29. Bölüm
Hiraৎ / Biz (Us) / 29: Bıçak

29: Bıçak

Hiraৎ
hirainthebuilding

Jisung arabadan inerken merakla sordu. "Burası bir depo mu?"

Seungmin, Jisung'un ardından arabadan indi. "Şimdi canına okuyacağım onun."

Chan, Minho'ya baktı. "Bizden daha istekliler!"

"Yeonjun'un hayatta kalma şansı çok düşük."

Jisung kapıya doğru yürüdü. "Önce ben gireceğim."

Jisung kapıyı yavaşça açtı. "Yeonjun? Neredesin? Ah, görünüşe göre buradasın!"

Yeonjun sandalyeden başını kaldırdı ve ona baktı. "Sen de mi geldin aptal?"

Jisung acı bir şekilde gülümsedi. "Biliyor musun Yeonjun? Ben kendi hayatımın başrol oyuncusuyum ve başroller her zaman kazanır."

Seungmin, Yeonjun'un çenesini kaldırdı.. "Burnun acıyor mu?"

Yeonjun şaşkınlıkla ona baktı. "Sen ve Chan ayrıldınız mı?"

Seungmin psikopat gibi sırıttı. "Hayır. Eğer burnun kırılmadıysa, ben kıracaktım."

Yeonjun güldü. "Geçen gün burada otururken de böyle mi demiştin, Seung-ah?"

Chan ona yaklaştı ve elini çözdü. "Şu an bu sandalyede kimin oturduğuna dikkat etsen iyi olur Yeonjun. Bu sefer, bize yalvaran sen olacaksın."

Yeonjun sinirli bir şekilde güldü, "Kendi başına halledebileceğini sanma Chan."

Chan öfkeyle dudağını ısırdı. "Bakalım ben mi şizofrenim yoksa sen mi aptalsın?"

Yeonjun yere düştü ve Chan, yumruğunu Yeonjun'un suratına indirirken inledi.

"Artık eski Chan değilim, değil mi?"

"Hâlâ aynısın Chan."

Bu kez Seungmin devam etti. Yeonjun karnına yediği tekmeyle tekrar inledi. "Konuştuklarına dikkat etmelisin Yeonjun. Bana yaşattığın her şeyi sana da yaşatacağım."

Yeonjun öfkeyle güldü, "Bana t*ciz edecek kadar güçlü değilsin Seungmin."

Ortam sessizleşti. Yeonjun yerde sırıtıyordu.

Jisung ona doğru hamle yaptı. "Demek dayak istiyorsun, ha?"

Jisung onu yakasından tuttu ve duvara yasladı. "Seungmin'i t*ciz etmenin sonucunun ne olacağını sana söylemeyeceğim çünkü spoiler'lardan nefret ederim Yeonjun."

Minho yaslandığı duvardan konuştu. "Sen Seungmin'den özür dileyene ve Jisung'a durması için yalvarana kadar buradayız Yeonjun."

Yeonjun bir psikopat gibi güldü, "Sana asla yalvarmayacağım Han Jisung."

Jisung, Yeonjun'un saçlarını kavradı ve diğer eliyle bileğini tuttu, "Kolunun felç olmasını mı istiyorsun Yeonjun?"

Jisung kolunu sertçe büktü. Yeonjun acıyla çığlık attı.

ᯓ۶ৎ

Jeongin güldü. Changbin ona anlam veremeyerek baktı. "Neye gülüyorsun?"

"Yeonjun'un inlemelerini duymadın mı?"

"O Yeonjun'un sesi miydi?"

Changbin ve Jeongin arabanın önünde bekliyorlardı. "Bu anı kaçıramayız. Hadi içeri girelim."

Jeongin ve Changbin sessizce içeri girdiklerinde gördükleri manzara karşısında şoke oldular.

Changbin sessizce Minho'ya sordu. "Bu Han Jisung mu?"

Minho sırıttı ve başıyla onayladı.

Jisung, Yeonjun'un saçlarını tutup onu döndürdü. "Yeonjun. Yeni misafirlerinle tanışmak ister misin? En iyi arkadaşlarım Seo Changbin ve Yang Jeongin. Maalesef seninle tanıştıklarına pek memnun olmadılar."

Yeonjun, Jisung'dan uzaklaşmaya çalıştığında Seungmin onu yakaladı ve burnuna kafa attı. Yeonjun acıyla inlerken Seungmin sırıttı. "Belki de burnun kırılmamıştır."

Jisung, Yeonjun'u bıraktığında Seungmin onu bekliyordu. "Seungmin, ne yapıyorsun—"

Seungmin, Yeonjun'u tutup ayağa kaldırdı. "İnsanlar değişir Yeonjun, bakalım karşında hala o korkak Seungmin mi var."

"Hala aynı Seungmin'sin."

Seungmin güldü, "Bana yaşattığın her şeyi sana yaşatacağım. Bundan emin olabilirsin."

Minho duvardan uzaklaştı. "Tamam. Sıra bende."

Minho, Yeonjun'a yaklaştı. "Buraya gelirken sana nasıl daha fazla acı çektirebileceğimi düşündüm ve doğru sonucun alet kullanmak olduğuna karar verdim. Silah mı kullanmalıyım yoksa bıçak mı?"

Minho, silahı ve bıçağı Yeonjun'a gösterdi.

"Hadi dostum, birini seç... Seçmek istemiyor musun? Ha?"

Minho, Seungmin'e döndü. "Eğer o seçmek istemiyorsa Seungmin seçebilir. Seung-ah. Birini seç."

"Bence ikisini de kullanmalıyız."

Minho silahı yere bıraktı. "Güzel seçim."

Elindeki bıçağı aldı ve tek bir hamleyle Yeonjun'un bacağına sapladı. Yeonjun acıyla bacağını tutarken Minho bıçağı çıkardı ve Yeonjun'un ceketiyle sildi.

"Kendi kanını temizlemek için ceketini feda ettiğin için teşekkürler Yeonjun."

"Lanet olsun... Bacağım."

Minho, Yeonjun'un saçlarını kavradı, kafasını kendine doğru çevirdi ve alaycı bir şekilde güldü. "Yanlışlıkla oldu, üzgünüm."

Yeonjun zorlukla konuştu. "Geber Minho."

Jisung, Yeonjun'a yaklaştı. "Minho'dan önce sen öleceksin Yeonjun."

Yeonjun boşta kalan eliyle Minho'nun elindeki bıçağı kaptı ve Jisung'un bacağına sapladı.

Sessizlik ve...

Jisung sessizce bıçağı çıkardı. Bacağından kanlar akarken Jisung'un umurunda değilmiş gibi görünüyordu.

Bıçağı Yeonjun'un yüzüne doğru tuttu. "Beni böyle mi yeneceksin Yeonjun? Daha çok çalışman lazım."

Changbin eliyle Minho'yu dürttü. "Minho. Kan..."

Jisung bıçağı Yeonjun'un boynuna yaklaştırdı ve kanı Yeonjun'un boynuna bulaştırdı, "Şu an kan kaybım umurumda değil ama seni canlı canlı öldüreceğim Yeonjun."

Minho, Jisung'u yakalayıp geri çekti. "Jisung. Bu kadar yeter."

Yeonjun bacağındaki acıyla yere düşerken inledi. "Bugünlük bu kadar yeter. Hadi gidelim."

Jeongin kabaca Yeonjun'u kaldırdı ve sandalyeye bağladı. "İyi geceler Yeonjun."

Yeonjun oturduğu yerden Jeongin'e kafa atmaya yeltendi ama Jeongin refleksle geri çekildi.

"Ah, reflekslerimi gerçekten seviyorum. Bazen böyle anlarda işe yarıyorlar."

Herkes depodan çıkarken kapıyı en son Jeongin kapattı. Yeonjun'a baktı, göz kırptı ve depodan dışarı çıktı.

 

Bölüm : 01.03.2026 17:32 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...