5. Bölüm

5.BÖLÜM

Maviş
mavissrgt

İREM'DEN

Oturduğum yerde daha fazla duramadım. Ayağa kalkıp ileri geri gitmeye başladım. İki saat olmuştu ve arkadaşımdan bir haber yoktu.
Kaçırıldığı an gözümün önünden gitmiyordu. Gözlerinde ki o korku içimi yiyip bitiriyordu.

Karakoldaydım ve Ahmet amca çoktan tüm teşkilatı ayağa kaldırmıştı. Sema teyze benden daha kötü durumdaydı.
Hava almaya ihtiyacım vardı. Dışarı çıktım ve yürümeye başladım. Olmuyordu içimde ki o acı ve sıkıntı geçmek bilmiyordu. Karakolun karşısında ki parka doğru yöneldim. Verdiğim plaka sahte çıktığı yetmiyormuş gibi araba bir yerden sonra yok olmuştu. Polisler araba değişikliği yapmış olabileceklerini söylüyordu. Ne isterlerdi ki masum kendi halinde bir kızdan. Ahmet amcanın öyle cani bir düşmanı olacağını da sanmıyorum. Ateş, ya o kaçırdıysa? Yok yaa o olsaydı Eflin öyle bağırmazdı. Kim olabilir yaa kafayı yiyeceğim. Banka oturup dirseklerimi dizime dayayıp ellerimi saçlarımın arasına geçirdim. Ağlamaktan yanan gözlerim ve kısılan sesime rağmen hayla ağlıyordum. O adamın silahı vardı. Ya ona birşey yaparlarsa. Düşüncesi bile beni deli ediyordu.

Ahmet amcanın karakoldan çıktığını gördüğümde bende yerimden kalkıp hızla onların yanına gittim. Darmadağın olmuştu. Bir adamın yıkılışını görüyordum.
"Bir gelişme varmı?" Dedim kısılan sesimle.
Ahmet amca başını olumsuz anlamda sallayınca omuzlarım düştü.

"İrem sizi kaçıran o mafya tipler olabilir mi?" Dedi benim düşündüğümü o da düşünmüştü.

Başımı olumsuz anlamda iki yana salladım.
"Onlar değil eminim amca. Onlar sadece kaçmak için bizi rehin aldılar zaten bize bir zararları olsaydı o an yaparlardı. Sadece bayılttı bizi. Zararsızdı yani bende bu olasılığı düşündüm ama değil eminim." Sema teyze ayakta zor duruyordu. Hemen onun koluna girdim.

"Ben sizi eve bırakayım Sema iyi değil uğramam gereken bir yer var." Sema teyze kolumdan çıkıp Ahmet amcamın yakasına yapıştı.
"Bende geleceğim Ahmet elim kolum bağlı oturamam." Sesinde ki çaresizlik içimi yakmıştı.
Ahmet amca Sema teyzenin yüzünü avcunun içine aldı ve alnına öpücük kondurdu.

"Kızımızı bulmadan o eve gelmeyeceğim Semam ama sende evde bekle belki bir haber gelir. Hem bu halde elinden birşey gelmez." Sema teyzenin gözlerinden yaşlar tekrar akmaya başladı.

"Ahmet iyi değil mi kızım? Ona birşey olmamıştır değil mi?" Gözlerim doldu ve dudaklarımdan bir hıçkırık koptu.
"Bulacağım onu sağ salim getireceğim sana hadi eve gidin siz." Sema teyze başını olumlu anlamda sallayınca hemen koluna girdim. Benim ailemde bir yandan arıyordu babam duyar duymaz tüm tanıdıklarına haber göndermişti. Sema teyzeyi arabaya bindirip ordan uzaklaştım. Arabanın dikiz aynasından Ahmet amcaya baktığımda telefonla konuşuyordu. Bir anda arabanın lastiğine öfkeyle tekme atmaya başladı. Aldığı haber iyi değildi anlaşılan.

