

Jisung kendi kendine mırıldandı, "Hass*ktir."
"Daha neyi düşünüyorsun? Beni ona verin ve Lix'i kurtarın."
Chan söylendi, "Seung-ah, Yeonjun tam bir şerefsiz. Seni ona verdiğimizde Lix'i geri alacağımız ne malum? Ayrıca seni asla onunla yalnız bırakmam."
Jeongin yutkundu. "Mantıklı bir şeyler düşünün."
Changbin aniden bir fikir ortaya attı. "Yeji'yi mi arasak?"
"Kafayı mı yedin? Yeji ne alaka, ne yapacak ki?"
"Oğlum asıl siz malsınız. Sunghoon'da Yeonjun'un bütün bilgileri var. Onu bununla tehdit edebiliriz."
"Tamam. Çabuk olun. Yeji'nin barına uğrayalım."
⋅˚₊‧ ୨୧ ‧₊˚ ⋅
"Chan hyung. Bir sorun mu var?"
"Yeonjun Felix'in elinde.."
"Yeonjun, Felix'in- NE?"
Seungmin derin bir nefes aldı. "Felix, Yeonjun'un elinde işte."
Yeji sordu. "Bilgiye ihtiyacınız var mı?"
"Evet, lütfen."
Sunghoon aniden Yeji'nin yanında belirdi. "Bana bir e-posta adresi verin, hemen gönderiyorum."
"Jeongin. Email!"
Sunghoon ve Jeongin bilgisayar başında yardırırken, Chan kafasında bin tane plan kuruyordu.
"Yavrum. Bana bak."
O sırada Jisung ve Minho arabadaydı. Jisung, Minho'nun yüzünü avuçlarının arasına aldı. Yüzünü kaldırıp kendine çevirdi.
"Felix'e hiçbir şey olmayacak."
"Ama-"
"Bana güvenmiyor musun Lee?"
Minho sessizce yaklaşıp Jisung'un dudaklarına küçük bir öpücük kondurdu. Ellerini hala sımsıkı kenetlemişlerken arabanın kapısı açıldı.
Jeongin, Seungmin, Chan ve Yeji arka koltuğa doluşurken, Yeji telefonunu çıkarıp Jisung'a uzattı.
"Konum bu. Çok hızlı olmanız lazım-"
Yeji daha lafını bitiremeden Minho aniden gaza bastı. Jeongin ve Seungmin'in kafaları birbirine çarptı, Chan ise koltuğa yapıştı.
Seungmin homurdandı. "Jeongin, kafan götüme giriyordu."
"Şaka yaptığın ortamı sikeyim ya, şuna bak."
⋅˚₊‧ ୨୧ ‧₊˚ ⋅
Minho arabayı durdurur durdurmaz indi ve hızla depoya doğru yürüdü. Yeji, Minho'nun önünü kesti.
"Önümüzde ne var bilmiyoruz. O yüzden-"
"Kuralların umurumda değil, Lix'i alıp geleceğim."
Minho, Yeji'yi takmayıp depoya daldı.
Seungmin ve Chan deponun arkasındaydı; Jisung ve Yeji de depoyu altüst ediyordu.
"LİXİE!"
Felix yerde yatıyordu; Yeji, Jisung ve Minho deponun arkasına koştular.
"SAKİN OLUN, NABZI ATIYOR."
Minho hemen Felix'in kafasını dizlerine koydu.
"Lütfen gözlerini aç Lix. Uyanman lazım. Benim için. Lütfen."
Felix öylece Minho'nun kucağında yatıyordu. Vücudu deli gibi titriyor, nefesi gitgide yavaşlıyordu.
"Hyung..."
"Felix! Buradayım. Korkma tamam mı? Korkma."
Sonra aniden bir ses duyuldu. Herkes arkasını döndüğünde, Yeonjun kolunu Seungmin'in boynuna sımsıkı dolamış, silahı da alnına dayamıştı.
"Sürpriz!"
"Yeonjun. Derdin bizimle, Seungmin'le değil."
"BIRAK LAN SEUNGMİN'İ, O*OSPU ÇOCUĞU!"
"Aa, niye bu kadar gerginsiniz ki? Alt tarafı Seungmin'in beynini dağıtacağım."
Seungmin güçlükle yutkundu ve gözleri dolarak Chan'e baktı. Öleceğini hissettiği için son saniyelerini onunla geçirmek istiyordu.
"Sana daha önce benim olmazsan kimsenin olamazsın demiştim, evet canım. Son sözlerini söylemek ister misin?"
Seungmin'in gözlerinden yaşlar süzülürken zar zor konuştu. "Lütfen Chan'a iyi bakın."
Ve bir silah sesi... Herkesi bitirmeye yetecek o ses...
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 1.56k Okunma |
170 Oy |
0 Takip |
51 Bölümlü Kitap |