kapatıp odasında gözlerini gezdirdi. Kocaman açılmış gözleri sevdiği adamı buldu. “Ela gözlüm.” Elinden tutup şaşkın kızı sandalyeye oturttu, önünde diz çöktü. Günlerdir hayalini kurduğu hayatının teklifini yapmak için derin nefes aldı genç adam.
“Hayatımı sonsuza kadar geçireceğim o özel kadını arayıp durdum. Tam pes etmiş kaderimin karşıma çıkartacağı kadını beklemeye karar vermiştim ki, beklemediğim bir kaza sonucu aradığım kadını buldum. İlk görüşte aşık oldum ela gözlere. Yıllardır hayalini kurduğum güzel ailemin kökü, gözlerini alacak oğullarım ve kendisine benzeyecek kızlarımı bana verecek kadının gözlerinin içine bakıyordum. Ben o an anladım, Hayal'im, ela gözlüm sen benim hayatımın aşkı, çocuklarımın annesi...” Çeketinin cebinden ela renginde küçük kutu çıkarttı. Hayal'in kalbi yerinden çıkacakmış gibi atmaya başladı. Tek taşı görünce gözünden damlaların akmasını engelleyemedi. Elini elinin arasına alıp sihirli sözleri söyledi.
“Hayatımın sonuna kadar gözlerimi senin ela gözlerinle kapamak ve seninle açmak istiyorum. Evimizde aşkımızın meyvelerinin koşturmasını istiyorum. İki cihanda da sadece seninle olmak istiyorum. Sonsuza kadar bana evet dermisin, çocuklarının babası olmama evet dermisin, sonsuza kadar ela gözlerine hapis olmama evet dermisin, kocan olmama evet dermisin. Benimle evlenirmisin ela gözlüm...”
“Evet.” Hayal'den aldığı cevap karşısında gözleri parıldadı. Yüzüğü parmağına takıp buse kondurdu. “Seni mutlu etmek için elimden geleni yapacağım.” Söz verdi. Sadece Hayal'e değil kendine de sözdü.
Hayal elini kaldırıp yüzük parmağını gösterdi. Asiye yüzüğü görünce gözleri kocaman açıldı. “Abla.” Sevinçle çığlık attı. “Sessiz ol.” Uyarısını alınca elleriyle ağzını kapattı.
“Çok mutlu olursunuz inşallah ablacığım.”
🌗🌗🌗🌗🌗
Asiye tatlı uykusundan kızının tekmeleriyle uyandı. Gözkapakları kapanmak uykusuna kaldığı yerden devam etmek isterken kızı öyle düşünmüyordu. Karnı guruldadı. Annesine açım diye bas bas bağırıyordu. Asiye gülümsedi. “Açıktın mı kızım?” Karnının bir kez daha guruldamasıyla cevabı aldı. Yatmaktan ağrıyan vücudunu esnetti. Yatakta doğruldu, pofuduk terliklerini giyip ayağa kalktı. Banyoya geçip elini yüzünü yıkadı. Basamakların başına geldiğinde aşağıdan gelen seslere kulak verdi.
“Ayşe nişan yüzükleri nerede? Çiçek çikolatayı Sinan aldı mı? İki elimizi birbirine doladı. Bu oğlanın her şeyi bir acele...” Söylenen halasına kendince hak verdi. Sinan'ın evliliğini kabul edemeden bebeğinin ortaya çıkması ailede büyük şaşkınlık yarattı. Evdeki telaşın yegane sebebi akşam kız istemeye gidecekler. Merdivenleri indiğinde annesine seslendi. “Anne benim ve kızımın karnı çok aç. Abimin telaşına düşüp bizi unutmamışsındır inşallah.”
Genç kızın aklı kendi ve kızının karnını doyurabilmekteydi. Sonra abisini düşünebilirdi. Öncelik kızına aitti. Salona adım atmasıyla durması bir oldu. Mavileri iyileşti. Gözlerine inanamadı. Hanımağa edasında oturan kadın babaannesinin ta kendisiydi. Kirpiklerini salise hızıyla kırptı. “Babaanne...”
“Ha uşağum...”
Sultan Hanım bir torununun aile büyüklerini çiğneyerek gizlice evlenmesi, diğer torununun hamileliğini gizlemesi üzere küplere binmişti. Kızsada küçüklerin yaptığı yanlışı büyük sıfatıyla düzeltmeye geldi. Güzel torununu baştan aşağıya süzdü. Ayıcıklı pijamalarıyla çok çocuksuydu. Kadının gözleri yuvarlak karnında takılı kaldı. Asiye babaannesinin bakışlarıyla koruma iç güdüsüyle harekete geçmek isteyen kollarını güçlükle zapt etti. Endişesini, korkusunu belli etmemekte kararlıydı. Asiye görmüş geçirmiş kadının ne düşündüğünü gözlerinden okuyamadı. Fakat halasından yaşadıklarını öğrendiğini biliyordu.
Ev ahalisi pür dikkat yaşanan babaanne torun yüzleşmesini izliyordu. Dudaklarını aralayıp da tek kelime edemiyorlardı. Sultan Hanım sırtını dikleştirdi. “Ha karnundaki...”
“Benim kızım, halam sana yaşadıklarımı anlatmıştır. O yüzden benim sana anlatabileceğim bir şey yok.”
“Ya yalıkazuğu...” Kaşlarını çatan genç kız kimden bahsettiğini anlamadı. Mavilerini kuzenlerin içinde en büyük ağabeyine çevirdi. Ozan kuzeninin sorgulayan bakışlarına tebessüm etti. Genç kızın duyacağı tonda konuştu. “Sevgilinden bahsediyor.”
Asiye başını dik tuttu. “Destan'ı seviyorum babaanne. Boşuna ayrıl konuşması yapma, kendini yorarsın.” Sultan Hanımdan öğrendi aldığın kararların arkasında dimdik durmayı. Bu kız beni yanıltmayacak, her zaman inandığı doğruların arkasında duran torunum şimdi sevgisinin arkasında duruyordu. Keşke diğer torunlarımda aynısını yapabilse. Düz dudağı hafifçe kıvrıldı ama anlıktı otoritesini çizdirmek istemeyen bir kadındı.
Sultan Hanım elini kaldırdığında herkes rahat bir nefes aldı. Asiye ne düşündüğünü merak ederek elini öptü. Karnının izin verdiği ölçüde sarıldı. “Hoş geldin babaanne.” Kuzenleriyle hasret gideren genç kız burnuna dolan yemek kokusuyla gururdayan karnını hatırladı. Kızının kendini hatırlatan gururdaması genç kızın yanaklarını kızarttı. Havada asılı kalan negatif enerjiyi atılan kahkahalar yok etti.
“Ben hamileyim ama...”
🌗🌗🌗🌗🌗
Nazlı'nın zil sesiyle yüreği ağzına geldi. “Geldiler!” Aniden ayağa kalktı. “Sakin ol kızım.” Nergis Hanımı duymadı. “Nasıl olmuşum? Ailesi beni beğenir mi? Ya beğenmezlerse?” Makineli tüfek gibi sıraladı sorularını. “Misafirleri bekletme yoksa şimdiden eksi puan alacaksın.” Babasının sözleriyle harekete geçen Nazlı seri adımlarla hole vardı. Açmadan önce aynada son kez kendine baktı. Hayatında yeni bir sayfa açtığından beyaz yuvarlak yaka, yırtmaçlı uzun bir elbise giydi. Dalgalı kestane saçlarını salık bıraktı, hafif makyajla doğal güzelliğini ön plana çıkartan Nazlı önüne gelen bir tutam saçı kulağının arkasına attı. Terli ellerini elbisesine silip kapıyı açtı.
Sinan karşısındaki güzelliği baştan aşağıya süzdü, bir kez daha aşık oldu. Kendinden geçen adamı Ömer Bey boğazını temizleyerek kendine getirdi. Kenara çekilip ailesinin geçmesine izin verirken Nazlı'ya dudaklarını kımıldatarak konuştu. “Babaannem.” Mesajı alan Nazlı Sultan Hanımın elini öptü. Uşak gözel tam uşağuma göre. Beğendiğini belli etmedi. Çehresini düz tuttu. Misafirlerini holde karşılayan aile büyüklerinin yanına giderken Nazlı'nın yüzü düştü, bozuntuya vermedi. Ömer Bey, Ayşe ve Fadime Hanımın ellerini öperken Hayal ve Asiye'yle kucaklaştı. Hayal karşılayanların arasında sevgilisini gördü.
Murat iç çekmemek için kendini zor tuttu. Sesiyle özlemini gidersede dakikalardır gelmesini bekledi. Gelse de ela gözlerini görsem, kalbim cayır cayır yansa, gül yüzüyle hasret gidersem. Kapının sesini duyduğunda kalbi maraton koşucularına bin basardı. Sonunda ela gözlüsüyle göz göze geldi. Öyle yoğun bakıyordu ki gözlerinde kendini gördü. Bütün gün acilde o hastadan o hastaya koşturmuş, yorgunluğunu yemek molasında hissetmişti ama Murat'ın sesini duymak tüm yorgunluğunu alıp götürmüştü. İki aşık gözleriyle hasret giderdi.
Destan küçüğünün güzelliği karşısında büyülendi. Göğsü staplez gece karası mavi elbise giymişti. Saçlarını birer tutam alıp tokayla arkada tutturarak açık bırakmıştı. Pas vermeyen küçük sevgilisine gözlerini kıstı. Dün itibariyle trip yediğini genç kızın aramalarına cevap vermemesiyle öğrenmiş oldu. Bütün gece aramış, genç kızın meşgule atmalarıyla tribi yemişti. Kızgınlığı geçmemişti. ‘Seni özledim,’ yazıp gönderdi belki yumuşar diye. ‘Bende özledim,’ yazmasını beklerken, ‘Pis hilekar’ı beklemiyordu açıkcası. Küçük kahkahasıyla ailesinin imalı bakışlarına maruz kaldı. Anlaşılan küçüğümü çok kırmışım. Eh ne yapalım gönlünü alacağız artık. Dudağı kıvrıldı.
İki aile karşılıklı oturdular. Sultan Hanım torununun arkasından gelen her türlü tehlikeye karşı hazır adamı inceledi. Kalıplı yağız adamdı. Rahmetli kocasının gençliğine benzetti. Tek eksisi saçlarını uzatması. Sultan Hanıma göre saçlarını kızlar uzatmalı erkekler değil. Ha bizum uşak saçları uzun uşak da ne buldu?
Birbirlerini tanımayan, yaşam ve gelenekleri farklı iki aileyi bir araya getirebilecek güç aşktı. Aileler birbirini tanımak adına sohbete girerken, Destan küçüğünün yanında oturan adamı merak ediyordu. Asiye kuzenlerimin arasına oturmuştu. Bir yanında ikizler Oktay ve Demir diğer yanında en büyük kuzeni. Genç kız Destan'ın keskin bakışlarını üzerinde hissetsede oralı olmadı. Ozan'ın sözleriyle genç adama baktı. “Senin ki kuduriyi...”
Gece karası irisleri kararmıştı. İtiraf etmek istemesede çok özlemişti. Kalbi hızla çarpsada yelkenleri suya indirmedi. Trip atmaya devam etti. Bir kere kabul ederse hayatı boyunca ayrımcılığa maruz kalırdı. Asiye bu yüzden genç adama tepki gösteriyordu. Anlamasını istiyordu ve her kadın biraz nazlıdır. Sevdiği adama naz yapmayacakta kime yapacak. Yoğun hasret dolu bakışlarından kaçındı. Yoksa teslim olması içten değildi.
Nergis Hanım, “Nazlı kızım kahveleri yap.” Annesini onaylayıp mutfağa geçerken arkasından Hayal ve Asiye takip etti. Heyecandan eli ayağı birbirine dolanan Nazlı, cezveyi yere düşürdü. Eğilip aldı, kalkarken başını masaya çarptı. “Aaaahh!” Hayal cezveyi elinden alıp oturttu. “Sakin ol.” Sanki kalk kahveleri yap demiş gibi yerinden kalkan Nazlı'yı iki kadın kollarından tutup oturttu. “Kahveleri biz yaparız sen sakinleşmeye bak.” Bir yandan kahveleri yaparken diğer yandan Nazlı'yla konuşarak heyecanını yenmesine yardımcı oldular. Pişen kahveyi fincanlara koydu. Asiye'nin hazır demesiyle ok gibi yerinden fırlayan Nazlı tepsiyi eline alacakken Hayal durdurdu. Tezgahla uyumlu siyah baharatlığı alıp iki çay kaşığı tuzu kahvenin içine döktü. Baharatlığı yerine koyup fincanı öne çıkarttı.
“Bu fincanı Sinan'a vereceksin.”
“Neden tuz koydun?”
“Âdettendir.”
Nazlı’nın tepsiye uzanan elleri titriyordu, gözlerini kapatıp içinden saymaya başladı. Bu kadar heyecanlanacağını düşünmemişti.Ya kahveleri dökersem ya rezil olursam, Allah'ım sen koru. Nazlı'nın düşüncelerini duymuş gibi cevapladı Hayal. “Nazlı kahveleri dökmeyeceksin, biraz daha beklersek kahveler soğuyacak.” Başını sallayarak onayladı, derin nefes alarak tepsiyi tuttu Önden Nazlı arkasından da onlar içeriye girdiklerinde iki aşık konuşuluyordu.
“Size katılıyorum küçükler büyüklerine danışmadan hata yaptılar ve büyükleri olarak mutlulukları için yaptıkları hatayı sineye çekip elimizden geleni yapacağız.”
“Öyle, biğa düşan ha bu yanluşu düzeltmek.” Sessizliği bozdu Sultan Hanım. Yavaşça kahvesinden bir yudum aldı, torununa baktığında ecel terleri döküyordu. Sen misin haber vermeden evlenen. Fincanı ağır ağır yerine koydu, ortama sinir edici sessizlik hakimdi.
Sinan bilerek yaptığının farkındaydı, alacağın olsun babaanne. Kahvesinden bir yudum alır almaz öksürmeye başladı. Ayşe Hanım, “İyi misin oğlum?” Genç adam başını evet dercesine salladı. Suyunu içerken gözleri Nazlı'nın üzerindeydi. Adettendir deyip omuzlarını silkti. Sinan, gülü seven dikenine katlanır misali tuzlu kahveyi yüzünü buruşturarak kaldığı yerden içmeye devam etti.
“Allah’ın emru peygamberin kavliyle kızinuz Nazli'yi uşağuma isteyruz.” Osman Bey Nazlı'ya baktı, gözlerinin içi parlıyordu. Sonrada eşine baktı. Onayı alınca Sultan Hanıma dönerek konuştu. “Birbirlerini sevmişler bize de sevgilerinin karşısında durmak değil yanlarında olmak düşer. Verdik gitti, hayırlı uğurlu olsun.” Sinan'la Nazlı büyüklerin elini öperken genç kız izledi.
Bir gün kendi istememi yaşayabilecek miyim diye düşünürken kulağında hissettiği nefesle tüyleri diken diken oldu. “Seni istediğimde umarım Sinan'a yaptığınızı bana yapmazsınız.” Asiye'nin dudağı yukarıya kıvrıldı. “Bakacağız artık.”
Makbuş süslenmiş, birbirlerine kurdeleyle bağlı nişan yüzükleri ve makaslarla birlikte geldi. Sultan Hanım çiçeği burnunda çifte yüzükleri taktı. ‘Bir yastıkta kocayın,’ dileğiyle kurdeleyi kesti. Murat romantik müzik çalarak ortamı hareketlendirdi. Sinan karısını elinden tutup dansa kaldırdı.
“Bir gün sende benim kollarımda olacaksın ve arada en ufak bir mesafe olmayacak.” Yutkundu Asiye. Genç kızın yanaklarında kırmızının tonları dans ederken Destan'ın kıkırtısını duydu. İmdadına Dağhan yetişti. Gür sesi müziğin sesini bastırmaya yetti.
“Baba oluyorum sevgili ailem, baba.” Çiceği burnunda çiftinin gözlerinin içi gülüyordu. Peşinden sürüklediği karısının da.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 7.83k Okunma |
881 Oy |
0 Takip |
30 Bölümlü Kitap |