
selamm uzun zaman olmuşş
sınır:30 oy (dolmadığı sürece yeni bölüm yokk)
yıldızı parlattıysan başlıyoruum
Yemekten sonra Mahir’le buluşmak için hazırlandım.
Krem rengi keten bir pantolon ve boğazlı bir kazak giydim.
Şu an araba süremezdim, o yüzden taksiyle gidecektim.
Kapıya doğru yürüdüğümde koltukta oturan Anıl, ayağa kalkarken
“Ben bırakayım.” dedi.
“Yok ya, ben giderim zaten.”
Bir cevap vermedi. Montunu alıp yanıma geldi.
“Hadi, aç kapıyı.” dedi.
Dediğini yaptım ve dışarı çıktık. O da arkamdan geliyordu.
Yol boyunca ikimiz de konuşmamıştık. Buluşacağımız yere geldiğimizde arabadan indik.
“Nerede bu lavuk?” dediğinde omuz silktim.
“Bilmiyorum ki.” dediğimde kafasını salladı.
“Annemler nerede bu arada? Akşam gelmemişler.” dediğimde yüzünde bir tebessüm oluştu.
“Sude, onlar yeni evlendiler ya.” dedi.
Gözlerim açıldı.
“İyy, ciddi misin?” dedim. Kafasını salladı. Yüzümde şaşkın bir gülüş vardı.
“Annemle baban şimdi—” dedim ve sustum.
“Ağğğ!” diye bağırdığımda o da gülmüştü.
“Bu yaştan sonra abla olmaya niyetim yok.”
O kahkaha atarken ben de gülümsedim.
“Ne gülüyorsun?” dedim, kendim de gülerken.
“Tepkin çok komik.” dediğinde ben de güldüm.
“Ne yapsaydı—?” derken Anıl’ın beni kendisine çekmesiyle lafım kesildi.
“Önüne baksana lan!” dediğinde kafamı çevirdim.
Bir bisikletliyle çarpışacaktık az kalsın.
Ahh, kahretsin… Yine bu kadar yakınımdaydı.
Kafalarımızı aynı anda çevirdiğimiz için neredeyse burun buruna geldik.
Yeter lan, film mi çekiyoruz burada?
Onunla daha fazla böyle kalmak istesem de gelen ses tüm anın içine etti.
“Aşkııım!”
(oy vermeyi unutmaa)
Kafamı çevirdiğimde bizi gören Mahir’in yüz hatları gerilmişti.
“Napıyosun lan, bırak sevgilimi!” dediğinde Anıl’dan uzaklaştım. Tatsızlık çıkmasını istemiyordum.
“Sude, uzaklaş şundan.” dediğinde ona boş gözlerle baktım.
“Mahir, saçmalama.” dedim.
Göz devirdim ve önüme döndüm.
Mahir, Anıl’a sert —benim için değil— bir bakış attı ve bana döndü.
“Sarılmayacak mısın?” dedi ve yanıma gelip belimi kavradı.
Beni kendine çekerken midemin ne kadar bulandığını tahmin edemezdiniz.
Ayrıldığımızda kafamı çevirip Anıl’a baktım.
Boş gözlerle bana bakıyordu ama göğsünde birleştirdiği elinden birini öyle sıkıyordu ki parmak boğumları beyazlamıştı.
Çok şükür, birkaç adım geriye attım.
Anıl kulağıma eğilip
“Korkma ve söyle, ben buradayım.” dedi.
Ona baktım ve kafamı salladım. Ben bunu yapamazdım.
O beni severken ondan ayrılamazdım.
“Neden?” diye sordu.
Gözümü çevirip Mahir’e baktığımda bana göz kırptı.
(...)
Eve girdiğimizde Anıl ofladı.
“Ee, boşuna mı bekledim ben o kadar?” dediğinde omuz silktim.
“Kızım, elli kere dedim sana ayrıl diye.” dedi, sesini yükselterek.
“Bağırma bana.” dedim, saçımı açıp kendimi koltuğa attım.
