
LÜTFEN OY VE YORUMLARINIZI EKSİK ETMEYİN CANLARIM. O GÜZEL OY VE YORUMLARINIZ BENİM İÇİN ÇOK ÖNEMLİ.🥰 ŞİMDİDEN TEŞEKKÜRLER 💋😍🌸
İYİ OKUMALAR...🌼💞
💫
"Eflin kendine gel! Hadi güzelim aç gözlerini." Bedenimde ki o yoğun acıyla açılan bilincim ile neler olduğunu anlamam çok zamanımı almamıştı. Duyduğum siren sesleriyle bilincim tamamen açıldı. Görüş açıma Boran girdi. Gözlerimin açılmasına sevinmişti sanki derin bir nefes alıp gözlerini kapayarak sesli bir şekilde geri verdi. Gözlerini tekrar açıp elini yanaklarıma götürdü.
"Çok şükür iyisin Eflin çok korkuttun beni." Bu dediklerine boş gözlerle bakmaktan başka birşey yapmıyordum.
Dizlerinin üzerine çökmüş bende onun kucağındaydım. Başım onun göğsündeydi. Yerimden doğrulmaya çalıştım ama beni engelledi.
"Ambulans geldi kıpırdama lütfen. Dikişlerin açılmış kanaman durmuyor kıbırdarsan daha çok kanayacak." Dedikleriyle beni tutan elinin omuzumda ki yaraya bir şeyler tampon yaptığını gördüm. Sırtımda ki acı da şimdi anlaşılıyordu.
"Be-ben iyim Boran kalkmak istiyorum." Acıdan dolan gözlerim ve pürüzlü çıkan sesim dediklerimi haykırırcasına yalanlıyordu. Acı yüzüme bile yansımış olmalı ki Boran kararlı bir şekilde bana bakıyordu.
"Eflin lütfen güzelim uslu dur. Bak ambulans görevlileri de geldi." Gözlerim acıdan doluyordu ama belli etmemek için dişlerimi sıkıyordum. Görevliler bir sedyeyle yanıma gelip beni sedyeye yatırmak istediler ama ben izin vermedim.
Elimi kaldırdım durmaları için.
"Bende doktorum. Dikişlerim açıldı sadece iyim kendim yürüyebilir ambulansa kadar." Görevli beni başıyla onaylasa da Boran bu dediklerime sinirlenmişti.
"Ne demek iyisin Eflin deli etme beni kanaman var ve bayıldın. Hem başını da vurdun hiç iyi görünmüyorsun." Yüzünde ki endişe ve korku çok netti.
"Gerçekten iyim Bor-" cümlemi bitirmeden beni kucağında aldı ve hızla ambulansa doğru yürüdü. Kucağına almasıyla sırtımda ki yara çok kötü acımıştı. Acıdan inlememek için kendimi çok zor tutmuştum.
"Konu sensen seni bile dinlemem demiştim Eflin." Acıdan daha fazla konuşamadım. Başımı taşıyamayacak kadar halsiz hissediyordum. İstemesem de başımı Boran'ın omuzuna yasladım. Bu hareketim onu anlık durdursa da yoluna devam etti.
Beni ambulansa bindirdiği sırada onunda yaralı olduğunu yeni görüyordum.
"Boran sende yaralısın!" Dedim onun o halini beni ister istemez üzmüştü. Benim yüzümden olmuştu çünki.
"Merak etme ufak bir sıyırık." Karın boşluğundan yaralanmıştı.
Ambulansta ki görevlinin bir kısmı benimle ilgilenirken diğerleri de Boran ile ilgileniyorlardı. Ambulansın arka kapıları acıktı ve görüş açıma o girdi. Kalabalığın arasında göz göze geldik. O donuk yüz ifadesinin yerini ilk defa korku yer almıştı. Birde üzülüyor gibi yapmıyormuydu beni sinir ediyordu. Onun bu yüz ifadesinin sebebi de bugün beyaz bir badi yiymemdi. O beyaz kıyafet komple kırmızıya boyanmıştı adeta. Yaralı olan kolum parmaklarıma kadar kana bulanması onun neden böyle olduğunu açıklıyordu. Ee o zaman biraz daha kork tabi gerçekten benim için endişelendiysen. Görevliler tam kapıyı kapatacakken elim kalbimin üzerine gitti. Gözlerim bayılmanın eşiğnde gibi yukarı kayınca oturduğum yerden yana doğru düştüm. Ve tam o anda ambulansın kapıları kapandı. Boran korkuyla hemşireyi itip yanıma geldi. Hemen tekrar yerimden doğruldum.
"Eflin! Neler oluyor doktor." Öyle bir bağırdı ki hemen gözlerimi açtım.
"Sakin ol Boran iyim uzanmak istedim ama sırtımda ki yara buna engel olunca acıdan gözlerimi kapattım. Bir sakin ol yaa ne bu tepkiler iyim ben." Bu kadar pimpirikli ve paranoyak olması sinirimi bozmaya başlamıştı.
Ambulansın penceresinden onun olduğu yere baktım ama yoktu gitmişti. Ambulans hareket edince hemşire beni yan bir şekilde yatırıp kemerleri bağladı. Bunun hesabını çok kötü ödeyecekti. Böyle düşüncesizce nasıl hareket edebilirdi. Oyuncağı elinden alınmış bir çocuk gibi davranıyordu. Bunca yıl neredeydi madem beni bu kadar seviyorsa. Gözlerimden akan yaşlar yüreğimde ki yangına hiç bir şekilde çare olmuyordu. İrem haklıydı o narsisti elinden gidince kıymete binmiştim. Ama ben böyle birini istemiyordum. Ben o ailesi için savaşan sevdiğini ölümüne koruyan çocuğa aşıktım. Ve bugün bir kez daha anladım ki o çocuk ölmüştü. Benim sevdiğim aşık olduğum çocuk artık yoktu. Bu Ateş çok acımasız kendi çıkarları için herkesi harcayabilecek biriydi. Benim orada aynı masada olduğum adamı kurşuna dizdirtmek nedir. Benimde hedef olacağımı düşünmüş olmalıydı ama bu onun için önemli bile değildi. Ağlamalarım hıçkırıklara dönmüştü. Hayır ben bu olanlara değil ben o küçük Ateş'in ölümüne ağlıyordum. O saf kalbini ne çok kötülük sarmıştı. Beynimden vurulmuşa dönmüştüm adeta. O nasıl bu kadar acımasız olabilir. Olacakları bile bile geri adım atmamıştı. Birde yalandan üzülmüş gibi yapıyordu.Boran ve hemşire acıdan ağladığımı düşünüyordu. Ama ben kalbimde ki acıdan başka hiç birşey hissedemiyordum.
Hastaneye geldiğimizde hemen acil servise alındık. Bizim mekanda bir kaç kişi daha yaralanmış. Birinin durumunun ağır olduğunu öğrendiğimde vicdan azabından ölecektim. Açılan yaralarıma tekrar dikiş atıldı ama bu sefer çok zor olmuştu canım uyuşturucu iğneye rağmen acımıştı.
Boran ise iyiydi kurşun sıyırmıştı. Yaram enfeksiyon kaptığı için iki gün hastanede kalmam gerektiğini söyledi doktor. Gerek olmadığını söylesemde doktor beni bırakmayacağını kesin bir dille söyleyince bende kabul ettim mecburen.
Bizim hastane olsaydı çıkmanın bir yolunu bulurdum. Normal bir odaya alınınca Boran da pansumanın ardından yanıma geldi.
"Eflin nasılsın?" Dedi kapıdan içeri girerken. İlaçlar beni aşırı uyuşturmuştu. Ve gözlerimi zor açıyorudum.
"İyim uykum var sadece. Şey Boran ailem bilmesin olurmu boş yere endişelenmesinler." Onlarla uğraşacak halim yoktu. Annemin öğrenince halini bile düşünemiyordum. Kesin hastanelik olurdu.
