
Dehşete kapılmış bir şekilde odanın içerisinde dört dönüyordum. Ateş tüm konuşulanları duymuştu. Ve işin en sinir bozucu tarafıda Boran bunu en başından biliyor olması. Ateş duyduklarından sonra telefonu bir anda kapanmıştı. Galiba telefonu kırmıştı ama her şeye karşı telefonu bir daha açmayı bırak bu telefonu olduğu gibi çöpe atmak istiyordum. Dün sırf beni Boran bulup eve götürmek istedi diye beni il dışına kaçırmıştı psikopat adam ben bunu eve geldiğimiz de saate bakınca anlamıştım. Giderken de uyuya kalmıştım aynı şekilde gelirken de öyle olunca nereye gittiğimi bilmiyordum. İlk il içi sanıyordum daha doğrusu. Ateş'te bundan faydalanıp beni nereye götürdüğünü hiçbir şekilde söylememişti aynı şekilde bende sormamıştım zaten. Boran'ın yüzünde ki şeytanı gülüş beni çileden çıkarmıştı biliyordu o telefonun açık olduğunu en başından biliyordu Allah kahretsin. Başına nasıl bir bela aldığının farkında bile değildi. Ateş onu gözünü kırpmadan öldürecekti. Öfkeli bakışlarımı ona çevirdim. Bu rahat tavrı beni deli ediyordu tamam anlıyordum o da Ateş'ten nefret ediyordu ama her şeyin bir sınırı vardı.
"Sen biliyordun değilmi? Aptalsın Boran nasıl bir belaya bulaştığının farkında bile değilsin." Öfkeyle ona bakıyordum onun bu hırsı canına mâl olacaktı bunun farkında bile değildi.
"Olması gereken buydu ve oldu Eflin. O adamı istemediğini kendi kulaklarıyla duymuş oldu bu saaten sonra kafasına göre sana bir eşya muamelesi yapamaz. Sen kimi seçtiğini açıkça söyledin." Allahım kafayı yiyecektim. Öfkeyle bağırdım ona. İnanamıyordum gözünü bu kadar çok hırs buladığını ilk defa bu kadar net görüyordum. Tamam kendince haklıydı ama bu yaptığı çok fazlaydı.
"Sence ben bunu ona hiç söylemedim mi Boran emin ol şuan hiç olmadığı kadar hırslandı. Ve ilk işi seni öldürmek olacak. Neden anlamıyorsun o takıntılı biri ve ben Ateş'i biraz olsun tanıdıysam şuan çoktan geri dönmüştü-" aklıma gelenle gözlerimi dehşetle kocaman açtım.
"O buraya geliyor! Boran hemen gitmelisin buradan!" Boran oturduğu koltuğa biraz daha yerleşti.
"Geleceği varsa göreceğide var Eflin benim elimde armut toplamıyor sonuçta." Allahım kafayı yiyeceğim.
"Boran gereksiz ego tantanasını hiç çekemem şuan kalk ve ortalıktan kaybol bir süre."
"Olur sende benimle geleceksen neden olmasın." Az önce söylediği şeyleri kast ediyordu.
"Bak şuan değil tamam mı Boran lütfen benim hatrım varsa şimdi gidersin. Ben Ateş olayını çözdükten sonra ne yapacaksak yaparız söz." Duyduğumuz kapı kırılma sesiyle İrem ile aynı anda irkildim. Boran ise sinsice gülümsedi. Bunun olacağını biliyordu tanikide.
"Allahın salağı ne istedi kapıdan çalsa kapıyı açardım ben. Yanlız işler çok heyecanlı bir hal almaya başladı. Çekirdeğimi alıp geliyorum hemen ben gelmeden sakın kavga etmeyin." İrem'e ciddimisin sen dercesine bakıyordum hayretler içerisinde.
Beni umursamadan odadan çıkmasıyla elimde hissetiğim el ile başımı Boran'a çevirdim.
