

Jisung, "Uyandı. Sana bağırma demiştim!" dedi.
Changbin hala bağırarak konuşmaya devam etti. "Ama neden?! Benim sesim böyle!"
Seungmin gözlerini ovuşturdu ve Changbin’e baktı. "Ne? Neden bana bakıyorsun?"
Seungmin cevap vermeden oturma odasına yürüdü. Chan o sırada eve yeni giriyordu. Seungmin'i gördüğüne şaşırdı ama soğuk tavrını koruyarak, "Uyandın mı?" diye sordu.
"Evet. Odaya çıkıyorum."
"Tamam."
Chan içeri yürüdü ve geçerken omzunu yavaşça onunkine sürttü.
Seungmin rahatsızlıkla homurdandı. "Geber, Yeonjun."
Hyunjin oturduğu yerden bağırdı. "Kapı çalıyor!"
Jisung hızla kapıya doğru koştu. "Ben bakarım!"
Minho saate baktı. "Bu saatte kim gelebilir?"
Kapıya doğru yürürken Minho da onu takip etti. Saat 01:43'tü, birinin gelmesi için çok geçti. Jisung kapıyı açtı. "Merhaba?"
Jeongin başını kaldırdı. "Minho. Acil bir durum var. Konuşabilir miyiz?"
Jisung anlayamadı, "Acil olan ne?" diye sordu.
"Bu senin hayatın Jisung. Minho lütfen. Konuşabilir miyiz?"
Jisung kapıyı daha fazla açtı. "İçeri gel."
Jeongin, önce izin ister gibi Minho’ya baktı. Sonra içeri girdi.
"Pencerelerdeki perdeleri kapatın. Kapıyı da kilitleyin."
"Jeongin. Gecenin yarısında gelip bize emirler yağdırıyorsun. Neler oluyor?"
Herkes Jeongin’e bakıyordu.
Jeongin bezgin bir nefes verdi. "Yeonjun burada. Bu seferki hedefi siz değilsiniz."
"Kim peki?"
"Chan ya da Seungmin. Ben eskiden-"
"Tamam, anladım. Bebeğim, sen kapıyı kilitle. Hyunjin perdeleri kapat. Changbin, sen de etrafı kontrol et; Seungmin nerede?"
Chan hızla masadan kalktı ve üst kata çıktı. Tüm odaları kontrol etti ama Seungmin orada değildi.
Nefes nefese merdivenlerden aşağı indi. "Seungmin... Hiçbir yerde yok..."
"NE?!"
Jeongin hızla pencereden dışarı baktı. Yanan arabanın farları gözlerini kamaştırdı. "Hassiktir... Onu yakalayın."
Jeongin bir silah çıkarıp Minho’ya fırlattı. Minho ve Jeongin hızla evden çıktılar. "Araban var mı?"
"Bu taraftan gidelim."
"Tamam."
Jeongin ve Minho hızla arabaya binip Yeonjun’un arabasını takip ettiler. Jisung titreyen elini saçlarının arasından geçirdi. "Kahretsin... Kahretsin. Kahretsin. KAHRETSİN. Seungmin. Seungmin'i aldı. Seungmin'i... aldı."
Felix, Jisung’un ellerini tuttu. "Hyung. Lütfen sakin ol. Minho ve Jeongin onu bulacak."
Jisung gözyaşlarını tutamadı. "Siktiğimin Yeonjun'u. Ona her şeyi yapabilir. Onu tanımıyorsunuz. Ya Seungmin'e bir şey yaparsa..."
Chan hızla üst kata çıktı. Odasına gitti. Gardırobunu açtı ve kıyafetlerin altındaki silahları aldı. Merdivenleri son sürat indi.
"Changbin. Umarım silah kullanabiliyorsundur."
"Seungmin için deneyeceğim."
Chan, Hyunjin’e baktı. "Hyunjin. Onlarla evde kal."
"Dikkatli olun!"
Chan ve Changbin arabaya bindiler. "Minho’yu ara."
Changbin, Minho’yu arayıp konumlarını öğrendi. "Şehrin merkezine doğru gidiyorlar. Gaza bas Chan."
Chan tüm gücüyle gaza yüklendi. Changbin silahındaki mermileri değiştirirken, Minho ve Jeongin, Yeonjun’dan giderek uzaklaşıyordu.
"Ah, lanet olsun. Çok hızlı."
Yeonjun, Minho’nun görüş alanından çıkınca Jeongin derin bir nefes verdi. "Kaybettik."
Minho arabayı kenara çekti ve Chanları bekledi. Araba birkaç dakika sonra geldiğinde Chan hızla dışarı çıktı. "Onu kayıp mı ettiniz?"
"Evet."
Jeongin güldü ve telefonunu çıkardı. "Yeonjun bizden daha akıllı olamaz. Nerede olduğunu biliyorum."
Herkes aynı anda arabaya bindi ve gaza bastı. Yarım saat sonra eski bir deponun önüne vardıklarında yağmur hızlanmıştı. Chan hızla kapıyı açıp arabadan indi. Yağmura aldırış etmeden depoya doğru koştu.
"Kilitli."
"Kilidi silahla kırsana ne bekliyorsun?!"
Chan silahını kilide doğrulttu ve ateş etti. Kilit saniyeler içinde kırılınca Chan kapıyı açıp içeri daldı. Seungmin sandalyeye bağlı bir şekilde oturuyordu.
"SEUNGMİN!"
Seungmin kalan son gücüyle mırıldandı. "C-chan."