Saatler geçmişti. Sabahın altısı olmuştu. Ve hayla bir haber yoktu. Sema teyze ben ve annem salonda öylece durmuş hiç konuşmadan salonun ortasında ki büyük sehpanın üzerinde ki telefonlara bakıyorduk. İçimde büyük bir sıkıntı vardı. Elim göğüsüme gitti. Allahım ne olur iyi olsun ne olur.
Nefes alamaz hale gelince ayağa kalktım ve mutfağa ilerledim. Bir bardak su alıp içtim. Ama nafile boğazımda ki o acıyı geçirmiyordu. Ahmet amcayı ve babamı aradık ama açan olmadı. Babam 'müsait değilim döneceğim sana kızım.' Diye mesaj atmıştı ama hayla dönedi.

Tam salona girmiştim ki telefonumun çalmasıyla yavaş olan adımlarım bir anda hızlandı ve koşarak telefonu hiç bakmadan açtım.

"Baba buldun mu Eflin'i?"

"Beni iyi dinle Eflin ağır yaralı hastaneye gidiyorum şimdi en yakın hastanenin konumunu atıyorum. Ben tüm güvenlik önlemlerini aldım hastanede. Sende Eflin'in ailesine haber et." Duyduğum sesle beynimden vurulmuşa dönmüştüm. Bu, bu Ateş'in sesiydi. O mu yapmıştı bunları kardeşime.

"Ne yaptın Eflin'e şerefsiz köpek seni kendi ellerimle parçalıyacağım. Nerede kardeşim neyi var? İyi mi?" Bağırarak kurduğum cümleyle Sema teyze ve annem yerinden bir hışımla kalkıp yanıma geldi.

"Ben değil Kaan denen it bu hale getirmiş. Vuruldu İrem hastaneye yaklaştım. Sana dediklerimi yap. Hastaneye bırakıp o Kaan denen iti doğduğuna pişman edeceğim. O yüzden ailesi yanında olması gerek." Dedi ve telefonu kapattı. Kısa süre sonra telefona bir konum geldi. Bize çok uzak sayılmayan bir yerdi. Sema teyze, "İrem Eflin'i mi bulmuşlar nerede? Ne olmuş anlat sana?" Omuzlarımdan tutup beni sarsıyordu ama ben elimde ki telefona baka kalmıştım. Bir anda elimde ki telefonu çekip aldı.

"Bu hastanenin konumu. Kim aradı seni İrem yoksa Eflin'e bir şeymi oldu?"Annemin attığı tokatla kendime geldim bir anda. Bakışlarım anneme dönerken ağlamam daha şidetlenmişti.

"Kendine gel ne olduğunu anlat artık kızım. Kimdi o arayan?" Benim söyleyeceklerimi bekliyorlardı ama nasıl söyleyecektim.

Ahmet amcayı aramam gerekiyordu. Hemen arayıp telefonu kulağıma götürdüm. Açmadı birdaha aradım yine açmadı. Bir daha aradım telefon tam kapanacakken açtı. "İşim var dö.."

"Eflin hastaneye götürülüyor yaralıymış amca durumu ağır dedi. Kaan vurmuş onu konum attı. Gelin hemen dedi. Ne yapayım amca be-ben ne yapacağım?" Ne dediğimi bilmiyordum. Şoka girmiştim adeta.

"Ne diyorsun sen İrem kim dedi sana bunu konumu at hemen çabuk." Başımı salladım ama o bunu görmedi. Bir feryat koptu evin salonunda. Tüylerim diken diken oldu. Ama konumu atmalıyım. Hemen konumu Ahmet amcaya attım. Sema teyze dizlerini dövüp hıçkıra hıçkıra ağlayıp ağıt yakıyordu.

"Se-Sema teyze kalk gidelim Eflin'e hadi." Dedim bende ağlıyordum ama arkadaşımın yanına gitmek istiyordum. Hemen evden çıktık. Arabayı o kadar hızlı kullanıyordum ki arabaların arasından makas atarak ilerliyordum.
Bir saatlik yolu yarım saate gelmiştik. Hastanenin önünde bir sürü korumalar vardı. Hızlıca arabadan inip hastaneye girdim. Ahmet amca ve babamı gördüm. Babam Ahmet amcaya sarılıyor Ahmet amca ağlıyordu. Nee bir dakika Ahmet amca ağlıyormuydu. Ama o kolay kolay ağlamazdı ki. Yoksa... yoo hayır benim arkadaşım iyi ona birşey olmazdı.

Sema teyzenin feryadı hastane koridorunda yankılanaca Ahmet amca hemen babamdan ayrılıp Sema teyzeye baktı. Koşarak yanına gitti Ahmet amca.