"Herşeyi kuralına göre yapmalıyız değil mi sevgilim." Tam cevap verecekken Ateş öfkeyle odaya dalmasıyla Boran'a vereceğim cevap ağzıma tıkanmıştı. Elimi çekmeye çalişsamda Boran buna izin vermemiş elimi sıkıca tutuyordu. Ateş bizi böyle görmeyi beklemiyor olacak ki ilk bir kaç saniye gözlerini birleşen ellerimizden ayırmadı. Öfkeden kıpkırmızı olan yüzü ve boynunda ki belirginleşen damarı birazdan kıyametin kopacağının habercisiydi.
"Senin ben ecdadını sikmezsem bana da Ateş demesinler piç kurusu." Hızla Boran'ın üzerine atılmasıyla elimi Boran'ın elinden kurtarıp beni yatağa doğru savurdu.
Bana dönüp işaret parmağını bana salladı.
"Seninle ayrı hesaplaşacağız doktor."
Ben korkudan ne yapacağımı bilemez haldeydim. Çünki Ateş sinirliyken kimseye gözü görmezdi. Bu küçükkende böyleydi önce kırar yakar sonra tamir ederdi.
Ani bir atakla Boran'ın elimi tuttuğu elini tutup ters çevirmesiyle kırılan kemik sesini duymam bir oldu Boran ne olduğunu anlayamadan kırılan bileğinin acısıyla acıdan inlemesi bir olmuştu. Ateş durmaksızın yere düşen Boran'a tekmeler atıyordu. İşte bundan bahsediyordum Ateş öyle ilk sövüp saymaz direk dalardı.
"Ona dokunan o elini kırarım demiştim sana değilmi şimdi kademeyi arttırıyorum. Senin ona dokunan o kolunu koparacağım." Olanlar o kadar hızlı gelişiyordu ki sanki korku gerilim filimi izliyordum nutkum tutulmuştu. Ateş çıkardığı silahı tereddüt bile etmeden Boran'ın koluna sıkınca korkudan bağırmam bir olmuştu. İrem'in de benden farkı olmadığını anlamam zor olmamıştı.
Elleriyle kulaklarını kapattı ve bir şeyler fısıldayarak konuşuyordu.
"Ben sana dedim o adamı kışkırtma diye Eflin. Sonumuzu getirdin, sonunu getirdi." Alalhım sözde psikolog bu tavırda ne diyeceğim ama asıl normal tepki veren oydu. Boran'ın acı dolu kahkahasını duymamla dikkatim Ateş ve Boran'ın olduğu yere kaydı. Boran kanayan kolunu tutuyordu ama yerde cenin pozisyonundaydı. Ateş tüm hırsıyla ona tekmeler atıyordu. Daha fazla seyirci kalmamak için kendime geldim hemen aralarına girmeye çalıştım. Ama beceremedim. Ateş'in gözü dönmüştü resmen ama tuhaf olan Boran'ın hiç bir tepki vermemesiydi.
"Ateş dur dedim sana kendine gel artık." Öfkeyle bağırmamla atacağım tokat havada kaldı ve o korkunç bakışları ani bir hareketle benim gözlerimi buldu. Bu adam neden bana böyle zebani gibi bakıyordu anlamıyordum. Korkudan bir adım geriledim ve yutkundum istemsizce.
Bir anda eli havada asılı kalan kolumu buldu ve sıkıca kolumu tuttu. Beni kendine doğru çekip gözlerini gözlerime kenetledi. Bu da neydi şimdi? Korkudan nefes bile alamaz hale gelmişti.
"İrem." Dedim gözlerimi Ateş'ten ayırmadan. Sanki ayırsam beni burada öldürecekti. İrem cevap vermeyince devam ettim.
"Sen psikologdun ya şimdi bana katilin avına kenetlenmiş gibi bakan ruh hastasının aklından neler geçtiğini bilebilirmisin?" Söylediklerimle Ateşi'in gözlerinde sadisçe bir pırıltı geçti.