"Tamam sen merak etme o iş bende. Sen uyu benim bir kaç işim var uyanmadan gelmiş olurum. Şu saldırı işini de polislere bir sorayım. Doktor sakinleştirici verdi uyuyup dinlenmen için." Şimdi anlaşıldı neden bu kadar sersemlediğim. Başımı olumlu anlamda salamamla gözlerim kapanmıştı. Zaten Ateş bu işten de bir şekilde kurtulurdu. Onun sıyrılamayacağı hiç bir şey yoktu. Kapı kapanma sesi duymamla bilincim tamamen kapanmıştı. Belki uyursam yüreğimde ki acıyı az da olsa unutabilirim.
*******
Kocaman rengarenk çiçeklerin olduğu bir yerde gülümseyerek yürüyordum. Yanımda biri vardı ama tam göremiyordum. Sadece ayaklarından erkek olduğunu anlamıştım. Hafif esen rüzgar saçlarımı uyuşturuyordu. Yağan yağmurdan sonra güneşli bir hava çıkar ve ardından gökkuşağı da çıkar ya aynı öyle bir hava vardı. İçimde ki huzur o kadar güzeldi ki ilk defa kendimi bu kadar huzurlu hisseder olmuştum sanki. Her yerde kelebekler ve uğur böcekleri uçuşuyordu.
"Baksana burası çok güzel değil mi?" Yanımda duran adamı sanki tanıyordum. Ama kim olduğunu çıkaramıyordum bu da pek umrumda değil gibiydi. Yanımda ki adam birşey demeden elimi tuttu. Bakışlarım ellerime kaydı ve yavaş yavaş adamın yüzüne doğru tırmandı. Bakışlarım yüzüne geldiğinde bunun Boran olduğunu görmemle elimi hızlıca elinden çektim. O anda o güzel hava bir anda kasvetli ve karanlık bir havaya dönüştü. Kelebekler ve uğur böcekleri teker teker öldü. Dehşetle etrafıma bakındım. Uzakta gördüğüm hortum hızla üzerimize geliyordu.
Boran bir anda kolumdan sıkıca tuttuğunda ondan kurtulmaya çalıştım ama izin vermedi.
"Hiç bir yere gidemezsin sen benimsin!" Diye öyle bir bağırdı ki korkudan yüzüne bakamadım. Yerde ki çicekler çoktan solmuş yerini dikenler almıştı. Boşta kalan elimin tutulmasıyla hızla arkamı döndüm. Ateş'i öldürücü bakışları bana değil Boran'daydı. Öfkeyle ona ve beni tutan eline bakıyordu.
"Ateş kurtar beni. Canım çok yanıyor." Ateş beni çekmeye çalışıyordu ama başaramıyordu. Boran diğer eliyle onun göğüsünden öyle bir itti ki Ateş dikenlerin arasına adeta uçarak düştü. Hani şu filmlerde ki kaza sahnelerinde ağır çekimle havalanıp yere düşer ya aynı öyle bir düşmeydi. O an sanki yüreğim sıkıştı v3 nefes alamadım. O düşüşü yüregimde hissetmiştim. Öfkeyle Borana vuramaya basladım. Ondan kurtulmaya çalışıyor bir yandan da vuruyordum.
"Bırak beni ona gitmem gerekiyor." Diye haykırıyordum ama izin vermiyordu. Bir anda tüm gücümle onu itince benden uzaklaştı ve yere düştü. Fırsatı bulunca yerde ki dikenleri aldırmadan tüm gücümle Ateş'e doğru koşmaya başladım. Ayaklarımın altının kanadığını bastığım yerde bıraktığım kanlardan anlamıştım. Ama bu bile beni durdurmaya yetmedi.
"Eflin gitme dedim sana!" Boran'ın seslenmesiyle arkama bile bakmadan yerde baygın yatan Ateş'e doğru koşuyordum. Ama ne kadar koşarsam koşayım her adımda o daha çok uzaklaşıyordu. Kanlar içindeydi hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım. Benim yüzümden oldu. "ATEŞ KALK NE OLUR BIRAKMA BENİ." Etraf kararmaya başladı Ateş kanlar içinde o karanlıkta kayboldu.
