23. Bölüm

KİSS💋😻

Kumsalın Ötesi🏖
kumsalinotesi

sınır:65 oy🎀

 

Dün geceyi bir şekilde yatışmış ve yeni güne uyanmıştık.

Melis’in çalan alarmıyla bağırdım. “Melis, kapat şunu!”

Telefon çalmaya devam edince güç bela koltuktan kalkıp masadaki alarmı kapattım. Dün gece koltuğa sızdığımız için her yerim tutulmuştu. Kısa bir süre içinde üzerlerimizi giyip hazırlanmaya başlamıştık.

Üzerime siyah bir crop, altıma da beyaz keten bir pantolon giymiştim. Kumral saçlarımı açık bıraktım ve yüzüme hafif bir makyaj yaptım. Melis ise iş görüşmesine gideceği için içeride hazırlanıyordu.

“Ben çıkıyorum Melis’im,” diye bağırdım.

“Tamam aşkım, bol şanslar,” diye seslendi odasından.

Aşağı indim ve yolun karşısındaki spor kulübüne girdim. Girişteki güvenliğin yolumu kesmesiyle durdum.

“Kimi aramıştınız hanımefendi?” diye sordu.

Adam, iri vücudu ve kalın sesiyle oldukça korkutucu duruyordu.

Ürkek çıkarmamaya çalıştığım sesimle,

“Anıl,” dedim. “Anıl Selim’e bakmıştım.”

Adamın kaşları çatıldı, gözündeki güneş gözlüğünü çıkarıp beni süzdü. “Anıl Bey’in bundan haberi var mı?”

Cevap vermeme izin vermeden, “Hadi küçük hanım, şakanızı başkasına yapın,” dedi.

“Küçük?”

yazar notu:

Şu an kendimi aşağılanmış hissediyordum. Pardon ama ben iki yıl boyunca çalıştım; o kadar da küçük olamam.

“O zaman haber verin,” dedim ve kollarımı göğsümde bağladım.

Tabiri caizse kovulduğum spor salonundan sinirle çıktım. Adama yarım saat dil dökmüştüm ama nafileydi.

 

ANIL’DAN

“Tamam, yarın sabaha gelirim,” dedim telefonun ucundaki adama.

“Ne olmuş abi?” dedi Devran.

“Bir kız varmış, üç gündür bizim kulübe geliyormuş,” dedim kısaca.

“Kimmiş?” dedi Ömer, karşıdaki koltuğa otururken.

Omuz silktim.

“Ne bileyim, delinin biri herhalde.”

Burak karşıdaki torbaya bir yumruk daha attı ve alayla, “Senin şu geçenki kıza ne oldu?” dedi.

“Ya onu bırak, şu iki gün önceki ateş ediyordu asıl,” dedi Devran.

“Abi boş boş konuşmayın,” dedim ve kolamdan bir yudum daha aldım.

“Acaba şu kız kim?” dedi Ömer. “Seni soran.”

Omuz silktim ama ben de merak etmiştim. Harbi kimdi beni soran o kız?

“Bilmiyorum, yarın gider bakarım,” dedim umursamazca.

“E abi, kameralarda yok mudur görüntüsü?” dedi Burak. Anlaşılan benden daha çok merak etmişti.

“Olabilir,” dedim.

Ömer bana doğru döndü. “Şu an meraktan çatlıyorsun dimi? Doğruyu söyle.”

“Çatlamıyorum ama merak ettim,” dedim.

Burak merakla “E ara o zaman çalışanları, atsınlar sana görüntüleri,” dedi.

Haklılardı.

Telefonumu elime aldım ve az önce konuştuğum numarayı geri aradım.

“Kamera kayıtlarını gönderin,” dedim.

Birkaç dakika sonra gelen kayıtları bilgisayarıma aktardım ve merakla dosyaya girdim. Üçü de başımda toplanırken Burak, “Acaba güzel mi?” dedi.