"Söylediklerinle cevabı kendin vermiş oldun zaten." Dedi titreyen sesiyle. İşte bunu beklemiyordum. Duyduklarımla yüzüme masum ve şirin bir gülümseme kondurdum. Canıma susamamıştım.
"Şaka evet şakaydı yani oyundu. Ben kim bununla evlenmek kim ben kariyerinin peşinden giden bir kadınım." Tek kaşını kaldırıp o tehlikeli gülümsemesiyle hayla gözlerime bakıyordu. Ne demekti bu bakış şimdi. O kadar yakındık ki duygu karmaşası yaşıyordum. Bir insan hem bu kadar korkup, hem nefret edip, hemde bir o
kadar nasıl etkilenebilirdi ki. Benim bu halimden zevk alıyordu resmen.
"İrem bu bakışı bana tercüme et şuan beynim çalışmıyorda." Yutkunma sesi geldi. Bu benden değil İrem'den gelmişti.
"Yemedi bunu, yalan söylediğini anladı."
Daha bir şirin baktım. Şuan tüm şirinliklerimi kullanıyordum bu onu daha çok eğlendiriyordu ama yüzünde ki o sert ve ölümcül bakışı olduğu gibi duruyordu. Gözlerinde ki o eğlenme ifadesini sadece ben görebiliyordum Boran'ı koruma çalıştığım için ve onunla evlenmek istediğim için bana çok öfkeliydi. Ama bu onu ilgilendiren bir durum değildi.
"Şey kolumu bıraksanmı diyorum yaralı kolum ya hani izin verirsen iyileşsin artık." Cidden canım acıyordu ama korkudan bunu bile söyleyemiyordum. Ne yaptığını yeni fark ediyormuş gibi ilk tuttuğu koluma baktı sonra elini hızla kolumdan çekince acıyı daha keskin hissetim. Acıdan yüzümü buruşturmadan edemedim.
Gözlerimi yerde yarı baygın yatan Boran'a kaydı. Çok kötü görünüyordu. Ve benim yüzümden olmuştu. İçimi büyük bir suçluluk duygusu kapladı. Gözlerim doldu tam ona doğru bir adım atmıştım ki bu sefer eli belimi buldu ve benim sırtımı kendi göğüsüne yasladı. Nefesim kesilmişti bu ani hareketine. Hayır kalbim arsızca ve bu denli delicesine atmamalı. Ondan kurtulmaya çalıştıkça belimi saran kolu daha da sıkılaştı. Nefesini boynumda hissetiğim an vucudum kast katı kesilmişti.
"Canının acısına gözlerin bile dolmadı ama o piç yüzünden o gözlerinden yaş akıyor öyle mi doktor." Allahım neyin hesabını soruyordu bu bana.
"Ateş sen bana neyin hesabını soruyorsun. Sabahtan beri sinirlisin işler sarpa sarmasın diye altan almaya çalışıyorum ama sen her geçen dakika beni daha çok deli etmeyi başarıyorsun. Sanki seni aldatıyormuşum da sende bizi yakalamışsın gibi davranmayı bırak artık ve bırak beni yoksa polis çağıracağım artık." Alayla karışık güldü.
"Bunu yapmayacağını ikimizde biliyoruz. Diğer konuya gelecek olursak ben sana kendimi çok iyi ifade ettiğimi düşünüyorum. Kurallara uymayan sensin ve bunun bir cezası elbette ki olacak. Ama önce şu çöpü atalım değilmi." Ben neyden bahsettiğini anlamaya çalışırken o birine seslendi.
"Atıf gelin alın şu çöpü bizim depoya götürün güzelce ilgilenin." Boran çoktan bayılmıştı ve sonunu hiç iyi görmüyordum.
"Ateş sakın bak sana sakın dedim onu hiç bir yere götürmüyorsun ve dokunmuyorsun. Eğer ona dokunursan yemin ederim bak ailemin üzerine yemin ederim seni buna çok pişman ederim yapmam dediğim ne varsa yaparım." Sinirli ve ciddi sesim bedenimi saran kolları bedenimi daha da sıkı sarmasına neden oldu. Neyden bahsettiğimi çok iyi anlamıştı. Ondan kurtulmak için çırpınıyordum ama beni saran kolları buna engel oluyordu.