“Zaten mutsuzum.”
“Neden?” diye sordu.
“Onu sevmiyorum ve onunla mutlu değilim ama o beni seviyor ve benimle mutlu. Off, ağlamak istiyorum.” dedim ve yüzümü elimle kapattım.
“Ağla.” dediğinde kafamı kaldırıp ona baktım.
“Hayır, olmaz. Bu akşamki etkinliğe hazırlanmam lazım.” dedim, kendimi geriye atarken.
(yorum yaptın mı bakimm)
“Vakıfın etkinliği vardı değil mi?” dediğinde kafamı salladım.
“Hı hı.” dedim ve ayağa kalktım.
“Ben hazırlanmaya gidiyorum. Saat beş olmuş, annemler umarım gelirler.”
Kombinimi seçene kadar neredeyse kırk dakika geçmişti.
Sonunda buz mavisi, uzun, yapışkan ve ip askılı elbisemi giymeye karar verdim.
Üzerine beyaz tüylü bir polar, ayakkabı olarak da mavi topuklu ayakkabı aldım.
Saçlarımı slick bangs yaparak yukarıdan dağınık topuz yaptım.
Mavi çantamı aldım.
Kapıyı açtığımda annemlerin sesi geliyordu.
Onu gördüğümde hazırdı. Ne kadar az sürede ne kadar güzel görünüyordu.
Dikkatimi koltukta oturan Anıl çekti.
Her zamanki gibi siyah pantolon ve siyah gömlek vardı üzerinde.
“Hoş geldiniz, annem.” dedim yanlarına giderken.
“Hoş bulduk kızım.” dedi annem.
Anıl kafasını kaldırdı ve beni süzdü.
“Nasıl olmuşum?” dedim, etrafımda dönerek.
Fatih abi elmasını ısırırken elini kaldırıp baş ve işaret parmağını yuvarlak yaparak
“Perfect.” dedi.
Yüzümde çocuksu bir gülüş oluştu. Annem de tebessüm ediyordu.
“Çok güzel olmuşsun, prensesim.”
Anıl oturduğu yerden kalktı ve bize doğru geldi.
(bence oy vermeyi unuttun)
“Gitmiyor muyuz artık?”
Güldüm.
“Kıskandı.” dedim Fatih abiye.
“Ne kıskanıcam be seni? Geç kalacağız ondan diyorum.” dediğinde
“Eminim.” dedim.
“O da iltifat istiyor.” diyerek onunla uğraştım.
“Sen de çok yakışıklı olmuşsun abi.” dediğimde bana olan bakışları sertleşti.
Fatih abi gülerek
“Anlaşılan birisi abisiyle uğraşmayı sevmiş.” dedi.
Annem de
“Bence abisini sevmiş.” deyince Anıl’a baktım.
Onunla uğraşmak çok hoşuma gitmişti
(...)
Mekana girerken annem, Anıl’ın koluna girmemi rica etmişti.
Mutlu ve birbirini seven iki kardeş gibi görünmemiz lazımdı.
Etrafımızı saran gazetecileri içeri girdiğimizde zor bela atlatmıştık.
Annemler tanıdıklarıyla selamlaşırken biz boş bir masaya geçtik.
Birazdan Melis gelecekti, çünkü onun da ailesi vakıftaydı.
Dikkatimi çeken bir şeyle Anıl’a döndüm.
“Şuradaki kız seni kesiyor.” dedim imayla.
Kafasını çevirip baktığım yere baktı ve omuz silkti.
“Napabilirim?”
Ona yan bakarak
“Ciddi misin?” dedim.
“Anıl bak, bu kız Nur ailesi… vakıftaki saygıdeğer insanlardan biri.” dedim ve ekledim:
“Gerçi bizimkiler kadar değil ama.”
Anıl arkasını döndü ve kıza tekrar baktı.
Göz göze geldiklerinde kız göz kırptı.
Anıl bana döndü.
(yorum yapp)
“Tıch… Tipim değil.”