"HAYIR ÖLEMEZSİZ GİTME NE OLUR!!..."
"Ateş gitme!" Kan ter içinde yattığım yerden hızla doğruldum. Her taraf karanlıktı. Dehşetle etrafıma bakındım.
"ATEŞ! Hayır hayır ne olur bırakma beni!" Nefesim kesiliyor kesik kesik aldığım nefesler ciğerim de inanılmaz bir acıya sebep oluyordu. Korku ve acı tüm bedenimi sarmış ve titriyordum.
"Şiitt buradayım Eflin bırakmadım seni." Yanı başımda oturan kişi hızla yanıma gelip yatağa oturmasıyla hızla ona sarıldım.
Korku bedenimi esir almış kalbim korkudan deli gibi atıyordu. Birine sarılmaya ihtiyacım vardı. Onu bana geri getirirdi belki. Benim yardım çağırmam gerekiyor belki beni dinlerdi yardım ederdi.
"At-Ateş gitme bırakma be-beni. Çok korkuyo-rum. Onu bana geri getir ne olur." Kolları bedenimi sıkıca sardı. Tek eli belime diğer eli ise başımda saçlarımı okşuyordu.
"Şitt sakin ol yanındayım geçti. Kabus gördün sadece." Evet kabustu gerçek değildi. Şükürler olsun ki kabustu. Uzun bir süre kabusun etkisinden çıkmayı bekledim.
"İyisin! Ölmedin! Yaşıyorsun!" Dedim kendimi ikna etmeye çalışarak.
"İyim, ölmedim, yaşıyorum." Dedi benim dediklerime karşılık olarak. Kokusunu içime çektim. Evet yaşıyordu yanımdaydı. Öyle sıkı sarılıyotdum ki ağrıyan kolumla fark ettim bunu.
Bir dakika ağrıyan kolum mu? Ben nerdeydim? Yanımda sarıldığım kişi? Hayır Boran olsa bile kabulümdü ama Ateş olmasın ne olur. Gözlerim şaşkınlıktan fal taşı gibi açıldı. Hızla uzaklaştım ondan. Oda çok karanlıktı ama pencereden sızan ay ışığı sayesinde yüzünün yarısını az da olsa görebiliyordum. Hızla gözyaşlarımı sildim.
Allah kahretsin tüm dediklerimi duymuştu.
"Se-senin ne işin var burada?" Kendime gelemediğim için hem şoktan hem rüyanın etkisinden sesim titriyordu.
"Beni boş ver asıl sen nasılsın kabus gördün galiba." Nefes nefeseydim elim ayağım titriyordu hayla. Aklıma o hali geldikçe gözlerim doluyordu. Cevap veremedim. Cevap verirsem tekrar ağlamaya başlayacaktım çünki.
"Eflin titriyorsun bekle geliyorum." Tam ayağa kalktı an istem dışı elini tutum. Ya ona birşey olursa? Elini elimin üzerine koydu.
"Buradayım lambayı açacağım sadece sakin ol." Elini bırakınca bir kaç adım sesi duydum ve ışıklar açıldı. Gözlerim kısıldı elimi gözlerime siper ettim. Işığa alışınca elimi indirdim. Ateş bir bardak suyla yanıma oturdu.
"İç hadi iyi gelir." Titreyen ellerimle suyu alıp zorda olsa içebilmiştim. Az da olsa iyi gelmişti cidden. Gözlerimi kapadım ve derin bir nefes aldım. Kabustu Eflin kendine gel yok öyle birşey. Asıl olay başımda dikilen kişiydi. Gözlerimi açtığımda gözlerini bana dikmiş bakıyordu.
"Daha iyimisin?" Dedi yumuşak bir sesle. Başımı olumu anlamda salladım. Beni kısa bir süre inceledi ve yüzünde haylazca bir gülümseme oluştu. Ama kendini tutuyordu. Kendime gelmemi bekliyordu benimle uğraşmak için belliki. Ne dercesine baktım.