"Ah Eflin ah Eflin sınırlamla oynamayı çok iyi biliyorsun. O zman onun sağ kalması için bir şartım olacak onu kabul edersen sana söz veriyorum bundan sonra onun saçının teline bile hiç bir şekilde zarar gelmeyecek." İrem ile göz göze geldik acıyla gözlerini kapattı. Bu da ne demek oluyor şimdi. Gözlerini açtığında göz göze geldik. Bana sakın kabul etme dercesine bakıyordu. Yanında duran iki zebani adam onun bir adım bile atmasına fırsat vermiyorlardı. İrem korkudan kıpırdayacak hali bile yoktu. Bakışarak anlaşıyorduk.
"Bak Ateş bu yaptığın çok yanlış. Tamam anlıyorum seni kendince haklı sebeplerin olabilir ama böyle yok ederek zorbalayarak olmaz. Bunu sonu iyi bitmez bunu sende biliyorsun. Seni istemeyen birine zorla kendini sevdirtemezsin. Hele ki o kişi yoluna başkasıyla devam ediyorsa." İrem son bir cesaret kırıntısıyla konuşmuştu ama bu Ateş'te en ifak bir etki etmeyi bırak daha çok sinirleriyle oynamasına sebep olmuştu. Gırtlağından çıkan öfkeyle karışık o hırıltı İrem'in korkudan yutkunmasına ve gözlerini Ateş'ten kaçırmasına sebep olmuştu. Ateş'in yüzünü göremiyorum ama şuan öfkeli olduğunu çıkardığı sesten anlamam zor olmadı.
"Sen! Sen varya sen seninle de işim daha bitmedi bu piçi Eflin'in başına musallat eden sensin. Ama bunu bedelini ödeyeceksin. Bence o ağzını kapat yoksa ben kapatırım büyük bir zevkle."
"ATEŞ YETER ARTIK YETER SAHİBİMİŞ GİBİ DAVRANMAYI KES." Benim bu ani tepkimi beklememiş olacak ki o ani afallamasından yararlanıp hemen. Onadan uzaklaştım.
Yönümü ona dönüp öfkeyle gözlerine baktım.
"Bana bak benim sevdiklerimden uzak dur özelikle İrem'den Ateş seni o ateşinde hiç acımadan yakarım anladın mı anlaşma falan yok Boran'ı da rahat bırakacaksın yoksa seni polise şikayet ederim o parmaklıklar ardına girmen için elimden geleni yaparım. Anladın mı beni şimdi defol karın ve çocuğunun yanına. Sen o çocuğa dua et yoksa çoktan hapise sokmuştum seni." Oh be sonunda içimi yiyip bitiren o şeyi söylemiştim. Çok bile tuttum içimde. Pislik kendini akılı sanıyor birde.
Şaşkınlıkla bana bakıyordu.
"Ne karısı ne çocuğu Eflin anlamıyorum seni bunu da nereden çıkardın?" Bildiğim şeyle şok olmuştu.
"Yeter ya beni salak yerine koyma artık. Ben herşeyin farkındayım. O kurduğun harem hayalinde ben yokum. O iğrenç düşüncelerini de al ve benim hayatımdan uzak dur." Hayal kırıklığıyla bakmam onu sarsmıştı.
"Eflin ne saçma-"
"Duydum anladın mı dün gece telefonda konuştuklarını duydum. Karına önemli işim var diyip oyaladığını oğlunun seni dört gözle beklediğini bildiğin halde hayla benimle uğraşman.... çok iğrenç birşey. Sende nasıl bir mide var hiç mi o kadını, oğlunu düşünmedin?" İgrenircesine onu baştan aşağıya süzdüm.
