13. Bölüm

"bir demet çiçek ve ilk öpücük💋🌷"

Kumsalın Ötesi🏖
kumsalinotesi

selamm yine benn

nasılsınızzz

bu bölümde birazcık 💋 varr

sınır:20 oyy

 

 

 

 

 

 

 

Sezen Aksu-Aşktan Ne Haber

 

kitapçıdan çıktığımızda kalbim hala ağzımdaymış gibi hissediyordum.

arkamdaki anıl "şimdi nereye gidiyoruz?" dedi.

"çiçekçiye" dedim ona dönerken.

on dakika sonra çiçekçiye gelmiştim. bugün kendimi ödüllendirme günüydü.

içeri girerken "kolay gelsin usta" dedim.

"hoş geldin sude kızım" dedi abi ayağa kalkarken.

gülümseyerek afamla selam verdim.

"rasim abi benim çiçek ne kadar oldu?" dedim etrafa bakarken.

arkamda bodyguard gibi duran anılda etrafı inceliyordu.

"pembe zambaklardan mı bahsediyorsun kuzum?" dediğinde olumlu anlamda kafamı salladım. "onlar dokuz oldu kızım" dediğinde ağzım açıldı. "ama sana sekiz olur" dediğinde "yok abi" dedim.

allah aşkına bir çiçeğe sekiz bin verilir mi ya?

"o zaman sen bana pembe lale sar abi" dediğinde kafasını salladı ve lalelerin yanına gitti.

anıl bana bir adımattı ve "niye almadın?" dedi. "anıl kendimizi şımarıcaz diye kudurmayalım" dedim.

telefonu çaldığında dışarı çıktı.

"rasim abi sen bana ordan bir demette kırmızı gül sarsana" dedim.

abi gülümseyerek kafa salladı.

çiçekleri aldım ve siyah kağıda sarılmış gülleri arkama sakladım.

arabaya bindiğimde anıl telefonu kapattı ve bana döndü.

heyecanla çiçeği arkamdan çıkardım ve ona uzattım.

"bu ne?" dediğinde göz devirdim.

"çamaşır makinesi beş taksite aldım nasıl?" diye onunla dalga geçtiğimde güldü.

çiçeği eline aldı ve gülümseyerek bana baktı.

"teşekkür ederim" dedi yüzündeki şaşkınlıkla karşılık tebessümle.

"ölmeden aldım çiçeğimi" dedi.

kafamı yere eğip gülümsedim.

"şimdi mağazaya gidip kıyafetler alıcaz" dedim yüzümdeki mutlulukla.

eve geldiğimde saat sekiz olmuştu. anıl benden önce gelmişti çünkü ben melise uğrayıp geçmiştim.

içeri girdiğimde anıl bir koltukta oturmuş ayaklarını kendisine yaklaştırdığı sehpaya uzatmış viskisini yudumluyordu.

daldığı için benim geldiğimi görmemişti.

yukarı çıktım ve kapıyı açıp içeri girdim.

dikkatimi çeken tek şey yatağın üzerinde beyaz kağıda sarılmış pembe zambaklardı.

yazar notu:

gözlerim ve ağzım aynı anda açılırken şok olmuştum.

hemen üstüme mini toz pembe bir şort ve askılı pembe crobumu giydim.

heyecanımdan crobun askılarının yine toz pembe olan sutyenimin iplerini kapatmadığını görememiştim.

pembe terliklerimi giydim ve çiçeklerimi elüme alıp heyecanla aşağı indim.

"anıl, anıl" dedim yanına koşarken.

seslerimle kafasını kaldırıp bana baktı.

yanına gittim ve başında dikildim.

"benim abim niye bu kadar düşünceli?" dediğimde yutkundu ve başını kaldırdı.

sehpaya uzattı ayağından birini çekti ve bacağıma koyup beni ortasına aldı.

gözlerim fal taşı gibi açılırken daha nerede olduğumu idrak edemedim.

kalçamı sehpaya yasladığımda anıl dikleşmişti.

elindeki sigaradan bir nefes aldı ve bana baktı.

"ne dedin?"

yüzümde yaramaz bir gülümseme oldu ve ellerimi omzuna koyup onu kendime çektim. "abiciğim" dedim vurgulayarak.

elini çıplak olan belime yerleştirdi ve beni kendine çekti.

"şuan değil. şuan zorlama beni" derken bir elimi omzundan indirdim ve cesur bir şekilde elindeki sigarayı aldım.

tepkisiz bir şekilde beni izliyordu.

sigaradan bir nefes aldım ve tüm cesaretimi toplayıp dumanı onun yüzüne üfledim.

anılın bal rengi gözleri kararırken ne yapmaya çalıştığımı anlamıştı. onu açıkça kışkırtıyordum.

ani bir hamleyle beni sehpadan kaldırdı ve sırtımı koltukla buluşturdu.

"sude sana sırası değil dedim. sarhoşum elinden bir kaza çıkacak"

sarhoş olduğunu söyleyebilmesi bence onu sarhoş yapmazdı.

ellerim rahat durmadı ve omzunu buldu.

bir elimi boynuna götürdüm ve tırnağımla orayı okşamaya başladım.

diğer elim ise esmer saçlarına gitti.

bir tutam saçını çektiğimde dişlerini sıktı.

