

3 YIL SONRA
"Han Jisung, eğer yetişemezsek kapını kilitlemeyi unutma, tamam mı?"
"Tamam, kilitleyeceğim."
Jisung bir yandan Seungmin’le konuşuyor, bir yandan da birkaç ay önce taşındığı evin kapısını açmaya çalışıyordu. Nihayet içeri girdiğinde tüm yorgunluğu üzerine çöktü; dışarıda yağan yağmur içini karartıyordu. Jisung çantasını koltuğun kenarına bıraktı, bitkinlik her yanını sardı. Nefes aldıkça göğsü yavaşça inip kalkıyordu. Gözleri yavaşça kapandı, sonra tıkırtı sesiyle tekrar açıldı. Sesi birkaç saniye dinledikten sonra birinin kapıyı çaldığını fark etti. Gözleri saate kaydı. Gecenin biriydi ve bu saatte kimse gelmezdi. Seungmin olması umuduyla kapı deliğinden baktı. Dışarıda kimse yoktu. Daha dikkatli baktığında, kapının önünde duran ve aralıklarla vuran siyah bir silüet gördü. Jisung korkmuştu. Buraya yeni taşınmıştı ve yakın arkadaşları dışında kimse evini bilmiyordu. Seungmin’i aramalı mıydı? Son bir kez korkuyla kapı deliğinden baktı ve silüetin üst kata çıkan merdivenlere yöneldiğini gördü. Sonra diğerleri geldi. Jisung korkuyla kapıyı açtı.
"Jisung, biz geldik—"
"Hemen içeri girin!"
Jisung diğerlerini kollarından tutup içeri çekti ve kapıyı hızla kapattı. Herkes ne olduğunu anlamaya çalışırken, Jisung tekrar delikten dışarı baktı. "Jisung, iyi misin?"
"Ah, ben... Sizi başkası sandım. Hadi gelin. Kahve içelim."
Hyunjin ceketini Jisung’a fırlattı. "Kesinlikle!"
Jisung kendini biraz güvende hissetti. En azından şimdilik tüm sevdikleri yanındaydı. Jisung kahveleri yapıp oturma odasına getirdi. Hyunjin, "Antrenmandan geliyorum ve sanırım sıcaktan eriyeceğim. Hemen duş almam lazım," dedi.
"Tabii ki. Üst kattaki son oda."
"Teşekkürler Jisungie!"
Hyunjin hızla çantasını kapıp merdivenlerden yukarı koştu. Bang Chan, "Jisungie, yeni evin nasıl?" diye sordu.
Changbin yine o sevimli ifadelerinden birini yaptı: "Ben çok sevdim!"
Seungmin, "Sana soran olmadı Binnie!" diyerek gözlerini devirdi ve kahvesini içmeye devam etti.
"Şey... oldukça rahat. Benim için yeterli. Ayrıca..."
Jisung duraksayınca herkes yaptığı işi bıraktı. Herkes ona bakıyordu. Pencereyi işaret ederek sordu: "Siz nasıl gideceksiniz?"
Dışarısı çok soğuk ve yağmurluydu. Bu gece fırtına çıkması çok muhtemeldi. Bang Chan derin bir nefes verdi.
Jisung, "Burada kalamaz mısınız?" diye sordu.
Seungmin reddetti: "Yine de—"
Jisung araya girdi: "Hadi ama Seung-ah! Daha ne kadar bahane uyduracaksın? Sizi bu gece hayatta eve göndermem. Üst katta bir oda daha var. Yani bu ev tek kişi için büyük zaten."
Ardından kararını vermesi için Bang Chan’a döndü. "Yapacak bir şey yok."
Jisung’un gözlerinin içi güldü. Gülerek Seungmin’e doğru eğildi ve sadece onun duyabileceği bir şekilde fısıldadı: "Kocana itaat et tatlım."
Seungmin güldü ve Jisung’a vurdu. Tam o sırada Hyunjin duştan çıktı. Mavi bir bornoz giymiş, saçlarını havluyla kurulayarak merdivenlerden iniyordu. "Selam beyler!"
Tam o anda kapı zili çaldı. Jisung bakmak için ayağa kalktı. "Ben bakarım, siz oturun," diyerek kapıya yaklaştı.
"Bu saatte kim geliy—" Hyunjin’in sözü yarıda kesildi. Hyunjin elindeki havlunun yere düşüşünü izledi. "O kim?"
Diğerleri Hyunjin’in konuşmasını beklerken, o cevap vermedi. "Jinnie?"
Seungmin ayağa kalktı ve Hyunjin’e doğru yürüdü. Omzundan tutup onu geri çekti, Hyunjin’in tepkisi aynıydı:
"ŞAKA MI YAPIYORSUN?!?"
"CİDDİ MİSİN YOKSA RÜYA MI BU??!!"
Hyunjin, Seungmin’i son anda yakaladı. Herkes ayağa kalktı. Jisung hızla kapıya doğru koştu. Gördüğü şeyden hiç hoşlanmamıştı.
Lee. Min. Ho.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 1.56k Okunma |
170 Oy |
0 Takip |
51 Bölümlü Kitap |