"Biliyormusun sen benim tanıdığım o Ateş değilsin. Meğer benim sevdiğim aşık olduğum o Ateş o gün, kaybolduğu gün ölmüş. Ben bir ceset arıyormuşum ve buldum o ölü Ateş'i. Biraz ağır geldi bana evet canım yandı yasımı tuttum ve bitti. Sen yabancısın benim için. Benim tanıdığım Ateş annesinin yaşadığı kaderi karısına yaşatmazdı. Kafasına sıkar ama yinede bunu yaşatmazdı. Bunu sen bana söylemiştin. Babam gibi olamayacağım diye." Acınası bir şekilde baktım.
Gözlerinde ki yıkımı ve sarsılmayı çok net görüyordum. Benden asla böyle şeyler duymayı beklemediği çok açıktı.
"Ama biliyormusun sen babana çok benziyorsun Ateş. Korktuğun o kişiye dönüşmüş-"
"Sus sus sus dedim sana sus. Ben o adam değilim. Analdın mı beni! Hiç bir şey bilmiyorsun. Yargısız infaz bu. O kadın benim kağıt üzerinde eşim. Analdın mı beni, ben o şerefsiz gibi değilim."
"Kağıt üzerinde de olsa eşin ve bir oğlun var bu benim dediklerimi yanlış olduğunu doğrulamaz. Haklıyım ve sende içten içe bunu biliyorsun. O yüzden karına ve oğluna git Ateş." Gözlerimden akan yaşlarla karşımda can çekişen adamı izliyordum. Söylediklerim çok ağırdı ama kendine gelmesi için bunları duyması gerekiyordu.
"Hayır hiç bir bok bildiğin yok benim neler yaşadığımı bilmiyorsun. Ben sana ulaşabilmek için neleri feda ettim bilmiyorsun. O kadın sana ulaşmamın bir basamağıydı sadece. Eflin bak ben seni bulmak istedim ama yoktunuz bulamadım seni ben o kadın geldi bana destek oldu seni bulmam için ama ne olduysa ondan sonra oldu. Tamam bak işler çok karışık anlatacağım hepsini gel benimle sakinleşelim sonra sana herşeyi anlatacağım beni anlayacaksın. Ben babam gibi değilim Eflin bu çok ağır bana herşeyi söyle ama bunu deme be." Başı yana düştü. Omuzları koca bir dağın yıkılışı gibi yıkıldı. Gözlerinde ki saf acıyı ilk defa bu kadar net görüyordum. Bu sefer ilk defa duygularını okumama izin vermesi beni maf etmişti. İçim yandı onun yıkılışını omuzlarımda hissetim. Onun acısını kendi kalbimde hissetmek! Bu çok tuhaf ve saçmaydı. Ben onu bu kadar çok sevmek istemiyordum.
Gözlerimden akan yaşlardan dolayı onu bulanık görüyordum. Ama artık benim peşimi bırakmalıydı. Ne olursa olsun o evli ve bir çocuğu vardı bunu o kadına ve oğluna yapamazdım.
"Ne olursa olsun sonuç değişmeyecek Ateş. Bitti bizimde başlamadan biten hikayemiz buraya kadarmış. Bana beni sevdiğini söylemen bile benim için çok önemliydi. Evet çok geç kaldık bundan sonrada bir araya geleceğimizi düşünmüyorum zaten. Zorlama lütfen sen ailene dön bende kendi ailemi kurayım artık." Anlık sadece bir iki saniye bakışlarım Boran'a kaydı. Tekrar Ateş 'e baktığımda ne söyleyeceğimi anlamıştı.
"Benim yüzümden çok canı yandı ve beni seviyor. Bana geç kalmayan biri. Ben sevilmenin ne demek olduğunu senden öğrendim sanırdım ama biliyormusun Ateş bana sevilmenin en güzelini Boran yaşattı. Evet doğru sana aşığım ama bu seninle birlikte olmak istediğim anlamına gelmiyor. Evet Boran'a karşı duygularım arkadaşça. Ama onu sevmek istiyorum. Çünki o beni anlıyor bana sevginin ne demek olduğunu çok güzel gösteriyor." Yorulmuştum artık yıllarca onun hayatından endişe ederek yaşadım ve şimdi de bu olanlar... çok ağırdı kaldıramıyordum. Kalbim çok yorulmuştu artık.