"Sen beni mi gördün rüyanda?" Ya sabır benim derdime bak bunun derdine bak. Ruh hastası yeminle.
"Sanane hem senin ne işin var gecenin köründe burada? Sapıklığa mı başladın şimdi de. Hem Boran nerede? Gelecek demişti." Son dediklerim onun gülen yüzünü soldurdu. Ohh iyi oldu pislik birde pişmiş kelle gibi sırıtıyor.
"O siktiğimin piçini ağzına almasan olmaz demi." Öfkesi yavaş yavaş katlandığını göremek bana nedense zevk vermeye başlamıştı.
"O dediğin kişi benim sevgilim Ateş." Söylediklerimin üzerine basa basa söyledim. Gözlerine imayla bakarak söylediklerim onu daha çok çileden çıkarıyordu.
"Hayır değil. Artık istesende olamaz." Dedi bunu söylerken keyfi yerine geliyordu tekrardan. Bu ne demekti?
"Ne saçmalıyorsun çık git buradan seni daha fazla görmek istemiyorum." Öfkeyle kurduğum cümleler onda zerre etki etmiyordu. Arkasına yaslanıp rahat bir şekilde bana baktı ve cıkladı.
"Hayır sen demedin mi 'beni bırakma Ateş gitme' diye. Bende gitmiyorum söz ağızdan bir kere çıkar." Pislik beni kendi sözümle vuruyoru.
Duymuştu işte ya utançtan kıpkırmızı olduğuma eminim. Ama bu zaferi ben kazanacaktım.
"Rüyalarımda bile bana kabusu yaşatıyorsun. Gerçekte yetmiyor şimdi de rüyalarıma musallat oluyorsun." Öfke bedenimi tekrara esir alıyordu. Onun bu kadar rahat halleri beni deli ediyordu.
"Bence bu kabus o kabuslardan değil. Sen benim ölmemden delice korktuğun bir rüyaydı değil mi?" Herşeyi de bilmezse olmaz zaten.
"Hiçte bilene sen nerenden uyduruyorsun bunları. Hayal gücünde baya geniş." Kahkaha attı. Öyle bir güldü ki ben sadece hayranlıkla izlemekle yetindim. Hayır hayır kapılmak yok Eflin kendine gel. Ama çok güzel gülüyordu. Gülüşü hiç değişmemişti. O küçük Ateş hayla içinde bir yerde yaşıyordu sanki.
"Ha ha ha çok komik." Dedim kendimi toparlayarak ciddi bir ifadeyle takındım ve elimle kapıyı işaret ettim.
"Defol çık odamdan dedim sana!" Gülümsemesi durdu ama hayla yüzünde tebessüm vardı. Bir anda oturduğu yerden doğrulup dibime kadar gelince soluğum kesildi. Burun burunaydık ve nefeslerimiz bir birine karışıyordu. Ama bu çok fazlaydı.
"Çıkmazsam ne olur?" Sesi beni büyülüyordu adeta.
"Sana gününü gösteririm." Yutkundum. Bence o bana gününü gösterirdi. Gülumsemesi genişledi.
"Göstersene bana günümü Eflin. Yine saçımı mı çekeceksin yoksa dizime tekme atıp kaçacakmısın? Yada-" dedi ve düşünür gibi yaptı. Gözleri gözlerimi tekrar buldu oradan dudaklarıma kaydı bakışları. Vücudum yanmaya başladı.
Tam bir şey söyleyecekken kapının açılmasıyla benim bakışlarım kapıyı buldu ama Ateş hayla bana bakıyordu.
Gördüğüm kişiyle gözlerim kocaman açıldı. Boran içeri girdiği an kaskatı olmuştu. Uzaktan gören biri için öpüşmek Üzere olan iki kişi gibi duruyorduk. Ama kesinlikle öyle birşey yoktu. Ben sedyede oturuyordum Ateş ise eğilmiş tek elini yatağa bastırmıştı. Hatta ben biraz geriye doğru eğilmiştim.
"Eflin neler oluyor burada?" Sesinde ölüm vardı resmen.
"Asıl sana ne oluyor lan defol çık odadan." Ateş'in dedikleriyle bu sefer şaskınca ona döndüm.
"Asıl sana ne oluyor. Eflin benim sevgilim sen onun neyi oluyorsun? Dur ben söyleyeyim. Hiç birşeyi o yüzden sevgilimden uzak dur ve defol hemen buradan. Bir daha Efline zarar vermene asla izin vermeyeceğim." Öfkeyle yanımdan geçip Ateş'in karşısında durdu. Ateş yanımdan kalkıp tam onun karşısında ellerini cebine koyup rahat bir şekilde ona bakıyordu.
Boran'ı baştan sona süzdü. Ve alay dolu bir şekilde gülümsedi.
"Anlamadın değilmi hayla Eflin bana aşık seni yarabandı olarak kullanıyor. Bunu sana o gecede söyledim. Ama sen o saplantında boğulmayı tercih ettin. Yediğin dayak bile aklını başına getirmedi senin." Ne yani bunlar daha öncede mi karşılaşmışlardı. Demek bu ikisinin yüzü o yüzden böyleydi. Kavga etmişlerdi.
Boran bu dediklerine sadece güldü. Bu sefer alayla gülme sırası ondaydı sanki.
"Asıl sen anlamıyorsun. Eflin sana aşık olmak istemiyor seni sevmek istemediği için bana geldi yani beni sevmek istiyor seni değil. Bunun için de çabalıyor ve ben seni onun kalbinden söküp atacağım. Asıl aciz sensin Ateş." Duyduklarımla dona kalmıştım. Boran'a aşık olma kısmı hariç aslında doğru söylemişti Boran.
Ateş'in Boran'a sert bir yumruk atmasıyla hemen kendime gelip ayağa kalktım. Boran da ona karşılık olarak sert bir yumruk atınca Ateş'in kaşı Boran'ın ise dudağı patlamıştı. Hemen kendimi Boran'a siper edip Ateş'in karşısında durdum.
"Yeter artık Ateş hemen git dedim sana buradan." Ateş'in gözlerinde ki o yakıcı ateş tüm dünyayı yakacak kadar şiddetliydi.
"Eflin bu iti mi tercih ediyorsun?" Gözlerinde ki öfkenin arkasında bir umut vardı. Ama ben ona veda edeli çok oldu o bunu anlamıyordu. Evet deli gibi aşıktım hayla ama ben kalbimi susturmayı ve oraya kilit vurmaya karar vermiştim. Herşey için çok geçti.
"Biz diye birşey olmadı ki Ateş. Olamazda ben kendime bir yol çizdim ve o yolda sen yoksun Boran var. Kabullen artık bunu." Ateş'in gözleri benden Boran'a döndü. O ölümü gördüğüm an korkudan tüm bedenimi sardı. Aklımdan geçeni yapmayacaktı değil mi?
"Senin benden başka yolun yok Eflin bunu o kafana sok." Sesinde ki öfke ve kendinden emin ton beni dumura uğratmıştı. Bakışlarım arkamda duran Boran'a kaydı tekrar.
"Sana gelirsek seninde suyun ısınıyor çakma Boran. Senin de ipliğini gün yüzüne çıkaracağım bakalım Eflin o zamanda seni kabul edecek mi?" Ateş'in dedikleriyle bakışlarım Boran'a döndü. Boran'ın yüzü kreç gibi olmuştu. Neler dönüyordu bu ikisinin arasında. Ne demekti bu dedikleri şimdi.
"Boran ne demek istiyor Ateş? Bilmem gereken birşey mi var?
"Evet çakma Boran söylemen gereken birşey mi var cevap ver?"
Boran dili tutulmuş gibi bana bakıyordu.
"Boran sana diyorum ne demek istiyor Ateş?"
"Bilmiyorum kendince senin aklını karıştırarak bana iftira atıyor işte." Bakışları Ateş'e döndü.
"Çakma ne demek hem ben başka birisimiyim yani? Böyle bir durum olsaydı ki yok. Eflin beni zaten çok iyi tanıyor anlardı. Yediremedin tabi tüm bunları iftira atmaya mı çalışıyorsun?" Bencede böyleydi. Benim sevdiğim herşeyi biliyordu sınırlarımı dahi.
"Ateş yeter artık git yoksa güvenliği çağıracağım." Beni duymuyordu yada dediklerimi kâle almıyordu.
"Sende var bir boklar ama ben bunu ortaya çıkaracağım o zamanda son gördüğün yüz benim olacak." Boran ellerini cebine koyup zafer kazanmışçasına gülümsedi.
"Elinden geleni ardına koyma. Ateş olsan cümrüğün kadar yer yakarsın. Birşey bulamayacaksın şimdiden söyleyeyimde."
Ateş bana öfkeyle bakınca aynı şekilde bende ona baktım. Bana büyük hata yapıyorsun dercesine bakıyordu. Duruşumdan taviz vermeyince Boran'ın omuzuna sert bir şekilde çarparak odadan çıkıp gitti. Kapıyı öyle sert kapattı ki bir an kırıldı sandım. Boran iki adım sendeleyince hemen yanına gittim.
"Özür dilerim Boran benim yüzümden düştüğün duruma bak." Kendimi suçlu hissediyordum. Önce silahla gittiğimiz restorant tarandı şimdi de bu durum beni ona karşı çok mahçup hissettiriyordu.
"Senlik bir durum yok Eflin o narsist adamda sorun var. Uzak dur ondan seni elde etmek için herşeyi yapabilecek biri. Ve inan ben böylelerini çok iyi bilirim. Herşey elde edene kadar sonra seni değersiz hissetirip sana hayatı zindan eder."
"Biliyorum o yüzden uzak duruyorum. Ama sen Ateş konusunu nerden biliyorsun?" Cidden ben hiç birşey söylememiştim.
"İrem bana biraz anlattı. Ama ona söyleme sana söylediğimi tersi pistir maf eder beni." Ah İrem bunun altında da sen çıktı ya ne diyeyim sana.
"Tamam öyle olsun bakalım." Bu arada teşekkürler Ateşi'in o kadar şey söylemesine rağmen yanımda olduğun için." Dedim samimi bir gülümsemeyle.
"Lafı bile olmaz ben olduğum sürece artık sana zarar veremez ben hep yanındayım Eflin ne olursa olsun bunu unutma." Dedikleriyle içimi çok rahatlatmıştı. Beni yanlış tanımasını istemiyordum. Yani bir nevi yara bandı olayı doğruydu. Ama ben bunu en başından söyledim ona o da kabul etti. Öyle bir durum olamamış oluyor normal olarak.
"Böyle düşünmen beni cidden çok mutlu etti Boran." İçten bir şekilde ama cidden çok tuhaf bir şeydi. Öyle bir baktı ki bana nasıl tepki vereceğimi şaşırdım. Cidden bana olan ilgisi çok fazlaydı. Umarım günün sonunda üzülmezdi.
"Hadi gel fazla ayakta durma dinlen biraz." Başımla onu onayladım ve yatağa geçtim.
"Sen uyu biraz ben kapının önündeyim. Telefon ermem gerekiyor."
"Tamam olur." Uykum yoktu ama tek kalmaya ihtiyacım vardı. Boran sinirliydi ama bana yansıtmak istemiyor o yüzden onunda benim de tek kalmaya ihtiyacımız vardı. Boran odadan çıkarken lambayıda kapattı. Ben de yaralı olmayan kolumun üzerine yan yatıp camdan dışarıyı izlemeye başladım. Hava hafif aydınlıktı gözüm saati aradı ama bulamadım. Komidinin üzerinde ki telefonumu alıp ekranını açmamla mesaj gelmesi bir oldu.
Ateş'tendi Allahım nasıl bir manyak ya neden canımı sonradan yakacağını bile bile bana bunu yapıyordu. Mesaja girip okudum.
"O piçe dikkat et Eflin sandığın kadar masum biri değil. Sen bana aitsin bunu ikimizde çok iyi biliyoruz ama az kaldı. Seni alacağım o itin elinden. Ne pahasına olursa olsun. Onu gebertmiyorsam bil ki senin güvenliğini için. Olaylar sandığın gibi basit bir şey değil.
Ne diyordu yine bu ne biliyordu ki böyle rahat konuşabiliyordu?
"Senin derdin ne? Boran'ın neyini
biliyorsun ki böyle konuşabiliyorsun?
Hem ben senin malın değilim.
Seninde olmayacağım bunu
o aklına soksan iyi olur.
Mesajı gönderdiğim an görüldü olması şaşırttı. Benden cevap mı bekliyordu yani?
Kısa bir süre okundu oldu ve çevrim dışı oldu. Tabi cevap verecek bir şey bulamadı. Telefonu kapatıp tam komidinin üzerine koyacakken tekrar mesaj gelince hemen açtım mesajı.
"Çok safsın Eflin hayla çok safsın. Etrafında ki tehlikelerden haberin yok. Seni senin haberin bile olmadan ne kadar çok tehlikeden koruduğumu bir bilsen bana karşı böyle konuşmazdın. Ama merak etme ben seni o Boran piçinden de korumasını iyi bilirim."
Neyden korumuştu acaba beni yalancı ne olacak.
Neyden korudun acaba beni? Yalana mı
başvurmaya başladın şimdi de.
Zaten bir tutturmuşun zamanı
gelsin diye hangi zaman acaba bu?
İşin gücün hep oyun hep yalan.
Sen eskiden de böyledin.
Zora geldiğin zaman oyunlar oynar
Yalanlar söyleyerek istediğini
yaptırırdın. Ama ben gelmem
o oyunlara.
Ohh iyi yazdım beni salak sanması sinirimi bozmuştu iyicemen. Kendini ne sanıyordu acaba zorba ne olacak. Hemen gördü mesajımı. Bende hemen çıktım sayfadan onu beklediğimi sanmasın. Mesaj sesiyle biraz bekledim. Ama dayanamayıp hemen girdim mesaja.
"Sana ne dersem boş şuan biliyorum zamanı geldiğinde zaten kendin anlayacaksın Eflin. Ve yaklarınla kendi isteğinle bana geleceksin. Tek güvenilir kişi ben olacağım o zaman."
Tabi canım kendini haklayacak birşey bulamadı tabi.
Hayatımdan ve benden uzak dur.
Güveneceğim son insan bile değilsin.
Seni görmek istemiyorum Ateş.
Ve buna da cevap vereceğini
bildiğim için seni engelliyorum.
Mesajı attığım an yine hrmen gördü. Bende direk engelledim. İstediği an bana ulaşabileceğini mi sanıyordu manyak. Telefonu komidinin üzerine koyup gözlerimi kapadım. Bu sefer uykum gelmişti. Herşey yoluna girecekti. Öyle yada böyle ben başaracaktım. Uykunun beni esir almasıyla düşüncelerimden sıyrıldım. Ben Eflin Karsu kafaya bir şeyi takarsam onu yapardım. Evet aşk konusunda yenilgiye uğramıştım ama bu saatten sonra onu alt edecek ve hayatımı yoluna koyacaktım. Ben bu zaman kadar Ateşi'in çocukken ki gibi kaldı sandığım için kalbimde ki aşkı bu kadar saf ve temiz tutmuştum. Ama zaman herşeyi değiştiriyormuş tıpkı Ateş'i değiştirdiği gibi. Ben bunu da atlatacak ve onu kalbimden silecektim. Bu yolda ise Boran benim yoldaşım olacaktı.
❤️🔥🥀
Yeni bölümde görüşmek üzere canlarım.🌸❤️
SEVİLİYORSUNUZZZ...💋💖
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |