

Merhaba ballarım yine ben geldim. keyifli okumalar dilerim. Oy ve yorum atarsanız sevinirim.
.......
Okula başlayalı tam bir ay olmuştu. Bu bir ayda epey bilgi öğrenmiştim. Okula gelişimin ikinci gününde Kerem ve Kerim kardeşlerle tanışmıştım. Sonraki gün sınıfa girince oturduğum bölümün en arka sırasında Kerim’i görmüş ve çok şaşırmıştım.
Yanına gidip sorduğumda ise normalde benden bir yaş büyük olduğunu ama sınıfta kaldığını öğrenmiştim. Kerem’in onun aksine sınıfı birincilikle bitirdiğini ve şuan onuncu sınıfta olduğunu da öğrenmiştim.
Yangın tatbikatının olduğu günden sonra Kerim’in yanına gittiğimde tek başına oturduğunu görmüş ve en önden eşyalarımı alıp onun yanına taşınmıştım.
Benden pek memnun olmasa da izin vermişti. İlk deneyimime göre oldukça egolu ve kibirli biri gibi görünüyordu ama aksine oldukça nazik biriydi.
Bu bir ay boyunca onu çileden çıkarsam da bana ses etmemişti. Arada sırada ufak tartışmalar yaşanıyordu aramızda ama bunlar da arkadaşlığın tuzu biberiydi.
Derslerde yapamadığı yerleri bana soruyordu. Bende ona yardım ediyordum. Kitap okuduğum zamanlar rahatsız etmiyor aksine daha da sessizleşiyordu.
Kerim ile ben iyi arkadaş olmuştuk.
Arada sınıfa Kerem gelip bizimle sohbet ediyordu. Bu bir ayda onunla da çok ortak yönümüz olduğunu fark ettim. O da benim gibi kitap okuyordu. Kerim araba düşkünü iken Kerem’in motoru vardı. Okula onunla gelip gidiyordu. Hatta bir keresinde beni eve de bırakmıştı.
Benimde motorlara ilgim vardı. Ama daha çok ata binmeyi seviyordum. Motorlar da demir atlara benzediği için motorlar da ilgi alanımdaydı.
Ona baktıkça onu ilk gördüğümdeki zaman oluşan bir his içimi yiyip bitiriyordu. Tarifi imkânsız olan şeyin ise henüz ne olduğunu bilmiyordum.
Bu bir ayda tabi ki de sınıftakilerle kaynaşmış kendime kızlardan birkaç arkadaş bulmuştum. Serra ve Pınar kardeşim bu kızlar ise arkadaşımdı.
Petek ile koridorda yürürken ileride erkek arkadaşlarıyla sohbet eden Kerem’i gördüm. Ona baktığımı hissetmiş gibi bakışları beni bulunca kocaman gülümsedi. Bende ona el salladım.
Petek iç geçirerek “Ah ah! Çok yakışıklı değil mi? Bir içim su maşallah.”dedi.
Petek de sınıf tekrarı yapan öğrencilerdendi. Kerim bana geçen sene aynı sınıfta olduklarını ve Peteğin Kerem’den hoşlandığını ama Kerem’in ona yüz vermediğini anlatmıştı.
Petek hala Kerem’e bakarak iç çekmeye devam edince onu dürttüm.
“Kız ağzının suyunu topla bir gören olacak.” Laflarımdan sonra gülmeye başlayınca bende ona eşlik ettim.
Sınıfa geldiğimizde Petek gidip kendi sırasına oturdu bende Kerim’in yanına geçtim.
Kafasını sıraya dayamış uyuyordu. Derse gireceğimiz için onu dürtmeye başladım.
“Kerim. Kerim. Uyan artık. Kerim.” Tüm seslenmelerime rağmen uyanmayınca onu uyandırmak için aklıma bir fikir geldi.
İki elimle sırtından ittirerek onu sarsmaya başladım. “Kerim kalk Kerim. Kalk Fatih Terim geri Galatasaray’a dönüyormuş kalk.” kelimelerin ağzımdan çıkması ile kafasını kaldırması bir oldu.
