15. Bölüm

15.BÖLÜM

Maviş
mavissrgt

ATEŞ'TEN

Kollarımın arasında baygın yatan kadına özlemle bakıyordum. Ne çok özlemişim onu. Onu bulduğum an sarılmamak kokusunu içime doya doya çekememek ne kadar zordu benim için. Onu bulmak için verdiğim mücadeleye katlandığım o kabus dolu anlara değmişti. Arabanın arka koltuğunda başı dizlerimde baygın yatan Eflin'e doya doya bakmanın mutluluğunu yaşıyordum. O uyanıkken ona içimden geldiği gibi bakamıyordum. Bana yasak olan birine nasıl doya doya bakabilirdim ki. Ama bir yandan da ona çok kızgındım. Sırf benim ondan uzak durmam için gidip hiç olmaması gereken kişiyle- devamını getirmek bile öfkeden deliye dönmeme yetiyordu. Ama herşey yoluna girecekti. Eflin beni hep anlardı şimdi yine anlayacaktı. Tüm bu olanları onun için yaptığımı anlayacak bana olan kırgınlığı ve öfkesi geçecekti.

Evet şimdi anlatamazdım ona ama elbet zamanı geldiğinde herşeyi öğrenecek ve bana hak verecekti. Tüm o söyledikleri için pişman olacaktı. Onu kendi canından bile çok sevdiğimi yine onun iyiliği için yaptığımı öğrenecekti.
Dizlerimde baygın yatan Eflin'in gün doğumu gibi eşsiz ve güzel olan kızıl saçlarının her bir telini okşuyordum. Ellerimi bir an olsun hasret kaldığım saçlarından gözlerimi ise aynısını gibi eşsiz ve güzel yüzünden ayırmak istemiyordum. Parmaklarımın arasında kayıp gidişlerini izliyor ve tekrar parmaklarım o narin saçlarıyla buluşuyordu. Bu anda kaybolup gitmiştim adeta. Tüm dertlerim tüm öfken kaybolmuş gibiydi. Zaten küçükkende bana tüm dertlerimi unutturan tek kişiydi. Onun yokluğuyla cehennemin en dibine sürgün edilmiştim adeta.
Zamanın nasıl bu kadar hızlı geçtiğini fark bile etmemiştim taki Hakan'ın bana seslenmesine kadar.

"Geldik." Duyduğum sesle bana dikiz aynasından dik dik bakan Hakan ile göz göze geldik. Eflin'e yaptığı o şeyden sonra benden sağlam bir yumruk yemişti. Ne garizi vardı bu kızla hayla aklım almıyordu.

"Bana öyle dik dik bakma diğer gözünü de morartırım it herif. Bak yine sinirlerim tepeme çıkıyor. Dön önüne aç şu kapıyı." Hiç bir şey söylemeden arabadan inip kapıyı açtı. Dikkatlice onu kucağıma aldığımda eve doğru ilerlerken onunla göz göze geldik. Gözlerinde saklayamadığı bir hüzün vardı. Nazlı bana gülümseyerek baksa da o hüzünü saklayamıyordu. Onunla bu konuyu konuştuğum zaman büyük bir anlayışla kabul etse de bir yanı hep ikilemde kalmıştı. Nazlı ve Ayaz beni kapıda bekliyorlardı. Ayaz, kucağımda baygın yatan kadına şaşkın gözlerle bakıyordu. O küçük ruhu tüm bu olanları kaldıramayacağı için ona bir şey anlatmamıştım Nazlı'ya odasından çıkmasın desemde inadıma onu karşıma diktiğini biliyordum.

Onu görmezden gelip hızla içeri girdim ve Eflin için ayarlattığım odaya doğru yürüdüm. Eflin'i dikkatli bir şekilde yatağına koyduğumda üzerini örtüp anlına kısa ama derin bir buse kondurdum. Uyurken daha bi tatlı oluyordu sanki o çirkef halinden eser kalmıyordu.


"Sence de onu buraya getirmen ne kadar doğru?" Nazlı kollarını göğüsünde birleştirmiş ve kapının pervazına yaşlanmış bana bakıyordu. Biraz sitem biraz öfke ve biraz da hüzün gizliydi gözlerinde. Ama beni de anlaması gerekiyordu.

"Nazlı ben bu an için ne kadar beklediğimi neleri göze aldığımı en iyi sen biliyorsun. Lütfen yine Ayaz'ı bahane edip durma. Anlaşma bozulmayacak ve Ayaz hiç bir şeyi öğrenmeyecek. Eskiden nasılsa öyle devam edecek bu düzen.
Eflin'in hayatı tehlikedeyken onun için hiç birşey yapmamamı bekleyemezsin benden. Herşey yoluna girene kadar o burada kalacak. Ve sen onun gözüne batacak hiç birşey yapmayacaksın!" Dedim sesim başta anlayışlı bir ses tonunda çıksa da sona doğru tehditkar bir şekilde çıkınca Nazlı ciddiyetimi anlamış olacak ki kendine çeki düzen verip yaslandığı yerden doğruldu.

"Peki anladım ben Ateş senin evin senin kuralların. Ama Ayaz'a zarar gelecek en ufak bir tehdit algılarsam seni bile tanımam gereği neyse onu gözümü kırpmadan da yaparım bunu da bil." Dedi ve öfkeyle odadan çıkıp gidince öfkeyle derin bir nefes alıp geri verdim.

"Alahım sabır ver sabır yoksa olacaklardan ben sorumlu olmayacağım. Ya sabır ya sabır. Teker teker gelin bir kerede yaa." Ne kadar sakin olmaya çalışsamda sinirlerimle oynayan bir durum oluyordu. Gelde sakin kal şimdi. Ama ben bu sinirimi kimden çıkaracağımı çok iyi biliyordum.

Odadan çıktıktan sonra ilk işim o şerefini siktiğimin piçini ortadan kaldırmak olacaktı. Eflin'in yanına iki adam dikip onları Eflin'i bir saniye bile tek bırakmamaları konusunda sert bir dille uyardıktan sonra evden çıktım. Büyük ihtimal uyanır uyanmaz kaçmak için her yolu deneyecekti. O uyanmadan eve gelmem gerekiyordu. Gelemesem bile adamlara düzgün bir şekilde bayıltmalarını söyledim. Yoksa onu kimse durduramazdı.
Evin güvenliğini arttırdıktan sonra Boran'ın tutulduğu depoya doğru yola çıktım. Orada olan adamlarımdan Efe'yi aradım ama açmadı. Bundan bir bokluk vardı biraz daha hızlı sürdüm arabayı bu sırada diğer adamları da aradım ama onlarda açmadı.