"Aşk ayrı bir kavram takıntı çok ayrı Eflin hayla çok safsın. O sana aşık değil sana takıntılı. Sen bu piçle ev-" devamını getirmek bile istemediği kelime onun öfkesini had safaya çıkarmaya yetiyordu. Gözlerini kapattı ve sakinleşmek için derin bir nefes alıp geri verdi.
"Onunla yani her neyse anladın ondan sonra sana olan o aşkı sandığın şeyin bir anda yok olduğunu göreceksin ve senin hayatını zindana çevirecek. Bu piçin daha öncede bir evliliği olmuş ve eşi bir anda ortadan kaybolmuş iki yıl sonra yaşadıkları evin bir kaç kilometre ilerisinde parçalanmış halde gömülü şekilde bulunmuş. Ve bunu o yaptı. Kimse kanıtlayamadı onun yaptığını. Çünki dışarıdan eşine aşkla bağlı olduğunu gösteriyordu. Ta ki bir kaç gün önce benim elime geçen kadının günlüğünü okuyana kadar. Bildiğin kadına cehennemi yaşatıyormuş. Ben o günlüğü polise vereceğim sabahın gecesinde nedense günlükte yok oldu bir anda." Duyduklarımla dona kalmıştım. Hayır Boran asla böyle biri olamazdı.
Beni ondan uzak tutmak için söylüyordu. Hem Boran önceden evlenmiş olsa bana mutlaka söylerdi.
"İnanmıyorum sana yalan söylüyorsun. Çık git hemen evimden yoksa polis çağırırım." Gözleri İrem'i buldu öfkesi katlanarak onun üzerine yürüyünce hemen önünü kestim. Beni umursamadan arkamda ki İrem'e öldürücü bakışlar atıyordu.
"Sen de biliyorsun sen de biliyorsun ve bunu Eflin'den sakladın değil mii?" Bu sefer şaşkınlıkla bizi put gibi dikilmiş izleyen İrem'e baktım.
"Hayır yeminle bilmiyordum. Eflin öyle birşey olsaydı ben seni böyle bir tehlikeye atarmıyım. Bende yeni öğrendim sen söyleyince. Ben Boran'la Eflin hastanedeyken karşılaştım. Üniversitede üçümüzde takılırdık. Sonra Eflin ondan ayrılınca bende iletişimi kestim. Yemin ederim ben Eflini asla tehlikeye atacak birşey yapmam o benim kardeşim. Sen bana inanıyorsun değilmi kardeşim." Doğruyu söylüyordu yalan söylediği zamanlar göz teması kurmaz ve vücut dilinden anlardım ama şuan gözlerini kaçırmadan bana inan dercesine gözlerini gözlerime kitlemişti. Ona yaklaşıp sıkıca sarıldım.
"İnanıyorum canım sakin ol sen benim kardeşimsin asla bana bilerek zarar vermezsin. Zaten Boran da böyle biri değil." İrem den ayrılıp Ateş'e döndüm.
"Uyarını yaptın gerisini ben hallederim git lütfen. Odanın kapısını açmamla gördüğüm bir yığın korumayla şoktan gözlerim fal taşı gibi açıldı. Ellerinde silahlarla hazır olda bekliyorlardı.
"Ve bu korkunç adamlarını da hemen çıkar evimden." Dedim şaşkınlıkla gözlerimi adamlardan ayıramıyordum. Yolda denk gelsem yolumu değiştiririm o derce korkunç bakıyorlardı.
"Eflin kafanın dikine gitmekten vazgeç bak tamam karşına bir daha çıkmayacağım sana söz veriyorum." Kalbim bin parçaya bölünmüştü duyduğum bu cümleyle. Ama belli etmedim içimde ki o kırılmayı.
