37. Bölüm
Hiraৎ / Biz (Us) / 37: Önyargı

37: Önyargı

Hiraৎ
hirainthebuilding

Seungmin ve Chan konuşmadan yarım saat geçmişti ama Seungmin kendini çok boşlukta hissediyordu. Chan olmadan nefes alamıyordu. Suçun kendisinde olup olmadığını bilmiyordu ama bir yerlerde, Chan’ı özlüyordu. Akşam kararmış, hava soğumuştu. Teras koltuğuna oturmak yerine terasın mermerine oturmuştu. Zihni, Jisung’un intihara kalkıştığı o ana geri döndü. Chan’ın ondan hoşlandığını ilk orada öğrenmişti.

"İstediğin zaman elini tutabilirsin. İstediğin zaman ona sarılabilirsin."

Jisung bunu intiharın eşiğindeyken söylemişti. Seungmin ilk kez midesinde kelebeklerin uçuştuğunu hissetmişti. Soğuk mermer onu üşütüyor, Chan ile ilgili tüm anıları bir film şeridi gibi gözlerinin önünden geçiyordu. Gözlerinden iki sessiz damla yaş süzüldü. Eğer yanında Chan olsaydı, onları beş dakika içinde silmek zorunda kalırdı; aksi takdirde Chan ona kızardı. Ama Chan orada değildi.

Gece yarısına yaklaşıyordu. Seungmin hâlâ ortalıkta yoktu. Hyunjin, Seungmin’i belki de yirminci kez arıyordu.

Changbin mırıldandı: "Belki bir yerlerde sızıp kalmıştır."

"Ne yapacağız?"

Jeongin kahvesinden bir yudum aldı. "Yarın sabah burada olur. Eminim. Geç oldu, ben yatıyorum."

Jeongin ve Hyunjin uykuya dalmak üzereyken Jisung’un zil sesi sessizliği bozdu. Ekrandaki mesaja göz attı.

"Yeji beni aradı."

"Hoparlöre al."

Yeji’nin sesi duyuldu: "Jisung-ah. Seungmin burada, Light Bar’dayım. Çok içmiş, onu sakinleştirmeye çalışıyorum. Sanırım Chan mesajımı okudu ve geliyor. Yine de haber vermek istedim."

Jisung gülümsedi. "Gerçekten mi? Çok teşekkürler."

ᯓ۶ৎ

Yeji bıkkınlıkla nefes verdi. Seungmin yirminci bardağını bitirirken Yeji konuştu: "Chan, değil mi?"

Seungmin’in gülümsemesi soldu. "Ne?"

"Chan’la kavga ettiniz, değil mi?"

Seungmin sesi titreyerek mırıldandı. "Hmm. Sen... nereden biliyorsun?"

"Sen içki içmezsin Seungmin. Yeonjun’un evindeki partilerde bile içmezdin. En pahalı içkiye bile elini sürmezdin. Canın yanıyor Seungmin, görebiliyorum."

Seungmin, gözyaşları yüzünden süzülürken konuştu: "Beni sevmiyor."

"Emin misin?"

Seungmin kollarını masanın üzerine kavuşturup başını eğdi. "Beni yalnız bırak Yeji. Şu anki en büyük dileğim alkolden ölmek. Ölmek istiyorum."

"Ölmeni istemiyorum."

Seungmin başını kaldırmadan konuştu: "Yeji, saçmalamayı kes. Ölsem umurunda olmaz. Bu arada, kuşların cıvıltısını duyuyor musun?"

Seungmin kendi kendine konuşurken Yeji ayağa kalktı. "Hoş geldin."

"Nasılsın?"

"İyiyim ama o..."

Yeji başını uyuyan Seungmin’e çevirdi. Chan’ın geldiğini fark etmemişti. Yeji, Chan’ın bileğini tuttu. "Hyung, kavga etmeden önce onu bir dinle, tamam mı?"

Chan gülümseyip başını salladı ve cüzdanına uzandı. "Hayır, hayır. Ödemene gerek yok. Yanında o kadar para olduğunu sanmıyorum. Yirmi bardaktan fazla içti. Ben öderim."

"Oh, gerçekten teşekkür ederim."

"Rica ederim. İyi akşamlar."

"Sana da."

Chan, Seungmin’i kucağına alıp arabaya yürüdü. Seungmin, Chan’ın kucağında bir şarkı mırıldanırken, Chan arka koltuğun kapısını açıp Seungmin’i yatırdı. Onu bırakmak istiyordu ama Seungmin bırakmıyordu. Sonra geri çekilip kapıyı kapattı. Yeji’ye son bir kez baktı. Yeji ona el salladığında, içeri giren müşterinin yanına, tezgaha doğru koştu.

15 DAKİKA SONRA

Chan, Jisung’un evinin önünde durdu. Hemen Seungmin’i kucağına alıp içeri girdi. Kapının zilini çaldı ve açılmasını bekledi.

"Kim o?"

"Benim, Chris."

Changbin heyecanla kapıyı açtı ve Chan içeri girdi.

Minho mırıldandı: "Ah, Chan. Seungmin’i de mi getirdin? Onu bulamamıştık!"

Chan, Seungmin’i kanepeye yatırdı ve ceketini askıya astı.

Seungmin inledi: "Hayır Chriiis! Lütfen gitmee~"

Chan gözlerini devirdi: "Tanrım, ciddi misin..."

Jeongin oturma odasına girdi: "BU LANET OLASI EVDE KİM 'CHAN' DİYE İNLİYOR?!"

Odadaki herkes Seungmin’i işaret etti ve Jeongin şaşkınlıkla bağırdı: "SEUNGMİN BURADA!!"

Felix, Jeongin’in arkasında belirdi ve bağırdı. "NE?!"

Seungmin homurdandı: "Kulaklarım kanıyor Yang Jeongin."

Hyunjin eğilip Seungmin’e baktı. "Uyuyor mu?"

Seungmin gözleri kapalı dururken aniden açtı: "Böö!"

"HAS**TİR!"

Seungmin sarhoş bir halde mırıldandı: "Seni s**sem senin için pek iyi olmazdı."

Seungmin kollarını kavuşturdu ve başını Chan’ın omzuna yasladı. Changbin ve Jeongin açık kalan ağızlarını elleriyle kapatırken, diğerleri hareketsiz kaldı.

Peki ya Chan? Kaskatı kesilmişti, ifadesi hiç değişmiyordu. Seungmin’in teninin sıcaklığı ona değiyordu ve hafif alkol kokusunu rahatça alabiliyordu.

Birkaç dakika sessiz kaldılar, sonra Hyunjin sessizliği bozdu: "Evren size barışmanız için bilinçaltı mesaj gönderiyor."

Bang Chan homurdandı: "Ben o evreni alır seni mahvederim."

Jisung, Minho’ya baktı: "Hadi gel, uyuyalım."

"Bana bir öpücük ver, seninle cehenneme bile gelirim."

"Cehenneme gitmemize gerek yok, yukarı çıkalım."

Jisung, Minho’yu yukarı çekerken diğerleri de yavaşça dağıldı. Chan sessizce oturmuş, pencereden dışarı bakıyordu. Jeongin saate göz attı: "Ben de gitmeliyim."

Chan cevap vermeyince Jeongin ona döndü ve gülümsedi: "Önyargı iyi bir şey değil hyung."

 

Bölüm : 15.03.2026 17:27 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...