Minho ve Jeongin hızla depoyu kontrol etti. Changbin, Seungmin'in bileğindeki ipleri çözdü.
"Seungmin. Sana ne yaptı?"
Seungmin, Chan'ın yardımıyla ayağa kalktı. "Hiçbir ş-"
Seungmin’in sözü kesildi. Karnını tutarak kan kusmaya başladı. "Seungmin! SEUNGMİN!"
Seungmin koluyla ağzını silerken yavaşça doğruldu. "Başım..."
Bilincini kaybederken Seungmin'in görüşü karardı. Hatırladığı son şey Chan'ın endişeli gözleriydi. Chan'ın gözleri...
Minho hızla Chan'a seslendi, "Çabuk arabaya gidelim!"
Chan, Seungmin'i kolayca kucağına aldı ve depodan dışarı taşıdı. Yüzü kan içindeydi. "Changbin. Sürücü koltuğuna geç."
"Tamam."
Changbin, Chan için arka kapıyı açtı. Chan, Seungmin'i koltuğa yatırdı ve başını dizine koydu. "Sadece sür Changbin. Acele et!"
"Tamam, o iyi mi?"
Changbin gaza bastı ve Minho’nun arabasını takip etti. Felix mırıldandı. "Neden hala gelmediler?"
"Bilmiyorum."
Jisung, Felix’in dizinde uyuyordu. Hyunjin sürekli pencereden dışarı bakıyordu. Felix var gücüyle Hyunjin’e seslendi. "Hyunjin. Kapı çalıyor!"
Jisung, Felix’in sesiyle uykusundan uyandı. "Seungmin!"
Herkes oturma odasına koşarken Chan, kucağında Seungmin ile hızla eve girdi. "Hemen bir bardak su ve bir battaniye getirin!"
Jisung hızla üst kata çıkıp bir battaniye getirdi. Felix de mutfağa gidip su getirdi. Chan, Seungmin'i yavaşça koltuğa yatırırken Seungmin uyandı. "Chan..."
"Seungmin. İyi misin? Sana ne yaptı?"
Herkes ona bakarken Seungmin yutkundu. "H-hiçbir şey."
Chan rahat bir nefes aldı. "Seungmin. Yüzünün farkında değil misin?! Anlat bana."
"Beni dövdü, sanırım karnıma da vurmuş olmalı ki kan kustum."
Hyunjin, Seungmin'in yanına eğildi. "Başka bir şey yaptı mı?"
Seungmin gözyaşları içinde başını salladı. Jisung, Seungmin'in elini tuttu. "Seung-ah, ne olduğunu anlat bana."
Jeongin duygusuz ve boğuk sesiyle konuştu. "C*nsel t*ciz. Onun izni olmadan yaptı. Onu tanıyorum."
Seungmin, Jisung’a sarılıp ağlarken, herkes Yeonjun’u nasıl öldürebileceğini düşünüyordu. Jeongin fısıldadı. "Bu ilk kez olmuyor."
"Pislik. Onu bulup kendi ellerimle öldüreceğim!"
Felix, Jisung’a yaklaştı. "Seungmin’in dinlenmesi gerekiyor. Ayrıca Chan hyung zaten burada."
Seungmin’i sessizce bıraktı. "Seungmin, bana bak. Bu onun yanına kar kalmayacak."
Minho, Jisung’u sessizce odadan çıkarırken odada sadece Chan ve Seungmin kalmıştı. "Sarılmak ister misin?"
Seungmin sessizce başını salladı ve kollarını açan Chan’a sarıldı. Gözyaşları istemsizce akarken Chan endişeliydi. Sanki saklanmak istiyormuş gibi Chan’ın boynuna sarıldı. Chan’ın keskin parfüm kokusu Seungmin’in burnuna geldi. Chan ondan uzaklaştı ve elini tuttu.
"İyi olacaksın. Tamam mı?"
Seungmin sessizce başını salladı.
"Bu gece benimle uyumak ister misin?"
Seungmin mırıldandı. "Bana acıdığın için mi yaklaşıyorsun?"
"Asla böyle bir şey yapmayacağımdan eminim. Sana destek olmaya çalışıyorum."
Chan, Seungmin'i yerinden nazikçe kaldırdı. Seungmin yürümekte zorlanıyordu. Chan onu zahmetsizce kucağına aldı.
"Ağır değil miyim?"
"Hayır."
"Sırtın ağrıyacak."
"Senin için her şeyi yaparım."
Seungmin mahcubiyetle kızardı ve yüzünü Chan'ın göğsüne gömdü. Chan, Seungmin'i yatağa yatırdı ve üstünü örttü.
"Yanıma yat."
Chan tam itiraf için dudaklarını aralayacakken Seungmin ona üzgün köpek yavrusu bakışları attı. "Lütfen..."
Chan sessizce gidip Seungmin'in yanına uzandı. Seungmin ona döndü ve gülümsedi. "Sana sarılarak uyuyabilir miyim?"
"Tabii ki!"
Seungmin kollarını yavaşça Chan'a doladı.
"Özür dilerim Seungmin."
"Seni seviyorum Chan."
Seungmin başını kaldırdı ve yavaşça Chan'ın dudaklarına doğru eğildi. Bir süre tereddüt etti ve bekledi. Ama sonra Seungmin'i bekletmeden, Chan kendi dudaklarını Seungmin'inkilere değdirdi.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 1.56k Okunma |
170 Oy |
0 Takip |
51 Bölümlü Kitap |