4. Bölüm
Hanstaylix / ~İki çete arasında~hyunlix☘︎ / ~4~güvenmeli miydim?

~4~güvenmeli miydim?

Hanstaylix
hanstaylix

Selam nabersiniz nası gidiyo hayat stay olmak nasıll? Yazacak bişeyim yok o yüzden bolüme geçelimmm ~oy kullanmağı takip etmeyi ve düşüncelerinizi paylaşmayı unutmayınn ballarım~

 

 

 

Yeni karakterler:Christopher chan;lee minho;karina
⟬⟭

 


~yerim sizi yerimm yerim yerimm o kadar~

~Lee Felix~

Gözlerimi sıcacık yatağımda, güneşin ışığıyla açmıştım. Güneş odamı aydınlatmıştı ve bu çok hoşuma gitmiş, ayrı bir enerji vermişti. Yatağımdan kalkarak her zamankinden daha sakin bir şekilde hazırlandım ve mutfağa gitdim. Ev sakindi her yer ışıl ışıl parlıyordu. Dün olanlar yüzünden hyunjin den özür dileyecektim ama bir sorun vardı. Utanıyordum. Ya birden bir şey olsa ne bileyim birşey söylese? Aklımda çalgı çalan bu sorular başımı ağratmıştı. Mutfağa indiğimde Hyunjin beyy)) yoktu ilginç... Normalde benden erken kalkar gürültülü bir şekilde kahve yapardı kendine. Ve korumaları azarlayıp hiç bilinmeyen ne olduğuna dair hiçbir fikrim olmayan işine giderdi.

Aldırış etmeden bu sefer de ben Hyunjinin o mehşur kahvesinden hazırladım kendime,bakalım Hwang efendi neden bu kahveye, bu kadar düşkün?

Şarkı mırıldanarak hazırladım kahvemi. Oturarak simsiyah gözüken kahvemi yudumladım. Gözlerimin kapanmasıyla, dudaklarımın kıvrılmasıyla kusma isteğim artdı.

~felix~ bune lan insan bunu sabah sabah ne diye içer iğrenç.

Diye konuştum kendin kendime.
Arkamdan gelen Hyunjin tam karşımda oturmuş karşımdaki zıkkımı alarak ellerinde tutu verdi.

~hyunjin~civcivler ne zamandan beri kahve içmiş? Hemde boyle bir kahveyi? Ha güzelim?

~Senin güzelim diyen ağzını yerim~ ne diyorum lan ben kendine gel lix o hatayı dün yaptın bu gün de yapma bari. Hemm... Güzelim de nerden çıktı?

Söylediği laf üzerine gülümsüyordu tatlı bir şekilde. Daha sonra kahvesini(benimm kahvemi) yudumlamaya devam etdi.

Konuyu uzatmadan hemen sadede girdim. Utansam bile o konuyu bir şekilde açmalı, af dilemeliydim.

~felix~özür dilerim Hyunjin... Dün gece olanlar için. Seni öyle o şekilde öpmemeliydim. Çok ani ve çokk saçma ve anlamsız oldu. Kusura bakma. ~

Bir süre bardağına baktı ve sonunda sessiz bakışlarını gözlerimle buluşturdu.

~hyunjin~gerçekten anlamsız mıydı senin için? O an hiç birşey hiss etmedinmi yani? ~

Ne soylediğine dair hiçbir fikrim yoktu. Ama bakışlarında... Bir gariplik vardı nedense.

Uzatmak istemedim. Kafamı olumsuz anlamda salladım.

~felix~kapatsak mı konuyu? Gerildim biraz~

~hyunjin~konuyu açan sensin . Tamam bitti kapatalım bencede.

Aramızda oluşan, sesizlik moralimi bozmuştu nedense.

 

Kahvaltıdan sonra ben odamda oturmuş camdan dışarıyı izliyordum. Hyunjinse işine gitmişti. 2 saat geçmişti hemen.

 

Kendimi yatağa atarak hyunjinle olan ilişkimizi sorguluyordum. Neydi bu şimdi neden ondan eskisi kadar nefret etmiyorum ki? Yada neden nefret etmek istiyorum? Buna ne sebep ola bilir?

 

Telefonuma gelen bildirimle açtım gözlerimi mesaja baktığımda hyunjin efendinin yazdığını gördüm.

 

{Masum tipli mafya}
Hazırlan 1saate seni alacağım evden. Nereye diye sorma. Dolapta siyah kutunun içindekileri giy ve benden mesaj bekle.

 

Hah bu neydi şimdi? Dolabı açtım dediği siyah, mat kutuyu heyecanla alıp, yatağa atdım kendimi. Açtığımda içinde beyaz takım elbise olduğunu gördüm. Özenle dikilmiş, ince pahalı dekore edilmiş bir takımdı. Niçindi ki bu? Nereye gotürecekti beni? Ne oluyordu? Yine boğuldum sorulara.

 

Kutuyu kenara koydum. Başka bir beyaz kutu daha vardı. İçini açtım onunda.