Deponun önüne geldiğim an yerde yatan adamlarımı görünce hızla torpido da ki silahımı aldım. Allah kahretsin aklımda ki şey olmamış olsun. Hızlı ve dikkatli bir şekilde depoya doğru yaklaştım. Yerde yatan adamlara göz ucuyla baktığımda hepsinin öldüğünü anlayınca öfkeyle içeri doğru daha hızlı adımlarla girdim. Gördüğüm manzarayla kan beynime sıçradı.
"Bu nasıl olur yaa bu nasıl olur. Kim lan bu Boran? Kim lan?" Nasıl olurda bu kadar adamın içinden kaçabilir. Evet yoktu kurtulmuştu. Onun işini orada bitirmeliydim.
Öfkeyle depodan çıkacağım an duvarda Gördüğüm kan ile yazılmış yazı atacağım adımlarımı olduğum yere çakılı kalmama neden olmuştu.

"BENİM OLANI SENDEN EN KISA SÜREDE ALACAĞIM ATEŞ. VE BUNUN BEDELİNİ EN AĞIR ŞEKİLDE ÖDEMEYE HAZIR OL. BENİM KARIMI, BENİM OLANI BANA VERMEN İÇİN ON İKİ SAATİN VAR. BENDEN ALDIĞINI BANA AİT OLANI SEN KENDİ ELERİNLE BANA GERİ GETİRECEKSİN. YOKSA OLACAKLARDAN BEN SORUMLU DEĞİLİM.
BANA EFLİN'İNİMİ VERCEKSİN YOKSA BÜYÜK BİR ZEVKLE HAYATINI KARARTIRIM. TİK TAK TİK TAK ZAMAN AZALIYOR. HADİ DURMA ZAMANIN DARALIYOR ATEŞ..."


"Seni kendi kanında boğmazsam seni diri diri yavaş yavaş yakmazsam bana da Ateş demesinler siktiğimin oruspu çocuğu. Onun adını ağzına aldığın o kelimelerin bedelini çok pis ödetecem lan sana." Sesim tüm depoda yankılanmış öfkeden deliye dönmüştüm. Çok iyi oynuyordu. Eflin onun gerçek yüzünü göremiyordu bu sebepten. Onun yanında kurban rolünü o kadar iyi oynuyor ki hep ben suçlu gözüküyordum. Öfkeyle duvarda yazan yazıya silahım da ki tüm mermiler bitene kadar sıktım.

"Hayır senin ölümün bu kadar kolay olmayacak seni öldürmem için yalvaracaksın ama o zaman da ben seni duymayacağım." Duvarda ki yazıyı kanla yazması bile ne kadar tehlikeli olduğunun kanıtıydı. Eflin bunu görürse benim haklı olduğumu anlayacaktı. Telefonumu çıkarıp duvarda ki kanlı yazıyı çekip oradan uzaklaştım. Tam arabaya binecekken adamlarından birinin acıdan inlemesini duymamla hızla arkamı döndüm. Bu Efe'ydi.
"Neler oldu bura da Efe?" Vakit kaybetmeden olanları öğrenmem gerekiyordu. Durumu ağırdı ve yapacak bir şey yok gibiydi. Kelimleri toparlamasına izin verip biraz bekledim.

"Abi çok-" durdu nefes almaya çalıştı ama olmadı. Konuşması için bekledim.
"Evet koçum anlat 'çok' ne?"

"Çok kalabalıklardı baş edemedik." Kısa bir an durdu kendini çok zorluyordu onu zorlamadan sabırla bekledim.

" Ani oldu o çok tehlikeli sandığımızdan daha tehlikeli. Senin eve gidiyor abi git! Eve git." Gözleri yukarı doğru kaydı nefesi kesildi bu halini canımı yakmıştı benim en sağlam adamlarımdan biriydi.
Başı yana düşmesiyle gözleri kapandı. Endişe, öfke ve en çokta korku sardı bedenimi. Telefonumu çıkarıp Hakan'ı aradım.ilk çalışta açtı hemen.

"Hakan baskın var hemen evdekileri sığınağa götür Eflin de dahil. Çabuk ol çok kalabalıklar tüm adamları yığın eve. Boran iti kaçmış depodan."

"Tamam." Dedi ve hemen telefonu kapattı. Allah kahretsin nasıl bir düşünce yapısı var bu manyağın. Hızla eve sürdüm yolda ne kadar adamlarımız varsa eve gönderdim büyük masada benim tarafımda olan kim varsa onlardan da adam desteği istedim. Efe asla bu kadar korkmuş bir şekilde konuşmazdı. Gözü kara ve korkusuz adamlarımdan biriydi. Bunun intikamı çok kötü olacaktı. Onun için üzülsem de önceliğim Eflin,Nazlı ve Ayaz'dı.

Eve yaklaştığım an silah seslerini duymamla arabayı sağa çektim ve bagajdan taramalı silahı kılıfından çıkardım. Benim evimi basmanın bedelini herkes bu gün öğrenecekti. Arabanın ön camını kırdım.
Arabama hızla binip gaza kölendim. Efe haklıymış o kadar desteğe rağmen. Bizden sayıca üstünlerdi. Gözümü bile kırpmadan önüme çıkan herkesi taramaya başladım. Bunu beklemiyor olacaklar ki kendilerini korumaya fırsatları bile olmamıştı. Arabayla tam ortalarında durdum ve elimi tetikten hiç çekmeden u şeklinde tüm mermileri üzenlerine yağdırıyordum. Adamlarımın bazıları beni koruyor bazıları ise diğerlerine ateş ediyordu. Arabadan dikkatli bir şekilde indiğim an birinin beni arabanın diğer tarafına hızla çekmesiyle bir bombanın patlaması bir oldu.
Hakan son anda beni o bombadan kurtarmıştı. Kulaklarımda ki basınç yavaş yavaş geçerken saydığım küfürlerin haddi hesabı yoktu.

"İyimisin?"

"Evet evet Ayaz, Nazlı ve Eflin nasıl? Dediklerimi yaptın mı?" Bir yandan karşıdan gelen ateşe karşılık veriyor diğer yandan bilgi almaya çalışıyordum.

"Evet evet zaten sen kapattıktan on bilemedin on beş dakika sonra baskın yedik. O zaman aralığında-" bir anda gördüğüm adamla Ayağa kalkıp adamın tam kalbinden vurdum.

"Evet." Dedim devam etmesini belirterek.

"Eyvallah." Dedi tebessümle az önceki olaya değinerek.

"O zaman aralığında onları tahiliye ettim ve şuan en güvenilir sığınaklardan birindeler. İki bilemedin üç dakikayla kurtuldular valla. Tabi senin ki baya olay çıkardı bu da baya oyaladı bizi ama hallettim." Ona anlık bir bakış atarak hemen önüme geri döndüm.

"Derken nasıl bir halletme o Hakan?" Sesim tehditkar çıkınca güldü.

"Merak etme bu sefer senin taktiğini kulandım. Canıma susamadım hele ki bu durumda. Ateş eğil!?" Ani bir refleksle eğildim. Adamı tam anlından vurmuştu.

Sinsice güldü ve bana baktı.
"Ödeştik sana can borcum kalmadı." Allahım yaa benim derdime bak bunun keyfine bak.

