
selamm yine benn 😝
sınır:60 okunma 20 oy
ANIL’DAN
Yine Sude yüzünden uykusuzlukla sınanıyordum.
Bütün gece öksürmüştü.
En sonunda dayanamadım ve yataktan çıkıp mutfağa indim.
Hızlıca bir nane limon yaptım ve Sude’nin odasına doğru yürüdüm.
Kapısını çaldığımda içeriden birkaç ses geldi.
Bence bu, “gel” demekti.
Kapıyı yavaşça açtım ve içeri girdim. Sude yatakta kıvrılmış yatıyordu.
Seslerimi duyunca gözleri hafifçe aralandı.
“Anıl?” dedi.
Elimdeki bardağı işaret ederek, “Belki iyi gelir,” dediğimde gülümsedi.
“Gelsene,” deyip yanını işaret etti.
Yanına oturdum ve bardağı ona verdim.
Gülümseyerek aldı ve dudaklarına yaklaştırdı.
Yanakları kıpkırmızı olmuştu, nefes alışları hızlıydı.
“Yaklaşsana biraz,” dedim.
(yorum yapmayı unutmaa)
Dediğimi yaptı ve bana yaklaştı.
Elimi yanağına koyduğumda gözleri fal taşı gibi açıldı.
Elimi önce yanağına, sonra alnına götürdüğümde ateşi olduğunu fark ettim.
Şu an hem yorganın altında hem de kat kat giyinmiş olması ateşini asla düşürmezdi.
“Sude, yorganın altından çıkman lazım.”
Kafasını salladı. “İstemiyorum.”
Yorganı tuttum ve kendime doğru çekerek üzerini açtım.
“Üstünü değiştir,” dediğimde,
“Olmaz,” dedi.
“Ben çıkayım o zaman,” dediğimde,
“Yok,” dedi.
“İçimde zaten tişörtüm var ama hava çok soğuk,” dedi. Hâlâ üşüdüğü belliydi.
“Çıkartmalısın, Sude,” dedim.
“Hayır.”
Hızlı bir hamleyle yanına yaklaştım ve kazağının eteklerinden tuttum.
Ani yakınlığımız yüzünden kırmızı olan yüzü domatese döndü.
“Çıkart, yoksa ben çıkartırım,” dedim.
“Çıkart,” demesiyle yutkundum.
yazar notu:

Neden bu kızın bir dediği bir dediğini tutmuyordu?
Yavaş hareketlerle kazağını yukarı doğru çektim.
Bunu yaparken Sude’ye bakmamaya çalışsam da onun gözleri benden ayrılmıyordu.
Hayır Anıl, unutma o beyaz kalbi. Unutma Mahir denen o çocuğu.
Kazağını çıkarttım ve ondan uzaklaştım.
Ah kahretsin… Tişört dediği bu muydu cidden?
Üzerinde sadece göğüslerini saran yapışkan bir crop vardı.
“Duşa girmek ister misin?” dedim.
Kafasını salladı. “İstemiyorum.”
“Tamam girme ama ateşin yükselirse girmek zorundasın,” dediğimde ağır ağır kafasını salladı.
“Anıl, uyumak istiyorum,” dedi ve uzandı.
“Uyu, ben buradayım,” dediğimde yan tarafa kaydı ve yer açtı.
“Gel,” dedi.
(yorum yapmayı unutmaa)
Gözlerim fal taşı gibi açıldı.
“Olmaz, Sude. Uygun değil,” dedim ama ısrar etti.
“Lütfen Anıl. Bak, söz sana mikrop kaptırmam. Hem sen abim değil misin?”
Bana yavru köpek gibi bakarken onu nasıl reddedebilirdim ki?
Ağır hareketlerle kalktım ve yanına uzandım.
Ondan olabildiğince uzak durmaya çalışsam da:
“Çok kasıyorsun, Anıl,” dedi.
Aynı benim havuzda ona dediğim gibi…
Gevşemeye çalışsam da bu lanet kız bu kadar yakınımdayken—üstelik aynı yataktayken—başaramıyordum.
“Of Anıl,” dedi ve çok kısa bir an içinde bana sarıldı.
Başını göğsüme, elini belime sardığında ölmeyi diledim.
yazar notu:

Sude, seninle iyi anlaşmaya çalışan kardeşin sadece. Abartma, Anıl.
Öyleydi değil mi?
(bol bol yoruumm)
Bunları normal abi-kardeşler yapardı.
Ama bir abinin kalbi böyle çarpmazdı.
Elim benden izinsiz bir şekilde beline gitti ve çıplak tenine dokundu.
Ne diyordu şarkıda?
Sıcacık teni…
Gerçekten de ikimizi yakacak kadar sıcaktı.
Burnuma gelen şampuan kokusu, belimdeki eli ve göğsüme yaslanan başı mantıklı düşünmemi engelliyordu.
“Niye bu kadar kasıldın?” dedi. Başını kaldırıp bana baktı.
“Yoksa benden etkilendin mi?”
Yutkundum.
Onu reddetmem, böyle bir şeyin olmadığını söylemem gerekiyordu.
Ama cevap alamayınca başını eğdi ve kulağıma kısık bir gülüş geldi.
(yorum yaptın dimii)
“Saat kaç oldu bu arada?” dedi ve kolumu tutup kendine çekti.
“Oha, dört buçuk olmuş.”
Ne yapıyordu bu aptal kız?
SUDE’DEN
Bu ani hareketim karşısında Anıl buz kesilmişti.
Her ne kadar itiraf etmese de benden etkilenmişti.
Tepkisini merak ettiğim için bir yaramazlık yaptım ve bacağımı kaldırıp onun bacaklarının üzerine attım.
Kulağıma önce sert bir yutkunma, sonra öksürük sesi geldi.
Anıl artık tamamen kaskatıydı.
“Hasta değil misin sen? Bana niye bu kadar yaklaşıyorsun?” dediğinde gülmemek için dudağımı dişledim.
“İyi geceler, Anıl,” dedim ve gözlerimi kapattım.
Çünkü onun kokusu beni gerçekten mayıştırıyordu.
“İyi geceler, Sude,” diye karşılık verdi.
(...)
Sabah gözlerimi yavaşça açtığımda hâlâ Anıl’ın göğsünde olduğumu fark edince gülümsedim.
Göğsü ağır ağır hareket ediyordu ama çok kısa bir an için nefeslerinin hızlandığını hissettim.
(oy verdin mii?)
Merak ettiğim için elimi göğsüne götürdüm ve yavaşça dokundum.
Nefesi yine hızlandı.
Ah bu salak çocuk… Bana rol yapacaktı güya.
Başımı kaldırdım, elimi boynuna koyup tırnaklarımla tenini okşadım.
Bu kez nefesleri gerçekten hızlandı.
Elimi yüzüne götürürken bir eliyle elimi tuttu, belimdeki eliyle de beni ters çevirip üstüme çıktı.
Sırtım yatakla buluştu.
Üzerime biraz daha eğildi.
“Ne yapıyorsun bakalım?” dedi.
Sırıttım.
“Uyumuyordun,” dedim çocuk gibi. “Yakalandın.”
“Hayır, uyuyordum,” diye kendini savundu.
Kafamı salladım.
“Sana dokunduğumda nefeslerin hızlandı.”
Kaşları çatıldı, tebessümüm büyüdü.
İçimdeki his onunla saatlerce böyle kalmak istese de telefonumun sesi her şeyi bozdu.
Telefon çalarken o üstümden kalktı, ben de yataktan doğruldum.
Arayan Mahir’di.
(yorumlarınızı alayımm)
Telefonu açtım.
“Efendim.”
“Günaydın bebeğim, nasılsın?” dedi cıvık sesiyle.
“İyiyim, Mahir. Sen?” dedim.
Anıl’ın gözleri telefondan bana kaydı. Bakışları içimi delip geçiyordu.
“İyiyim ben de. Bugün buluşalım mı? Seni özledim.”
Gözlerimi devirdim.
“Ben de seni özledim,” dedim ama yüzümde hâlâ iğrenmiş bir ifade vardı.
Buluşma kararını aldıktan—o aldı—sonra telefonu kapattım.
“Aptal ya,” diye söylenirken Anıl’la göz göze geldik.
“Mahir kim?” dedi.
“Sevgilim.”
Kaşları çatıldı.
“Sevgilini çok seviyorsun anlaşılan.”
Güldüm.
“Gel sen ne çektiğimi bir de bana sor—” diye şarkıya girecektim ki:
“Sus,” dedi.
“Seviyor musun onu?” diye sordu. Çok derin bakıyordu.
“Sanırım… Yani sevgililer birbirini sever değil mi?”
Kafasını salladı.
“Ama ben sevemiyorum,” diye itiraf ettim.
Melis hep bunu söylüyordu ama ben reddediyordum.
Neden mi?
İnan, hiçbir fikrim yoktu.
“Peki neden ayrılmıyorsun?” dedi ayağa kalkarken.
(yoruumm)
“Üzülür.”
“Ama sen mutlu değilsin.”
Haklıydı.
Mahir beni kendine tutsak etmişti; sürekli kısıtlıyordu.
“Haklısın,” dedim.
Telefonumu elime alıp Melis’i aradım.
Anında açtı.
“Ayrılacağım,” dedim.
nasıldııı ??
oy vermeyi unutmadın dimii
seviliyorsunn 🤍

| Okur Yorumları | Yorum Ekle |