"Ahmet kızım nerede onu görmek istiyorum." Dedi yakasına yapıştı.

"Ameliyata aldılar. İyi olacak ama tamam mı sakin ol." Ama kendi hiç sakin değildi. Gözlerinin beyazı kıpkırmızı olmuş yüzü ölüm beyazlığındaydı. Eflin'i görmüştü değil mi? Onun o halini gördüğü için böyleydi. Kalbim acıdı canım yanıyordu. Kim bilir benim kardeşimi ne hale getirmişlerdi.

"Şimdi benim gitmem gerekiyor. O iti ölmekten beter etmezsem bana da Ahemet demesinler." Öfkeyle yanıma geldi.

"Kimdi seni arayan?" Dedi gözlerimin içine bakarak.
"Ateş Eflin'in çocukluk arkadaşı varya o işte bulmuş Eflini 'Kaan deden it yaptı onu kendi ellerimle öldürecem' dedi ve size haber vermemi istedi. Eflin'in güvenliğini sağlayın dedi ve kapattı." Dedim hıçkırarak ağlıyordum.

Sema teyze ve Ahmet amca ilk birbirlerine sonra da bana baktılar şaşkın halleri çok netti. Bunu beklemiyorlardı.

"Geri gelmiş!" Dedi Sema teyze.
"Hiç gitmemişti ki Sema." Dedi Ahmet amca ve hızla hastaneden çıktı. Arkasından da babam gitti. Ben ise öylece bakakalmıştım. Bu ne demekti şimdi?

Kaç saat oldu bilmiyorum ama havanın karardığını nefes almak için dışarı çıktığımda anladım. Saatlerdir ameliyattaydı Eflin. Ve durumu hakkında kimse bir şey söylemiyordu. Bu da bizi deli ediyordu. Sema teyzeye uyuması için sakinleştirici vermişlerdi. Annem ise başında duruyordu. Ameliyattan çıkan hemşireye durumunu sorsam da bilgi vermedi. Hayla ameliyatın sürdüğünü söyleyince daha fazla kendimi tutamadım ve dışarı attım. Hastane bahçesinde yüzlerce korumanın arasından geçip bir banka oturdum. Hava soğuktu ve bu az da olsa iyi gelmişti. Başımı gök yüzüne kaldırıp gözlerimi kapadım. Yanaklarımdan süzülen yaşlar kalbimde ki yangını söndürmeye yetmiyordu. Aldığımız son bilgiyle kanım çekilmişti. Zaten Sema teyze ondan sonra kaldıramamış kriz geçirmişti.

İşkenceye maruz kalmış omuzu ve sırtından vurulmuş sırtından aldığı kurşun ciğerlerine zarar vermiş ve kemirgen bir hayvan tarafından ısırılmış bu da enfeksiyon kapmasına sebep olmuş. Aklıma geldikçe yerimde duramıyor nefesim daha çok daralıyordu. "Allahım ne olursun ona birşey olmasın." Dedim kısık ve titreyen sesimi ben bile zor duymuştum. Haberini aldığımdan beri dudaklarımdan dökülen tek cümleler buydu. Hastaneye giren arabaların sesini duyunca gözlerimi açtım ve göz yaşlarımı hızlıca silip ayağa kalktım. Tüm korumalar esas duruşa geçmişti gelen arabaların karşısında ip gibi dizilmiş ceketlerinin düğmelerini bağlamış başları yerde bekliyorlardı. Çatıda ki keskin nişancıları saymıyorum bile hastane yoğun bir güvenlikle korunuyordu.
İlk Ahmet amca indi en önde ki arabadan hızla hastanenin içine doğru ilerledi beni görmemişti. Zaten gözü şuan kimseyi görmüyordu. Kerem abi de haberi duyar duymaz babasının yanına gitmişti o da hemen arkasında ki arabadan inip hızla hastaneye girdi. Karanlık olduğu için tam net göremiyordum. Onun arkasında babam indi ve gözü beni buldu. Tam yanıma gelecekken gelmemesi için işaret yapınca adımları durdu. Ve bana burukça gülümseyip o da hastaneye girdi. Tek kalmak istiyordum. Bir araba daha tam önümde eni frenle durunca irkildim. Bu da kimdi? Ateş hızla arabadan inince gördüğüm haliyle şoka girmiştim. Her yeri kana bulanmıştı. Ama bu onun kanı değildi. Gözlerinde ki öfke ölümü çağrıştırıyordu adeta. Gözleri beni bulunca yutkunamadan duramadım.