"Her halükarda kendine bir oyun çıkarmayı nasıl başarıyorsun hayret ediyorum. Bu arada akılanmana sevindim. Yoksa seni kendi ellerimle öldürmem için elime geçerli bir sebep vermiş olurdun."

Ondan ses gelmeyince arabanın arkasına eğilip ona döndüm. Aklından ne geçiyordu bilmiyorum ama bu bakışları beni deli edecek şeylerin yaptığını anlatan bakışlardı.

"Ne geçiyor aklından." Diyip tekrar ayağa kalkıp bize doğru gelen üç Adamı aynı anda ard arada indirdim.
"Şuan hiç yeri değil. Şunları halledelim anlatacağım. Zaten anlatmama da gerek kalmayacak gibi ama neyse."

"Hakan lütfen bak rica ediyorum. Ben ve rica o derce yani sen düşün ne olur benim sınırlarımı zorlayacak şeyler yapmamış ol özelikle o konunun içinde Eflin olmasın valla bak derini yüzerim senin." Yutkununca bana dank etmişti. Tam öfkeyle konuşacakken sırtım da hissetiğim keskin acıyla hızla arkamı döndüm ve tetiğe tekrardan basmak üzere olan adamı indirdim.

"Mantar gibiler çakal sürüleri bitmiyorlar." Sırtımın omuz kısmından vurulmuşum.

Hakan yaramın ciddi olmadığını anlayınca alayla güldü.
"Ben olmasam seni kim koruyacak Ateş'cik. Bana muhtaçsın o yüzden benim üzerimden o psikopat hayallerini uzak tut. Yoksa Allah böyle cezanı verir."

"Senin ben, dua et bulunduğumuz ortam müsait değil. Ama bunu yazdım ben şu olayı bi atlatalım o yediğin haltları ne ise aynısını sana yaşatmazsam ne olayım." Dedim öfke ve acıyla. Çok pis yere denk gelmişti kurşun. Boran denen piç yoktu adamlarını göndermişti anlaşılan.

"Hakan Eflin'lerin yerleri sağlam eminsin değil mi? Bak bu adamın kafası çok farklı çalışıyor Hakan."

"Merak etme ormanda ki gizli sığınaktalar. Orayı sayılı kişiler biliyor. Oldu ki bulundular."Bana kolunda ki saati gösterdi.
"Bu saate bana bildirim gelecek. Ve orada ki güvenlik kameraları sığınağa yaklaşanları bana gösterecek. Bende bu sayede erken davranıp sığınağın diğeri çıkışından onları tahliye edebileceğim. Başlarına en güvendiğimiz ve sağlam adamları diktim. İçin rahat olsun senin canın benim canım." Bu adamın zekası da ayrı bir hayret ettiriyordu.

"Aferin lan sinirim geçti sana şuan. Arada zekanı kullanman güzel." Hakan bir kaç kişiyi indirip tekrar eğildi. Bir anda tüm silah sesleri sustu. Hakan kulağında ki kulaklığa odaklandı.
Parmağıyla iki defa kulaklığa dokunup konuştu.

"Tamam siz yinede yerlerinizden ayrılmayın. Nazlı hanım ve diğerlerini koruyan adamlar temkinli olun, gözünüzü dört açın." Kulaklığa bir kez dokunup bana döndü.

"Çekiliyorlar ve bu hiç hayra alamet değil. Bir dakika." Dedi ve kolunda ki saaten bir şeyler yapmaya başlayınca bende onun aklı saatine odaklandım. Özel yapım bir saatti. Ve sadece üç tane yapılmıştı biri Nazlı da diğeri bende ve bir diğeri ise Hakan'daydı. Acil durumlarda takıyordum. Ve benim ki kasamdaydı.

İyilerdi Ayaz kitap okuyor Nazlı yemek yapıyor Eflin ise hayla baygındı. Nazlı bir an saatine baktı sonra gözleri kameraya döndü. Endişe ve korku çok netti gözlerinde.

"Hakan görüntülü ara Nazlı çok korkuyor." Hakan görüntülü aramaya basınca iki üç saniye sonra Nazlı konunda ki saaten aramayı cevapladı.
"Ateş neler oluyor? Sen iyimisin? Baskın var dediler ne olduğunu anlamadan bizi buraya getirdiler. Telefonlarımızı elektronik neyimiz varsa hepsini aldılar. Çok korktum seni aradım saaten ama kapalı olunca çok korktum. Ayaz anlamasın diye ne hallere gidim anlayamazsın."
"Sakin ol iyim siz sakın çıkmayın oradan ben gelene kadar. Nazlı ne olur Eflin konusunda daha ılımlı ol o bizim dünyamıza alışık değil. Uyanır uyanmaz gitmek isteyecek onu durdur lütfen. Yoksa onu sonsuza kadar kayberim. Buna katlanamam Nazlı bunu en iyi sen biliyorsun."

Nazlı derin bir nefes alıp verdi. Bakışları yatakta yatan Eflin'e kaydı.
"Peki tamam merak etme aklın burada kalmasın." Omuzlarımda ki yük biraz olsun kalkmıştı. Nazlı sözünde duran biriydi. Onunla uğraşmayacağını bilmem az da olsa rahatlamama neden olmuştu.

"Sen iyisin değil mi?" Aklıma bende kalmıştı. İyi olduğumu görmeseydi oradan çıkıp yanıma bile gelebilirdi.

"Evet iyim bir kaç saate gelirim bende. Kapatmam gerekiyor dikkatli olun gözünü saaten ayırma sığınağın etrafını kameralardan kontrol et sürekli. Çok tehlikeli bir manyakla karşı karşıyayız. Ve lütfen bu olanları Eflin bilmesin." Son dediğimle derin bir nefes alıp geri verdi. Onu tanıyordum Eflin'in ordan gitmesi için herşeyi yapardı. Bu kadar baskı yapmaması içindi. Son dediğimi duymamazlıktan geldi.

"Dikkat et kendine bura da babam ile o bile beni bulamadı unuttun mu? O manyak adam hiç bulamaz aklın bizde kalmasın dikkat et kendine." Sayılı güvendiğim bir kaç kişi dışında kimse bilmiyordu o sığınağı. Dışarıdan sadece ormanlık bir alan gibi gözükse de içerisinde son derece modern ve lüks bir villa gibiydi. Tüm donanımlara sahipti. Tabi yüksek güvenliklilik ilk başlarda geliyordu. O yere gitmek için en az beş ayrı kapıdan beş ayrı özel şifrelerin olduğu son model teknolojilerden geçmek gerekiyordu. İçim bu konu da çok rahattı.
Aramayı sonlandırdım ve elimle tüm korumalara işaret yaparak hepsini evin avlusunda topladım.

"Bu sadece bize bir uyarıydı bunu hepiniz biliyor olmalısınız değil mi?" Hepsi net bir şekilde başını olumlu anlamda mekanik bir şekilde saladılar.

"Hedefleri çok net o yüzden güvenliği arttırın ve sığınaktakileri en güvenlikli evlerden birine götürün. Son kez söylüyorum. Kuşu bırakın haddinden fazla rüzgar bile esse haberim olacak."

