22. Bölüm
Hiraৎ / Biz (Us) / 22: Barista

22: Barista

Hiraৎ
hirainthebuilding

Changbin hızla dükkana girdi. "Çocuklar, ben sipariş vereceğim. Çünkü hepinizin favorilerini biliyorum."

Hyunjin homurdanarak kafeye girdi. "Starbucks neden kapalı ki?"

"Hoş geldini- MİNHO?!"

Herkes başını kaldırıp çalışana baktı. Jisung gözlerini devirdi. "Yine mi sen?"

Seungmin, uyarır gibi Jisung’a fısıldadı. "Jisung-ah!"

Minho ona baktı. "Burada ne yapıyorsun, Jeongin?"

Jeongin sipariş ekranındaki birkaç tuşa bastı. "Bir kafede çalışmamın nesi garip, hyung?"

Hyunjin, Changbin’in kulağına fısıldadı. "Changbin. Bizi getirdiğin dükkanın içine sıçayım!"

"Jeongin’in burada çalıştığını nereden bilebilirdim be gerizekalı?"

Jeongin haince sırıttı. "Sipariş vermeyecekseniz beni oyalamayın. Çok meşgulüm."

Chan duruma el koydu. "Tamam beyler. Siparişimizi veriyoruz ve hemen buradan defolup gidiyoruz."

"Ne sipariş edeceğinizi biliyorum."

Jisung, Jeongin’e nefretle baktı. "O zaman burayı kalabalık etmeyelim. Değil mi, Jeongin?"

Minho, Jisung’un kolunu tuttu. "Evet, evet. Dışarı çıkalım."

"Yeşil üzüm Ice Tea, Iced Cafe Latte, Şeftalili, Çilekli, Mangolu Ice Tea, Iced Americano ve kendim için de..."

"Iced Latte mi?"

"Ah, evet, nereden bildin?"

"Tahmin ettim."

── ⋆⋅☆⋅⋆ ──

"Gerçekten kemiklerini derisinden ayırmak istiyorum!"

Minho, Jisung’u sakinleştirmeye çalışıyordu. "Jisung-ah, sakinleşebilir misin lütfen?"

Hyunjin, Seungmin’e fısıldadı. "Changbin muhtemelen Jeongin ile nişanlandı. Hâlâ gelemedi."

"İşte geliyor!"

Changbin masaya eli boş döndü. "Servis ediyorlarmış."

Hyunjin dramatik bir şekilde bir eliyle Changbin’in omzuna dokundu, diğeriyle kalbini tuttu. "Dostum, bizi nişanına davet etmediğin için ne kadar korktuğumu biliyor musun?"

Felix sessizce kıkırdadı.

Ama sadece Felix...

Ortamı bir sessizlik kapladı.

"Hyunjin'in iğrenç şakalarına sadece Lix gülüyor."

Hyunjin sızlandı. "Ahhh, bu kötü bir şey değil! En azından beni komik bulan birinin olması güzel!"

Seungmin gözlerini devirdi. "Şakaların komik değil Hyunjin."

"Komik işte. O pislik Jeongin'i bile güldürebilirim!"

Jeongin elinde kahvelerle masaya döndü. "Arkadaşların senin için endişelenmeli Jin. Bu beyinle çok fazla yaşayamazsın."

Jeongin kahvelerini masaya bıraktı.

Changbin kahvesinden bir yudum aldı ve dalgınca sordu. "Gelmeyecek misin?"

Jeongin ona anlam veremeyerek baktı. "Neden geleyim?"

Ortamı yine bir sessizlik kapladı. Jeongin sessizce yanlarından ayrıldı. Yüzünde her zamanki gibi soğuk bir ifade vardı. Dükkana girdi ve diğer müşterilerle ilgilenmeye başladı.

Seungmin konuştu. "Changbin’in nişanlı olmadığına emin miyiz?"

Herkes sorgulayan gözlerle Changbin’e bakıyordu. Changbin ise kendisine bakıldığının farkında bile olmadan kahvesini içiyordu. "Ne? Ne oldu?"

Hyunjin yine takıldı. "Öyle değil adamım. Jeongin'i Jisung'un evine davet etseydin daha saygılı olurdun. Aptal."

Changbin gözlerini devirdi. "Yanlış kişiye söylemiş olamaz mıyım? Abartmayın."