Bu çöpçatanlığıyla uğraşmak yerine omuz silkmekle yetindim.

Açılan görüntüyü biraz ileri sardım ve mekâna giren kadının olduğu yerde durdurdum. Kamera uzakta kalmıştı ve yüzü yere baktığı için çok net değildi. Kumral saçlarını açık bırakmıştı; yüzünü kapatıyordu. Ortalama 1.65 civarıydı. Kıyafetleri şık ve üzerine oturan cinstendi.

O bana birini hatırlatıyordu.

“Saçmalama Anıl,” dedim kendi kendime. “O, bıraktığın yerde mutlu.”

Yumruk olan elim sızlamaya başlamıştı.

Ömer merakla, “Abi bir şey diyeceğim ama” dedi ve devam edemedi.

“De, Ömer.”

“Bu kız sanki şeye çok benzemiyor mu?”

Sakince başımı salladım. “Ama o değildir,” dedim. Umuda kapılmak istemiyordum.

“Değildir zaten,” diye beni onayladı.

“Olma ihtimali yok,” dedim yutkunarak.

“Yok lan zaten, o niye olsun ki?”

Devran hiçbir şey anlamayan gözlerle bize bakarken Burak “Abi noluyor, kim bu kız?” dedi.

“Bahsetmiştim ya, hani şu ‘üvey kardeş’ olan,” dedi Ömer.

Burak, “Haa,” dedi anlamış edasıyla. Devran ise “E bu kız niye gelmiş buraya?” dedi.

“Oğlum o değil,” dedim bastıra bastıra. “O niye gelsin ki?”

Gelmezdi zaten. Niye gelsin ki?

yazar notu(anıl bu kadar saf olma!)

“Bugün Erhan dayı bizi çağırıyor, bi’ ona da uğrayalım,” dedim.

Herkes onaylayan sesler çıkarttı ve bir köşeye dağıldı.

Akşama hazırlandık ve teker teker evden çıktık. Yan daire sabahtan beri susmuyordu; evde bin bir türlü şarkı çalıyordu. Bir de dün bizimkilere bağırmışlar. Hey Allah’ım ya…

Evi kiralamışlar zaten, umarım bir an önce bir olay çıkartmadan giderler.

Arabalara atladık ve yarım saate Erhan dayının evine vardık. Kapıda bizi bekliyordu.

“Oo, yeğenlerim hoş geldiniz,” dedi.

“Hoş bulduk,” diye yanıtladık.

İçeri geçtik ve bizi bekleyen uzun masaya oturduk. “Napıyorsunuz yeğenim?” dedi, elini omzuma koyarken.

“İyi dayı,” diye geçiştirdim.

İyiydim ama aklımdaki düşünceler susmuyordu.

Yemeği yerken iş hakkında konuştuk.

“Haftaya bahisler başlıyor,” dedi dayım. Bana bakarak, “Sana oynayacaklar,” dedi.

Kafamı salladım. Bunu zaten biliyordum.

“Antrenmanların tam ama yine de son bir kere göreyim seni,” dedi.

Benim aksime o endişeleniyordu. Yapabileceğimi biliyor ama yapamamamdan da korkuyordu. Sakince tebessüm ettim.

“Tamam dayı, sen bilirsin.”

Yemekten sonra koltuklara geçtik. Devran’la dayım maçlar hakkında konuşuyor, biz de onları dinliyorduk. Elimi alnıma yasladım ve aklımdan çıkartamadıklarımı düşündüm.

Doğum gününde ona attığım mesaja cevap vermemişti. Ne babama bir şey demişti ne de bana yazmıştı. Olanlara rağmen içimdeki yangını söndüremiyordum. Babamla her konuştuğumuzda onu soruyor, nasıl olduğunu merak ediyordum.

Bu hatayı o yapmıştı, ben devamını getirmiştim. Belki o gece o lanet partiye gitmeseydik bunların hiçbiri olmayacaktı. Ne o Mahir’le öpüşecekti ne de ben onları görecektim.

yazar notu:

“Yeğen,” dedi dayım. Kafamı kaldırıp ona baktım.

“Hayırdır, bir sıkıntı mı var?”

Kafamı salladım ama anlamıştı.

“Bir şey olmuş demek ki. Anlat, bir hal çaresi bulalım.”

Söylememekte ısrar edince Burak’a döndü. Aramızda ağzından bakla ıslanmayan tek oydu. Düşündüğüm gibi hemen öttü.

“Dayı, bunun bahsettiği bir kız vardı.”

Dayım ağır ağır kafasını salladı. “Sude kız mı?”

“He he, o,” dedi Burak. “Onu düşünüyor.”

Dayım kaşlarını çattı. “Hani unutmuştun?”

“Unutmuştum da…” Devamı gelmedi.

Ne diyecektim? İki yıl önce terk ettiğim kızın beni aramaya geldiğini düşünüyorum falan mı?

“Da?”

Devran, sohbetten bıkmış olacak ki açıklama yaptı: “Dayı, iki üç gündür bir kız geliyormuş bunun mekâna. Bunu sorup duruyormuş.”

Dayım merakla, “Ee, kimmiş?” dedi.

Ömer de konuşmaya dahil oldu. “İşte bugün de kameralara baktık kızı görmek için.”

Sustuğunda dayım kaşlarını çattı.

“Lan oğlum, niye tek tek konuşuyorsunuz?”

Burak devam etti. “Kızın yüzü gözükmüyor ama bu salak kızı Sude’ye benzetmiş.”

Dayım yarım ağız gülerek, “Vay,” dedi. “Benim çapkın yeğenime bak sen.”

Soluk verdim.

“Dayı, Allah aşkına ne çapkınlığımı gördün sen de?” dedim.

“E Allah görmeyi nasip etsin o zaman,” dedi Ömer.

Benimle dalga geçmeyi asla bırakmayacaktı, değil mi?

“Amin amin,” dedi Burak.

“Ee, sen de git kimmiş bu kız, bir konuş,” dedi Erhan dayı. Haklıydı. Ama ya gittiğimde göreceğim kişi o değilse? Ya da en kötüsü, ya gittiğimde göreceğim kişi oysa?

Sıkıntıyla içime bir nefes çektim.

Devran, “Vay be, bizim Kaya Anıl’ı böyle görmek de varmış,” dedi alayla.

Hepsi bıyık altından sırıtmaya başladı.

“Dayı, sen de mi?” diye isyan ettim.

“E haklı ama çocuk,” dedi, hâlâ gülerken.

Ayağa kalktım. “Ben biraz bahçedeyim,” dedim.

Dışarı çıktım, bir dal sigara çıkarıp dudaklarıma yerleştirdim. Bulduğum bir duvar kenarına oturdum ve zihnimde fır dönen düşüncelere bıraktım kendimi.

“Abicik…”

“Sevgilim…”

“Anıl…”

“Ya aptal…”

Sesi aklımdan siliniyordu ama hâlâ içimdeydi.

Elime telefonumu aldım ve son haftalarda sürekli yaptığım şeyi yapıp hesabına girdim. Haftada iki kere post paylaşıyordu. Belki tekrar paylaşmıştır.

Evet, haklıydım. Paylaşmıştı.

Sudee_: Antalya yolculuğuu

Sudee_: melsemle antalya keyfisii

Hızlıca fotoğrafa tıkladım. Açıklamada yazanı gördüğümde bir anda ayağa kalktım.

Gelmişti.

Gerçekten buradaydı.

 

beğendiniz mii

sizce nasıl ilerliyor?

devran ve burağı sevdiniz mi?

artık anıl ve sudenin buluşması yakınn

yeni karakter eklemem bence güzel oldu yaa

sizce anıl ve sude nasıl karşılaşacak?

bir de oy verer misin?

Bölüm : 26.02.2026 22:38 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...