6. Bölüm
Hanstaylix / ~İki çete arasında~hyunlix☘︎ / ~6~Busanda ki ilk gece

~6~Busanda ki ilk gece

Hanstaylix
hanstaylix

Nabersiniz nasil gidiyor hayat? Neyse bu bölmü umarım daha erken paylaşa bilirim. O zamann iyi okumalarr başlıyozz bismillah. Bu bolüm de smut ola bilir (olcak) utanıyom helpp neysee okuyun🤭

 


Bestt yerim sizi🤭neyse neyse

 

⟬⟭

 

Derin bir uykunun ardından sıcacık yatağımdan kuşların sesiyle açtım gözlerimi. Havalar ısınmıştı geçen haftanın aksine bu gün hava çok güzeldi. Dışarı çıkasım vardı tabi Hyunjin bey izin verirse.

 

Yatağımda biraz kıvrandıktan sonra nihayetinde kalkmış yüzümde oluşan tebessümle üstümü giyindim. Altıma beyaz şort, üstüme de sarı tam bu gün ki havaya uygun tişort giyinmiştim. Aynada şarkı mırıldanarak(railway) yeşilimsi lenslerimi takarak, saçlarımı düzeltiyordum.

 

Ne ara elime aldığımı bilmediğim o kapatıcıyla bakışmıştım. Bir kapatıcıya birde aynadan çillerime bakıyordum.

 

~çillerin çok güzel lix... ~

 

Dedikleri aklıma gelmişti. Gülümsemiştim aynaya bakarak kendi kendime. Neden bu kadar iyi geldi ki bana söyledikleri. Belkide ihtiyacım vardı bu sözlere. Kapatıcıyı kapatarak kenara fırlatdım bu gün çillerimi kapatmayacaktım hemm çok fondoten zararlı cildime.

 

(Bahanee 🙂hyunjin seviyo diye kskslsk)

 

Son dokunuşları yaparak odadan çıktım. Neden bu gün bu kadar özenmiştim ki? Aah neyse.

 

Mutlu mutlu küçük çocuk gibi odadan çıkmış salona doğru inmiştim. Hyunjin-i aramıştı gözlerim. Dün yaşadığımız şeyden sonra aramız ısınmıştı artık ne eskisi kadar sert ne de eskisi kadar soğuktu bana karşı. Çok değişmişti bir haftada, onu değiştiren şeyin ne olduğunu oğrenmek o kadar isterim ki anlatamam. Ama o buna izin vermiyordu.Bir şeyler sakladığına emindim. Benim bir şeyleri bilmeme izin vermiyor ve ona yaklaşmamı engelliyordu.

 

Oğrenene kadar pes etmeyeceğim.

 

~hyunjin~günaydın civciv. Nasılsın?
Arkamdan yumuşak ses tonuyla konuşan hyunjine döndüm. Onun gibi bende iççtennn gülümsedim.

 

~felix~günaydın gelincikk:)

 

~Hyunjin~ o nereden çıktı?

 

Kaşlarını çatmış yaslandığı pencereden uzaklaşarak yanıma yaklaştı.

 

~felix~madem ben civciv oluyorum sende gelinciksin o zaman;)

 

Sırıtmıştı bu dediğime. Hoşuna gitmişti sanki gelincik demem. Elindeki sigara paketini masaya koydu. Yüzüme yaklaşarak ince yumuşak sesiyle konuştu:

 

~hyunjin~ emin ol "bıldırcın yumurtası" en kötüsüydü.

 

Tiksintiyle çattım kaşlatımı.

 

~felix~eww o en fenasıydı değil mi? Bir daha soylersen.... Söyleme.

 

Sırıtmış elini arkamda ki masaya dayamış yüzüme yaklaşmıştı.

 

~hyunjin~ne yaparsın?

 

Gözlerime dikmişti gözlerini. Bense kaçırmakla yetinmiştim.

 

~felix~söyleme işte. Unut gitsin.

 

Kafasını olumlu anlamda sallamış inat etmemişti. Sanarım o da benim gibi bugün sakindi.

 

Ben mutfağa geçmiş kahvaltı hazırlarken hyunjin her zaman ki zıkkım gibi kahvesini hazırlıyordu.

 

İkimizde oturmuş ara sıra bir birimize bakarak konuşur, kahvaltımızı ediyorduk. Aramız çok iyi olmuştu. Artık eskisi gibi değildi. Sahi ne olmuştu bize? Karı koca gibi aynı evdeydik sevgilim değildi olamazdı da zaten, onun beni sevip sevmediğini bile bilmiyoken ben bunu nasıl düşünürüm ki? Peki ya ben seviyormuyum? Bunu hiç düşünmemiştim.

 

Hyunjin her zamanki gibi soğuk ukala duruşuyla evden ayrılmış hiç bilinmediği işlerinin arkasıyca gitmişti. Bende evde oturmuş her zamanki rutinimi yapıyordum. Bu ilişkide tek sorun sanarım benim dışarıya adım atamamdı. sadece hyunjinin katıldığı derneklere gide biliyordum bazılarına o da.

 

Koskoca evde yanlızdım. Bunu fırsata çevirerek evi gezmeye başladım. Tüm evi gezmiştim, gözü kapalı tanıyordum artık her yeri. Ama tek bir yer yer kalmıştı araştırmadığım,Hyunjinin odası tabiki.

Aslında bir kaç defa girmiştim odasına, ama her defasında hyunjine yakalanmıştım.

 

Bu durumu fırsata çevirerek yukarıya,çatı katına çıktım. Odası çok güzeldi ev bembeyaz olmasına rağmen onun odası kahve rengi tonlarında koyu renkteydi. Yavaşca girdim odaya yatağına doğru ileriledim. Çarşaflar düzenli,koyu renkteydi. Çok güzel kokuyordu. Çikolata, tarçın kokuyordu. Kendimi yatağa atıp sabaha kadar uyumak istiyordum.(o da olur bi gün lixcim🥰)

 

Çalışma masasına ilerilemiştim daha sonra,her zamankinden daha dağınıktı. Kağıtlar dosyalarla doluydu. Sanki aceleyle bir şeyler karıştırmıştı. Toplamak istesemde Hyunjin buna müsade etmezdi.

 

Daha sonra gözüm Krem rengi, kırmızı kurdeleli dosyaya sataştı Merak etmiştim. Diğer dosyalara, kağıtlara benzemiyordu. Okumam doğru olmazdı ama disiplinde bir yere kadar. Alı verdim elime malım ya o yüzden.

 

Başlıkta tarih yazıryordu ve bu tarihte hiç eski değildi bir ay onceki tarihti.

 

~10.02.2026~

 

Bu tarih... O güne aitdi. Çatışma akşamı Jeonginin öldüğü güne aitdi.
Dahada meraklanıp okumaya başladım kağıdı. Belki Jeeongine dair kanıt vardır?

 

~Dosya~

 

~10.02.2026~

 

Çete lideri:bangchan

tarih:11.02.2026

Kan analizi:H²0P(ne olduğuna dair bi filrim yok tamaamen kafamdan salladım jskslakaş)

Bulunan kimlik:han jisung,kim seungmin

 

Aranan kimlik:lee felix, yang jeongin

 

En son görülme tarihi:08.03.2026

 

Okudukca dahada kafam karışmıştı. Han, seungmin, jeongin ölmediler mi,öldülermi? Neler oluyor. Neden ben aranıyorum? Jeongin ölmedi mi? Han, seungmin hala yaşıyor mu?

 

Bunların hepsini hyunjine sormalıydım. Ama sorarsamda onun odasına daldığımı eşyalarını kurcaladığımı anlayacaktı. Belki de bu yüzden Chan dün baskın yapmıştı(08) o yüzden beni gotürmek istemişti. Demek ki beni ve jeongini arıyordu. Ve jeongin ölmedi... Han ve seungmin ise bir yerde tutsak tutuluyordu. Ama neden? Neden jeongin benimle iletişime geçmedi ki?