"Sorun şu ki, az önce bu masadaki herkesin nefret ettiği ismi masaya davet ettin."

Changbin yutkunarak mırıldandı. "Özür dilerim."

Minho titreyen telefonunu kulağına götürdü ve masadan kalktı. "5 dakikaya geliyorum."

"Nereye?"

Minho hızla kafeye girdi. Jeongin ile bir şeyler konuştu ve geri döndü. "Ne oldu Minho?"

Minho sırıttı. "Changbin kahveler için çok fazla ödeme yapmış. İçerideki diğer çalışanlar 'dükkan bu gece zengin oldu' diyordu."

Herkes kahkaha krizine girmişti. Sonra durdular çünkü Seungmin gülerken kahveyle boğuluyordu.

"Ne kadar ödedin?"

Changbin gözlerini devirdi. "44.500 won."

"Ama dolara çevirirsek 40 dolar bile etmiyor. Böyle düşünürsen rahatlarsın."

"Para umurumda değil. Lisedeyken Jisung'a çok kahve alırdım."

Jisung öfkeyle Changbin’e baktı. "Bunu neden açıyorsun?!"

Minho, Jisung’a baktı. "Gerçekten mi? Çok mu kahve içtin?"

Jisung öfkeyle başını salladı. "Changbin. Eğer eski zamanlar konusunu bir daha açarsan..."

"Tamam! Özür dilerim, geçmiş hakkında tekrar konuşursam beni öldürebileceğini biliyorum!"

Jisung sırıttı. "Beni tanıdığına sevindim."

Chan kahvesinden yudumlarken Jeongin’i işaret etti. "Jeongin çok tuhaf değil mi?"

Herkes aniden Jeongin’e baktı. "Ne yönden tuhaf?"

"Sakin ve sessiz. Yabancılara karşı nazik. Hepimizden daha genç ama bu yaşta ellerinin kana bulanmış olması doğru değil. Acaba hiç arkadaşı var mı? Biliyor musun Lix?"

Felix kahvesini zorlukla yutkunarak Chan’a baktı. "Bilmiyorum. Olduğunu sanmıyorum."

Konuyu Minho devraldı. "Hiç arkadaşı yoktu. Asosyal bir insandı. Tek arkadaşı Felix’ti. Yolları ayrıldıktan sonra yeni biriyle arkadaş olacağını sanmıyorum."

"Eğer bizimle olsaydı, sanki tüm parçalar yerine oturacakmış gibi..."

Minho sırıttı. "Jisung'un bunu kabul edeceğini sanmıyorum."

Jisung gözlerini devirdi. Seni vurduktan sonra ona asla merhamet göstermeyeceğim. O bir pislik. S*kimi yesin o o*ospu çocuğu!"

Herkes donup kalmıştı. "Seungmin. Şimdi ona bebek quokka de de göreyim."

Jisung'un dizi öfkeden titriyordu. "Sinirliyim. Susun."

Chan mırıldandı. "Onunla konuşmalı mıyız?"

Jisung mırıldandı. "Gitsin s*kimle konuşsun."

Hyunjin kıkırdadı. "Jeongin’in yerinde olsaydım, Jisung'un söylediklerini duyduktan sonra şehri değil, ülkeyi terk ederdim."

"Biraz daha abartırsan Mars'a gideceksin!"

"Orada su var mı?"

"Ben nereden bileyim?"

Seungmin gözlerindeki uykuyu ovuşturdu. Gözleri yavaş yavaş kapanıyordu. Kapatmamaya çalışsa bile otomatik olarak kapanıyorlardı. Chan, Seungmin'in başını tuttu ve nazikçe kendi omzuna yasladı. "Uyu."

Seungmin derin bir nefes aldı. Gözleri yavaşça kapanırken hatırladığı son şey, Chan'ın gizlice saçını koklamasıydı.

Yazarın Notu:

Yeni bir hayran kurgu yazmak istiyorum ama ne yazacağımı bilmiyorum. SeungChan (Seungmin X Chan) veya Idol X Reader yazmak istiyorum. Ama başka önerileriniz varsa yorumlarda belirtmenizi isterim. Bunun dışında, 20 bölüm sonra sizi çok farklı bir senaryonun bekleyeceğini fark ettim! (Can sıkıntısından 40 bölüm yazdığımı söylemiş miydim?!?!)

Bölüm : 28.02.2026 20:45 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...