

"erçekten harika!"
Herkes denizden çıkmıştı ve yorgun bir halde oturuyordu. Changbin ve Hyunjin ellerindeki içeceği övmekle meşguldü.
Seungmin söylenerek Chan’ın yanına oturdu. “Her şeyi bu kadar abartmak zorunda mısınız?”
Jeongin de karşılık verdi. "Ben abartmıyorum. Sen her şeyi abartıyorsun!"
Minho onlara baktı. "Sorun ne?"
"Seungmin her şeyi o kadar abartıyor ki benden büyük olduğunu bir türlü kabullenemiyor."
Hyunjin şaşkınlıkla bağırdı. "NE?!"
Jisung da şaşırmıştı. “Jeongin, Seungmin’den daha mı küçük?”
Chan onlara baktı. “Evet, Jeongin 2001 doğumlu.”
Hyunjin şoku atlatamadan konuştu. “Jeongin’in bu kadar küçük olduğunu fark etmemiştim çünkü buradan bakınca tam bir mafya babası gibi görünüyordu.”
Minho mırıldandı. "Aslında Jeongin’in 2001’li olduğunu bilmeseydim, ben de Hyunjin gibi düşünürdüm. Bu normal."
"Abartmayın. Eğer biraz daha konuşursanız organ mafyası olacağım!"
Jisung ona gözlerini devirdi. "Zaten senden beklenen de bu."
“Artık Yeonjun için çalışmıyorum bile.”
Minho merakla sordu. “Yeonjun demişken, ona ne oldu?”
Jeongin sakin bir sesle cevap verdi. "Buldum."
Minho ona öfkeyle dik dik baktı. “Neden bunu daha yeni duyuyorum, Yang Jeongin?”
"Söylemeyi unutmuşum."
Chan ona inanmayarak baktı. "Bu kadar önemli bir şeyi bize söylemeyi nasıl unutursun?"
"Onu, Seungmin’i götürdüğü depoya götürdüm. Aynı iple bağladım. Yanına da iki adam diktim. İki gündür oradaydı." (OF JEONGİN SLAAAY)
Hyunjin mırıldandı. "Bize yapacak bir şey kalmamış. Adam çok yönlü; her şeyi halletmiş!"
Changbin ona hayranlıkla baktı. "Gerçekten inanılmaz!"
Seungmin sordu. "Peki onu neden bekletiyorsun?"
Chan öfkeyle cevap verdi. "Onu pataklamam için."
Jisung ona baktı. "Ne?!"
Jeongin kaşlarını çattı. "Hepimizin bu adamla sorunları var. İntikam almak bir istek değil, bir ihtiyaçtır."
Hyunjin ona baktı. “Sen gördüğüm en havalı mafya babasısın, Jeongin.”
Jeongin gözlerini devirdi. "Mafya babası değilim, Hyunjin."
Seungmin içeceğini öfkeyle içti. "O Yeonjun’u parça parça edeceğim!"
Jisung ona döndü, “Onu öldürmeyeceğiz, Seungmin!”
Hyunjin şaşkınlıkla ona baktı. "Bunu Jisung mu söyledi?"
Changbin devam etti. "İnanılır gibi değil."
Minho, Jeongin’e döndü, “Ona bir şey yaptın mı?”
"Burnunu kırdım."
"Neden?"
“Chan’ı öldüreceğini söyledi ve takıntılı bir manyak gibi Seungmin hakkında ileri geri konuşup durdu.”
Seungmin sertçe yutkundu, ortama bir sessizlik hakim oldu; Chan ise aksine çok öfkeliydi. "O pislik, sadece seni sinir etmek için seninle dalga geçecektir. Onu ciddiye alıp hayatını mahvetme.."
Jisung ona döndü, “Sen nereden biliyorsun?”
Jeongin zorlukla yutkundu ve ona baktı. "Sadece biliyorum. Nereden bildiğim önemli mi?"
Felix ona döndü, “Görünüşe bakılırsa bizimle uğraşan tek kişi Yeonjun değil.”
Jeongin Felix’e baktı. “Benim de bu hikayede olmam gerekiyordu.”
Chan ona baktı. "Sakıncası yoksa bir şey soracağım."
Jeongin ona baktı. "Hı-hı."
“Yeonjun sana ne dedi?”
Jeongin sinirli bir şekilde güldü, “Bunu neden merak ediyorsun?”
"Bizim hakkımızda söyledikleri gibi bir şey söyleyeceğini düşünmüştüm. Üzgünüm."
Ortamı yeniden sessizlik kapladı.
"Bana kalpsiz, duyarsız ve çirkin olduğumu söyledi. Sizin hakkınızda neler söyleyebileceğini az çok tahmin edebiliyorum."
Hyunjin ona baktı. “Sen hayatımda gördüğüm en yakışıklı mafya babasısın, Jeongin!”
Felix merakla sordu. "Bize ne diyebilir ki?"
"Sizi sizden daha iyi tanıyor. Zayıf noktanızı biliyor."
“O Yeonjun’u gözümü bile kırpmadan öldürürüm!”
"Seungmin. Üzgünüm ama o seni en zayıf noktan vurduğunda vuracak."
Seungmin anlamayarak sordu, “Ne?”
"Neden hepinize tek tek anlatıyorum ki?! Hepinizi zayıf noktanızdan vuracak. 'Umrumda değil' deseniz bile, o pisliğin söyledikleri hayatınızın geri kalanında kafanızın içinde yankılanabilir."
Minho cevap verdi. "O zaman hepimiz gidemeyiz."
"Gerçekten. O salağın canına okumak benim hakkım."
Seungmin’e döndü, “Üzgünüm tatlım.”
Seungmin gözlerini devirdi. Jeongin bir nefes aldı. "Yeonjun’un devri bitti. Hareket sırası bizde."
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 1.56k Okunma |
170 Oy |
0 Takip |
51 Bölümlü Kitap |