Göz devirdim.
“Acaba senin tipin ne, Anıl hazretleri?” diye sordum.
Bakışları derinleşti.
“Ne yapacaksın?”
“Hiçbir şey.” dedim ve odağımı değiştirdim.
O sırada Melis boynuma sarıldı.
Ben de ona sarıldım.
“Hoş geldin, aşkım.”
Anıl da
“Hoş geldin.” dedi.
“Hoş buldum. Melis ben.” dedi elini uzatarak.
“Anıl, ben de.” dedi ve elini sıktı.
Melis bana döndü.
“New enişte.”
Kolunu sıktım.
“Ne eniştesi, Melis?” dedim.
“Sus, konuşma. Ben bilirim.” dediğinde göz devirdim.
Yanımıza annemlerin arkadaşının oğlu Emir geldi.
“Selam kızlar.” dedi, sonra Anıl’a döndü.
“Ve baylar.”
Elimi uzattığımda öptü.
“Çok güzel olmuşsun.”
Cilveli bir şekilde sırıttım.
“Teşekkür ederim. Aynı şekilde sen de bugün çok yakışıklısın.”
Dudak büzdü.
“Aşk olsun madam, ben hep yakışıklıyımdır.”
Gülümsedim.
O hep böyleydi; bana yürürdü ve ben asla ciddiye almazdım.
Anıl’a döndü.
“Ee, nasıl gidiyor?”
Anıl “İdare ediyoruz.” diye karşılık verdi.
(yoruum)
Gecenin ilerleyen saatlerinde ben arkadaşlarımla sohbet ediyordum.
Melis bir köşede telefonuyla oynuyordu.
Anıl ise şu an tam karşımda bir kızla konuşuyordu.
Kız, az önce onu kestiğini söylediğim kızdı.
İsmi galiba Ceren’di.
Masadaki son kadehi de kafama diktiğimde Emir,
“Sarhoş olacaksın, yeter.” dedi.
“Olmam ki.” diye ısrar ettim ve garsonun taşıdığı içkilerden birini daha shot attım.
Kız Anıl’a cilve yaparken, Anıl ona boş bir ifadeyle bakıyordu.
Nedendir bilmiyorum ama gözümü o taraftan alamıyordum.
“Sude, burada mısın?” diye sordu Emir.
Kafamı onlara çevirip
“Ne?” dediğimde güldüler.
Emir’in abisi Eren,
“O, abisini kıskandı bence.” dedi imayla.
Ağzım açık kaldı.
“Ne alaka Eren?” dedim ve masaya getirilen bir kadehi daha kafama diktim.
Eren yanıma geldi.
“O zaman bu dansı bana lütfeder misiniz, hanımefendi?” dedi.
Elimi onun eline koydum ve dans pistine ilerledik.
Bir elimi omzuna, diğerini avcunun içine koydum.
O da bir eliyle belimi kavradı, diğer eliyle elimi tuttu.
“Sana bir sır vereyim mi?” dedi.
Merakla baktım.
“Ver.”
“Sen bu çocuktan etkileniyorsun.” dedi.
Aşırı bir iğrenme mimiği yaptım.
“Ben mi? Hah! Ne alaka be?”
“O zaman şu an sana baktığını söylesem heyecanlanmazsın, değil mi?” dedi.
Kafamı çok hızlı bir şekilde arkama çevirdim.
Ceren ona bir şeyler anlatıyordu, o ise bana bakıyordu.
Eren’in ayağına bastığımda kıkırdadı.
“Ne heyecanlanması?” dedim ve bir kere daha bastım.
“Yok canım, ne heyecanlanması?” diyerek benimle dalga geçti.
Kaşlarımı çattım.
Kulağına yaklaştım.
“Hâlâ bakıyor mu?”
“Hem de nasıl bakıyor.” dedi.
Sakince kafamı çevirdim.
Ona baktım ve hiçbir şey yokmuş gibi gülümsedim.