"O nasıl?" Dedi sadece ses tonunda ki o ölüm tınısı dilimin tutulmasına sebep olacak cinstendi.

"Haber yok ameliyat devam ediyor." Dedim düz bir sesle. Sonra kalktığım yerime geri oturdum. O da yanıma oturup cebinden bir sigara çıkarıp yaktı. Ben bankın bir köşesinde o diğer köşesinde hiç konuşmadan oturduk. Ateş'in telefonu sesi aramızda ki sessizliği bozdu.

"Ne var?" Dedi o buz gibi sesiyle.
"Ne bilim ben ama onu gömmeyin attın ormanın en ücra köşesine itlere yem olsun bir mezarı bile olmasın piçin." Duyduklarımla kanım çekilmişti. Ona bakmamak için zor tutuyordum kendimi.

"Dua etsin yenecek bir etini bıraktım. Her parçasını başka yerlere atın. O sağ kolumudur nedir onu da bulun sıkın kafasına gitsin."

Ne diyordu bu korkudan bırak yutkunmayı kalkıp gidesim vardı ama kalkmaya cesaretim yoktu. Telefonu kapatınca paketteki son sigarayı da yaktığını boş paketi öfkeyle yere atınca anladım. Neler olduğunu çok merak ediyordum. Sorsam beni de öldürmezdi herhalde. Aklıma gelenlerle içimden kendime küfürler yağdırdım. Ben ona telefonda baya bir saydırmıştım. Umarım beni kâle almamıştır.

"Şey nasıl oldu? Yani Eflin'i neden kaçırdılar?" Dedim tüm cesaretimle. Kardeşime bunları neden yapıldığını bilmek istiyordum. Uzun bir süre cevap vermedi. Cevap vereceğini sanmadığım anda konuştu.

"Benim yüzümden benim düşmanım. Yetişemedim ilk defa bir şeye yetişemedim. Ama iyi olacak, bir daha ona zarar veremeyecek. Bunun bedelini çok ağır ödedi zaten." Dedi ve bitirdiği sigarasını yere atıp ayağıyla ezdi ve hastaneye girdi. Ben ise öylece kalakalmıştım. Sesinde ki o acıyı ilk defa net bir şekilde duymuştum. Ateş Eflin'i önemsiyor muydu? Yoksa onun yüzünden oldu diye vicdan mı yapıyordu? Duygularını gizlemeyi beceren biriydi. Onda ki ilk izlenimim narsistlikti. Ama şu kısacık bir konuşmada narsistlik değilde çevresinin onu böyle görmesini isteyen biri olduğunu anladım. İçinde ki merhameti daha doğrusu o küçük Ateş'i çok iyi gizliyordu. Onun bu karanlık dünyasın da merhamete yer yoktu zaten. Ama Eflin'e olan duyguları ne yöndeydi onu hayla anlamış değildim. Derin bir nefes alıp bende oturduğum banktan kalkıp hastaneye girdim.

Ahmet amcayı koridorda doktorla konuşurken gördüğüm an koşarak yanına gittim Ateş ise çoktan doktorun yanındaydı.

"Durumu nasıl doktor bey kardeşim iyi olacak değil mi?" Halim kalmamıştı. Yıkılmamama ramak kalmıştı. Şuan iyi bir haber duymaya o kadar çok ihtiyacım vardı ki. Ahmet amcaya baktım. Darmadağın olmuştu. Ne duymuştu da böyle olmuştu.

"Ahmet beye de diğim gibi çok zorlu bir ameliyattı. Omuzunda ki kurşun zararsız yerdeydi. Ama sırtında ki kurşun omurgasına denk geldiği için bizi baya zorladı. Ama malesef uzun bir tedavi alması gerekecek belden aşağısı tutmuyor. Ama güzel bir tedavinin ardından eski sağlığına dönebilir. Bu süreçte moral çok önemli tabi." Dedi.

"Kızımı görmek istiyorum." Yüzünde ki yıkılmışlık, onu ilk kez bu kadar kötü görüyordum.

"Şuan göremezsiniz. Yarın normal odaya alacağız o zaman görebilirsiniz."

"Sana görebilirmiyim demedim doktor göreceğim dedim." Öfkeyle doktorun üzerine yürüyünce doktor bir adım geri gitti korkudan.

"Peki ama sadece beş dakika sağlığı açısından önemli zaten şuan uyutuluyor." Ahmet amca başını olumlu anlamda salladı.
"Hemşire size yardımcı olacaktır." Dedi ve doktor hızla oradan uzaklaştı.

Destek alacak yer aradım ama bulamadım. Tam düşecekken bir el beni tuttu. Babamdı beni ileride ki sandalyeye otturtu ve hemen Ahmet amcanın yanına gitti.

"İyi o Ahmet iyileşecek. Kalıcı bir durum değilmiş ya buna da şükür kendine gel bırakma hemen kendini kızının sana ihtiyacı var."

"Eflin yıkılacak. Bunu kaldıramaz o bunu kaldıramaz." Hıçkırarak ağlıyordum. Söylediğim kelimeler koridorda yankılandı.

"Hayır o sandığın kadar zayıf biri değil onu yanlış tanımışsın." Ateş'in söyledikleriyle öfkeyle ona döndü bakışlarım. Elleri cebinde duvara yaslanmış bana bakıyordu. Hepsi onun suçuydu. Hızla ayağa kalkıp onun yakasına yapıştım.

"Hepsi senin suçun niye onun karşısına çıktın ki ne güzel bir hayatı vardı. Sen onun karşısına çıktığından beri başına gelmeyen kalmadı. Allah senin belanı versin." Tam tokat atmak için elim havalanmıştı ki elimi havada yakaladı.

"Dur orada işte. Kendine gel ve haddini bil İrem." Yaslandığı duvardan doğruldu.

"Bırak kardeşimin elini yoksa bir elin olmayacak artık." Abimin sesini duymamla bakışlarım koridorun ilerisinde Kerem ile abimin bize doğru geldiğini gördüm.

"Sende kardeşini benden uzak tut ozaman Bartu." Ateş elimi sert bir şekilde iterek bıraktı.

Abim hızla yanıma gelip Ateş'in yakasına yapıştı.
"Doğruların söylenmesi zoruna mı gitti. Eflin senin yüzünden bu halde. Eğer ona birşey olsaydı seni kimse elimden alamazdı." Ateş ilk yakasını tutan ele baktı sonra abime küçümseyici bir bakış attı.

"Sen kimsin ki bana hesap soruyorsun. Eflin'in neyi oluyorsun sen. Abisi babası hesap sorsa neyse de sen kimsin ha söylesene." Eflin'e deli gibi aşığım diyemiyordu tabi. Çünki bunun benden başka kimse bilmiyordu. Abim Eflin'e küçüklüğünden beri aşıktı. Ama Eflin'in Ateş'e aşık olduğunu bildiği için Eflin'e açılamıyordu. Sırf bu yüzden başka şehre taşındı. Çünki Eflin'in Ateş'e olan aşkını gördükçe deliriyordu. Hatta bir ara oturup Ateş'i uzun uzun abime anlatmıştı. Zaten abim de ondan sonra terk etmişti şehri. Eflin'in kaçırıldığını öğrendiği an gelmişti.

Ateş abimin elini yakasından sert bir şekilde kurtardı.
"Bende öyle düşünmüştüm." Dedi ve ağır adımlarla gözden kayboldu.

"Bartu sakin ol o da suçlu ama bilerek yaptığı bir şey değil. Zaten Eflin'e yapılanların öcünü misliyle almış. Bize gerek bile kalmadı." Abim öfkeyle soludu.

"Ama bu ilk ve son olmayacak Kerem bunu hepiniz de biliyorsunuz. O adam Eflin'i kendi karanlığına çekiyor." Hepimize sırayla baktı. Duvara sert bir yumruk attı.
"Ve siz de buna seyirci kalıyorsunuz."
Diye bağırdı.

"Seyirci falan kaldığımız yok Bartu kendine gel." Ahmet amca öfkeyle abime baktı.

"Bir de seninle uğraşamam sorun yaratıp durma. Mehmet ben Sema'nın yanına gidiyorum sen de bu oğlunu sakinleştir. Bir olayı daha kaldıracak sabrım kalmadı." Babam başını olumlu anlamda salladı. Elini Ahmet amcanın omuzuna koydu.

"Tamam kardeşim merak etme hadi sen git." Dedi anlayışlı bir sesle. Ahmet amca ve Kerem abi de gidince ben babam ve abim baş başa kaldık.

"Bartu sorun yaratma oğlum onların derdi başından aşkın bir de seninle uğraşmasınlar."

"Ama baba nasılsın göz göre göre seyirci kalıyorsunuz. O piç-" Babamın öfkeli sesi abimi susturdu.

"Yeter Bartu yeter sonra şimdi değil tamam mı neyin ne olduğunu bizde biliyoruz. Ama şuan önceliğimiz Eflin'in iyileşmesi. Hadi yürüyün bizde gidelim." Dedi ve önden gitti. Bende ona yetişip koluna girdim. Saçlarımın arasına öpücük kondurdu. O kadar iyi gelmişti ki bu davranışı. Abim ise hayla Ateş'e küfürler yağdırarak peşimizden geliyordu.

Sema teyze sakinleştirici etkisinde olduğu için ona şuan söylesek daha iyi olacaktı. Zaten biz odaya girmedik. Ahmet amca girince annem de odadan çıkmıştı. Anneme sarılıp ağlamaya başladım. Oda bana sarılıp saçlarımı okşadı.
Doktorun dediklerini anneme anlatınca annemin vucudu gerilmişti. O an da içeriden ağlama ve feryat sesi yükseldi. Bu feryat içimizin yandığı kabus dolu bir andı Kısa bir süre sonra Sema teyze odadan Ahmet amcanın desteğiyle çıktı. Abim hemen ileri de ki tekerlekli sandalyeyi getirdi. Sema teyzenin ağlamaları dinmiyordu. Bu da hepimizin içini yakıyordu. Yanına gidip dizlerimin üzerine çöktüm yüzünü avucumun içine aldım. "İyi olacak doktor iyileşecek dedi Sema teyze güçlü olmalıyız ki Eflin de bizden güç alabilsin olur mu?" Dedim gözlerinin içine bakarak. Derin bir nefes aldı. Başını olumlu anlamda salladı. "Evet iyi ola-olacak benim kızım. Ahmet beni kızıma götür." Dedi dik durmaya çalışsada başaramadı. Omuzları düştü. Ve ağlamya devam etti. Sakinleştirici bile onun ağlamasını engeliyemiyordu.

"Ben bir hemşireyi bulayım siz bekleyin geliyorum hemen." Dedim ve oradan uzaklaştım.
Hemşire odasını aradım ama yoktu. Eflin'in olduğu yoğumbakıma doğru ilerleyince içeri giren Ateş'i görünce o tarafa doğru yöneldim. Ne işi vardı Eflin'in odasında?

Tam yoğumbakım odasına girecekken bir hemşire bana seslenmesiyle adımlarım durdu ve o sırada otomatik kapı kapandı.

"Hanım efendi oraya girmek yasak." Bana seslenen hemşireye döndüm.
"Doktordan izin aldım Eflin Karsu'yu görmek istiyorum."

"Şuan ziyaretçisi var alamam sizi kusura bakmayın beklemeniz gerekiyor." Başımı olumlu anlamda sallayınca hemşire gitti. Hemen kapının yanında ki düğmeye basıp içeri girdim.
Odaya giremezdim Ateş beni fark ederdi.
Odanın büyük bir camı vardı oraya doğru yöneldim. Oradaydı Eflin'in yanına oturmuş sırtı bana dönüktü ama yüzünün bir kısmını görebiliyordum. Kısa bir süre öylece durdu. Konuşuyordu bunu arada başını hareket ettirdiğinde ve yandan gözüken çene hatlarının oynayışından anlıyordum. Ama ne söylediğini anlayamıyordum. Ne kadar öyle konuştu bilmiyorum ama ayağa kalktı. Bir kaç saniye ayakta ona baktı. Eğilip anlından öpünce dumura uğradım. Tam arkasını döndüğü sırada cihazlardan gelen sesler kalbimi durma noktasına getirdi. Kalp atışını ölçen cihaza baktığımda düz çizgiyi görmemle beynimden vurulmuşa döndüm. Ateş'in bağırmasıyla hızla odaya girdim.

"Doktor doktor yokmu bakın lan buraya. Ona birşey oldu."

"Çekil allahın çezası." Dedim öfkeyle bağırıp yanından geçip Eflin'in yanına gittim. Hemen nabzına baktım atmıyordu. Kalp masajı yapmaya başladım.
"Ne olur bırakma beni kardeşim. Doktoru çağır hemen." Ateş koşarak odadan çıktı. Bir kaç saniye sonra doktor girdi biri beni çekince öfkeyle bağırdım.

"Bırak beni kardeşim ölüyor."

"Lütfen bırakın müdahale etmemize engel oluyorsunuz." Güçlü bir el beni çekti ama ben çırpınıyordum.

"Bırak dedim sana onu kurtarmam gerekiyor."

"Kendine gel artık doktorlar müdahale ediyor." Ateş'in sesiyle bir anda durdum. Onun yüzünden oldu.

"Senin yüzünden ne söyledin ona ha ne söyledin de kalbi durdu." Dediklerimle gözlerinde ki şaşkınlığı gördüm. Beni tutan kolları iki yana düştü.

"Yalan söyleme o beni duymuyor. Söylediklerim yüzümden olmadı bu." Dedi doğruluğunu teyit etmek ister gibiydi. Ama gözlerini bir an olsun Eflin'den ayırmıyordu.

"Gerizekali duyar koma da mı sanki duymasın sadece uyuyor. Ne söyledin ona söy-"

"Defibilatörü hazırlayın."

"Hocam nabız yok."

"İkiyüze şarj et." Dktorun dedikleriyle doktora baktım. Dünyam kararmış sanki.

"Şarj edildi."

"Çekilin!"

"Dönmedi."

"İkiyüz elliye şarj et."

"Hazır."

"Çekilin."

"Hayla aynı hocam."

"Üçyüze şarj et."

"Hazır."

"Çekilin."

"Hocam hasta dönmüyor." Ne demek dönmüyor.

"HAYIR NE DEMEK DÖNMÜYOR! YAŞATIN ONU NE OLUR." Döktüğüm göz yaşları görüşümü bulanıklaştırıyordu. Feryadım tüm oda da yankılandı.

"Onu yaşatacaksın doktor yoksa seni bu odadan sağ çıkarmam anladın mı beni." Ateş'in öfkeli sesi doktorun bıraktığı cihazı eline almasına neden olmuştu.

"Üçyüz elliye şarj et."

"Hazır."

"Hadi Eflin dönmelisin kızım. Çekilin."

Olmadı gelmedi benim kardeşimin klabi tekrar atmadı. Bir kaç defa daha denediler ama olmadı.

"Melesef ölüm saati 21:15."

"EFLİNNNN!!!" İki kişiden aynı isim feryat edildi.

Gözümün kararmasıyla bilincim kapanmıştı. Soğuk zeminde hissetiğim bedenim ölüm soğukluğu gibiydi adeta...

🌼🌸


Herkese merhaba canlarım. Bu bölümü yazarken o kadar çok aksilik oldu ki anlatamam. Dün geceden beri hastaneden çıkamadım. Oğlumun yediği bir şeye alerjisi oluştu. Bugün öğlen 12 gibi geldik eve. Ne zaman bölüm yazmaya başlasam başıma gelmeyen kalmıyor. Diğer günlerde geçmeyen baş ağrılarımla uğraştım zaten. Ama neyse ki yetişti bölüm.

Lütfen oy ve yorumlarınızı eksik etmeyin canlarım.

Sizce bölüm nasıldı. İrem den okudunuz bölümü az çok Ateş'in duygularını da anladınız. Ama Ateş duygusuyla değil mantığıyla hareket eden biri. Bakalım yeni bölümde neler olacak. Aslında bu bölümü Ateş'in ağzından yazacaktım ama onun için daha zamanı var gizemli biri asıl Ateşi öğrenmeniz için biraz daha beklemeniz gerekiyor canlarım.💞

Görüşmek üzere.🦋❤️

SEVİLİYORSUNUZZZZ...💋🌸

Bölüm : 04.09.2025 19:23 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...