“Hani nerde göster. Nerde gördün?”diyip ellerini yukarı kaldırdı. “Allah kerim Fatih Terim lan. Hocam be. Hani göster.”dedi. Bakışları bana dönünce birkaç saniye duraksadı çünkü karşısında hönkürerek hunharca gülmemek için kendisini tutan bir adet ben vardım.
Heyecanı kursağında kalırken daha fazla kendimi tutamadım. Bir yandan vahşice gülüyor bir yandan da Kerim ile dalga geçiyordum.
“Hahaha. Salağa bak. Nasıl kandın ama. Dönmeyecek olum geri. Bıraktı sizi. Hahaha. Lan kafiye yaptım.”diyerek gülmeye devam ettim.
Kaşları daha da çatılırken “Ben senin o saçlarını yolayım da gör bakalım benimle dalga geçmek ne demekmiş.”diyip bir anda saçlarıma atılınca can havli ile ayağa kalkıp koşmaya başladım.
Sınıftan çıkıp kendimi koridora attım. Bu sırada Kerim de arkamdan beni yakalamak için koşuyor ve “Gel buraya hobit. Gel de göstereyim sana Fatih Terim’i.”diye bağırıyordu.
Ben takım tutmasam da Kerim ve Kerem tutuyordu. İkisi her konuda birbirinden zıt karakterdeyken bu konuda da zıt takımları tutuyorlardı. Kerim Galatasaraylı Kerem ise Fenerbahçeliydi.
Koridoru aşıp üst kata çıkan merdivenleri ikişer ikişer tırmanmaya başladım. Kerim de tam arkamda beni yakalamak için ellerini tırabzanlara yapıştırmış üçer üçer çıkıyordu.
Bunu görünce arkama doğru bağırdım. “Yuh oğlum. Slendirmen misin?” Onuncu sınıfların olduğu koridora çıkınca Kerem’i gördüm. Bağırmamdan dolayı o da bu tarafa doğru dönmüş anlamaz gözlerle bana bakıyordu.
Hızla onun yanına koştum. Yanına vardığımda arkasına geçerek onu kendime siper ettim. Ellerimle de kollarını tutunca kendimi ona yapıştırmış durumdaydım.
Birkaç saniye sonra Kerim de gelince bana uzanmaya çalıştı ama Kerem’i kendimle beraber döndürerek buna izin vermedim.
Kerem olayı bilmediği için “Ne oluyor? Kerim yine ne yaptın kıza?”diye sordu. Bunu duyan Kerim öfke ile “Ne mi oluyor? Bu kara mambayı yolacağım o oluyor. Ayrıca şuan burada suçlu ben gibi mi görünüyorum? Çekil Kerem bunun dili fazla uzadı.”dedi.
O sırada hala bana ulaşmaya çalışıyordu. Kerem kollarını kaldırıp kardeşine engel olmaya çalışırken ben de onu tutmuş iki yana döndürüyordum.
Bana kara mamba dediği için sinirlenerek “Sen kendine bak be! Utanmasan oturup ağlayacaksın.”dedim. Kerim daha da sinirlenip iki yana dönünce Kerem’i tutuğum gibi üstüne saldım.
Kerem kardeşini tutup “Kerim önce bir sakin ol ne oldu?”diye sordu.
“Bu şam şeytanı var ya bu şam şeytanı. Fatih Terim ile dalga geçti, Galatasaray’a geri dönecek diye beni kandırdı sonra da dönmeyecek sizi bıraktı diye hunharca güldü. Üstüne bir de bana Slendirmen dedi. Ben bunun saçlarını yolmayayım da ne yapayım şimdi.” Kerim beni Kerem’e şikâyet edince bu sefer Kerem de gülmeye başladı.
“Lan oğlum bu muydu yani? Ayrıca kız doğru söylüyor. Bıraktı gitti işte sizi ne zorluyorsun hala.” Kerem gülerek bunları söyleyince Kerim daha da sinirlendi. Bu sefer de Kerem’e sataşmaya başladı.
