

"Hyung, bu kadar yeter!"
Felix tüm gücüyle bağırdı. Felix'in sesi Jisung'un evinde yankılanırken, Minho kaşlarını kaldırıp Felix'e baktı.
"Jeongin'i bulduğunda hiçbir şey değişmeyecek. Sırf Yeonjun'un pis işleri yüzünden seni acımasızca vurduğunu hatırlamıyor musun?!"
Felix sınırdaydı. Tüm öfkesini abisinden çıkarıyordu. "Lixie."
Felix, Hyunjin'den uzaklaşırken, Hyunjin sakince Felix'in kolunu tuttu.
"İşte bu yüzden seni sevmiyorum."
Felix kapıyı çarpıp odadan çıkarken Minho arkasından bakakaldı.
Chan yavaşça konuştu. "Minho zor bir dönemden geçiyor. Onu da anlamalısın. Her zaman baş edemeyeceği durumlarla meşguldü. Bu onu yordu ve sonunda öfkesini senden çıkardı. Birkaç gün içinde gelip senden özür dileyecektir."
Minho, dişlerinin arasından küfrederek hızla salona daldı.
"LEE FELİX!"
Jisung, Minho'ya yetişmeye çalışırken Hyunjin de onu takip etti. Changbin derin bir nefes alıp Seungmin ve Chan'a bakarak konuştu. "Ah, bu kardeş kavgalarına bir an önce alışmamız lazım. Eminim her hafta olacaktır."
Felix banyoya girip kapıyı kilitledi. Çok korkuyordu çünkü asla öyle biri olmamıştı. Minho kapıyı yumrukluyordu. "Lee Felix. Kapıyı açman için üç saniyen var."
"Minho. Lütfen dur. Benimle gel."
Jisung, Minho'yu zorla oradan uzaklaştırırken Minho hâlâ hırlıyordu. Sesler kesildiğinde Felix yavaşça kapının kilidini açtı ve aralıktan dışarı baktı. Hyunjin'i görünce korkup kapıyı kapattı.
Hyunjin'in sesi endişeli geliyordu. "Lixie. Benim. Hyunjin."
Felix kapıyı sessizce açınca Hyunjin içeri daldı. "Lix, iyi misin?"
Felix gözyaşları içinde Hyunjin'e sarılırken Hyunjin hareketsiz kaldı. Birkaç saniye bekledi. Sonra ellerini yavaşça Felix'in sırtında gezdirdi.
Hyunjin, Felix'i sakinleştirmek için saçlarını okşadı. "Sakin ol. O senin abin. Böyle şeyler olabilir. Aranız düzelecek, tamam mı?"
Felix gözyaşları arasından güçlükle konuşabildi. "Yemin ederim ben öyle biri değilim."
"Sorun değil. Aranızdaki her şeyi düzelteceğim. Söz veriyorum."
Felix aynanın önünde gözyaşlarını sildi. "Minho'yu tanımıyorsun, o öyle biri değil. Sinirlendiğinde çok korkutucu oluyor."
"Ne olursa olsun seni koruyacağım, Lixie."
Felix şaşkınlıkla Hyunjin'e baktı. Cümlesi çok netti. "Yani... senin iyiliğin için!"
Felix ona gülümsedi.
"Hadi gidelim Lixie."
Felix irkilerek durdu. Korkuyordu. Elleri istemsizce titriyordu.
"Benden destek almak ister misin?"
Felix nazikçe ve utangaçça başını salladı ve Hyunjin'in koluna tutundu. Felix, Hyunjin'in kolunu tuttuğunda Hyunjin'in kalp atışları istemsizce hızlandı. Nefesi normalden daha hızlıydı ve bu fark ediliyordu.
"Jin, iyi misin?"
Felix, Hyunjin'in nefesinin hızlandığını fark edince onu durdurdu. "Çok hızlı nefes alıyorsun ve..."
Felix nazikçe Hyunjin'in göğsüne dokundu. Felix şaşkınlıkla Hyunjin'e baktı. "Ve kalbin çok hızlı atıyor..."
Felix ona dokunduğunda Hyunjin'in kalp atışları bin kat arttı. Hiçbir şey demeden Felix'e bakıyordu. Gün geçtikçe ondan daha fazla etkileniyordu. Sonra kendini ele vermemek için Felix'in kolunu kavradı.
"İ-iyiyim. Hadi gidelim."
Aşağı indiklerinde herkes salondaydı. Hyunjin sessizce Felix'e fısıldadı. "Sakin konuş. Üzgün olduğunu söyle."
Minho, Jisung'un yanında oturmuş, gözlerini ayırmadan yere bakıyordu. Felix, Hyunjin'in arkasından çekinerek geliyordu. Minho ses üzerine başını kaldırdı. Felix'in yüzü kızardı ve Hyunjin'in işaret ettiği yere oturdu.
"Hyung." Sesi korkudan titriyordu.
"Özür dilerim. İstemeden oldu."
Minho sadece baktı. Sonra Jisung'a döndü. "Ne diyecektim ben?"
Jisung, Minho'nun kulağına eğildi. Minho'ya birkaç kelime fısıldadı ve sonra gönülsüzce Jisung'un yüzüne baktı.
Jisung gülümsedi ve Minho'ya göz kırptı. "Ben de özür dilerim. Sana bağırdığım için."
Herkesin ağzı açık kalmışken, Changbin ağzındaki suyu püskürttü ve öksürmeye başladı.
"Changbin, şu an ölemezsin!"
Öksürüğü kesildiğinde Changbin tüm atmosferi bozduğu için özür diledi. Seungmin sessizce Chan'a fısıldadı. "Minho özür dilediği için kıyamet kopacak."
Chan karşılık olarak Seungmin'in kulağına fısıldadı. "Seninle aynı yatakta uyumadan ölmek istemiyorum bebeğim."
Seungmin, Chan'ın kolunu tuttu. Utangaçça başını onun omzuna yasladı. Chan onun saçlarını karıştırdı.
Jisung sessizliği bozdu. "İkiniz arasındaki sorunu çözdüğümüze göre gecemize devam edebiliriz!"
Changbin bir bebek gibi sızlandı. "Jisung-ah, acıktım!"
Hyunjin, Changbin'e baktı. "Jisung-ah mı? Ona 'anne' demen gerekiyordu. Seni o büyüttü!"
"Hey, ondan bir yaş bir ay büyüğüm. Tamam mı?"
"Ama o senden daha olgun davranıyor!"
Minho derin bir iç çekti. "Chan hyung'un ne kadar sabırlı olduğunu buradan anlayabiliyoruz."
Changbin, Minho'ya baktı. "Bizden mi bahsediyorsun?"
Hyunjin de Changbin'in sözleriyle heyecanlandı. "Evet!?"
Minho, Hyunjin'e sırıttı ve Felix'e doğru başını salladı. "İstersen davranışlarına dikkat et."
Hyunjin kolunu Felix'in omzundan çekti. Yutkundu ve uzağa baktı. Abisine nefret dolu bir bakış attıktan sonra Felix, Hyunjin'in yanından kalkıp mutfağa gitti. Jisung atıştırmalıkları hazırlarken bir yandan da Felix ile ilgileniyordu. "Lix, ne oldu? Neden moralin bozuk görünüyor?"
Felix mutfağa yaslandı ve gözlerini devirdi. "Erkek arkadaşın yine yapacağını yaptı."
"Ah, sakın bana seninle Hyunjin'i yakın görünce Hyunjin'le dalga geçtiğini söyleme."
"Tam olarak bunu yaptı."
Jisung derin bir nefes aldı. "Bununla baş etmek gerçekten zor."
"Biliyorsun hyung. Onu sadece sen sakinleştirebilirsin. Daha önce hiç bu kadar çabuk sakinleşmemişti. İlaçları bile bu kadar etkili değil."
Jisung kaşlarını çattı ve yaptığı işi bıraktı. "İlaçları mı?"
Felix hızla ağzını kapattı. "Ah, ağzımdan kaçırdım."
"Neden bunu bilmiyorum?"
"Çünkü benim ve onun dışında kimse bilmiyor ama sana söylemekte bir sakınca görmüyorum. Zaten onun erkek arkadaşısın."
Jisung ilaç kelimesini duyunca biraz endişelendi. "Her şeyi bilmek istiyorum."
"Uzun zaman önce Minho'nun öfke sorunları olduğunu fark ettim ve zorla da olsa onu doktora götürdüm. Bu yüzden sadece o ve ben biliyoruz. Kimseye söylememem için beni uyardı. 'Neden' diye sorduğumda gerek olmadığını söyledi. Ben de sesimi çıkarmadım."
Felix aniden konuyu değiştirdi. "Ama bence oradaki mağazalar kalitesiz ürünler satıyor. Bu yüzden tavsiye etmiyorum."
Jisung anlamayarak gözlerini kırpıştırdı. "Ne? A-ah, Minho!"
Minho, Jisung'u taklit etti. "A-ah, Jisung-ah! Biraz daha gelmeseydin öldüğünü düşünecektik. Hadi gel!"
Minho önden giderken Jisung sessizce fısıldadı. "Arkan dönükken onun geldiğini nasıl fark ettin?"
"Onu ben de bilmiyorum. Minho geldiğinde hissedebiliyorum!"
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 1.56k Okunma |
170 Oy |
0 Takip |
51 Bölümlü Kitap |