"rahat durmazsan olacaklar ikimizide yakar sude" dedi uyarıcı sesiyle"

rahat bir şekilde "yanalım" dedim.

adem elması sert bir şekilde aşağı indi.

gözleri dudaklarımı bulduğunda o açık renk artık neredeyse siyah olmuştu.

daha fazla dayanamayacakmış gibi dudaklarını sert bir şekilde dudaklarıma kapattı.

zaferle gülümseyerek ona karşılık verdim.

dudaklarımızın yavaş bir şekilde başlayan öpücüğü hızlanmış ve sertleşmişti.

dudaklarım davetkar bir şekilde açıldığında dilini dilimle birleştirdi.

(yazar notu: UTANDIM LAN)

dudaklarım bu sert öpücüğüyle daha şimdiden sızlamaya başlamıştı.

nefessiz kaldığımızda ayrıldık.

anıl üzerimden kalkacaktı ki bacaklarımı beline doladım.

"yarın pişman olacaksın"

"olmayacağım" dedim ve kızaran dudaklarını öpmeye devam ettim.

öpüşmemiz normal ilerlerken alt dudağımı dudaklarının arasına aldı ve sert bir şekilde emmeye başladı.

tırnaklarımı boynuna ve sırtına geçirirken bundan zevk aldığını belirten sesler çıkarttı.

dudağım neredeyse kanayacak raddeye geldiğinde anıl benden ayrıldı.

"durmamı söyle" dedi yalvarırcasına.

kafamı salladım. "hayır" dedim üzerindeki tişörtü çıkartırken.

dudakları önce çeneme sonra boynuma öpücükler bıraktı.

crobumun ve sutyenimin aşağı kaydığı için açık bıraktığı omuzuma öpücük bıraktı.

dudaklarımdaki kadınsı gülüş onu dahada çok tahrik ediyordu.

ona tam bir şey diyecektim ki çalan telefonu buna engel oldu.

hay sıçayım böyle işe.

gözlerini sertçe yumdu ve kafasını kaldırmadı.

telefon ısrarla çalarken "bakmayacak mısın?" dedim.

"çalar çalar kapatır" dediğinde güldüm.

"anıl baban arıyor" dediğimde sert bir şekilde ofladı ve üzerimden kalktı.

telefonu açtığında dudağında dağılan rujumu hala fark etmemişti.

fatih abi "oğlum napıyorsunu-" diyecektiki bir an duraksadı.

"dudağına noldu senin?" dedi birden.

anıl dudağını fark ettiğinde hemen telefonu kapattı.

"lanet kız sil şunu" dediğinde omuz silktim.

"sen sil"

"sen yaptın sen sileceksin" dediğinde yanına gittim ve elimi uzatıp dudağına yayılan rujumu sildim.

"tişörtünüde giy"

tişörtünü giyip telefonu eline aldığında anılın telefonu değil görüntüsünü kapattığını gördük. fatih abi ve annem ekranda ağızlarını kapatmış şokla telefona bakıyorlardı.

ağzım açılırken hemen bir şey düşündüm.

aklıma bir şey gelmedi ama anıl "böyle oyun mu olur? ben niye senin rujunu sürüyorum?" dedi.

planı anladığımda "ya görevin buydu yapmak zorundaydın" dedim.

onlar bizi görmesede biz onların rahatladığını gördük.

hiçbir şey olmamış gibi görüntüyü açtı ve "tekrardan selam baba" dedi.

"nolmuş dudağına?" dedi annem arkadan.

"ya anne oyun oynuyorduk görevi ruj sürmekti o sürmeyince ben zorla sürdümdebiraz dağılmış" dediğimde annem derin bir nefes aldı.

 

*ANILDAN*

ellerimi boynumda birleştirmiş tavana bakıyordum.

dudaklarımda ki aptal gülüş bir türlü dinmiyordu.

telefonuma gelen bildirime baktığımda babamdan mesaj gelmişti.

 

babam: yediğimi mi düşünüyorsun?

babam: yok oyunmuşta yok dağılmışta

babam:sudeninkinşde sen dağıtmışsın

babam: lan kızın boynunu yemişsin

siz: baba yanlış anladın

babam: sus lan

babam: bana bak serpil ablana bir şey demiyorum

babam: geldiğimde olanları bana anlatacaksın

siz: baba olan bir şey yok ki

babam: tamam tamam yedim

babam: o yüzden mi tişörtün yoktu üstünde

siz: baba bak

babam: lan oğlum

babam: bir bok yediysen arkasında dur

babam: öptün mü kızı öpmedin mi

siz: öptüm

babam: tamam vereceğin cevap bu

babam: lan babalı oğullu

babam: ben annesini sen kızını bu nasıl iş anasını satayım

siz: ya baba

babam: ben gelene kadar rahat dur

babam: kız sana emanet derken bundan bahsetmemiştim

siz: baba dalga geçmeye devam edecek misin?

babam: sus lan

babam: uzak dur kızdan

siz: olmuyo be peder

siz: ben dursam o durmuyor

babam: lan it sen ne zamandan beri bu kadar romantiksin

babam: babasının oğlu işte

siz: hadi kapatıyom ben

babam: iyi yat uyu

 

telefonla oynarken telefonuma bildirim geldi.

sude beni etiketlemişti.

Sudee_:

Sudee_: canım sevgilimden🤍

 

eveett nasıldududuı

umarım beğenmişsindirr

oy ve yorum yaptın dimii

Düşman Yurtlara da bakabilir misinn??

seviliyorsunn 🤍

Bölüm : 27.01.2026 15:58 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...