 

Zamanın su gibi aktığını hala anlamamıştım. Odadan çıkmış acıktığım için bir şeyler atıştırmıştım. Netflixden film açmış izliyordum bir yandan da.

 

Kapının melodili çalmasıya koltuktan fırlamış hızla kim olduğuna bakmadan açmıştım.

 

HYUNJİN GELMİŞTİİ

 

~hyunjin~ neden kim olduğuna dikkat etmiyorsun?

 

~felix~senin geldiğinden emindim

 

~hyunjin~ ya ben değil de Chan olsaydı?

 

Goz devirerek koltuğa geçtim. Hyunjin kafamın üstünde dikilmiş soğuk tavırlarla konuşuyordu.

 

~hyunjin~ hazırlan gidiyoruz.

 

Kaşlarımı çatmış kafamı arkaya, Hyunjine çevirdim

 

~felix~ nereye? Yine mi partiler? Üzgünüm hiç bir yere gelmiyorum en son geld-

 

~Hyunjin~Busan-a gidiyoruz lix! Saçma sapan konuşup trip atma bana hadi acele et. Biraz daha burada beklersen Chan la çıkmış olursun bu evden sonunu da ben bilmem.

 

Hızla oturduğum yerden fırlayıp hazırlanmaya başladım.

 

Üstümü giyinip hyunjinin dediği gibi eşyalarımı, bavulumu topladım.

 

Dışarda güvenliklerle konuşuyordu. Ve bir yandanda arabayı çalıştırmalarını emr ediyordu.

 

Geldiğimi fark ederek küçük bir gülümseme belirmişti yüzünde. Elimdekileri bagaja koyarak arabanın arka koltuğa, yanıma oturdu.

 

~hyunjin~ Telefonun yanında mı?

 

Sessizliği bozan kişi Hyunjin olmuştu.

 

~felix~evet?

Kafasını hızla sallamı, konuşmasına devam etmişti:

 

~hyunjin~güzel.el koyuyorum o zaman.

 

Kaşlarımı çatmış anlam veremeden yüzüne bakıyordum. Oysa elini elimdeki telefona uzatmış vermem için bekliyordu.

 

~felix~Pardon da neden el koyuyosun?

 

~hyunjin~güvenliğin için önemli.

 

~felix~PUAJAPAUAPJ bunu beni kaçıran mafyatik Hyunjin mi söyliyor?

 

~hyunjin~O konuları bitirdiğimizi sanıyordum.SVerirmiz artık şu amk telefonunu.

Göz devirerek verdim telefonu beklemede duran eline.

~felix~ al!koruyacakmış hah şüpeli))

 

Sessiz geçen 2 saatlik yolculuğun ardından varmıştık.

 

Önden ben inmiştim. Büyük bir villanın bahçesine park etmişti arabayı. O kadar güzel bahçesi vardı ki... Hayran bırakıyordu insanı. Tabi ki bir sürü koruma da dahil. Elimde çantayla. Kos koca eve hayran kalmıştım.

 

Kahve rengi koyu renklerle dekore edilmiş, ahşapla ortülü full camdan bir ev.

 

~hyunjin~bakışman bittiyse içeri geçelim ne dersin?

 

Arkamdan gelen hyunjinle gozlerimi nihayetinde ayırdım evden. Hızlı adımlarla eve girmiştik. İç çekerek girdiğimiz evden tertemiz koku geliyordu. Sanki evde birileri yaşıyormuş gibi.

 

~hyunjin~senin odan yukarıda sol tarafta ki ikinci oda. Uykun gelirse yatarsın hemen.

 

Gülümsemiştim bu dediğine.

 

~felix~sen... Sen peki?

 

~hyunjin~ben mi? Beni napıcaksın sen?

 

Kafamı olumsuz anlamda salladım. Geçiştiri verdim hemen.

 

Gülümseyerek eliyle omzumu okşadı ve daha sonra arkasını donerek çıkış kapısına doiru ileriledi. Kapının kolundan tutarak durmuş bana bakarak konuşmaya devam etmişti.

 

~hyunjin~benim hall etmem gereken bir kaç iş var. Sakın evden dışarıya çıkma çok tehlikeli. Bir şeye ihtiyacın olursa korumaya soyle hall eder. Beni rahatsız etme muhtemelen geç gelirim.

 

Soğuk nevale. Ne bu tavır amk sanki bir şey istiyicez. Defol nereye gidiyorsan git. Çokta umrumda sanki.

 

Birşey dememiştim dediğine. O da montunu alarak çıktı.

 

Yukarıya dediği odama doğru çıktım. Oda koyu kahverengi ahşapla örtülü, siyah mermerle kaplıydı aşırı modern dağ evini anımsatıyordu. Bu oda benim seul-de olan evdeki odamdan bin kat daha güzel ve daha genişti. Acaba ikimiz mi kalcaktık bu odada... Saçmalama lix iyice fesat oldun. Ne seni sikeceğini mi düşünüyorsun? Mal gerizekalı.

 

Saçma sapan düşünceleri aklımdan silerek vakit geçirdim evde biraz.

 

Akşam olmuş halen Hyunjin gelmemişti. Kendisi öküz olduğu için arayamıyordum da, arasam küfürler savururdu. Oflayarak televizyon izlemeye karar verdim. Önceden hazırlanmış dolaptan bir şişe soju açtım ve k-drama aramaya başladım.
Sojum bitmiş, dizim bitmiş, uykum gelmiş
yığılmıştım bir tarafa.

 

Saate baktığımda 22:20 idi. Halen gelmeyen Hwang endişelenmeme neden oldu.

 

“Arasam mı?” demeye başladım.

 

Tam ayağa kalkacakken kapının taraaak diye sert açılışından yerime geri oturdum. Korktum.

 

Bu gözler kendinden geçmiş, yanakları kıpkırmızı, o uzun jilet gibi siyah-sarı saçları dağılmış, ayakta zor duran, korumaya tutunmuş Hyunjin… evet. Hyunjin’i gördüm.

 

Şoka uğramamla ayağa kalktım. Korumalar benim gelmemle Hyunjin’i sanki bebek teslim eder gibi bana teslim etti ve hızla ortadan kayboldu.
Leş gibi kokan, içmiş Hyunjin sımsıkı kavramıştı belimi. Hemen koltuğa yatırdım. Yine bir şeyler mırıldanıyordu ama anlamıyordum. Halinden zaten normalde de mırıldanarak konuşuyor, tatlı tatlı paşam.

 

~neden yaptın bunu~

 

~sunshinem~

 

~jisung muydu o cidden~

 

~o yüzden mi yani~

 

~hepsi…~

 

~s-seni… seviyorum~

 

~dedim… demiştim~

 

Bu böyle kendine gelmezdi. Hemen kalktım, buzdolabında bulduğum soğuk sert kahveyi zorla da olsa içirdim. Biraz kendine gelmiş olmalı ki gözlerini açtı. Gözlerime kilitledi. Sessiz uzun uzun baktı bana ve yine konuşmaya başladı.

 

~hyunjin~ sıcak Lix… çok sıcak

 

~felix~ napayım ne istersin?

 

~hyunjin~s-su…

 

Anlamaya çalıştım ama evde sıcaktı. Ateşine baktım, yanıyordu. Kıyamam. Elini omzuma atarak banyoya götürdüm. Zorda olsa o ağır cüssesini taşıyabilmiştim.

 

~felix~neyle besleniyorsun sen amk
Dediğimi duymuş olmalı ki sırıttı. Karşılık verdim ben de, napayım.

 

Soğuk suyu açtım ve hiç düşünmeden kıyafetleriyle kafasını duşa soktum. Küfür savurdu, bağırdı soğukluktan. Ben de ıslanmıştım. O sırada Hyunjin’in tepkilerine gülümserken o kollarımdan kurtulup soğuk sudan çıkmaya çalışıyordu.

 

~felix~uyandın mı bakalım?

 

~hyunjin~ napıyorsun sen? Delirmiş olmalısın.

 

~felix~ evet delirdim. Başka ayılacağın yoktu, napayım?

 

Bir şey dememişti. Sakinliğini korumuştu. Alışmıştık bir süre sonra soğuk suya. O benim yüzümü incelerken benim gözlerim ise su yüzünden ince mavi gömleğinin vücudunu daha belirginleştirmesini seyrediyordu. Harbi ne kaslıydı… gömlek vücuduna yapışmış, kaslarını gözlerime sunuyordu.

 

En sonunda gözlerimi vücudundan ayırarak sakinliğini koruyan Hwang’a çevirdim. Yüzü donuk, yorgun ve başka bir hal almıştı. Bu bakışlarında büyük bir sır yatıyordu.

 

En sonunda endişelendim tabii. Hala buz gibi suyun altında ıpıslak bir haldeydik. Düşmemek için belimden tutunan Hyunjin gözlerime hapsolmuşken benim bir elim onun omzunda, sarı saçlarım ıslak bir şekilde onun simsiyah saçlarına karışmıştı.
Beklenmedik bir şekilde Hyunjin eliyle yüzümdeki saçları geri attı. Endişelerim devam ederken soru sormaya başladım.

 

~felix~noldu? İyi misin?

 

İki elini de bulunduğu yere sabitledi ve buz gibi ıslak dudaklarını dudaklarıma bastırdı. Durmuyordu. Öpüyordu. Öpüşü tuhaf derecede sert ve acımasızdı. Alt dudağımı emmeye başlamıştı.

 

Dona kalan ben ise suyun sesine odaklanmıştım. Kendinde olmadığı için bunu yaptığını biliyordum. Karşılık vermediğimden dolayı rahatsız olan Hyun belimi daha sert sıktı ve vücudumu soğuk kaslı vücuduna yapıştırdı.

 

Burada yaşanan her şey sadece benim zihnime kazılacaktı. Hyunjin hiçbir şey hatırlamayacağı için tüm sevgimle karşılık verdim. O alt, ben üst yapıştım dudaklarına.
Suyu kapatarak odadan çıktım. “Yeter” dedim. Ayrılacaktım, kurulanmak için giyinme odasına gidecekken elimden tutup kendisine çeken Hyunjin’i yine dudaklarında buldum.
O geceyi öpüşme sesleriyle tamamlamıştık. Resmen birlikte duş almış, birlikte kurulanmış, birlikte aynı yatakta uyumuştuk.
Yatağa yatırdığım sarhoş Hwang yorgunluktan kızaran gözleri ile bana bakıyordu. Gözleri bir gözlerime bir dudaklarıma gidip geliyordu.
Dayanamayarak bu sefer öpen ben oldum. Hemen karşılık vererek dudaklarımı ısıran Hyunjin o gece tutkusuyla inlememe sebep oldu.

 

Üstümde, dudaklarımdahken ben dahada kapılmıştım ona inlememe onun beni öpmesi benim bazı sorularıma cevap olmuştu. O gün o gece benim en huzur bulduğum geceydi. O benim belimi kavrarken bende saçlarını çekiştiriyodum. O dudaklarımı ısırırken bende yanaklarını öpüyordum.

 

En son duyduğum cümle ise şuydu:
“sarhoşluğum bir yalandı Lix… ama o dudaklar hayal olacak kadar güzeldi…”

 

 

⟭⟬

Aaağağağağ bitti öldüm yazarken utanıyomm ayayaya🤣🤣neyse beğendinizse sorun yokk babay💗

 

 

 

Bölüm : 15.03.2026 02:33 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...