“Sen bize laf edeceğine git kendi takımına bak 12 yıldır kupa alamadınız lan. Ciro bile sizden daha çok kupa görmüştür.” Bana döndü. “Ayrıca sen takım tutmuyorsun diye tutanlara saygısızlık yapamazsın duydun mu? Zaten yakında ben seni Galatasaraylı yaparım.”diyerek resti çekti.
Kerem ona da laf gelince “Elbet bir gün alacağız. Merak etme o sene bu sene. Ayrıca Ayla Fenerbahçeli olacak. Galatasaray’ı anlatıp da aklını bulandırma kızın.”dedi.
İlgileri benim üzerimden futbola kayınca Kerem’in arkasından sessizce sıvışıp merdivenlere yöneldim. Onlar derin bir tartışma içindeyken ben ortamı terk edip sınıfa geldim. Hoca çoktan sınıfa girmişti. Allahtan Merve hocaydı. Özür dileyip yerime geçtim ve dersi dinlemeye başladım.
❤
Son dersteydik ve ders bitmek üzereydi. Remzi hoca yine bilgi olmadan insan olmaz felsefesini anlatırken içim geçmek üzereydi. Benim dışımda içi geçen başka biri daha vardı.
Kerim yanımda sıraya kafasını koymuş derin bir uykudaydı. Bugün yaptığım şakadan sonra kendisi bana küsmüştü. Ne yaptıysam gönlünü almayı başaramamıştım.
Anlamadım arkadaş ne dedik sanki!
Dersin bitmesine son bir dakika kalmıştı. Gözlerim duvar saatinin üzerindeyken zaman hiç bu kadar yavaş akmamıştı.
Saniye çubuğu tekrar on ikinin üstünden geçince süre dolmuş ve zil çalmıştı. Zaten eşyalarımı toparlamış olduğumdan dolayı çantamı alıp ayaklandım.
Kerim uyumaya devam ediyordu. Tekrar onu uyandırmaya çalışmadım yoksa bu sefer beni gerçekten bayrak direğinde sallandırırdı. Sadece arkadaşlık görevimi yapmak uğruna bir kere dürttüm.
Uyanmaz sanıyordum ama anında kalktı. Gözlerinin bir açık biri kapalıydı. Tek gözü açık bir şekilde bana bakınca suratı çok komik olduğu için kıkırdadım.
Birkaç saniye göz göze geldik ardından “Ben seninle konuşmuyorum git başımdan.”dedi.
“Bende seninle konuşmuyorum ama zil çaldı, okul bitti. Arkadaşlık görevimi yapayım dedim. Maazallah sende bu uyku varken yarın sabahı ederdin.”dedim kollarımı önümde bağlayarak.
Dilimden kurtulamayacağını anlayınca ön dişlerini göstererek “Hığ salak hığ.” yaptı. Yüzümü ekşiterek ona baktım.
Arkamı dönüp yürüyerek dışarı çıktığımda bacaklarım ağrıyordu. Aptal herif beni kovalamasaydı o kadar bacaklarım çürümezdi.
Allah’ım bir de bunun eve dönüş yolu var.
Merdivenlerden inerken Kerem’i gördüm. Kardeşinin çıkmasını bekliyordu. Gülümseyerek yanına adımladım. “Selam. Nasılsın?”diye sordum.
Kimse görmüyor dimi bu hallerimi? Racona ters valla.
Kerem de bana tavırlıydı ama Kerim kadar abartmıyordu. O sanırım sadece yanlarından haber vermeden gitmeme kızmıştı.
“Selam. İyiyim sen nasılsın?”diye beni cevapladı. Gülüşüm hemen solarken acı ile inledim. Elim bacağıma gitti ve ovuşturmaya başladım.
“Nasıl olayım. Kötüyüm. Senin çatlak ikizin tüm okulda kovaladığı için sabahtan beri bacaklarım acıyor.”diye serzenişte bulundum.
Benim bu halim komiğine gitmiş olmalı ki gülmeye başladı. Başımı yukarı kaldırıp ona baktım. Çok güzel gülüyordu. Yeni yeni sesi oturmuş olmalı ki tok sesi gülerken hafif inceliyordu.
“Haklı. Yani dışarıdan bakacak olursak onu ilk sen kışkırtmışın. Cezasını da böyle çekiyorsun işte.”dedi.
“Sen de mi Kerem ya. Biriniz de beni savunsun dişimi kıracağım valla.”dedim oflayıp puflayarak.
Biz Keremle konuşmaya dalmışken merdivenin başında Kerim göründü. Bize doğru yaklaştığında omuzlarını ve çenesini yukarı dikti. Yanımızdan geçerken bana baktı ve “Hıh.”diyerek kafasını çevirip yürümeye devam etti.
Keremle ikimiz şaşkın bir şekilde arkasından bakakaldık. Sonra bakışlarımız birbirini bulduğunda ben şaşkın Kerem ise sorgular bir şekilde bakıyordu.
“Yaptığını sende gördün mü?”diye sordu. Şaşkın bakışlarım devam ederken başımı ‘evet’ anlamında aşağı yukarı salladım.
Resmen kız gibi trip atıyordu. Ben daha bunu yapmayı bilmiyorum be!
Kerem çıkışa ilerlerken bacaklarım çok acıdığı için Kerem’in koluna girdim. Yavaş yavaş yürümeye başladık. Ben eve nasıl gideceğimi düşünürken Kerem “Gerçekten tek başına yürüyemeyecek kadar çok mu acıyor?”diye sordu.
Başımı aşağı yukarı sallarken “Evet çok acıyor ama tek başıma da yürüyebilirim. Sadece okulun çıkışına kadar be..”dememe kalmadan Kerem eğilip bir kolunu bacaklarımın altından geçirdi öbür kolu ise belimi sımsıkı kavradı. Bir anda beni kucağına alınca ne olduğunu anlamadım.
Kerem kucağında benimle yürümeye devam ederken “Kendi başıma da yürüyebilirim. Gerçekten. Taşımana gerek yok.”dedim.
Bana bir baktı. O bir bakışı susmama yetti. Başımı çevirip okulun çıkışına doğru baktım. Kerim bizi bu halde görmüş olmalı ki ellerini başına atmış ağıt yakıyordu. Neden böyle yaptığını sorgulamadım. Doktorlar kendi haline bırakmamızı söylemişti.
Ne de olsa doktor tavsiyesi dinlemek iyi bir şeydi değil mi?
Kerim’in yanına yaklaştıkça utançtan yerin dibine girmek hatta magmaya kadar inmek istiyordum.
Kerem’in motorunun yanına gelince beni yere bıraktı. Daha fazla utanmak istemediğim için bakışlarımı yere çevirdim. Ardından beni ikinci bir şoka sokan şeyi yaptı. Kerem kafamı tutup bakışlarımı yerden kendine çevirdi.
“Kafanı böyle sabit tut. Tamam, mı?”dedi. Başımı salladım.
Bugün de arabaların önünde bulunan ve her hareket ettiğinde sallanan köpeklere döndüm ya Allah sonumu hayır etsin.
Başımdan aşağı bir kask geçirince hemen itiraz ettim. “Hayır. Hiç gerek yok. Ben duraktan otobüse biner giderim eve.”dedim. Bir yandan da kaskı geri çıkartmaya çalışıyordum.
Kerim bulunduğu yerden lafa atladı. “Kerem bırak gitsin Allah aşkına. Zaten ona hala kızgınım. Cezasını eve yürüyerek çeksin.”dedi.
Kerem sinirli bakışlarla ona dönüp “Salak kardeşim benim. Ayla senden kaçacağım diye bacaklarını fazla zorlamış galiba. Yürüyemiyor. Az önce neden kucağımda getirdim ben bu kızı it.”dedi tükürürcesine.
Kerim gevşek gevşek konuşup “Ya numara yapıyor işte. Aklı sıra bize kendini acındıracak. Yok ya yemezler.”dedi.
Kaskı çıkarmaya çalışan ellerim durdu. Ağır bir sözdü. Yutkundum. Gözlerim doldu ama bir damla yaşın gözümden düşüp akmasına izin vermedim.
Hemen kaskı başımdan çıkarıp Kerem’in eline tutuşturdum. Ardından dönüp Kerim’e gülümseyerek “Tüh. Tüm foyam ortaya çıktı. Bak sen şu işe.”dedim. Gülümsüyordum ama gözlerim dolu doluydu.
Kerim’in bunu görünce gülümsemesi soldu. Tam bir şey söyleyecekti ki onu elimle susturdum. Zar zor yürüyerek yanlarından uzaklaştım. Okuldan çıktıktan sonra ileride Serra ve Pınar’ın buraya doğru geldiklerini gördüm.
Ama onlar beni görmedi. Hemen dolu gözlerimi sildim ve gülümseyerek onlara doğru ilerledim. Pınar kafasını çevirince beni gördü. Serra’yı kolundan çekerek bana doğru yürütmeye başladı.
Zar zor yürüdüğümü ikisi de anlamış olacaklar ki yanıma gelince Pınar “Ne oldu? Neden böyle yürüyorsun?”diye sordu.
Hala gülümserken “Bir şey olmadı bugün biraz fazla ayakta durdum da bacaklarım acıyor.”dedim.
Serra ve Pınar hemen kollarıma girip bana destek oldu. Havada gergin bir ortam oluşunca Serra “Kaç kere okulda yaramazlık yapma diye uyarmama rağmen yaptın ve tek ayak cezası aldın dimi? Ben biliyordum başıma geleceği a dostlar.”diye şakadan ağıt yaktı.
Hep birlikte gülmeye başladık. Okulun aşağı sokağına henüz gelmiştik ki yanımıza bir motor yaklaştı ve durdu. Bu motor Kerem’in motoruydu ve Kerem tekti.
Kızlar anlamaz gözlerle bakarken Kerem kafasındaki kaskı çıkardı. Saçlarımı iki yana savurarak dağıttı. Onu izlerken dünyam yavaşladı. Akşam güneşi gözlerine vuruyor yeşil harelerin kısılmasına neden oluyordu.
Saçları güneşin altında altın gibi parlıyordu. Tam kendimi kaybedip iç çekme evresine geçiyordum ki birinin eli Kerem’e bakan gözlerimin önünde iki yana sallandı.
Kafamı hafif iki yana sallayarak daldığım düşüncelerden kurtuldum. Serra elini önüme uzatmış “Hu huu! Dünyadan Ayla’ya. Beni duyuyor musun?”diyordu.
Serra’nın elini ittirip “Ayla dünyada ama acaba sen hangi gezegendesin? İlk sen bir kendine gel ben kendimdeyim zaten.”dedim.
Serra gülerken Pınar ile ben ona garip bir şeye bakar gibi bakıyorduk. Bizim bakışlarımızı umursamadan gülmeye devam etti.
Bu sırada Kerem de motorundan inmiş ve yanımıza gelmişti. Mahcup gözlerle bana bakarken “Ayla. Onun adına senden çok özür diliyorum. Gel seni eve bırakayım.”dedi.
Kaşlarım hafif çatıldı. “Birincisi senin özür dileyecek bir şey yaptığını hatırlamıyorum. İkincisi Kerim nerede? Kerim varken motora sığamayız. Üçüncüsü ise arkadaşlarım benimle çok sağ ol beni eve onlar götürür.”dedim.
Kerem bana hala mahcup bakışlar atarken “Olsun ben yine de özür dilerim. Kerim’i biraz patakladım ve eve kadar yürümesi için onu okulda bıraktım. Ve madem gelmek istemiyorsun zorlamaya gerek yok.”dedi.
‘Kerim’i patakladım ve eve kadar yürümesi için onu okulda bıraktım’ lafından sonrasını dinlememiştim. Gözlerim açılırken “Ya keşke yapmasaydın ne de olsa kardeşin.”dedim.
Kerem’in gözleri sinir ile harlanırken “Az bile yaptım. Efendi olmayı öğrenene kadar böyle.”dedi.
Kerem ile vedalaştım ve eve doğru yürümeye başladık.
❤
Bugün Cuma olduğu için kızlar bizde kalacaklardı. Her hafta Cuma günleri birimizin evinde toplanır geceyi beraber geçirirdik.
Eve gelince kızlara pijamalarımdan vermiş ve beraber yatağa oturup film izlemiştik. Film bittikten sonra atıştırmalıklarımızla beraber yine yatağımda oturuyorduk.
Ortamda derin bir sessizlik vardı. Bu saate kadar olan bütün dedikoduları konuşmuş ve üstünde kritik yapmıştık. Şuan ise konuşacak dedikodu kalmamıştı.
Serra bir anda “Ay yeter. Dayanamıyorum artık.”diyip bana döndü. “Kızım eve geldiğimizden beri anlatmanı bekliyorum. Kimdi o çocuk? Neden senden özür diledi? Anlat artık çatlayacağım yoksa.”
Bu çıkışı bekliyordum. Serra’ya baktım. Meraklı bakışlarla anlatmamı bekliyordu. Ardından Pınar’a baktım. Onun da Serra’dan aşağı kalır yanı yoktu. Derin bir nefes verip anlatmaya başladım.
Uzun uzun okula başladığımdan beri Kerim ve Keremle aramda olan biten her şeyi anlattım.
“İşte sonra Kerim ‘numara yapıyor. Kendini bize acındırmaya çalışıyor ama yemezler’ diyince bende onları bırakıp çıktım okuldan. Sonra siz geldiniz işte.”
Serra ve Pınar lafımı bölmeden beni dinliyorlardı. Sustuğumda söze ilk Pınar başladı. “Ayla Kerim’i bilmem ama bu Kerem denen çocuk senden hoşlanıyor gibi geldi bana.”
Serra da Pınarı destekledi. “Aynen. Ama bence hoşlanmayı da geçmiş bu çocuk sana baya abayı yakmış kızım.”dedi yükselerek.
Hemen karşı çıktım. “Hayır ya abartmayın. Sadece kardeşi adına mahcuptu. Ondan dolayı gelip özür diledi. Her kim olsa aynı şeyi yapardı.”dedim.
Serra ‘sen öyle san’ bakışı attıktan sonra “O yüzden mi seni okuldan çıkış kapısına kadar kucağında taşıdı bu çocuk. Hadi buna da karşı çık.”dedi.
O anı hatırlayınca utanarak “Sadece yardım ediyordu.”dedim.
Pınar “Sadece yardım etmiş olsaydı koluna girer destek olurdu. Seni kucağında taşıması sadece yardımmış gibi gözükmüyor.”dedi.
“Off. Neyse kapatın bu konuyu. Öyle sandığınız gibi bir şey yok. Sadece arkadaşız. Daha ilerisi ne onda ne de bende yok.”diyerek konuyu sert bir şekilde kapattım.
Serra ve Pınar da inanmayarak bana baktılar ama daha fazla konuşmadılar. Atıştırmalıklarımız bittikten sonra Serra’nın uyuması için yere yatak serdik. Benim yatağım çift kişilik olduğu için Pınar benimle yatacaktı.
Herkes yatağına girdikten sonra ışıkları kapattım ve yatağa yürüdüm. Kızlara iyi geceler dileyip başımı yastığa koydum.
Serra sorduğunda öyle bir şey olmadığını söylemiştim ama söyledikleri şeyler kafama takılmıştı. ‘Acaba?’ dedim kendime. Olabilir mi? Benden hoşlanıyor olabilir miydi?
Olamazdı. Kim bir ayda birine hoşlantı duyabilirdi ki? Hem kim beni sevebilirdi ki? Deli birine kim âşık olurdu ki?
Beni kendi babam sevmemiş, başka kim sevebilirdi ki?
Her zaman olduğu gibi gözlerimin önüne yine Kerem’in gözleri gelince buna artık alışıktım. Gün boyu saklanıp gece gözümü kapattığım anda aklımın hepsini doldurması bence artık tesadüf olmaktan çıkmıştı.
.......
Beğendiyseniz yorumları bu satıra alabilirim aşklarım.
Kerim'in lafının altından sizce ne çıkacak?
Kerem ve Ayla çiftini nasıl buldunuz?
Oy ve yorum atmayı unutmayın!!
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |