
Kısa hikayelere hoş geldin eğer sende Hyunlix cisense kısa hikayelerimi okuya bilirsin her bölüm bir hikaye olcak bana youtubeden pinteresten ulaşa bilirsin başlayalım❤kitappad de yeniyim ve bu nenim ilk ficim ilk hikayem, normalde wattpad de yazıyorum. İyi okumalar (oy vermeyi unutma) 🐰🐹
Önemli! İdolleri cinselleştirmiyorum amacım ve niyetim kötü değildir sadece gorünüşü ve bir birlerine olan arkadaşlıkları sevgilerini temsil eden hikayeler yazıyorum!💗
~felix~ sıkılmıştım şirkette Han ve Seungmin-i bekliyordum. Çıkışta pizza yemeye gidecektik saatime baktığımda geç kaldığımızı fark ettim kendimce küfürler ediyordum sonunda Seungmin ve Hanın sesinin gelmesiyle kafamı saatden kaldırdım gülümseyerek şirketden çıktık.
Han sürücü koltuğuna geçerken ben arkada seungminse önde oturmuştu.
Han biraz durgun görünüyordu Seung-da aynı şekilde yüzlernin bu kadar asık olmasının sebebini merak etmiştim açıkcası. Öne gelerek bir elimi Hanın koltuğuna diğerinide Seungun koltuğuna yasladım.
~felix~Çocuklar? Ne oldu bu haliniz ne böyle? "
Seung kafas ben tarafa çevirerek omuz silkti.
Hanın tüm dikkati yoldaydı gözlerini dikiz aynasına tutarak konuşmaya başladı.
~jisung~Az önce Bangchan aradı...
~felix~Eee? Ne diyor
~Jisung~Peşimize sanarım birilerini takmış. Gideceğimiz restorana Chanda gelcek dikkatli olmamız gerekiyor
Chanı pek iyi tanımıyordum Hanın anlattıklarına göre sağlam papuçdeğildi ve oldukca tehlikeli biriydi bir sürü çetesi vardı Han-ında çetesi vardı Jeongin, Seungmin, ve ben,ben bu çeteye yeni katılmıştım jeongin beni başka bir italyan mafyaların elinden kurtarmıştı ve öylece beni kendi gruplarına almışlardı. Çeteye katıldığımdan beri Seung hep Chanın kötü biri olduğundan ne kadar tehlikeli olduğundna bahs ederdi. Yüzünü hiç görmemiştim herifin ve ilk göreceğim gün sanarım bu gün olmuştu.
~felix~Anladım, sizin hep bahs etdiğiniz o herif mi?
Seung kafasını hafifce olumlu anlamda salladı.
~seung~Jeongin nerede peki? Seung telefonunu arka cebine koydu bir elini cama yaslayıp Han a baktı.
Han Seungun Sorduğu soruyu yanıtladı.
~jisung~Restoranda Çetenin gelmesiyle bağlı bize haber verecek
Herşeyden habersiz olan bense korkmaktan güçsüz durmaktan başka hiç bir şey yapmıyordum tüm bu olaylara dahil olmam bu çeteyle tanışmam gruba alınmam tamı tamına 1 haftada gerçekleşti.
Han-ı , jeongini, Seungmini gerçekten çok seviyorum amma ne kadar güvendiğim belli değil.
꒰꒱
Arabanın yavaşlamasıyla gözlerimi açtım camdan dışarı baktığımda büyük led işıklarla aydınlatılmış Za Pizza yazılı simsiyah restoranın önündeydik sanarım gelmiştik.Han pahalı lüks arabaların durduğu yerde arabayı park etdi hızlı bir şekilde silahları şarj ederek cebine koydu. Telaşlı bakışlarıyla bana baktı.
~jisung~Üç değince ben taraftan in ve hızlıca jeonginin yanına koş restoranın arkasında yeşil konteynırın yanında seni bekliyor. korkuyordum amma belli etmemeliydim şu an korkmamın hiç bir anlamı yoktu çünki.
Kafamı hızlıca sallayıp Han-dan cevap gelmesini bekledim.
"3.... "
"2... "
.......
"1 "
"Kaaç! "
Arabadan hızlıca inerken arkadan silah sesleri gelmeye başlamıştı. İstemsizce gözümden süzülen yaşları silmeye zamanım yoktu.
Han-ın dediği yeşil konteynırın arkasında saklandım. Bir süre devam eden silah seslerini duymamak için kapatdığım kulaklarımı ellerimden araladığımda ortalığın sessizliğe büründüğünü anladım. Hala gelmeyen Jeongin korkmama ve endişelenmeme neden olmuştu.
"Felix!" Kapattığım Gözlerimi açarak sesin geldiği tarafa baktım Jeongin hızlı adımlarla kan ter içinde ben tarafa koşuyordu. Tam ayağa kalkıp ona doğru koşucakken Arkadan gelen yüksek silah sesiyle yerimde dona kaldım. Aynı şekilde Jeonginde haraketsiz kalmıştı. Ses çok yakından gelmişti. Üstümü incelediğimde vücudumda her hangi bir şarap aktığını görmedim hızlıca telaşla dolan büyüyen gözlerimi Jeongine çevirdim. Yerleri boylamış kanlar içerisinde kalmıştı. Gözlerimde dolan acılı göz yaşları hızla dökülmeye başladı.
" İ. N hayır! "
Tam yanına koşacakken arkamdan birisinin geldiğini hiss etdim boynumun arasından burnuma dolan ağır sigara parfüm kokusu kalbimin hızlanmasına neden oldu. Kolumu kavrayıp kendine çekmişti. Yüzüne bakmaktan korktum Bu kişinin Han yada Seungmin Olması için Dua ederken o kişi karşıma geçerek beni kendiyle beraber hızla sürüklemeye başladı.
Final görüşürüz byby🙃
Şakaaa 😌🤭henüz bitmedi yeni başlıyoruz.
Devam.
Çığlıklarımdan sıkılan bu şerefsiz kafama vırduğu ağır darbeyle kendimden geçtim son duyduğum cümleyse
~o güzel yüzünün asılmaması için elimden geleni yapacağım buna emin ola bilirsin ufaklık~
Bir süre sonra Gözlerimi araladığımda garip büyük bembeyaz bir odada olduğumu gördüm ellerim buz kesilmişti sanki. Oda soğuk değildi bildiğiniz sade sıcak bir odaydı. Az önceki olaylara rağmen daha sakin bir odaydı. İlk başta Han-ın evinde olduğumu sandım. Ta ki odaya uzun boylu sarı siyah saçlı dolgun dudaklı biri girene kadar. Bu kişi sanarım Chan dı . Yakışıklıydı hemde çok yakışıklıydı amma arkadaşlarımın katiliydi. Yatdığım yerden kalkar pozisyona geldim, bana doğru sakin yavaş adımlarla yürümeye başladı, her bir adım attığında geriye geriye yürüyordum. Daha çok yaklaştı. Belimin duvara çarptığını hiss ettiğimde gözlerimi kapadım ve yutkunmaya çalıştım. Yüzüme yaklaştı parmak uçlarıyla çenemi tutuyordu oldukca nazikti. Gözlerinin üzerimde gezdirdiğini hiss ede biliyordum. Nefesi yüzümde keşfe çıkmışken gözlerimi açamazdım.
~Hyunjin~Bana bak sert ses tonu kulaklarımda dolanıyordu korkumdan gebersemde bunu belli etmedim gözlerimi araladığımda keskin sexsi bakışları gözlerimle buluşmuştu. Çok yakışıklıydı o ayrı. Nefesini yüzüme üfleyerek
~Hyunjin~ Düşündüğümden daha güzelsin, ve daha küçüksünüz beyefendi gözlerimin büyümesiyle kaslı koca kollarından kurtulmaya çalıştım onu geti ittim
~felix~Sen kimsin? benim burada senin yanında tanımadığım etmediğim yerde ne işim var?!
~felix~Yoksa... Yoksa sen? Chan denen o herif misin yada onun adamı...!? "
~hyunjin~Abim hakkında doğru konuş ufaklık!
Abisi mi Chan bunun abisiyse bu kim peki?
~felix~Bana ufaklık deyip durma!
~felix~Benimle doğru konuş o ses tonuna dikkat et yoksa sonun kötü olur! üstüme doğru hızlı adımlarla yürümeye başladı belimi kavrayarak omzumu duvara yasladı. Yüzüme dökülmüş Saçlarımı heriye ataraken bir yandanda saçlarımla oynuyor
Kısık ses tonuyla konuşmaya başladı.
~hyunjin~Yoksa o güzel sarı saçlarına o güzel çilli bem beyaz tenine bir zarar gelsin istemezsin civciv
Yutkundum kalbim hızını artırmıştı. Eliyle boynumu kavradı nazikce yanağıma bir öpücük kondurdu. Hiç bir tepki verememiştim optüğü yerde kan toplaşmıştı resmen. Ne yapmaya çalıyordu bu?
Kısık ses tonuyla gözlerimi keskin gözlerine diktim korkusuzca laf sokmaya devam etdim bir az daha konuşursam helvam kavrulucaktı kesin.
~felix~Sapıksın, piç in tekisin sizin gibilerden nefret ediyorum arkası dönük kapıya doğru giderken söylediklerimin üzerine durdu ve omzundan kafasını kaldırıp göz ucuyla bana baktı. Yüzünde sapıkca bir sırıtış belirmişti.
~hyunjin~Benim hakkımda böyle konuşup küfür etmen için sence de daha erken değil mi?
Odandan çıktı arkasından gidecekken kapıyı kilitlediğini fark ettim kapıya yaslanıp ağlamaya başladım bu acı dolu göz yaşlarım bu odada kalmama değerdi. Kafam kapıda yaslı gözlerimi tavana diktim, göz yaşlarımın kurumasıyla git gide kapanan gözlerime engel olmadın kapının ağızında uykuya daldım. Hayatım çöp olsada uykularım,gördüğüm rüyalar benim 1 saat bile olsa kaçış yolumdu. Önce İtalyanlar sonrada bu koreliler neydi benim bu mafyalardan çektiğim?! Avustralyaya dönüp üniversiteye devam etmek istiyorum.
~HWANG HYUNJİN~
Abimin verdiği o saçma komutlarla masum olan birisini şu an evimde sapık gibi saklıyordum belkide sapıktım kim bilir. Bu saçmalık uzun sürmeyecekti abimi arayıp Felixi almasını söylemeliydim. Tüm arkadaşlarını öldürdüğümüzü bilse zaten kendi burada durmak istemeyecekti. Kanepenin köşesinde melodili çalan telefonuma bir süre baktım elimdeki alkolü masaya koyup telefonuma uzandım, arayan Abimdi hemen yanıtlayarak telefonu kulağıma götürdüm.
~chan~Felix yanındamı?
~hyunjin~hmhm odada
~chan~ Güzel, ona iyi davran sakın bir delilik yapayım deme" göz devirerek bir dal sigara yaktım ve konuşmaya devam ettim.
~hyunjin~Ne zaman salıcaksın şunu evimden?
~chan~Biraz beklemesi gerek en azından jeonhin ve diğerlerinin cesetleri çürüyene kadar gözlerimi kapattım yakmış olduğum sigaranın dumanını üflüyordum.
~Chan~Peki, sen Felixle ilgilen amma rahat durmazsa.-"
Lafını kestim
~Hyunjin~Rahat durmasza ben hallederim.
Ses tonu yükselmiş konuşuyordu.
~chan~Lan oğlum bana bak sakın zarar verecek bir şey yapma duydun mu beni Hyu-aramayı sonlandırıp telefonu kanepeye fırlatdım sigarayı söndürüp pencereden fırlattım alkolümden son bir yudum alarak hızlı adımlarla Felixin olduğu odaya doğru ilerledim. Kapıyı tıklatdığımda ses gelmedi. Kilidi açtım ve içeriye girmeye çalıştım kapının önünde yerde uyumuştu. Ah salak yerde niye uyuyorsun. Sonra hasta olup başıma iş açıcaktı. Bir elimle belini diğer elimlede kolunu tuttum kucağıma alarak yerden kalktım. Bir süre düzensiz nefes alış verişini izledim uyurken bile çok hoştu sarı saçları bembeyaz kusursuz yüzüne dağılmış çillerini gizliyordu. Yavaş adımlarla yatağa doğru ilerledim yatağına yatırarak üstünü örtdüm. Yanına oturup bir süre yüzünü inceledim yüzüne dağılmış saçlarını geriye atarken beynimde eski anılarım canlanmıştı.Çok içmiştim belkide halüsinasyon görüyordum fazla aptallık etmeden odadan çıkmaya karar verdim kendimde değildim saatde geç olmuştu tam kalkıp gidecekken kolumdan tuttuğunu hiss etdim elleri yumuşacı ve sımsıcaktı. Kafamı çevirdiğimde gözleri yarı açık şekilde mırıldanıyordu.
"Gitme... " hala uyanmamıştı uyuyordu belkide gordüğü rüyanın etkisindeyi. Israr etmiş gibi tutuğu kolumu bırakmadı. Sabır dilercesine yanına yatdım arkamı döndüm ve uyumasını dilercesine bekledim
İçkili vaziyettde uyuyan kendinde olmayan birisine dokunamazdım. Birden o minik ellerinin belimde dolaştığını fak ettim sımsıcak ellerini belime sardı. Oturur vaziyyete gelerek ellerini üstümden çektim ve kafasını kucağıma koydum masum melek yüzlü biri şu an katilin ellerinde harab oluyordu amma o bunun farkında değildi. Uyandığında bunların hepsine pişman olucak ve kendini oldürmek isteyecekti. Belkide kaderine yazılmış bu kötülüğü kendisi devam etdirecekti kurtuluş yolu kalırken. Felixi tanıyordum. O beni tanımasada ben onu çok iyi tanıyordum. Onu hep uzaktan görmüştüm, ve her gördüğümdede eski anılarım canlanıyordu, belkid bu yüzden ona aşık olamıyordum yanına yaklaşamıyprdum kaçıyordum. Amma o şimdi benim evimde, benim yanımda, benim yatağımda, benim kucağımdaydı.
~lee Felix~
Uzun bir uykunun ardından karanlığın ardından nihayet gözlerimi aralamıştım. İlk karşılaştığım manzara güneş olsa gerek. Perdeler aralı güneşin parlayan şafaklarını gözlerime sunmuştu. Yerimde kıvranarak etrafıma göz gezdirdim, yine aynı odadaydım, dün ki odadaydım. Ayağa kalkarak aynadan saçımı başımı düzeltdim. Tam kapıyı açıp odafan çıkacak ken aklıma dün benim nerede uyukladığım geldi. Harbi ben dün yatakta değilde yerde yatmıştım. Beni kim yatağa yatırdı? Akıllarda tek bir soru var tabi amma ben bu sorunun cevabını bilmek dahi istemiyorum. Sabır dileyerek salona indim. Hyunjin denen o herif buzdolabının önünde bir şeyler yapıyordu. Üstüne doğru dürüs bir şey olmadan öylece ortalıkta dolaşıyordu. Altında siyah eşofman üstündede siyah renkte tüm düğmeleri açık gömlek. Vücudunu sergiliyor resmen.
Sessiz adımlarla mutfağa doğru yürüdüm sandaliyelerin birinde oturarak Hyunjini izliyordum.Bir insan sabajları nasıl bu kadar sexsi ola bilir ki.? Yüzü o kadar tatlı minnoş tu ki tanımasam "masum çocuk" derdim, o dolgun kıpkırmızı dudaklarına kaydı gozlerim dalmıştım oralarda.
Onu izlediğimi fark edercesine arkasını döndü gözleriyle bir süre beni süzdü. Sanki bende bir şey varmış gibi. Elindeki bardağı masya koyarak yanıma geldi.
~hyunjin~Günaydın demek yok mu? azarlarcasına sorduğu soruya kaşımı kaldırdım.
~felix~Günaydın mı? Beni kaçırın arkadaşlarımı öldürün birde odaya kilitleyin sonrada günaydın mı ? Pardon mafya bey sizin için gün aymış ola bilir amma aynı şeyi kendim için soyliyemiyicem malesef"
Yanıma oturarak sandaliyemi kendisine doğru çekti. Gözlerimiz buluşunca damarlarımdan fışkıran kan gibi kalbimde hızını artırdı. Sabah sabah ayrı sexsiydi sanki.
~Hyunjin~Üzgünüm ama bir süre böyle olmak zorunda" gözleri kurumuş dudaklarıma kaçmıştı.
Kısık sesimle
~felix~N-nasıl? " salaksın kix mal orospu bu nasıl soru lan kendine gel?!
bu sefer gözleri gibi dudaklarıda dudaklarımdaydı bir süre dudaklarımdan ayrılmadı, ayrılmaya çalışsamda nafileydi, sadece dudaklarını dudaklarıma bastırmış oylece duruyordu Eli yanaklarımda dudakları dudaklarımdayken kalbim yerinden çıkacakmış gibi oluyordu. Uzun bir öpücüğün ardından gözlerimiz yeniden buluştu.
~hyunjin~Böyle...
kırık sakin ve donuk ses tonuyla konuşuyordu. Şimdiye kadar karşılaştığım hiç bir Mafyaya benzemiyordu. Az daha iyi kalpli biri olduğuna inanacaktım. Aralanarak ayağa kalktı az önce ki bardağı eline alarak bardağına limonata doldurdu. Bense öylece konuşmaya devam ediyordum.
~felix~Ben gitmek istiyorum
~hyunjin~ Gidemezsin
~felix~Sebep?!
~hyunjin~Sebeb mebep yok sok şunu sarı kafana!
~fekix~Sebebini söyleyene kadar anlamayacağım.
Bardağını sertce masaya vurdu. Bu benim irkilmeme neden olmuştu.
~hyunjin~Eğer konuşmaya devam edersen seni gerektiğinden daha fazla mahkum ederim bu eve! "Ayağa kalkarak yanına gitdim. Yüzüne yaklaştım boyum boyuna yetmesede yüzüne doğru uzanmayı başara bildim.
~felix~ben istemediğim sürece bana hiç bir şey yapamazsın!kaşlarını kaldırdı.
~hyunjin~Öylemi civciv?! Peki bunu sen istedin...belimden tutarak kucağına aldı bağırmalarım itmelerimin bir faydası yoktu. masanın üzerine koyarak bir eliyle boynumu tutuyordu. Kafamı anlamıscasına olumsuz anlamda sallarken o beni çoktan öpmeye başlamıştı.
Canımı yakıyordu. Bundan zevk alır gibiydi. İtsemde nafile nefesimi tükendiğini anlarcasına sonunda dudaklarını dudaklarımdan ayırdı. Hyunjinin Yüzünde sapık bir sırıtış belirilken ben ağlamak іstiyordum. O gerçekten sapık biriydi.
~felix~Kendine gel sapık! ayağa kalkarak mutfaktan çıktım yine kolumu kavrayarak beni durdurdu.
~hyunjin~Önce kahvaltısinirliydi gözleri parlarlıyordu. Kolumu elinden kurtarıp geri mutfağa girdim.
~hyunjin~Bu surat ne? arkamdan konuşmaya devam etdi.
~felix~Nasıl olmamı bekliyorsun? Yanıma gelerek dolaptan kahvaltı için bir kaç şey aldı ve sessiz geçen kahvaltımızı sonunda bitire bilmiştik. Ara sıra bir birinize baksakta konuşmuyırduk. Gerçeği söylemek gerekirse ondan korkuyorum.
Oturduğum yerden kalkarak dün ki kaldığım odaya doğru ilerledim. Üstümü değişmem lazımdı. Ve duş da alnalıydım feci ter ve kan kokuyordum.
~Hyunjin~Nereye? soğuk sesi beni durdurmuştu.
~Felix~Duş almaya, geliyormusun?
Dalga geçer gibi sorduğum soru üstüne hyunjin efendi Sırıtıyordu. Bana doğru geldiğinde yüzündeki sırıtışı artmış daha çapkın, sexsi bir hal almıştı. Üstüme doğru yürümeye başladı o her yaklaştığında bir adım geri atıyordum. Kaçmağımdan bıkarcasına eliyle belimi kavradı ve kendine çekti.
~hyunjin~Gelmemi istermiydin? bir süre gözü dudaklarımda gezindi daha sonra küçük siyah harelerini gözlerime çevirdi. Kafamı olumsuz anlamda hızla salladım.
~felix~Bırak! kollarını belimden kurtardım ve hızla banyoya doğru koştum. Arkamdan beni izlediğini hala hiss ede biliyordum.
~HWANG HYUNJİN~
Felix duş almaya giderken bense onun bıraktığı yerde hala arkasından ona bakıyordum. Yüzümde bir gülümseme belirmişti. Fazla saçma sapan düşüncelere kapılmadan balkona doğru ileriledim elimdeki yaktığım sigaranın dumanını ciğerlerime çekiyordum. Bir yandanda Felix-i düşünüyorum. Acaba ne zaman gidecek ve ona olan hisslerim onunla birlikte geçip gidecek mi diye. Derin bir sefes alıp bahçedeki korumalara diktim gözümü. Gözlerim bahçede gezinirken aklım hala içeride duş alan sarı saçlı güler yüzlü Felixteydi. Onun kalbini kazanmak istiyordum amma ben bu şansı çoktan kab etmiştim hele arkadaşlarının ölümüne sebepken. Onu yıllardır tanıyor, takip ediyordum kalbimin bir koşesine anı olarak saklıyordum, beni parçalayan şeyse onun yıllardır beni fark etmemesiydi. Başta eski anılarım kötü anılarımı unutmak için kendimi ona aşık etmeye çalışsamda ona tüm kabimle aşık olduğumu şimdi anlamıştım. Onu yıllar sonra karşımda görerek.
İçeriye geçerek kendi odama girdim Felix sanarım duştan çıkmıştı. Evde melodili müzik söyleyerek gezen biri vardı sadece. Kendi eviymiş gibi takılıyordu. Üstümü değiştirip odadan çıkacakken bir anda odama girdi. Üstünde beyaz uzun bornozdan başka bir şey yoktu sarı saçlarından akan sular vücudundan yere, zemine damlıyordu. Şaşkın bakışlarıma engel olmadım.
~felix~Çık dışarı SAPIK! " beni kolumdan çekiştirmesiyle bir yandanda çıkmam için bağırıyordu.
Kolunu kolumdan ayırıp ellerini avcuma aldım.
~hyunjin~Dur lan dur bir! " sesini kesip gözlerini gözlerime dikti.
~felix~Ne çık dışarı "
~hyunjin~Etrafına bak bakalım neredesin. Evet benim evimd ve benim odamdasın, " kafasını zemine eğerek susmuştu.
~Hyunjin~dışarı çıkması gereken kişi ben miyim yani?
Kafasını kaldırarak konuşmaya başladı
~felix~Tamam özür dilerim. Uzatma" ellerini elimden çekerek dışarıya çıktı. Derin bir nefes alışımla bende arkasından çıktım.
~LEE FELİX~
kendimi dün kaldığım beyaz odaya kapatdım. Kalbim hızını artırmış midemde garip hisslerin meydana çıkmasına sebep oluyordu. Derim nefes alarak üstümü değiştirdim. Saçımı kurutdum.
Hyunjin in kapıyı tıklatmasıyla elimdekileri kenara koyup kapıya doğru yürüdüm.
~hyunjin~Ben çıkıyorum sakın evdrn ayrılma sıkılsan beni ara. Korumalardan haberiz dışarı çıkma"
~felix~Bu ne böyle tutsak gibi? "
~hyunjin~Tutsaksın çünki işler hall olana kadar burada kalıcaksın " ofuldamam üzere kapıyı kapatdım ve kendimi yatağa atdım.
⟭⟬
Biraz hyunlix fotoları paylaşcam tanımayanlarınız varsa baka bilir. 🐣
~Hwang Hyunjin¹~

Yakışıklılık abidesi resmen 🙈
~Hwang Hyunjin²~

Tipe bak 💗
~Lee Felix¹~

bebeğim 💛💗
~Lee Felix²~

benden daha güzel Tanrı neler yaratmışyaa😭💛
Bu kadarr bir sonraki bolümde gorüşürüzz yeni bölüm gelince pinterest e paylaşcam linkini, wattpad ve kitappad-e de🧡oy vermeyi takip etmeyi unutmayınn babay
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |