3. Bölüm

"lanet kız"

Kumsalın Ötesi🏖
kumsalinotesi

selamm yine benn

sınır:55 okunma 30 yorumm 20 oy

sınırı doldurmak için bol bol yorum yapınn

başlama tarihin??

başlıyoruumm

 

*ANILDAN*

Oturduğum yerde Sude’yi süzüyordum. Bugün gerçekten güzel gözüküyordu; belki de fazlasıyla güzel gözüküyordu.

Bu yüzden etraftaki herkesin gözünün onda olması normaldi ama bu, nedensiz bir şekilde sinirlerimi geriyordu.

Neydi bu duygunun ismi? Abi korumacılığı mı, abi kıskançlığı mı?

Hayır hayır, kesinlikle abi korumacılığıydı bu.

Yanlış düşüncelere kapılmak istemesem de, Sude’nin edilen sohbette bir şeye gülerken geriye attığı için açılan boynu bu düşüncelerimi körüklüyordu.

Birinin içimdeki şu lanet düşünceyi susturması gerekiyordu ama Sude’nin yüzündeki tebessüm buna izin vermiyordu.

Tamam, itiraf ediyorum; ondan hayvan gibi etkileniyorum. Ama bu düşünceleri içimde saklamak zorunda olduğum da bir gerçekti tabii.

Sude ikinci kadehini de bitirirken yüzündeki gülüş büyümüştü.

Düşüncelerimi dağıtmak için kafamı çevirdiğimde babamla göz göze geldik. Bana “gel” işareti yaptığında yanına yürüdüm.

“Oğlum, biz düğünden sonra Serpil ablanla eve gelmeyiz,” dedi göz kırparak. “Anlarsın ya.”

Yüzünde çapkın bir gülüş oluştuğunda, “Sude sana emanet, eve götür onu,” dedi.

“Tamam baba, biz de birazdan çıkarız herhalde,” dedim. Yanından ayrılacakken imayla, “Size de iyi eğlenceler,” dedim. O anlamıştı beni.

Masaya geri döndüğümde Sude’yi bir erkekle konuşurken gördüm.

Adımlarımı hızlandırdım ve yanına gidip elimi Sude’nin beline koydum.

(yorum yaptin mi bakimm?)

Kafasını kaldırıp bana sorar gözlerle baktı.

“Ne oldu abi?” dedi, yine son kelimeye vurgu yaparak.

“Bana abi deme,” diye uyardım onu.

Karşımızdaki eleman, “Görüşürüz o zaman, Sude,” dedi ve yanımızdan ayrıldı.

“Ya, kısmetimi kapattın Anıl,” dediğinde boşta olan elimin yumruk olduğunu hissettim.

“Ne kısmeti, Sude?” dediğimde kaşlarını çattı.

“Sen bu abicilik rolünü fazla mı ciddiye aldın?” dediğinde ben de kaşlarımı çattım.

“Çocuk sana yürüyordu,” dedim, belindeki elimi sertleştirirken.

“Hayır, flörtleşiyorduk,” dediğinde kaşlarım daha da çatıldı.

Elimi çektiğimde bana döndü ve, “Kıskandın mı abicik?” dedi. Yutkundum.

(yorum yapmayı unutmaa)

“Çok mu içtin sen?” diye sorduğumda işaret ve başparmağını birbirine yaklaştırıp, “Az bir şey,” dedi.

“Hadi, yavaştan kalkalım,” dedim ve onu kaldırdım.

(...)

Eve geldiğimizde Sude’yi odasına zar zor soktum.

“Anıl, midem bulanıyor,” dediğinde kaşlarım çatıldı. Bir bu eksikti zaten.

“Gel,” dedim ve onu banyoya soktum.

Denge almak için eli boynumda olmasaydı her şey daha güzel olabilirdi.

Duş musluğunu açtım, suyu ılıklaştırıp Sude’ye tuttum.

Aniden gelen suyla şaşıran Sude bağırdı:

“Napıyorsun hayvan!”

“Küçük ayyaşı ayıltmaya çalışıyorum,” dedim, belinden onu tutarken.

“Tamam ayıldım, şimdi kapat şu suyu!” diye bağırdığında dediğini yapıp suyu kapattım.

Düşmemesi için onu tutuyordum ve elinin boynumda olması yakınlığımızı katlıyordu.

“Anıl,” diye fısıldadı.

“Hı?” dedim, etkisinden çıkmaya çalışırken.

“Midem bulanıyor,” demesini beklemiyordum tabii ki.

Ondan yavaşça uzaklaşırken, “Ben çıkayım o zaman,” dedim. Beni bıraktı ve kafasını salladı.

(yorum yapp)

(...)

Yaklaşık yarım saat sonra Sude’nin kapısının önündeydim. Elimde sıcak çikolata vardı.

Kapıyı çaldım ve “Gel,” komutuyla içeri girdim.

Sude yatakta oturuyordu ve saçlarını tarıyordu.

Şu kış gününde bile şort ve crop giymesi beni şaşırtmıştı açıkçası.

Ama içerisi gerçekten de sıcaktı. Ya da ben mi öyle hissediyordum?

“Sıcak bir şeyler getirdim,” dedim, elimdeki bardağı göstererek.

“Teşekkürler,” dedi, yüzüne bir tebessüm kondurarak. “Abi,” diye ekledi.

“Abi demene gerek yok, biliyorsun değil mi?” dediğimde kafasını salladı.

“Evet,” dedi.

“Deme o zaman.”

“Denerim,” dedi, yüzündeki o aptal gülüşle.

O çikolatayı içerken ben de ona baktım. Evet, yapmamam gerekiyordu ama…

O gerçekten çok güzeldi. Topladığı açık kumral saçları, açıkta kalan boynu…

(bence oy vermeyi unutmamalısınn)

Kahretsin, bu düşünceleri aklımdan çıkarmalıydım hemen.

“Ben çıkayım o zaman,” dedim.

“İyi geceler,” dedi gülümseyerek.

“İyi geceler.”

Odadan çıktığım gibi üzerimdeki gömleğin düğmelerini açtım ve alt kata indim.

Eldivenlerimi taktım ve karşımdaki torbaya sert bir yumruk geçirdim.

Aklımı dağıtmam lazımdı. Onu düşünmemem lazımdı. Olmaması lazımdı.

Ama kahretsin ki oluyordu. Kahretsin ki çıkmıyordu lanet kız aklımdan.

Daha iki gün oldu onunla tanışalı ama onu ilk gördüğümden beri aklımdaydı zaten.

Umarım aptal kalbim bunun bir yanılma olduğunu anlar ve her şey normalleşir.

Son kez elimi torbaya geçirdim, bir içecek alıp kendimi arkamdaki koltuğa bıraktım.

Sude’nin yukarıdan sesleri geliyordu. Anlaşılan o kadar halay çekmesine rağmen enerjisini atamamıştı.

Evet evet, o sosyeteye benzeyen kızın içinden tam anlamıyla bir halay başı çıkmıştı.

“Yüzüm gözüm şişene kadar ağlamak istiyorum,

İçip sabaha kadar bayılmak istiyorum,” derken sesi yaklaşıyordu. Büyük ihtimalle aşağı iniyordu.

“Caddelerde dolaşıp bağırmak istiyorum,” dediğinde yerimden kalktım ve odadan çıktım.

(oy oy oyy)

İçeride televizyonun karşısında, elinde kumandayla dans eden Sude’yi gördüğümde durdum.

“Sence yeteri kadar bağırmıyor musun?” dediğimde kaşlarını çattı.

“Ama bu sana az geliyorsa, dediğin gibi caddelerde de bağırabilirsin,” dediğimde kaşları havalandı ve,

“O zaman ne diyoruz?” diyerek bana doğru yaklaştı.

“Caddelerde rüzgâr, aklımda aşk var,” dediğinde yutkundum.

Her şeyi yanlış anla zaten, aptal.

“Gece yarısında—” diye şarkıyı devam ettirecekti ki aramızdaki mesafeyi azaltıp elimle ağzını kapattım.

“Kızım, sen susmak nedir bilmiyor musun?” dedim.

Ani yakınlığımızdan dolayı burnuma dolan kokusuyla derin bir nefes aldım. Limon çiçeği.

“Çok elono,” dediğinde kafamı salladım.

“Susacak mısın?”

Ondan sözlü bir cevap bekliyordum, son gücüyle elimi ısırmasını değil.

“Ah!” diye inledim ve elimi ağzından çektim.

“Manyak mısın lan?” diye sordum elime bakarken.

Gülerek kafasını salladığında gülümsedim.

Bir şey dikkatini çekmiş gibi gözleri vücudumda gezindi. Harbi ben çıplaktım, değil mi?

Dudağını yaladığında güldüm.


yazar notu:

“Çok mu hoşuna gitti?” dediğimde kafasını kaldırdı.

“Ne alaka?”

 

nasıldıdıdııı

umarım beğenmişsindirr

bence yorum yapmışsındırr

oy verdin mi bakim ??

oylar çok düşük yaa

neysee seviliyorsunn 🤍

Bölüm : 05.01.2026 21:22 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...