"Emredersiniz patron." Hepsi aynı anda konuşunca onlara dağılın işareti yapıp arabama doğru ilerledim. Yanımda yürüyen Hakan bana bir bez parçası uzattı.

"Al yarana bastır. Durmuyor kanaman bayılıp kalma sonra seni taşıyıpta fıtık olamak istemiyorum." Elinde ki bez parçasını alıp sırtımda ki yaraya bastırabildiğim kadar bastırdım. Kurşun sıyırsada derin bir yaraya sebep olmuştu.

"Şu Boran itinden haber yok mu? Şerefini siktiğimin piçi evimi basıyor ama ben onu yakalayamıyorum bile. Ne bu hayalet mi?"

"Adam yok oldu bir anda izini bulamıyoruz. Ama merak etme bir iki güne buluruz."

"Nah buluruz benim onu ora da kafasına sıkmam gerekiyordu." Endişeyle büyük pişmanlığımdı resmen.

"O an öyle olması gerekiyordu. Onu öldürseydin haksız çıkardın. Ama bu son yaptığıyla kendi ayağına sıktı. Eflin'den hiç haz etmesemde onun bu manyağın eline düşmesini bende istemiyorum. O yüzden bu yaptıklarını görünce o da anlayacak. Abisi anlatmış olması lazım ama gördükleriyle tam ikna olur bence."

"İnşallah yoksa hayatı kararacak haberi yok. Ona o günlükte yazanları da anlatacağım." O direksiyonun başına geçti bende yan koltuğuna. Bu halde araba süremezdim.

"Peki Nazlı olayı ne olacak. Malum Eflin evli olan bir adamın yanına hayatta yanaşmaz ki uyanır uyanmaz gideceğini ikimizde iyi biliyoruz. Ona gerçekleri anlatacakmısın?"

"Bunu şuan yapamam Hakan herşey için çok erken. Nazlı'nın hayatını tehlikeye atamam, gerçeği anlatırsam onun infazını kendi ellerimle vermiş olurum. Özelikle Ayaz, o benim kırmızı çizgim. Bir yolunu bulacağım. Ayaz'a bir söz verdim ve o sözü tutacağım. Onu ve annesine en ufak bir zarar vermeden bu beladan kurtarana kadar benim yanımda benim korumam altında kalacaklar. Eflin konusuna gelirsek öyle yada böyle o da o evde kalacak başka çaresi yok. Nasıl olacak bende bilmiyorum ama bu karmaşadan iki tarafında zarar görmeden kurtaracağım."

"Eflin ve Nazlı çok inatçı iki kişi bence olanları tüm gerçekliğiyle Eflin'e anlat. Tamam ben Eflin'i pek sevmem ama onun güvenliği için o evde kalması için bu şart. Başka bir yere de götüremez yada başka bir yerde ayarlayamazsın ikisinin de gözünün önünde olmasını istiyorsun bunu biliyorum. O yüzden bence anlat gitsin en fazla ne olabilir ki, hem Eflin anlayışlı birine benziyor bu sırrı saklar." Hakan Eflin'i tam tanımıyorsu. Eflin gerçekleri öğrendiği an taş üstünde taş bırakmazdı. Tam bir feminist kadına bunları asla söyleyemezdim. Nazlı ise bana aşık biri olarak asla benden ayrılmazdı. Bunu ona ne zaman teklif etsem öldürülmeyi ve Ayaz'ı öne sürerek beni manipüle ediyordu. Ne yapacağımı bilemez haldeydim.

"Olmaz Hakan anlatırsam herşey sarpa sarar şu iki ayı da atlatabilirsem zaten herşey yoluna girecek o zaman anlatacağım Eflin'e herşeyi. Beni anlayacaktır. O zamana kadar hiç bir şey bilmemeli sende bu konu da dikkatli ol."

 

"Sen bilirsin ama bence çok yanlış yapıyorsun. Eflin'i kaybediyorsun ben bile bunu fark ettiysem gerisini sen düşün kuzen."

 

"Onu kaybetmeyeceğim Hakan o beni bu zamana kadar unutamadıysa bir iki aya kadar da unutmaz aşk öyle hemen unutulacak bir duygu değil."

 

"Evet değil bunca yıl beklemiş zaten bi anda karşısına çıkıyorsun kız tam sevinecek bir bakıyor yıllardır beklediği adam evli ve çocuklu. Bir de ayrıldığınız yıl kadar yaşı olan bir oğlu var. Oğlum ne koymuştur lan kıza. Bence çok bile dayandı. Zaten son yaptığıyla da ne kadar kırıldığını anlamış olduk. Lan kız seri katille evlendi lan bundan ötesimi var." Tüm olanları tekrar tekrar hatırlatması sinirimi bozmuştu. Sanki ben bilmiyorum bunları. Öfkeyle soludum.

 

"Yeret lan yeter bana hatırlatıp durma şunu yeter sus. Tamam mı sus Hakan siktirtme belanı." Yine beni deli etmeyi başarmıştı it herif. Onu o psikopatla evli olduğunu bilmek beni deli ediyordu. O benimdi sadece benim. Ona kavuşmak için nelerimi feda ettim bunu kimse bilemez Allah'tan başka. Ben bu kadar bedel ödemişken onu tam bulmuşken kaybedemem. Buna asla izin vermem. Gerekirse tüm dünyayı yakarım yıkarım ama yine de vazgeçmem!

 

EFLİN'DEN

 

Öfkeden deliye dönmüş bir şekilde kapatıldığım odanın içerisinde bir ileri bir geri gidiyordum. Hayla bu olanlar bana koca bir kabus gibi geliyordu. Onun karısı ve çocuğunun olduğu evde kalıyordum. Önce beni başka bir eve götürmüşlerdi orada uyanmamla bayıltılmam bir olmuştu. O Hakan çok oluyordu artık pislik iyi alıştı kafama vurarak bayıltmaya ama bunu çok pis karşılığı olacaktı.

 

Gözlerimi açtığımda ise sığınak demeye bin şahit isteyen yer altına kurulan kocaman bir villamı desem görkemli bir yer mi adını bile koyamadığım bir yerden çıkartılıyordum. Bir şeyler dönüyordu ve bana hiç bir şey söylenmiyordu. Aynı arabada onun karısı ve oğlu ile şuan bulunduğum eve gelene kadar ecel terleri dökmüştüm. Kadın kim bilir beni nasıl biri olarak görüyordu. Bir iki defa derdimi anlatmaya çalıştım ben ona o sandığı evli kadınların kocalarını ayartan kadınlardan olmadığımı söylemeye çalıştım ama ne zaman tam konuşsam oğluyla konuşarak beni susturuyordu. Oğlunu bile benimle konuşmaması için uyarmış olmalıydı. Hatta göz teması kurmasına bile izin vermiyordu. Kendimi çok kötü hissediyordum. O an aklıma geldikçe yerin dibine giresim geliyordu şuan. Camdan kaçmaya çalıştım ama korkuluklar vardı. Ateş'i ise en son beni bulduğu evin avlusunda görmüştüm. Yani bayılmadan önce. Off ensemde çok acıyordu ve şişmişti. İçimde ki öfke git gide büyüyordu.

 

"Allahın cezası beni tıktın buraya sür sefanı tabi. Ama ben biliyorum sana ve o yandakçın olacak kuzenine yapacaklarımı. Bu eve ikinizi de koyup yakmazsam bana da Eflin demesinler." Kendi kendime söylenirken kapımda duyduğum anahtar sesiyle dikkatim ve öfkem kapıya yöneldi.

 

"Beni öldürmeyeceksen geliyorum." Bu Ateş'ti.

 

"Yüzsüz bak ya birde dalga geçiyor benimle." Kapıdan içeri girer girmez kapıyı kapattı ve hemen kitleyip anahtarı cebine koyunca dehşetle ona bakıyordum.

 

"Aa öyle deme ama senin iyiliğin-"

 

"Senin iyiliğin batsın yerin dibine ben senden iyilik falan istemiyorum. Ben senden ve bu evden gitmek istiyorum anladın mı beni hemen beni çıkar yoksa seni buna pişman ederim." Öfkeyle üzerine yürüyor ve ona işaret parmağımı tehditkar bir şekilde sallıyordum.

 

Yüzünde anlamlandıramadığım bir gülümseme oluştu. Bu ne alaydı ne de sinirden oluşan bir gülüştü.

"Bir insan hiç mi değişmez. Acının örtbas etmek için hep öfkeni ön plana çıkarıyorsun ve bunun en büyük kanıtıda üzerime yürümen ve gözlerinin dolması." Kederli bir şekilde nefes alıp sesli bir şekilde nefesini geri verdi. Ben gözlerimin dolduğunun farkında bile değildim. Beni bu kadar iyi tanımasından nefret ediyordum.

 

"Yapma Eflin benden bir anda bu kadar çok nefret edemezsin. Sen bu değilsin."

Histerik bir kahkaha atıp iki adım geriledim. Kollarımı iki yana açıp kendimi gösterdim.

 

"Bir yanlışın var ben o eski Eflin değilim. Bak bana o saf salak herşeye evet diyen, seni sorgusuz sualsiz bekleyen, gel dediğinde koşa koşa gelen git dediğinde sorgulamadan giden biri mi var. Ben o salak aptal Eflin değilim. Sen bana o yoğumbakım da can çekişirken bile git dedin ya işte ben orada anladım, biliyormusun benim en büyük zaman kaybım sen oldun. Keşke hiç tanımasaydım seni keşke annenle evimize geldiğin o gün hasta olsaydım da hastaneye kaldırılmış olurdum seninle karşılaşmzadım. Yada hiç bize gelmeseydin keşke." Canım yanıyordu ve onunda canı yansın istiyordum. Hem de benden bile çok yansın canı. O kadar yıl çektiğim acıları o da bir anda çeksin istiyordum. O kendine yeni bir aile kurarken ben öldü mü kaldım diye hergün kendimi yiyip bitirdiğim günler aklıma geldikçe işte en çokta bu ağrıma gidiyordu. Neden yaptı ki ben bunları yaşayacak ne yaptım? Ben bunları hak edecek ne yaptım? Kime ne zararım oldu?

 

"Söyleme böyle ne olur hiç bir şey sandığın gi-"

 

"Yaa yeter yeter anladın mı yeter dakika başı hiç birşey sandığın gibi değil yok zamanı gelince anlayacaksın. Ateş bıktım anladın mı bıktım. Beni salak yerine koymaya çalışmadan benimle oynamandan, ben senin oyuncağın değilim. Sen evlisin evli bunun farkına var. Yaa senin karın bana nasıl baktı biliyormusun. Ben kendimi oruspu gibi hissetim." Son dediğimle gözlerinde ki yıkımı gördüm. Beni nasıl bir durumun içine soktuğunu anlasın istiyordum ve anladı da şuan.

 

"Haklıda bende olsam onun yerinde daha beterini yapardım kendime. Ve bunun sorumlusu da sensin. Bırak beni kendi hayatımı kurayım. Yoruldum anladın mı yoruldum. Seninle ilgili en ufak birşeyi bile kaldıracak takatim de sabrım da kalmadı." Sırtımı ona döndüm ve pencereye doğru bir kaç adım attım. Sakinleşmeye çalışıyordum. Yoksa onu ellerimle boğmama ramak kalmıştı. Ellerim ve vücudum sinirden titriyordu.

 

 

"O kuracağın yeni hayatının baş karakteri kim Eflin? Boran mı? Onunla yurt dışına gidip benden temeli kopup sevmediğin bir adama kocam diyip onun koynuna girebilecekmisin? Cidden Eflin bir inat uğruna bunu yapacakmısın? Peki sonra ne olacak ben haklı çıkarsam o adamın gerçek yüzünü kimsesiz hissetiğin o ülkede fark ettiğin an yardım bile isteyemeyecek hale geldiğinde benim dediklerim akına gelince ne yapacaksın. Peki ben seni durduramadığım için seni koruyamadığım için yaşarmıyım sanıyorsun?" Söyledikleriyle olduğum yere çakılı kalmıştım. Herşeyi biliyordu, nereden öğrenmişti gideceğimi. Bir dakika Boran ölmedi mi?

Bir anda yönümü ona çevirdim. Ona soracağım soru onu görmemle boğazımda düğümlendi kaldı. Sesi ne kadar sakin ve soğuk çıksana gördüğüm Ateş tam tersiydi. Omuzları çökmüş, gözleri dolu dolu olmuştu. Öfkesini bastırmaya çalışıyor bunun içinde kendini sıkıyordu. Ellerini yumruk yapmıştı. Öyle bir sıkıyordu ki parmak boğumları beyazlamış hatta iç kısımlarında morarmalar bile oluşmuştu. Boynunda ki damarlar belirginleşmişti. Bu da nefesinin düzensiz oldunu ve her an bir öfke patlaması yaşayacağını gösteriyordu. Umrumda mı tabi ki hayır. Kendimden emin ve ciddi bir ifadeyle gözlerine baktım.

 

"Kiminle yeni bir hayat kuracağım seni ilgilendirmez. Ama şunu bil o hayatın içinde sana en ufak bir yer bile olmayacak. Hem hani Boran ölmüştü." Sormadan edemezdim. Benim yüzümden onun zarar görmesi bende büyük bir vicdan azabına sebep olacaktı.

 

"Alahım çıldıracam hayla o itin adını ağzına alıyor. Ya sabır ya sabır. Eflin bak güzelim o herifle bırak bi hayat kurma fikrini bak fikrini diyorum o derece imkansız. O herifle adını bile yan yana getirmem buna izin vermem. Sen ister seve seve ister zorla burada benimle benim yanımda kalacaksın. Ben olayları halledene kadar burnumun dibinden ayrılmayacaksın anladın mı güzelim."

 

"Anlamadım anlamayacağım da hem bana güzelim canım falan deme ben senin hiç birşeyin değilim. Hem anlaşılan Boran kaçmış. Yani hayla evli biriyim. Polislerle kapına dayandığı zaman ne yapacaksın acaba." Uzun bir süre yüzüme baktı. Sinirli yüz ifadesi bir anda kahkaha atan adama dönüştü. Ne dedim ki ben şimdi. Buna sinirlenmesi gerekmiyormuydu.

 

"Allahım sen bu kıza bol bol akıl bana da bol bol sabır ver. Ah be güzelim çok safsın cidden çok safsın. Bil bakalım ben nereden geliyorum. Yada şöyle sorayım. Bir günde neden üç mekan değiştirdin bunu hiç merak etmiyormusun?" Ediyordum ama sormakta istemiyordum. Kaçırılan biriydim ve izimi kaybettirmek için yapmıştı.

Ben hiç birşey demeden öfkeyle ona bakarken o konuşmadan bana bakıyordu yada sakinleşmek için kendine zaman tanıyordu. Bir iki adım ilerledi arkasını döndüğü an sırtında ki kanı görmemle dehşete düştüm. Tam yanına gidecekken kendimi son anda durdurdum ve bakışlarımı sırtından çektim. Ah canımın ondan daha çok yandığını bir bilse kendi canını benim canımdan daha çok korurdu.

 

Tekli koltuğa oturdu ama sırtını yaslamadı. Gömleği siyah olduğu için kan net gözükmüyordu ama ben mesleğim gereği anında anlamıştım.

"Nereden geliyorum biliyormusun?" Dedi acıyan yarasını gizlemeye çalışsada ara ara acıdan ekşiyen yüzünden anlıyordum. Şuan mudahele etmemek için nasıl bir savaş içerisindeydim Allah bilir. Kalbim ve aklım bir birine girmişti adeta.

Ben ona bakmamak için sırtımı ona döndüm ve dışarıyı izlemeye başladım.

 

"Seni o toz konduramadığın it herif varya elimden kaçar kaçmaz senin ilk götürüldüğün eve bir ordu adamla baskın yaptı. İçerisinde sizin olduğunuzu bile bile el bombalarıyla keskin nişancılarla evi taradılar. Eğer sizi oradan bir iki dakika farkla çıkartmasaydım şuan neler olurdu sen düşün." Dehşetten dona kalmış, gözlerim duyduklarımın şokuyla fal taşı gibi kocaman açılmıştı. Hayır o yaralı halde asla böyle birşey yapmaz yapamazda zaten. Durumu kötüydü çok kötüydü en az bak en az diyorum üç dört güne kendine gelirdi. Aklıma abimin dedikleri ve Ateş'in bana söyledikleri geldi. İkisi de örtüşüyordu. Tamam Ateş yalan söylüyor diyelim peki ya abim! Abim neden böyle birşey yapsın ki.

 

"Seni ondan kurtarmak zor oldu Eflin o psikopat adam seni kafaya takmış hastalıklı biri. Karısını nasıl yavaş yavaş deli ettiğini ve onu nasıl yavaş yavaş öldürdüğünü biliyormusun. Tabi ki hayır o adam hakkın da herşeyi ama herşeyi öğrendim Eflin. Lütfen inan bana çok tehlikeli biri o çok büyük bir örgüt liderinin başı. O kadar sıkı korunuyor ki benim bile elimden almaları bir kaç saatlerini aldı. Seni canım pahasına koruyacağım senin iyi olman benim canımdan bile önemli." Öylece durmuş onu dinliyor hiç bir tepki bile vermiyordum. Allahım bu nasıl olur, karıncayı bile incitmeyen biri nasıl en azılı örgüt liderinin başı olabilir. Benim bir tepki vermediğimi görünce konuşmaya devam etti.

 

"Karısına ilaclar vermiş gizli gizli yemeklerine, içeceklerine koymuş ilk başlarda kadın da miğde bulantısı ani duygu değişimleri oluşmaya başlamış. Sonra hayaller görmeye başlamış kadının gitmediği doktor kalmamış ama hepsi de o it herifin adamı olduğu için kadına bipolar ve şizofreni teşhisi koymuşlar." Bir dakika ne ne dedi o! Aman allahım ben bu belirtileri yaşamıştım. Hemde nikah gününde. Ani bir şekilde korkuyla ona döndüm. İlk anlamadı bu ani dönüşümü ama kısa bir süre çok kısa bir süre korkuyla ayağa kalktı ve hızla yanıma geldi.

 

"Eflin hayır lütfen bana bu belirtileri yaşadığını söyleme." Bunu ona söylersem kesinlikle beni bir daha asla bırakmazdı. Beni ömür boyu kendine hapis ederdi.

Kendine gel Eflin şuan değil tek kaldığında yaşa ne yaşayacaksan.

 

"Sonra ne oldu o kadına anlat." Dedim yönümü cama döndüm. Ama omuzlarımdan tutup beni kendine dönderdi.

 

"Eflin ne zamandan beri var bu belirtiler sende. Bak bu çok önemli bağımlılık yapar bu ilaçlar. Dur hemen doktor çağırıyorum kan değerlerine baksınlar. Şerefini siktiğimin puştu. Erken başlamış kesinlikle senin aklın bu yüzden bu kadar karışıktı."

 

"Hayır doktora gerek yok ben gayet iyim. Bende o belirtiler yok sadece duyduklarıma şaşırdım. Ee sonra ne olmuş anlat." Dedim sakin kalmam gerekiyordu. Herşeyi öğrenmem gerekiyordu tüm bu cevaplarda bundaydı.

 

İlk bir kaç saniye gözlerime baktı. Doğrumu yoksa yalanmı söylüyorum diye onun gözlerine ciddi ve kendimden emin bir şekilde bakınca tüm kasılan bedeni rahatladı. Bana o ilacları her fırsatta vermişti hemde ağır dozlarda. Ben nasıl fark edemedim bende ki o değişiklikleri.

 

Ayakta duramayacak haldeydi kalktığı koltuğa tekrar oturunca bende yönümü tekrar cama döndüm. Ona şuan yardım etmem demek onunla kalmayı kabul etmem demekti.

"Kadın yani Elif tüm bunlardan habersiz tabi Boran'a çok düşkünmüş. Çünkü onu anlayan tek kişi o olduğunu düşünüyormuş. Ama nereden bilsin hayatını kararttığını. Bir gün Boran yemekler benden diyip mutfağa girmiş ama Elif'in kesinlikle mutfağa girmesini istememiş. Ama zavallı kız kıyamamış ve yardım etmeye mutfağa girmiş. Aslında Elif o gün ona büyük bir supriz yapacakmış o akşam yemeğinin çok güzel ve özel olmasını isteyince Boran da ben yapacağım o zaman demiş." Bu kadar detayı nereden biliyordu ki Ateş. Tabi ya günlük! Günlüğü okuduğunu söylemişti.

 

Ayakta durmaktan yorulunca yatağın köşesine oturdum. Ateş çok ciddi bir şekilde konuya odaklanmış anlatıyordu.

 

"Elif tam mutfağa girdiği an Boranın yemeklere ve içeceklere toz ve sıvı bir şey karıştırdığını görmüş ama sadece Elif'in tabağına ve içeceğine. Elif ilk doktorun verdiği ilaçlarını sanmış çünkü hasta olduğuna inanmıyormuş. Bunu kendi iyiliği için yaptığını düşününce kırılsa da belli etmemiş çünki o güzel geceyi kimse bozmasın istiyormuş. Hiç bir şey demeden salona geri dönmüş işte ne olduysa ondan sonra olmuş. Masa kurulmuş cidden güzel bir masa olmuş. Ama ters giden bir durum varmış." Kısa bir an duraksadı ve yere sabitlediği gözlerini bana çevirdi.

Merakla ne diyeceğini bekliyordum. Ne oldu dercesine tek kaşımı kaldırdım.

 

"Ama Boran'ın da planı varmış. Elif bunu çok geç fark etmiş. Elif yemekleri yememiş çünkü içinde ki o minik bebeğine zarar verecekti o ilaçlar." Korkuyla ellerimle ağzımı kapattım ve "hii" diye bir ses çıktı dudaklarımdan allahım ne olur düşündüğüm şey olmasın.

 

"Elif o kadar eminmiş ki Bora'nın onu deli gibi sevdiğine bu bebek haberi onu da çok mutlu edeceğine çok eminmiş. Boran ona neden yemediğini yemediğini özenle yaptığını söylemiş Elif ona hamile olduğunu ve yemeğe koyduğu ilacları gördüğünü bebeğine zarar gelmesin diye yemediğini söyleyince Boran çileden çıkmış. 'Sen nasıl benim sözümü dinlemezsin ' diye kıza bağırmaya başlamış.

Bir anda o melek adam gitmiş yerine şeytan deccal bit adam gelmiş. O yemekleri zorla yedirmiş karısına o masa ve sandalyeyi o hamile kadının belinde parçalamış kadın o an orada bebeğini kaybetmiş tabi bayılmış o kadar şiddete dayanamayıp uyandığında Boran dan çok korkmuş ve kaçmaya çalışmış. Ama Boran eve hırsız girdiğini onu bu hale getirenin hırsız oldugunu kendi olmadığını hayal gördüğünü söylemiş ona deli muamelesi yapmış yani. Tabi Elif daha çok öfkelenmiş eline ne geçtiyse ona fırlatmış. O gece Boran odasına hiç gelmemiş. En son günlüğüne başıma birşey gelirse bunun sorumlusu Boran demiş onun çok korkunç ve tam bir ruh hastası olduğunu söylemiş. Zaten o günün ertesi günü kayıplara karışmış kadın. Günlüğünü de yatağının altında ki gizli bir bölmede bulmuşlar benim adamlar. Şimdi anladın mı seni neden korumaya çalıştığımı. Abin koruyamaz çünki kanun adamı o bir yere kadar koruyabilir. Boran denen itin arkası öyle bir sağlam ki her yerde eli kolu uzun ama benim seni korumam daha kolay çünkü ben ona onun gibi cevap verebilirim." Ağzım açık şok olmuş bir şekilde duyduklarımı sindirmeye çalışıyordum. Göz yaşlarım o zavallı kadın ve doğmamış bebeğine ağlıyordu. Bir gecede kadının dünyası başına yıkılmıştı. Boran o videoyu neden gösterdiğini şimdi anlıyordum. Zavallı kadın nereden bilsin katiliyle evli olduğunu.

 

"Ateş benim ondan acil boşanmam gerekiyor." Dedim dehşetle.

 

"O iş halloldu bile Kerem halleti onu sadece senin bir imzana ihtiyacımız var. Bir dakika dedi kapıyı açtı ve gitti. Kapıyı kitlemedi bir iki dakika sonra geri geldi. Elime bir kaç kağıt verdi.

 

"Bunları imzalarsan boşanmış olacaksın ve üç saatimiz var yoksa dava açmamız gerekecek. Yirmi dört saat dolmadan evliliğe itiraz edersen bu evlilik düşecek. Dava açmaya da gerek kalmayacak. Kerem'in de yardımıyla boşanmış olacaksın." Hayla kararsızdım ama onunla da evli kalamazdım. Bu bildiğin ölüm fermanım olurdu.

 

"Bunu imzalıyorum ama şunu aklından çıkarma asla ama asla seninle bir ilgisi yok."

 

 

"Tamam Eflin hadi imzala zaman aleyhimize işliyor. Hadi kurban olduğum,hadi güzelim."

 

"Ben senin hiç birşeyin değilmi bana şöyle hitap etmekten vazgeç yoksa imzalamam." Dedim tehditkar bir sesle.

 

"Tamam Eflin hanım. Lütfen imzalarmısınız bunu. Oldumu?" Böyle lafıma gelmesi hoşuma gitmedi değildi.

 

"Oldu." Dedim ve elinde ki kağıtları elinden çekip imzaladım. Geri ona uzatınca kapıya doğru ilerleyip kapıda bekleyen birine verdi.

 

"Hemen işleme koy bunu."

 

"Merak etmeyin bitti bilin bu işi."

 

Oha yaa adama bak herşeyi önceden ayarlamış bildiği. Beni ezbere bilmesine sinir olduğumu daha önce söylemişmiydim.

Ben olanları dizi izler gibi izliyordum. Ateş adamlarına emirler veriyor gelen avukatı bi ton koruma yığınıyla göndermenin planını adamlarına anlatıyordu.

 

Ne olacaktı şimdi?

 

Boran eğer öyle biriyse bana kafayı taktı demekti bu. Ve bu tür hastalıklı insanlar avını elde edene kadar pes etmezler.

 

Ben nereye kadar bura da sığıntı gibi kalacaktım. İrem o ne olacaktı? Boran beni bulamayınca ona saracaktı. Bana ulaşmanın yolu ondan geçiyordu çünkü. Aramızda ki bağın ne kadar güçlü olduğunu çok iyi biliyordu.

Onu acilen uyarmam gerekiyordu. Ateş odadan uzaklaşınca koltuğun üzerinde duran telefonunu gözüme takıldı. Benim telefonumu çoktan imha etmişti bile hemen aldım ve İrem'in numarasını tuşladım. Beni çok merak etmiştir. Onu Boran konusunda uyarmam gerekiyordu.

 

Bir kaç çalışta açtı.

"Alo İrem ben Eflin neler oldu bir bilsen. Boran hiçte sandığımız kişi değilmiş."

 

"Aaa bak kırıldım şimdi karıcım nasıl biriymişim ben." Alay dolu bir o kadarda yapmacık bir hüzünle duyduğum ses beynimden vurulmuşa dönmeme neden olmuştu. Tüylerim diken diken olmuştu. Kendimi korku filminin en korkuc anında gibi hissediyordum. Kanım dondu, korkuyla etrafıma bakındım. Beynim durma noktasına gelmişti. Sanki başımdan aşağıya kaynar su dökmüşler hemen ardindanda soğuk buz gibi suyu boca etmislerdi.

Hayır olamaz İrem'i almış olamaz değil mi?

 

"Boran ne olur ona zarar verme. Ne istersen yaparım lütfen onu bırak gitsin." Dedim yalvarır bir sesle.

 

"Demek herşeyi öğrendin. Halbuki benden öğrenmeni isterdim karıcım. Neyse kısmet değilmiş. Hmm konu şu yanımda korkudan bayılmak üzere olan arkadaşına gelicek olursa. Olay çok basit sen yanımda olduğun sürece herkes iyi olur." Kısa bir sessizlik oluştu. Bir el silah sesiyle korkudan irkildim. İrem'in acıdan bağırmasıyla kalbim sıkıştı. Nefesim kesildi bağırmak istedim ama dilim tutulmuştu adeta.

"Aa aa ama yanımda olmadığına göre istediğim kişinin canını alabilirim değil mi? Karıcım şuan arkadaşın karnından vuruldu. Yani bu demek oluyor ki bana gelemen için dört bilemedin beş saatin var yoksa can almaya ilk canın gibi sevdiğine benimde az da olsa önemsediğim İrem'den başlayacağım. Yani normalde kafasına sıkacaktım ama seninle kavuşmamıza vesile oldu o yüzden ona bir şans verdim. Ama bu çok ses yapıyor çabuk ol derim katlanamayabilirim. Tik tak tik tak zamanın başladı karıcım seni bekliyorum." Elim ayağım boşaldı. Dudaklarımdan tek bir isim döküldü.

 

"İrem!" Onu öldürecekti. Hayır buna asla izin veremezdim.

 

"Seni, sana anlattığım o evde bekliyorum. Adresi de çok sevdiğin Ateş'ten alırsın yada neyse işini kolaylaştırayım. Kıyamadım bak sana. Atacağım adresi sana aklında tut ve sil mesajı." Bu Elif ile kaldığı evdi. Ekrana düşen mesajı görünce hemen açtım. Allah kahretsin çok uzaktı bu.

 

"Bu adres çok uzak bana biraz daha zaman ver yarına orada olurum olur mu? Ne olur İrem'e doktor getir. Vallahi de billahi de geleceğim. Burası yüksek güvenlikli beni tutsak etti bırakmıyor. Çıkmam kolay olmayacak."

 

"Sen bilirsin doktor yok sen bir doktor olarak karnından vurulan biri ne kadar yaşar sen hesap et ve ona göre ayarla kendini karıcım senin hasretine dayanamıyorum daha fazla." Sakin ol Eflin İrem ne demişti bir hastası da aynı Boran gibiydi. Huyuna git ve dediklerini hevesle yapıyormuş gibi davran.

 

"Boran ben zaten seninle isteyerek evlendim. Neden beni cezalandırıyorsun. Ben senin yanında olmak istiyorum bunu biliyorsun. Ben Ateş'i değil senin istiyorum. Beni kurtarmaya çalışmak yerine neden seninle beni tanıştıran bu aşkın temelini kuran kişiyi cezalandırıyorsun." Hem sessizce konuşuyor hemde kapıya bakıyordum. Kısa bir sessizlik oluştu. İrem konuşuyordu ama sesini net duyamıyordum.

"Ama sen isteyerek gittin." İşte bu yola geliyor.

 

"Hayır hayır benim enseme silahla vurup bayılttı adi adam. Uyandığımda kaçmaya çalıştım sana gelmek istedim ama olmadı yine beni döverek bayıltı Boran çok korkuyorum. Lütfen kurtar beni." Olabildiğince maduru oynuyordum. Zaten bir nevi doğruydu olanlar.

"Şiitt sakin ol karıcım merak etme yerini buldum zaten seni oradan bu gece çıkaracağım ama seninde yardımına ihtiyacım var."

"Benim bir planım var aslında. Şimdi ben buna inanmış gibi yapacağım Ateş'te bana güvenince beni kilitlediği odadan çıkaracak. Bende sabaha karşı evden kaçarım olurmu? Ama sende lütfen İrem'e bir doktor bul. O ikimiz içinde önemli sevgilim." Allahım ben neler yapıyordum böyle. Sesimi olduğunca korkmuş ve ona muhtaçmış gibi çıkarıyordum. Ateş'in anlatığına göre Boran hitatkar bir kadın seviyordu. Ve işede yarıyordu.

 

"Tamam sevgilim hemen bir doktor ayarlıyorum. Ben kaçtın benden gittin sandım. Özür dilerim çok özür dilerim sen gelene kadar o iyileşmiş olacak. Sabaha karşı bulunduğun kolundan bir kac kilometre ileride bir yol ayrımı olacak orada seni araba bekleyecek o seni bana getirecek çok dikkatli ol olurmu?" Allahım nasıl katilime kendi ellerimle gidecektim.

 

"Tamam anlaştık biri geliyor kapatmam gerek. Lütfen İrem'e çok iyi bak sevgilim." Kusacaktım birazdan.

 

"Bana oyun oynuyorsan bedeli çok kötü olur Eflin. Birinin bile haberi olursa hiç acımam öldürürüm Eflin anladın mı? En ufak şüphemde kafasına sıkar sana bunun kellesini gönderirim. Sonra da annen, abin ve babandan devam ederim. Seni sabırsızlıkla bekliyorum birtanem. Özletme kendini daha fazla. "Telefon kapandı. Olduğum yere çöktüm. Hayır bunu yapmış olamazdı değil mi? Ne olur koca bir kabus olsun tüm bu olanlar.

 

"İREM!" Gözlerimden akan yaşlar, boğazımda oluşan düğüm nefes almamı engelliyordu. Elim boğazıma gitti. Hayır lanet olası atağı kaldıracak halim yoktu şuan.

 

Odaya giren Ateş ile göz göze geldik. Akan göz yaşlarımın arasından onu bulanık görüyordum.

 

"Be-ben Ateş ben hayır Allahım hayır ne olur hayır yaa." Hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım. Ateş yanıma gelip bana sıkıca sarıldı.

Ben ne yapacaktım şimdi?

 

Ateş'in eli elimde ki telefona gitti ve elimden aldı. Ben ise daha kendime gelemeden bunu ona nasıl açıklayacaktım.

Bir yanım ölüm diğer kanım acı ve keder vardı. İkisine bir birinden beter bir durumdu.

 

Ama ne olursa olsun İrem'i o caninin ellerine bırakamzdım...

 

 

 

VEEE BÖLÜM SONUU...💖

 

NASIL BULDUNUZ BÖLÜMÜ CANLARIM.

 

UMARIM ATEŞ'İ AZ ÇOK ANLAMIŞSINIZDIR.

 

YENİ BÖLÜMDE GÖRÜŞMEK ÜZERE...🌸🩵

 

SEVİLİYORSUNUZZZ...🥰🦋🌼

 

 

Bölüm : 21.12.2025 01:10 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...