4. Bölüm
Hiraৎ / Biz (Us) / 04: Kaosun Başlangıcı

04: Kaosun Başlangıcı

Hiraৎ
hirainthebuilding

Jisung korkunç bir kabusun etkisiyle ter içinde uyanarak etrafına bakındı. Seungmin hemen yanında uyuyordu. Gözlerini kırpıştırdı, neler olduğunu anlamaya çalıştı. Zihnini biraz zorlayınca en son ne konuştuklarını hatırladı. Seungmin'i dürterek uyandırmaya çalıştı. "Seungmin, uyan."

Seungmin gözlerini açmadan uyumaya devam ediyordu; uykusunda hafifçe bir şeyler mırıldanıyordu. Jisung uykulu gözlerle telefonunu aradı, elini komodinin üzerinde gezdirdi. Birkaç saniye sonra telefonunu bulunca mesajlar kısmına girdi. Bang Chan'a, gelip Seungmin'i alması için bir mesaj attı. Mesajın alt köşesinde tek tik işaretini görünce derin bir nefes aldı. Arama kısmına girip Bang Chan'ı aradı. Uyanmış olmalıydı ki saniyeler içinde cevap verdi.

"Gel ve seninkini al. Burada uyuyakaldı."

Seungmin hâlâ bir şeyler mırıldanırken, Bang Chan cevap vermeden telefonu kapattı. "Yine ne saçmalıyorsun sen?"

Birkaç dakika sonra Bang Chan, Jisung'un kapısını çaldı. Cevap alamayınca kapıyı aralayıp kafasını içeri uzattı; uykulu ama uyuyamayan Jisung'u ve bir bebek gibi uyuyan Seungmin'i gördü. Seungmin hâlâ mırıldanıyordu.

"Şu köpekçiğini al artık. Uyumak istiyorum."

"Tamam, tamam anladım."

Bang Chan, Seungmin'i kucağına aldı, Seungmin hâlâ bir şeyler mırıldanmaya devam ediyordu. Bang Chan, Jisung'a hafifçe gülümseyerek odadan çıktı. "Kaç yaşına geldin, hâlâ uykunda bebek gibi sayıklıyor musun?"

"26."

Bang Chan, Seungmin'in cevabına sırıttı ve odanın kapısını açtı. Sessizce içeri girip Seungmin'i yavaşça yatağa yatırdı. Yastığını düzeltti ve üzerini örttü. Tam doğrulacakken Seungmin onun bileğini kavradı ve onu yatağa geri çekti. "Minnie, ne yapıyorsun—"

"Sadece gitmesen olmaz mı?"

Seungmin'in gözleri hafifçe aralıktı, bir çizgi gibi görünüyorlardı. Bang Chan'ın nefesini hissedebilecek kadar yakındı. "Neden bu kadar hızlı nefes alıyorsun? Seni heyecanlandırdım mı?"

Seungmin yarı uykulu yarı uyanık gibiydi. Fısıldayarak konuşuyor, küçük gözleri ara ara açılıp kapanıyordu.

"Ben... gitmem lazım."

Seungmin biraz daha geri çekildi. O geceden sonra daha yakın olabileceklerini düşünmüştü. Arkasını dönüp uyumaya devam etti. Bang Chan sessizce yataktan kalktı ve onun üzerini örttü. Kapıyı açtığında Jisung ve Changbin içeri düştü. Bang Chan ses gelince Seungmin'e baktı; hâlâ uyuyordu. Sonra bakışlarını yerde yatan Changbin ve Jisung'a çevirdi. "Şimdi ikiniz de ayağa kalkın."

Bang Chan'ın net uyarısıyla ikisi de yerden kalktı. Changbin Jisung'a baktı, Jisung ise Bang Chan'ı işaret etti. Changbin onaylayarak başını salladı. İkisi birden Bang Chan'ın koluna yapışıp onu aşağı sürüklediler. Seungmin de gürültüye uyanmıştı, bu yüzden onları sessizce takip etmek ve dinlemek için saklandı.

"Oğlum bu ne hal? Beni kaçırır gibi aşağı indirdiniz. Yine ne istiyorsunuz?"

"Aptal mısın sen?"

"Değilim. Başka sorun var mı?"

"Dostum, o çocukla uyumalıydın. Sorsak 'kibarca reddettim' dersin. Keyfin için yanlış kişiyi kullanıyorsun."

"Sana da iyi geceler."

Bang Chan merdivenlere doğru yürürken Jisung onun bileğini tutup geri çevirdi. "Seungmin'i sakın kendi zevkin için kullanma."

Bang Chan önce Jisung'a, sonra da kolunu tutan eline baktı. Kolunu çekip arkasını döndüğünde karşısında Seungmin'i görünce irkildi.

"M-minnie."

Seungmin ona gözleri yaşlarla dolu bir şekilde bakıyordu. Jisung şaşkınlıkla açılan ağzını eliyle kapattı ve diğer eliyle Changbin'in koluna yapıştı. Seungmin, gözlerinden sessizce yaşlar süzülürken hızla merdivenlerden yukarı koştu.

"Minnie, bekle. Öyle değil!"

Onları kapıdan izleyen Hyunjin'i görmezden gelerek odasına girdi ve kapıyı kilitledi. Sırtını kapıya yaslayıp yere çöktü. "Seungmin, kapıyı aç. Lütfen."

Seungmin sesinin çıkmaması için eliyle ağzını kapattı. "Seungmin. Daha önce kimseye aşık olmadım. Hatta ilk kez birini öptüm. O da sendin. Seni zevkim için kullanmıyorum. Sana aşığım. Seninle olmak istiyorum. Jisung, seninle uyumak istemediğimi anlayınca durumu yanlış yorumladı. Lütfen kapıyı aç da konuşalım."

"Chris, git buradan. Yalnız kalmak istiyorum."

"Sen kapıyı açana kadar hiçbir yere gitmiyorum, Seungmin."

Saatler geçmişti. Seungmin yatağında oturuyordu. Bang Chan ise Seungmin'in kapısının yanındaki duvarda uyuyakalmıştı. Seungmin sessizce kapıyı açtı. Etrafa bakındıktan sonra yerde uyuyan Bang Chan'ı gördü. Onu nazikçe kaldırıp kendi odasına götürdü. Yavaş nefes alışverişinden derin bir uykuda olduğu belliydi. Odasından çıkıp oturma odasına doğru yürüdü. Gözü duvardaki saate takıldı. Saat 03:23'tü.

Changbin sese uyanmış, oturma odasına giden Seungmin'i yakalamıştı. Birkaç dakika sonra o da Seungmin'in yanına gitti. Kapı açılınca Seungmin başını kaldırıp Changbin'i gördü. "Uykun mu kaçtı, yoksa içmek için mi kalktın?"

Seungmin cevap vermeden bardağındaki son yudumu içti. Changbin bardağı onun elinden aldı.

"Aptalsın."

"Hey, Min. Ben ne yaptım ki?"

"O şişede gerçekten alkol olduğunu mu sanıyorsun?"

Changbin önce bardağa, sonra Seungmin'e baktı. Ardından bardağı burnuna yaklaştırıp kokladı. "Bu ne?"

"Su."

Changbin yutkunup Seungmin'e baktı. Bardağı masaya bıraktı. Derin bir nefes alıp konuşmaya başladı. "Aslında buraya yanlış anlaşılmanı düzeltmeye geldim. Durum şöyle ki..."

Seungmin, Changbin'i susturmak için elini kaldırdı. "Bilmek istemiyorum."

"NE?!"

"Kafan mı karıştı? Anlaman için bir şeyi iki kez mi söylemem lazım? Bilmek. istemiyorum."

"Ama—"

"Sana da iyi geceler Bin."

Seungmin oturduğu yerden kalkıp odayı terk etti. Merdivenlerden inerken ayakları bedeniyle birlikte hareket etmek istemiyordu. Bang Chan'ın odasının önünde durdu. Eli tereddütle kapı koluna gitti. Birkaç saniye bekledikten sonra elini geri çekti. "Aptal."

Hızla odasına girdiğinde her yer karanlıktı. Telefonunu çıkarıp fenerini açtı. Telefonu yatağa doğru tuttuğunda, yatağın üzerinde lavanta rengi sade bir mektup gördü. Gözlerini kırpıştırarak mektuba baktı. Yatağa oturdu, telefonu duvara yasladı ve mektubu incelemeye başladı. Arkasındaki yazı dikkatini daha çok çekti.

"Kim Seungmin için..."

El yazısını birkaç saniye inceledikten sonra derin bir nefes aldı. Yazı Jisung'a aitti. "Ne bekliyordum ki? Jisung'dan başka kim bana mektup yazar?"

Mektubu yavaşça açtı. İçinden yatağa düşen kağıdı aldı. Uzun satırları görünce şaşırdı. Bu da neydi şimdi? Vakit kaybetmeden okumaya başladı.

"Bu mektubu saat 1 gibi yatağına bıraktım ama ne zaman görürsün bilmiyorum. Bu mektubun amacını anlamışsındır."

Seungmin birkaç saniye duvara bakıp gözlerini kırpıştırdı. "Anlamadım?"

"Evet, bu bir özür mektubu. Koridorda duyduklarının hiçbiri gerçek değildi. Sanırım ilaçlarımı almadım. Tamam, tamam hemen kızma. Bang Chan seni zevki için kullanmıyor. Öyle olsaydı, bunu senden önce başkalarına da yapardı. Daha önce hiç kız arkadaşı olmadığını biliyorum. O kolayca elde edilebilecek biri değil. Ama seninle tanıştığından beri sana bakışı gerçekten çok farklı. Bang Chan'ı ilk kez böyle görüyorum. Çünkü sana aşık oldu. İsmini duyduğunda bile gözlerinin içi gülüyor. Lütfen Chris'i affet, benim yüzümden işlerin kötüye gitmesini istemiyorum."

Seungmin mektubu yatağının ucundaki komidine bıraktı. Sonra boş mektup zarfını aldı. Jisung, onun en sevdiği renk olan morun farklı bir tonunu kullanmıştı. O an Jisung'un onu ne kadar iyi tanıdığını fark etti. Derin bir nefes alarak yataktan kalktı ve çalışma masasına oturdu. Dolaplardan birinin köşesinden eski bir defter çıkardı. Eliyle tozunu temizledi. Sonra sayfaları çevirmeye başladı. Bu onun çizim defteriydi. Yıllardır saklıyordu ve ilk çizimini 3 yaşındayken yapmıştı. Sayfalar çevrildikçe yıllar geçti. Seungmin çiziminin ne kadar geliştiğini fark etti. En son geçen yıl çizmişti; bir lavanta çiçeğiydi. Parmaklarını çizimin üzerinde gezdirdi. Bu dokunuşlar, çizmeyi ne kadar çok özlediğini hissettirdi. Tekrar çizmek istiyordu. Sayfanın üzerine tarihi yazdı. Masadaki lambanın düğmesine basıp ışığı açtı.

"Bakalım. Son çizimim neye benzeyecek?"

Ne çizeceğini düşünmeden kalemini eline aldı ve rastgele bir şeyler çizmeye başladı. Yarım saat sonra çizimi tamamladığında tamamen donup kalmıştı. Elleri kontrolsüzce Bang Chan'ı çizmişti. "Ne yapıyorum ben?!"

Tam sayfayı yırtıp çöpe atacakken durdu. Sanki buna kıyamamıştı. Sayfayı alıp defterinin arasına koydu ve masadan kalktı. Rahatlamak için çizim yapmıştı ama bu onu daha da sinirlendirmişti. Son çarenin uyumak olduğunu anlayarak yatağa uzandı. Gözleri yavaşça kapanırken gördüğü son şey, masadaki defterin arasından görünen çizim kağıdıydı.

Bölüm : 19.02.2026 07:45 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...