"Ama sende bu adamı hayatından çıkaracaksın." Bir anda bunları söylemesini beklemiyordum. Beni sevdiğini söylüyor ama bana Boran'dan uzak durmam karşılığında onu bir daha karşıma çıkmamasını şart koşuyor olması aklımı allak bullak etmişti.
"Ba- Bana onun hayatından çıkacakmışsın gibi gelmiyor nedense." Öksürerek kurduğu cümleyle Boran'ın kendine geldiğini anlamıştım. Hızla yanına gidip koluna baktım. Çok kötü görünüyordu. Kurşun kemiğine denk gelmiş olmalıydı.Yanına çöktüğüm an bir eli yaralı olmayan kolumdan tutup hızla beni yerimden kaldırdı ve Boran'dan uzaklaştırdı. Ateş öfkeyle gözlerime bakıyordu.
"Ya ne yapıyorsun bırak kanaması var görmüyormusun?" Onunla tartışmaktan Boran'ın ne halde olduğunu bile unutmuştum.
"Eflin sen hiç akıllanmıyacakmısın bak beni zorluyorsun yapma bunu. O herife on adımdan fazla yaklaşmayacaksın anladın mı beni!"
"Ateş beni bir rahat bırak Allah aşkına beni bir rahat bırak sanane demekten ben yoruldum ama sen anlamamakta ısrarcısın." Sert bir şekilde kolumu ondan kurtardım kolumun morardığından adım kadar emindim. Sürekli kolumu tutup beni çekiştirmesinden kolum acıyordu artık.
Hızla telefonumu bıraktığım yerden alıp telefonumu açtım açılmasını beklerken Ateş'e çevirdim gözlerimi ama o gözlerini Boran'a dikmiş öldürücü bakışlarını onun üzerinden bir saniye bile ayırmıyordu. Boran ise ona sinsice gülüp göz kırpmıştı. Bu da neydi bildiğin Ateş'in damarına basıyordu.
Boran ile göz göze gelince o sinsi gülümsemesi samimi ve içten bir gülümsemeye döndü. Bana iyim dercesine gülümsedi. Ama hiç iyi değildi.
Telefonumun açılma sesiyle Ateşi'in bakışları beni buldu. Ben ise hiç beklemeden 112 aradım. İlk çalışta açılınca Ateş ne yapacağımı izliyordu.
"Merhaba bir şikayette bulunacaktım. Evimi silahlı biri bastı ve-" gözlerimi onun gözlerinden ayırmadan o cümleyi kurdum.
"Nişanlımı vurdu yaralı şuan." Ateş taş kesilmişti bu dediklerim üzerine, ağzından bir şeyler mırıldanıyordu. Ve bunu çoğu küfürdü. Telefonun diğer ucuda ki kişi bana sorular soruyordu ama ben cevap verecek halde değildim çünki Ateş'in bakışları bir an da yerde oturur vaziyette gelemiş benim söylediğim o kelimenin mutluluğunu yaşayan Boran'a çevirmişti.
"Demek nişanlın ha demek yaralı. Madem öyle ambulans boşuna gelmesin hakkını verelim değilmi? Bir anda elinde ki silahı doğrultup Boran'ın sol ayağını nişan alınca korkudan dilim tutulmuştu. İşte şimdi Boran da o korkuyu görmüştüm. Ateş hiç tereddüt etmeden sol diz kapağına nişan alıp ateş etmesiyle çığlık atmam bir oldu. Boran'ın acıdan bağırmasıyla benim korkudan bağırmam aynı anda olmuştu. Telefon kulağımda bağırmam tüm teşkilatı ayağa kaldırmış olmalıydı ki kadın. "Lütfen güvenli yere geçin ve telefonu sakın kapatmayın polisler en kısa sürede orada olacak." Ama benim telefondakini duyacak halim yoktu. Şoktan telefon elimden düşmüşmüştü.
"Eflin'i, ölsemde sana yar etmem şerefini siktiğimin puştu. O yüzden senin ölmen gerek."
