

"6 kişi mi gidiyoruz?"
Chan başıyla onayladı. “Changbin, Jeongin, Jisung, Seungmin, sen ve ben.”
Changbin buna karşı çıktı. "Neden Hyunjin ve Felix gelmiyor?"
Minho homurdandı. "Felix'i götürmeyi planlamıyorum. Hyunjin'in de kalma şansı vardı."
Hyunjin bağırdı. "Felix ile kalmamı söyleyen senin erkek arkadaşındı!"
Minho, Jisung’a döndü. "NE?!"
Jisung yutkundu ve konuyu değiştirdi. "Bunun şu an bir önemi yok! Hadi gidip şu Yeonjun işini halledelim!"
Evden hep birlikte çıkarlarken Changbin konuştu. "Hepimizin gitmeyeceğini söylemiştin. Kendimi mafya çetesi gibi hissediyorum."
Jisung nazikçe Changbin’in omzuna dokundu, "Seungmin ve ben gelemez miyiz demek istiyorsun?"
Seungmin de ona döndü, "Ben de öyle anladım. Bizi küçümsüyor musun?"
Changbin donup kaldı, yutkundu. O sırada Jeongin gelip Jisung’u Minho’nun yanına çekti. "Bu kadar gerilmeye gerek yok. Sakin olun çocuklar."
Minho onlara bağırdı. "Hadi, arabaya binin. Tartışmanıza arabada devam edebilirsiniz!"
Herkes bindiğinde araba hareket etti. Seungmin elini Jeongin’in omzuna koydu. "Jeongin. Hayat nasıl gidiyor?"
Jeongin ona baktı. "Hayatın nasıl gittiğini sanıyorsun?"
"Erkek arkadaşın falan yok mu? Neden herkes bekar?"
Changbin, Seungmin’e döndü, “Şu an bekar olanları mı eleştirdin sen?”
Seungmin ona döndü, “Bekar dendiğinde neden üzerine alındın ki?”
Minho gözlerini devirdi. "Şu sohbet eden tiplere bak. Depoda görüşürüz!"
Seungmin ona baktı. “Bahse girerim depoda senden daha iyi iş çıkarırım!”
Jisung ön koltuktan döndü, “Neden Minho ile dalga geçiyorsun?”
Changbin de öne doğru atıldı. “Sen neden Minho adına konuşuyorsun?”
Jisung şaşkınlıkla Changbin’e baktı. "Erkek arkadaşım olduğu için olabilir mi acaba?"
"Ah, bunu hesaba katmamıştım. Haklı."
ᯓ۶ৎ
“Umarım Yeonjun’un bir planı yoktur.”
Hyunjin derin bir nefes aldı. "Peh. Minho ve Jeongin oradayken plan yapmasına imkan yok."
"Umarım..."
"Yeonjun oradayken hemen eve gelmezler. Biz ne yapacağız?"
Felix mırıldandı. "Terasa çıkmaya ne dersin?"
"Olur."
Hyunjin, Felix’i takip ederek terasa çıktı. Terastaki manzara geceyi yansıtıyordu. Uzaktaki evlerin renkli ışıkları geceyi aydınlatıyordu. Ay tam tepelerindeydi. Felix sakin bir sesle sordu.
"Ay çok güzel değil mi?"
Hyunjin başını yukarı kaldırdı. "Evet. Çok parlak ve kusursuz."
Felix de gözlerini Ay’dan ayırmadan konuştu.
"Sence de öyle mi?"
Hyunjin anlamayarak Felix’e baktı. "Nasıl?"
"Bazen Ay olmak istiyorum. Parlak, pürüzsüz, mükemmel ve kusursuz. Işığı geceyi aydınlatıyor. Bazı geceler hiç yıldız olmaz ve her yer karanlıktır. Ama Ay her zaman tam üzerimizdedir. Karanlığın ortasında dimdik durur. Bu yüzden Ay olmak istiyorum. Kendi karanlığımı aydınlatmak istiyorum."
Hyunjin etkilenmiş gözlerle ona baktı. "Düşünce tarzın gerçekten... etkileyici."
"Peki senin karanlığının Ay'ı kim?"
Hyunjin derin bir iç çekti. "Sanırım kendi karanlığımda sıkışıp kaldım. Ne yıldızlar var ne de ay. Biz çok zıtız. Sen karanlıksın, ben ise Ay."
"Ay ve karanlık her zaman beraberdir Hyunjin. Şu an bu manzaraya 'karanlık' diyebiliriz ama Ay da o karanlığın içinde. Karanlığın Ay'a, Ay'ın da karanlığa ihtiyacı var. Ne demek istediğimi anlıyor musun?"
Hyunjin heyecanını bastırarak cevap verdi. "Anlıyorum."
Felix ona gülümsedi ve başını tekrar gökyüzüne çevirdi.
"Lixie. Sen çok tuhaf birisin."
Felix başını çevirip gökyüzünü izleyen Hyunjin’e baktı. "Düşünce tarzın, bakış açın. Çok tuhaf ve... etkileyici."
"Etkileyici miyim?"
"Evet. Her geçen gün sana daha çok çekiliyorum, neden bilmiyorum ama kimseye aşık olmak istemiyorum."
Hyunjin, Felix’e döndü, “Belki de sen benim karanlığımın Ay’ısın.”
Felix başını salladı. "Hayır. Ben senin hak ettiğin kişi değilim Hyunjin. Benden daha iyileri var."
"Sen tam da tarif ettiğin o Ay gibisin; parlak, pürüzsüz, mükemmel ve kusursuz. Belki de Ay aslında sensin."
Felix alaycı bir şekilde güldü. "Gerçekten öyle değilim."
Hyunjin, Felix’in dolan gözlerinin içine baktı.
"Lee Felix. Seni gerçekten istiyorum."
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 1.56k Okunma |
170 Oy |
0 Takip |
51 Bölümlü Kitap |