 

Ve sanarım o da bu gece içindi. İçinde Louis vitton küpeler ve narin ince yüzükler vardı. Aşık oldum resmen (yüzüğe tabi hyunjin e değil:)

 

Heyecanla özenerek hazırlandım. Ve hyunjinden haber gelmesini bekledim.

 

Akşam olmuş ve dediği gibi 1saat geçmişti. Hyunjin kapıda beni bekliyordu. Sarı uzun Saçlarıma son dokunuşları yaparak bahçeye çıktım.

 

Hyunjinde benim gibi özenle hazırlanmış, simsiyah renge bürünmüştü.Kuzguna, kargaya, pantere benziyordu adeta. Gözlerimi alamadım resmen. Boyu posu şahaneydi. Hele o, siyah uzun saçlarına ne demeli....

~hyunjin~incelemelerin bittiyse gidelim ne dersin lee felix?

 

Kendimi toparlayarak arabanın arka koltuğuna, hyunjinin yanına oturdum. Ağır parfüm kokusunu içime çeke çeke nereye gittiğimiz belli olmayan yolu seyr ettim.

 

 

Sonunda gelmiştik o meraktan birhal olduğum mekana. Bayağı lüks, zengin havası olan büyük bir mekan, kaleydi burası. Ev değildi o kesin. Ama neden buradayım ki ben ? Ne işim vardı benim burada.

 

Tam arabadan inecekken tutu verdi bileğimi Hwang. Ona doğru çevirdim yüzümü merakla söyleyeceklerini dinledim.

 

~hyunjin~bak içeri girdiğimizde sakın garip davranma benden uzak olma soğuk olma, aksine çok yakın davran sanki... Sevgiliymişiz gibi. Ve birde gozümden bir yere ayrılma yoksa senin için tehlikeli ola bilir .

 

Soyledikleri üstüne tam inecekken bu seferde onu durduran ben olmuştum.

 

~felix~neden geldik buraya benim ne işim var burada? Neresi burası?

 

~hyunjin~seni buraya getirmemin sebebi bende kalsın,ancak şunu bil yeter... Burası mafyaların yani senin anlayacağın, tehlikeli, hayvana bile acımayan insanların bulunduğu yer. Ve o yüzden yanımdan sakın ayrılma sen bu gece bana aitsin. Anladın mı şimdi?

 

Soyledikleri beni germişti. Anlamasamda ne olduğunu bir şey belli etmedim. Ve arabadan inen hyunjini takip etdim.

 

Giriş etmiştik sonunda. Herkeisn gozü üstümüzde, daha doğrusu tehlikeli tiplerin gozü benim üzerimdeydi.

 

Gerilmemi anlamış olan hyunjin kavradı elimi. Sımsıcacık elleriyle sımsıkı tutmuştu elimi. Bu beni güvende hiss etdirmişti.

 

Amma yine de böyle mafyatik mekanda böyle insanların arasında olmak ne kadar güven verici orası tartışılır bir konuydu.

 

Hyunjinle boş olan bir masaya geçmiştik o diğer mafyalarla konuşurken bense yüzümdeki salak gülümsememi sergileyerek etrafa bakınıyordum. Hiç kimseyi tanımıyordum haah şaka gibi.

 

Kafamı Hyunjin tarafa çevirdiğimde o çoktan mafyalara karışıp güle eğlene sohbetlerine eşlik ediyordu. Bense masada yapa yanlız odun gibi kala kalmıştım. Şu an ne kadar mal gozüküyorun merak ettim açıkcası.

 

~bakıyorum da hala ortama alışamadın~

 

Sesin geldiği tarafa hızla döndüm. Yanımda duran şık takım elbiseli bayağı yakışıklı bir beyefendiydi konuşan. Yüzünde samimi bir gülümseme vardı.

 

Ama ne dediğini anlamamıştım. Ve bunu belli etdim.

 

~felix~efendim? Tanışıyormuyuz?

 

Gülümseyerek kafasını elinde sıktığı alkolüne indirdi ve yine sakin bir ses tonuyla konuşmaya devam etdi.

 

~anlaşılan burada ki hiç kimseyi tanımıyorsun bende dahil)) ~

 

~felix~acaba... Beni biryle mi karıştırdınız?

 

Kafasını olumsuz anlamda salladı, yüzüme bakarak.

 

~hayır?! Seni çok iyi tanıyorum felix. Felix öyle değil mi?

 

Beni nereden tanıyordu? Kimdi ki bu

 

~felix~adımı nereden biliyorsun? Kimsin sen

 

~lee minho ben. Hyunjinin yakın arkadaşıyım. ~

 

Hyunjinin yakın arkadaşı olduğunu hiç hayal etmemiştim.

 

~felix~peki... Benden ne istiyorsun?

 

~minho~sadece... Hyunjinin arkadaşıyla bile tanıştırmadığı, gayri mehşur sevgilisini görmek istedim. Sevgilisiniz umarım.

 

~felix~h-hayır sevgili değiliz yanlış anlamışsın. Ben sadece....

 

Lafımı bölerek yaklaştı bana:

 

~minho~sevgili olmamanız daha iyi rahat bir şekilde söyleye bilirim en azından. Bak hyunjinden uzak durmalısın felix. O senin sandığın gibi birisi değil. Ne kadar arkadaşım olsada, onu sevsemde seninde kalbinin kırılmasını istemem. Onu çok iyi tanıyorum.

 

Kaşlarımı çatdım ve anlaamaya çalıştım.

 

~felix~n-ne demek istiyorsun?

 

~minho~ hyunjine çok yakın olursan ister arkadaş anlamda isterse de aşk anlamında, onun kalbini çalmış olursun. Ve bunu bil ki hyunjinin kalbine giren bir daha asla çıkamaz. İyi ve kötü anlamda soylüyorum. Ve dua et iyi anlamda olsun. Çün-

 

Lafını bölen kişi hyunjin olmuştu. Hızlı adımlarla yanımıza gelmiş, bir süre minhoyla bakışmışmıştı.

 

~hyunjin~lee? Naber ne zaman geldin? Neden buradasın?

 

~minho~ooh selam bende sana bakmaya geldim felixle tanıştım o sırada. Neyse benim gitmem gerek gorüşürüz sonra bays.

 

Gergin değildi araları, samimylerdi. Minho haklıydı onlar sanarım arkadaşlardı.

 

Peki... Minhonu dinlemelimiydim? O konuda da haklı mıydı acaba?
Fikre dalmışken hyunjin ayıltdı beni.

 

~hyunjin~iyimisin? Hadi gidelim artık.

 

Kafamı olumlu anlamda sallamıştım.

 

İkimizde çıkışa doğru ilerilemiştik.

 

~felix~hyunjin...

 

~hyunjin~efendim?

 

~felix~ sen git ben bir lavaboya gircem .

 

Biraz süzdü beni:

 

~hyunjin~iyi peki... Acele et geç kalma.

 

~felix~tamam merak etme.

 

Hyunjin den ayrılarka hızla lavaboya girdim. İşlerimi hall ederek aynadan rüzgardan dağılmış sarı saç tutamlarını düzeltdim.

 

~HWANG HYUNJİN~

 

~chan~hala oradamısın?

 

~hyunjin~evet çıkıyorum şimdi.

 

Abimle konuşuyordum felix i beklerken. Telefonu kapatıcakken bağıran birinin üstüme yığılmasıyla irkildim. Cıyak sesiyle bağıran Karinaydı.

 

Yine içmiş leş gibi sarhoş olmuştu. Neydi bunun derdi?

 

~karina~hyunnjinn? Sen misin? Cidden?! Ooah nasılda yakışıklı ama abinn o daha sexsi. Ararmısın onu benimm için hyunjin!!

 

Bağırıyor, sayıklıyordu yine sürtük.

 

Yine abime yalakalık sürtüklük yapıyordu.

 

Karina tam bir sürtüktü her yıl birine yavşıyordu. Geçen yıl bana takıktı. Abin Amerika'dan döndüğünde onunla konuşmaya, iş ciddileştiğinde sürtüklük yapıp sırnaşmaya, toxicleşmeye başlamıştı. Ve şimdide halen chan-ın peşinde mal. Bir bana birde abime yavşıyordu resmen.

 

Onu iterek üstümü düzeltim hala hoparlörde olan tefonuma dondüm.

 

~hyunjin~lan piç herif! Hani bir daha karşıma çıkmayacaktı bu sürtük? Senin yüzünden rezil olcam tüm adamlara al şu sürtüğünü üstümen gelip!

 

~chan~karina değil mi yine? Hassiktir!

 

Elimde ki telefonu yere atarak yine yapıştı üstüme, ahtapot gibi sardı kollarını boynuma, içki kokuyordu resmen tam bir iğrenç sürtüktü. Bu kadar yakınlık miğdemi bulandırıyordu.

 

~hyunjin~çek şu ellerini karina!

 

~lee felix~

 

Bu manzarayla karşılaşmamalıydım. Hyunjini o kızla sarmaş dolaş görmek neden içimi parçalıyordu ki? Neden? Neden o kız onun kollarındaydı?

 

Hiç birşey olamış gibi o manzaradan uzaklaştım. Kendimi toparlayıp geri döndüm. Dondüğümde o kız gitmişti hyunjinse beni bekliyordu. Gözümden akan neden aktığını bilemdiğim su damlacıklarını silerek hiç birşey olammış gibi hyunjinle arabaya doğru ileriledim. Sakinlik vardı aramızda yine.

 

Belkide haklıydı minho hyunjin sandığım gibi biri değildi. ona belkide güvenmemeliydim. Beni yıkan şeyin güven olduğuna emindim. Ama neden ona güvenmiştim ki?

 

Düşüncelere dalarak uykunun yolunu arabada, hyunjinin yanında tuttum.

 

 

 

 

⟭⟬

 

~hwang hyunjin~

 

 

~lee felix~

 

 

 

Saat 01:28 😖 oy kullanmayı unutmayın sekerparelerim🤍🫂babayy

Bölüm : 04.03.2026 00:29 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...