Ateş hiç durmadan bu sefer kalbine nişan alınca son anda yanına koşup silahı havaya kaldırmamla silahı patlaması bir oldu. Silahı elinden almaya çalıştım ama boyu benden uzun olduğu için hemen kolunu yukarı kaldırdı. Boran' a dönük olan yönünü tam tersi tarafa döndürdüm. Ne olur ne olmaz çünkü şuan onu öldürmek için can atıyordu.
"Bırak beni öldüreceğim o piçi. Senin hayatını maf etmesine izin vermem anladın mı beni Eflin eğer onunla evlenirsen o imzayı bile atmaya fırsatı olmadan onu öldürürüm. Hatta hiç gerek yok şuan canını alacağım o şeytanın." Deliye dönmüştü adeta. Bu hali benide korkuyordu. Bir elimle onun omuzundan destek alıp ayak uçlarıma yükselmiş silahı almaya çalışıyordum. Bir anda bir eli belimi buldu ve beni kendi bedenine yasladı. Ben daha ne olduğunu anlamadan dudakları benim dudaklarıma kapanmasıyla kalbimin durduğunu sandım. Bir şok dalgası bedenimi sarmıştı. İçimde anlamlandıramadığım o kıpırtılar nefesimi kesiyordu. Sanki dünya o anda durmuştu. Tüm korkum ve endişem o anda silinip gitmişti. Bu bu çok tuhaf ve anlatamayacağım kadar güzel bir histi. Öpüşleri git gide derinleşiyordu. Ben her ne kadar kendime hakim olmaya çalışsamda her geçen saniye ona daha çok kapılıyordum. Horyatça dudaklarımı öpüyordu. Sanki sen bana aitsin dercesine bunu kanıtlamaya çalışırcasına öpüyordu beni. Bedenim istemsizce ona karşılık vermeye başlayınca diğer eli de ensemi buldu ve beni daha çok kendine bastırdı.
"Hayır Boran sakın yapma." Duyduğum sesle bulunduğum bu büyülü andan bir anda koptum. Ve ilk gördüğüm şey ise Ateş'in sırtına doğrultulmuş silahtı. Dehşetle silahı tutan Boran'a baktım. Yüzünde ki o korkunç gülümseme kanımı dondurmuştu. Ani bir hareketle kendimi Ateş'in önüne siper ettim.
"EFLİNN!!" Ateş'in adımı korku ve acı içinde haykırmasıyla beni belimden kavrayıp yana itmesi bir olmuştu. Ve aynı anda iki kurşun sesi duyuldu. O iki kurşun sesi bana sıkılmıştı adeta. Yere yüz üstü düşmüştüm. Ve o patlayan iki kurşun sesinin kimden yada kimlerden geldiğini alayamamıştım.
Polis ve ambulans seslerinin karıştığı siren sesleriyle gözüm yanıma gelip bana sıkıca sarılan İreme kaydı. Öyle bir korkmuştu ki bana sarılarak sakinleşmeye çalışıyordu. Arkama bakmaya korkuyordum. Bir şeyler oluyordu ama ben korkudan dona kalmıştım.
Ama benim aklım da tek bir kişi vardı.
Canımdan can alacak tek kişi. Korkunun ve acının bir birine karıştığı o yoğun duygular gözlerime akın etmişti.
Dudaklarımdan yaşadığım o karışık duygunun sebebi olan kişinin adı döküldü.
"ATEŞ..." Bu öyle bir serzenişti ki dünyayı sarsacak kadar yüksek ama yanımda ki kişinin bile zor duyacağı kadar sessiz bir serzenişti. Beni korumak için kendini bile bile siper etmişti. Canımın canı, canımı korumak için yine canımı yakmayı seçmişti..
VEEEE BÖLÜM SONU CANLARIM...🌸
YENİ BÖLUMDE GÖRÜŞMEK ÜZERE ❤️
SEVİLİYORSUNUZZZ 🦋🥰
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |