

Selamm naber pinteresten geldiysen hoş geldin oku bakalım umarım beğenirsin ~oy kullanmayı unutma~hyunlix için ∞″•ㅅ•″∞
Şekerparelerim🌷

~gençler moment verin~( ͡°³ ͡°)
•Hyunjin•
Oğlen olmuştu. Evden çıkmış bu soğuk, yağmurlu havada işlerimin daha doğrusu abimin işlerinin arkasıyca koşturuyordum.Şu an malikaneye dönüp evden çalışmak yada uyumak istiyorum
~felixle ilgilenmekte~
Dışarda olan işlerimi 1-2 saate hall etmiştim akşam olmuş, hava daha da soğumuştu. Arabaya binerek eve doğru yola koyuldum.
Felixle çok garip bir ilişkimiz vardı artık dün ki gibi değildi hiç birşey. Normalde kavga eder konuşurduk ama artık kavga bile etmiyoruz. Bir evde iki yabancı gibiydik. O beni katil, kötü bir mafya ben ise onu masum, yaramaz, kırılgan, güzel bir oğlan olarak gorüyordum. Belki de bu yüzdendi. Belki de tehlikenin farkına varmıştı kim bilir?! Ama yinede insan bir konuşur.
Eve vardığımda işıkların kapalı olduğunu gördüm bu iş garibime gitsede umursamadım ve zil-e bastım.
Beklemelerimin ardından civcivlix açtı kapıyı. Yine konuşmuyor, gözlerini kaçırıyordu. Bu neydi şimdi?!
Böyle de tatlı oluyordu. Ama bana ne bundan? Neden böyle düşünüyorum ki şimdi. Bişey demeden girdim içeri. Kapıyı kapatarak salona doğru hızlı addımladı. Yorgun olduğum için bir şey demeden hızla odama duş almak için çıktım. Bir süre sessizliğe bürünmüştü ev.
~Lee Felix~
Koltukta oturup camdan dışarıyı yağan yağmura odaklanıp hayallere dalmıştım. Fazla sessizlikten uykum gelmiş, bunalmıştım Hyunjin hala odasından çıkmamış bir hay vermemişti. Rahatsız olmuştum bu sessizlikten. Aslında bu sessizliği yaradan kişi bendim. Dün gece yanıma gelmesi benimle sarmaş dolaş uyuması aklımın her koşesine yazılmıştı. Her Hyunjini gördüğümde dün geceyi hatırlıyordum. Utanıyordum yani anlayacağınız. Neyse fazla düşünmekten paronayak olcaktım neredeyse. Ayağa kalkarak odama doğru ileriledim. Benim odamın karşı koridorunda Hyunjinin odası vardı. Odasının kapısından geçerken~acaba uyudumu? Neden çıkmıyor? ~ diye geçti aklımdan. Meraklı biri olmamın "faydaları" işte. Bir şey olmaz uyuordur belki sonuçta o da benim odama girmemişmiydi?yatağıma kadar diyerekten kapı kulbunu yavaşca indirdim. Odası bayağı büyüktü. Lavabosu, çalışma odası, ayrı giyinme odası bile vardı. Onun bir odası benim bir evim kadarıd resmen.
Ortalığı kontrol etdim, yatağı bozulmamıştı, uyumuyordu demekki. Sessiz yavaş tehlikeli adımlarla çalışma masasına ileriledim. Kapı cam olduğu için ağırdı zor açmıştım,sessiz olmam gerekti ama kapı sayesinde odada ses kopmuştu. ~siktir! Neden ses çıkarıyon ~ içeri girdiğimde düzenli, boş koyu kahverengi masasıyla karşılaştım burada da yoktu.
Pes ederek elimi uzatdığım çalışma masasından geri çektim ve arkaya doğru döndüm kafamın çarpmasıyla karşımda duran iri cüsseyle dondum kaldım. Üstü çıplak, incecik beli havluyla sarılmış, omzunda koyu yeşil havlusu olan bembeyaz kusursuz teninden karın kaslarına doğrsu akan su bu kişinin Hyunjin olduğunu söyledi. Bu halde daha da çekiciydi Şimdi gerçekten siktir! Yada sikti. Sıçtım resmen şimdi ne bahane uydurmam gerekti? Yüzüne bakmaya utandığım halde. Şu anda çok uygunsuzduk ben onun şahsi mekanında odasında hemde çalışma odasında, oysa yarı çıplak duştan yeni çıkmış vaziyetteydi.
Öylece gozleri üzerimde gezdirdi bir süre. Bakışlarında kaybolmuştum çok çekiciydi ya boylede yüzüne bakmamak için direnmiştim. Ben Gözlerimi kaçırırken o bana bakmayı tercih etmişti. Bir şey olamamasını dileyerek ~mafya ya hani?₺~ yanından uzaklaştım kiii tutu verdi bileğimi.
Neye tutuyorsun git kurulansana kardeş ama yok o kişi Hyunjinse herşey yapa bilir değil mi? Sakin yumuşak sesle konuşmaya başlamıştı uzun süre ardından:
~hyunjin~ne işin var burda bakalım?
Gözlerimi kısa süreliğine kapatarak dudaklarımı bir birine bastırdım. Ve kolumu kurtararak aklıma gelen saçma bahaneyle cevap verdim .
~felix~ben mi? Aa şey... "Yere eğilerek masanın altına soktum kafamı? " yere bilekliğim düşmüş, kayb etdim bulamadım s-sen... Gördün mü acaba?
Yarım ağız sırıtdı kısa süreliğine kafasını tavana kaldırarak. Daha sonra alaycı ses tonuyla konuşmaya devam etdi.
~hyunjin~bilekliğin benim odamda neden kaybolsun ki? Hemde çalışma masamın altında.
Hassiktir haklıydı sonuna kadar. Bu nasıl bahaneyse artık. Cidden yalan söylemekle hiç aram yokmuş, bunu bir kez daha kanıtlamış oldum.
~felix~bilmem belki dün odana girdiğimde düşmüştür yada ne bileyim bileklik ya hani kayb olunca saçma sapan yerlerden çıkıyo.
Saçma sapan konuşarak lafı geveledim sadece ayağa kalkarak üst başımı düzeltdim ve bana bakan hyunjine karşı gözlerimi kaçırıyordum.
Yüzünde anlam veremediğim bir gülüş vardı, ve bu normal gülümsemesine benzemiydu.
~Allah aşkına lix adamı daha ne kadar tanıyon gülüşünün farklı olduğunu nerden anliyican mal! ~ sessizlik bürüdü ortalığı yine. Hyunjinse hala bana dikmiş gozlerini bakıyordu. Saçları halen sırılsıklam, vücudundan sular süzülüyordu.
Sonrasındaysa beklenmedik bir şey oldu. Sessizliği onun ağır adımları bozdu. Yavaş yavaş üzerime yürüyordu. Ellerini bir birine kenetlemiş vaziyyetde. O bana doğru gelince ben bir adım arkaya gidiyordum.
~hyunjin~daha önce yalan söyleyen onca insan gördüm.
Bir adım daha yaklaştı ve belim sonunda duvara yaslanmış arkaya adım atacak yer kalmamıştı. "Sıçtım işte" oysa halen konuşuyordu.
Daha da yaklaştı ve sol elini arkama yasladığım duvara kilitledi. Diğer eliylede havlusunu kenara atdı. Yüzüme yaklaşarak devam etdi konuşmaya:
~hyunjin~ama senin gibi yalancısını hiç görmemiştim.
Haklıydı alnında enayi mi yazıyordu adamın lix? Tabi ki anlayacaktı. Yinede bozuntuya vermedim.
~felix~neden yalan söyleyeyim ki? Bilekliğim kayb olamazmı benim?
Kafasını yüzümden ayırarak aşağı endirdi ve sırıtdı.
~hyunjin~yapma felix sen bileklik bile takmıyorsun ki, soyle hadi seni odama hatta çalışma masama kadar sürükleyen şey de ne?
Yine kilitledi gozlerini gozlerime ama bu sefer diğer boşta duran sağ elini belime kilitledi. Buz gibi elinin belime temas etmesi irkilmeme neden oldu, onunda gülüşüne.
Sorduğu bu soruya cevap ararken hyunjinin gozleri dudaklarıma kaymış ağzımdan çıkan her kelimenin birleşmesini bekliyordu.
~felix~sıkılmıştım o yüzden seni görmek istedim o kadar abartacak birşey yok yani.
Soylediğim her kelime Hyunjinin gülüşünü faha da artırıyordu ve bu benim hoşuma gitmişti. O benim bu kadar yakınımda olunca benim... Onu.. Öpesim geliyordu. O kusursuz yüzü, kaslı vücudu, dolgun kırmızı dudakları beni benden alıyordu. Sarhoş olsam yeminle yapışmıştım dudaklarına.
Onun gibi benimde gozlerim kaydı dudaklarına, ikimizde bu sessizliği fırsat bilmiş bir birimizin yüzünü daha doğrusu dudaklarını inceliyorduk resmen. Biraz daha bu halde bu şekilde kalırsam bu odayı inletecektim. Ve ben bunu yaparsam kaybetmiş olurdum. Ölen arkadaşlarıma ihanet etmiş olurdum.
~hyunjin~demek beni görmek istedin oyl-
Lafını bölen benim dudaklarım olmuştu, bunu nasıl becerdim aklım almıyo tutamadım kendimi bastırdım dudaklarımı dudaklarına. Ani opücüğümden şoke olan Hyunjin bir süre karşılık vermedi. Veremezdi çünki onu öpüp odadan yok olmuştum kaçı vermiştim. Ben gerçekten salağım. Belki bu kadar salak olmasaydım kaçırılmazdım. Ve buraya düşmezdim. Ben odadan ayrılırken hyunjin halen aynı yerde kalakalmıştı. Tabi beklemiyordu bunu çocuk. Bu seferde adım atan sanarım ben olmuştum. Ve sanarım bu sefer hiç konuşmayacaktık. ~utançdan~
1 haftada nasıl ilişkiye düştüm ben? Bizim aramzıda olan şey aşk mıydı yoksa iki çete arasında ki savaşın bir parçası mı? Oyunmuydu? İntikam mı?
Bölüm sonu
⟭⟬
Bu bölümde böyle bitdi bişey dicem felix biraz salak sjsjsjsjsjjs neyse baybay oy vermeyi unutmayın yadaa takip etmeyi🤍

| Okur Yorumları | Yorum Ekle |