26. Bölüm
Hiraৎ / Biz (Us) / 26: Deniz Kabukları

26: Deniz Kabukları

Hiraৎ
hirainthebuilding

Minho, kumsalda oturan Hyunjin’e bağırdı. "Hyunjin! Eğer yüzmeyi bilmiyorsan denize girme!"

Hyunjin öfkeyle ayağa kalktı ve Minho’ya doğru yürüdü: "Neden her zaman benimle dalga geçiyorsun?"

Felix araya girdi. "Hey, şuradaki Chan değil mi?"

Hyunjin mırıldandı. "Chan ve Seungmin iki kişi. O zaman üçüncü kişi kim?"

Changbin heyecanla güldü: "Seungmin ve Chan'ın çocuk sahibi olma ihtimali çok yüksek."

Minho cevap verdi. "Sence o bir çocuğa mı benziyor? Daha çok bir yetişkin gibi görünüyor."

"Bakın size kimi getirdim; Seungmin ve Jeongin!"

Hyunjin anlamayarak sordu. "Seungmin’i anladım da, Jeongin’in bununla ne ilgisi var?"

"Yeonjun davasındaki baş dedektifimiz. Birlikte vakit geçirirsek daha çok kaynaşabiliriz."

Jeongin söylendi. "Sizce bunu kendim istemiş gibi mi görünüyorum? Zorladı."

Jisung, Seungmin’e baktı. "Tamam, Seungmin. Chan'ı nasıl ikna ettin?"

Seungmin parmaklarını şıklattı ve başparmağını Jisung’a salladı. "Sihir!.."

Jeongin homurdandı. "Buraya gelmemeliydim."

Jisung gözlerini devirdi. "Kimse seni burada zorla tutmuyor."

Jeongin merakla sordu. "Gerçekten gidebilir miyim?"

Chan ve Seungmin aynı anda cevap verdi. "HAYIR."

"Gidemezmişim," dedi Jeongin bezgin bir tavırla.

"Benimle konuşma da ne yapıyorsan yap!"

"Zaten seninle hiç konuşmadım ki!"

"Konuşamazsın zaten, aptal!"

Jeongin dudaklarını araladığında, Minho gizlice ona sessiz kalması için işaret yaptı. Jisung hafifçe küfrederken Minho ona gizlice dokundu. "Jisung. Sessiz ol!"

Jisung gözlerini devirdi.

Changbin söylendi. "Kumsala geldik ama yüzmüyoruz! Hayal gücümüzü kullanmaya mı geldik?"

Jisung ayağa kalktı. "Hadi yüzelim!"

Jisung, Minho, Changbin ve Chan yüzmeye giderken; Seungmin, Hyunjin, Jeongin ve Felix oldukları yerde kaldılar.

Jeongin homurdandı. "Sanki 5 yıldır yüzmemişler gibi!"

Hyunjin onlara baktı. "Gerçekten haklısın."

"Burada boş boş oturmak yerine anın tadını çıkarın, aptallar."

Jeongin deniz kıyısına doğru yürüdü. Seungmin, kendisine bakan Felix ve Hyunjin’e, sonra da Jeongin’e baktı. Onlara sert bir bakış attı. "Ben Jeongin'le gideceğim. Sizin için."

Hyunjin ona baktı. "Gerçekten olmuyor ama!"

Felix söylendi. "Vahşi."

Birkaç saniyelik sessizlikten sonra Felix, Hyunjin’e baktı. Tereddütle dudaklarını araladı ama sonra konuşmaktan vazgeçti.

Hyunjin bunu fark etti. "Ne diyecektin?"

"Sence... buralarda hiç deniz kabuğu var mıdır?"

"Yani... bilmiyorum." (YA HYUNJİN CAHİL MİSİN AMK SAHİLDE DENİZ KABUĞU YOK DA MEGALODON MU VAR AQ)

Felix oturduğu battaniyeden yavaşça kalktı ve Hyunjin’in kalkmasına yardım etmek için elini uzattı. "Gelmek ister misin?"

Hyunjin şaşkınlıkla cevap verdi. "Ne?"

Felix hızla elini geri çekti. "Yani... yalnız kalma diye dedim."

"Ah, olur o zaman."

Hyunjin de yavaşça yerinden kalktı. "Belki deniz kenarında vardır."

Felix hızla deniz kıyısına koştu. Arkasını döndü ve gülümseyerek Hyunjin’e baktı. Hyunjin kahkahasını bastırmak için dudaklarını birbirine bastırdı.

Felix, suyun içinde oynayan Minho ve Jisung’u işaret etti. "Hey, Minho ve Jisung’a bak. Yüzerken bile öpüşüyorlar!"

Hyunjin güldü ve eğildi. "İkisi de gerçekten çok şanslı."

Felix merakla sordu. "Ne bakımdan şanslılar?"

"Birbirlerini ölesiye seviyorlar. Ben de böyle bir ilişki isterdim."

Felix ona şaşkınlıkla baktı. "Senin erkek arkadaşın yok mu?"

Hyunjin elindeki içecekten bir yudum alırken güldü, "Tabii ki hayır! Neden bu kadar şaşırdın?"

"Senin gibi yakışıklı ve mükemmel birinin erkek arkadaşı olmamasına şaşırdım."

Hyunjin ona şaşkınlıkla baktı. "Yakışıklı mı?"

"Evet. Bence herkes böyle düşünüyor."

Hyunjin mahcubiyetle yutkundu.

"Deniz kabuklarını sever misin?"

"Şey, ben sevmem ama senin için toplayabilirim."

Felix neşeyle mırıldandı. "Hey, şuna bak! Ne kadar güzel ve kusursuz bir deniz kabuğu!"

Felix elindeki deniz kabuğuna hayranlıkla baktı. Yavaşça kulağına götürdü ve deniz kabuğunun sesini dinledi. Sonra Hyunjin’e döndü. "Bir şey yapabilir miyim?"

"Elbette!"

Felix elindeki deniz kabuğunu Hyunjin’in kulağına getirdi ve Hyunjin’in bakışları istemsizce Felix’in gözlerine kaydı. Sonra onun yüzünün her santimini hayranlıkla izledi. Gözlerini, burnunu, o muhteşem çillerini ve dolgun pembe dudaklarını süzdü. Sonra gözleri tekrar çillerine gitti. Yüzünde kusursuz görünüyorlardı ve ona çok yakışıyorlardı.

Felix de onun yüzünü inceledi. Gözleri önce Hyunjin’in sarı saçlarında gezindi. Sonra tüm yüzünü inceledi. Gözleri istemsizce onun dudaklarına kaydığında, onu ne kadar çok öpmek istediğini fark etti. Ama kendini tuttu.

Changbin, Chan’a sertçe vurdu ve fısıldadı. "Chan. Çabuk şunlara bak!"

"Hyunjin ve Felix mi?!"

Jisung heyecanla bağırdı. "NE?! NEREDE?!"

Changbin onlara doğru başıyla işaret etti.

Jisung gülümsedi. "Aman Tanrım! Şunlara bak. Çok tatlılar! Birbirlerini izlediklerinin farkında bile değiller!"

Minho sinirle konuştu. "Tanrım..."

Hyunjin heyecanla Felix’e baktı. "Çillerin."

Felix gözlerini kırpıştırdı. "Ne? Çillerim mi?"

"Çillerin çok güzel."

Felix utangaçça gülümsedi. "Teşekkür ederim."

Bölüm : 01.03.2026 16:37 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...