(oy verrr)
ANIL’DAN
Yanımda adını bile bilmediğim kız bana bir şeyler anlatırken, tek odağım Sude’ydi.
Yanındaki kimdi?
Off… Bu abicilik rolünü fazla benimsemiştim ve bu hoşuma gitmiyordu.
O çocuğun kulağına yaklaştı ve bir şeyler fısıldadı.
Çocuk kafasını kaldırdığında göz göze geldik ve gözünü kaçırdı.
Daha sonra Sude arkasını döndü ve bana gülümsedi.
Ah, o gülüşü yok muydu…
Saçmalama Anıl, iyice delirdin.
Dans bittikten sonra Sude önce yerine, sonra tuvalete doğru gitmişti.
Yanımdaki kıza
“Bir saniye.” dedim ve yanından ayrıldım.
Tuvaletlerin olduğu yere gittiğimde Sude aynanın karşısında fotoğraf çekiliyordu.
Yanlışlıkla fotoğrafında ben de çıkmıştım.
Döndü ve bana baktı.
“Anıl, senden bir şey isteyeceğim.”
Soruyla baktım.
“Ne?”
“Arkama geçsene.” dedi.
“Neden?” dedim.
Elindeki telefonu gösterdi.
“Fotoğraf çekmem lazım.”
Dediğini yapıp arkasına geçtim.
“Öyle odun gibi durmayacaksın.” dedi ve bir elimi tutup beline koydu.
Diğer elim de beline dolandığında o limon çiçeği kokusu yine burnuma dolmuştu.
“Şimdi kafanı omzuma koy.”
Gözlerim fal taşı gibi açıldı.
“Abartma.”
Ofladı.
“Hadi ya.”
Kafamı omzuna yasladım.
“Şimdi kafanı bana çevir.”
Ne istiyordu bu lanet kız?
Dediğini yaptığımda burnum kokusunun en yoğun olduğu yere denk gelmişti.
Ve hissettiğim şeyle beynimin durduğunu sandım.
Şu an dudaklarım o benin üzerindeydi…
Yani evet, boynundaydı.
“Tamam, çok güzel. Bekle böyle.” dedi ve birkaç fotoğraf çekti.
Bir fotoğrafta elini elimin üzerine koyduğunda kalbim yerinden çıkacak gibi oldu.
Telefonu eğdi ve fotoğraflara baktı.
“Çekilebilir miyim artık?” dedim.
Kafasını çevirdi.
Burun buruna geldik.
Yutkundum.
“Hı hı.” dedi.
Ondan uzaklaştım.
Elimi enseme atıp kaşıdım.
“Ne içindi bu?” dedim.
Kafasını yere eğdi, ayağıyla yerdeki taşa vurdu.
“Evet, Sude…”
“Ben bir şey yaptım.” dedi.
Kaşlarım çatıldı.
“Ne yaptın?”
“Az önce Mahir’e yazdım.”
“Ne yazdın?”
“Başka biri var diye.”
“Kim peki o başka biri?”
“Sensin.”
Hiçbir şey anlamamıştım.
“Anıl, artık benim sahte sevgilimsin.” dedi.
“Ve neredeyse çoğu arkadaşım bunu biliyor.”
Gülümsedi.
“Ne?”
Kıkırdadı.
“Fotoğraflara etiketlerim seni.” dedi ve yanımdan uzaklaştı.
Ne yani…
Bir de bu aptalla sahte sevgili miydik?
Normalde bile ondan uzaklaşamıyorken şimdi nasıl uzak duracaktım?
Ama bu çok mantıksızdı.
Düşüncelere dalmışken telefona gelen bildirimle dikkatimi oraya verdim.
Sudee_ sizden bahsetti

@AnılSelim_ 🤍
eveett nasuldııı
bu arada yazım yanlışlarını chat gpt düzeltiyo eğer bir yerde yanlışlık varsa kusura bakmayınn
oylarınızı vermeyi unutmadınız umarıım
seviliyorsunn 🤍
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |