48. Bölüm

31. Bölüm

Eda A.
mektupb_1rsanattir

Dracula-Kevin Parker, Jennie Kim

 

Yeterince dürüstsen, fazlasıyla aşıksan ve gerçekten iyi biriysen artık hazırsın. Mutsuz olabilirsin.

— Charles Bukowski

 

Yorum ve oylarınızı bekliyorum💖

 

 

 

 

Hayatta kimin nereye geleceği belli olmazdı. Hayat kader ve iradenin oynadığı bir kumardı insanlarsa küçük zarlar. Kendi isteğiyle atlardı insan, kendi iradesiyle giderdi kadere ancak hangi rakamın geleceği sadece kadere bağlıydı.

Nedim'in zarlarında ise hüzün ve keder vardı. Belli etmemeye çalışıyordu ve başarılı da oluyordu ancak çok üzgündü. Başka şeylerde vardı ancak Zeynep ona yalan söylemişti.

Zeynep ona asla yalan söylemezdi, iki gün önce ise yüzüğü hakkında yalan söylemişti. Ne olduğunu anlamamıştı ve irdelemedi de zira Zeynep'in söylemesini beklemişti. Ancak Zeynep ona söylemek yerine o piçe bakmıştı. O piç birde Nedim'i kurtarmıştı. Birde damarlarında o piçin kanını taşıyordu bedeninde.

Nedim düşünceleriyle sinirlenirken sinirle nefesini verdi. O piçin hayatında olmasını istemiyordu elinde olsa onu öldürürdü.

Kolundaki seruma baktı. Sonraysa serumun kendisine. Bitmişti bile. Bunu çıkarmak için hemşirenin gelmesi gerekmiyor muydu?

Tabii iti andığı an çomağı hazırlayacağını nereden bilsindi?

İçeri giren maskeli, üniformalı bir hemşire kısaca Nedim'e baktı. Nedim'in sert bakışlarını görünce hafif irkilse de kontrol etmek amacıyla konuştu. Hemşire, "Nedim ALAKAN?" Dedi kontrol eder gibi.

Nedim başını sallarken konuşmadı. Hemşire ona şaşkınca bakarken aklındaki şimşekler çaktı. Bu Zeynep'in abisiydi. Doktor ona söylemişti ancak o an fark etmemişti şu anda dışından kendi söylediği için tanımıştı.

Hemşire adım adım ilerleyip Nedim'in koluna uzanırken yavaşça serimi çıkardı.

"Serumunuz bitmiş, geçmiş olsun." Dedi hemşire.

"Eyvallah." Dedi kısaca Nedim'de.

Tam gidecekken cesaret edip, "Siz Zeynep'in abisi misiniz?" Diyen hemşire ise büyük bir risk alıyordu. Adam ben o değilim dese rezil olurdu.

Nedim hemşireye bakarken gözlerinden niyetini anlamaya çalıştı. Niye Zeynep'i sormuştu ve onun asıl tanımıştı. Bakışlarında hafif bir tedirginlik vardı. Ancak bu suçlu değil de stresin verdiği bir tedirginlik gibiydi.

Doğrulamadan cevaplamadan kısaca, "Neden?" Dedi Nedim sadece.

Bu hem evet demekti hemde sebebini sormaktı.

Hemşire ise bir nefes aldı. Rezil olmamıştı. "Zeynep ile biz üniversiteden arkadaşız. Ben Cemre." Dedi ve maskenin altından gülümsedi.

Nedim başını sallarken Cemre şaşkınca ona baktı. Bu adam bir tık yobazdı. İnsan bir memnun oldum falan derdi. O ise sadece başını sallanmıştı.

Cemre derin bir sabır nefesi alırken Nedim'e baktı. Bu adam fena değildi. En azından yakışıklıydı. Cüsseliydi de. Hem onunla sohbet etmediğine göre kimseyle de çok konuşmuyordu. Bu nesilde nerede bulacaktı böyle erkeği bir daha. Şansını dene de bir şey olmazdı.

Askıdaki serumu alırken konuştu. Tabiiki konuyu Zeynep'ten açacaktı. "Bu arada hayırlı olsun. Zeynep bugün evlenmiyormuş." Dedi ki ani bir bağırışı duymayı beklemiyordu.

Nedim, "Ne evlenmesi lan!" Derken sesi o kadar sertti ki adeta yeri göğü deliyordu.

Korkuyla Nedim'e bakan Cemre ise odadan çıkmak istiyordu. "Beyefendi sakin olun." Diyen Cemre ise konuştuğuna pişman olmuştu bile. "Sen ne saçmalıyorsun lan!" Derken sinirden ayaklanıyordu bile.

Demek Zeynep'in Nedim'e söylemediği şey buydu. Demek Zeynep'in abisine yalan söylediği konu buydu!

"Beyefendi siz bilmiyor muydunuz? Zeynep'le Alpay evleniyor işte!" Diyen Cemre ise dediğine çoktan pişman olmuştu bile.

Nedim öyle bir ayaklandı ki korkudan birkaç adım geriye attı. Nedim, "Ne diyo'n lan sen!" Dedikten sonra hemşire korkuyla odadan çıkmak için koştu. Ancak Nedim, Cemre'nin kolunu acıtmayacak ancak sıkı şekilde tuttu. Cemre'ye zarar verecek kadar gözü dönmemişti ancak Alpay'ı öldürecek kadar dönmüştü.

"Bırak beni! Lütfen! Ben bir şey yapmadım ki! Alpay'la Zeynep'i sanki ben mi evlendirdim!" Derken aklına ne geliyorsa söylüyordu Cemre.

Nedim, "Nerede?" Derken sesinde dizginlemeye çalıştığı bir öfke vardı.

Cemre ise anlamayarak, "Ne, nerede!" Derken Nedim'e baktı.

Nedim bir şey demeden sadece sertçe bakarken Cemre'nin jeton sonunda düşerken konuştu. Cemre, "Mardin'in merkezinde bir düğün salonu var ya! Hatta bayağı büyük sürekli Instagram da reklamları oluyor." Derken Nedim'e tarif etmeye çalışıyordu.

Nedim 'ne anlatıyorsun' dercesine bakarken Cemre'ye kısaca, "Adını söyle!" Dedi sert sesiyle.

Cemre düşündü. Yok aklına gelmiyordu. "Ya instag-" Diyemeden Nedim'in bağırışına maruz kaldı Cemre.

"Instagram kullanmıyorum!" Derken söyle artık de gibiydi.

"Of bana ne ya! Ben ne bileyim nerede!" Dedi Cemre de dayanamadan. Adam resmen onu gasp ediyordu. "Git kardeşine sor! Güvenlik!" Aklıma yeni gelen güvenliği haykırıyordu.

Çığlık atar gibi bağırınca Nedim onu bıraktı. "Bir sus!" Dedi ve onun kolunu bırakıp odadan çıktı.

Cemre arkasından ona bakarken Nedim'e için için sövüyordu. Kendi içinde bir söz vermişti kendine.

Bir daha kimsenin işine burnunu sokmayacaktı.

 

 

 

⚜️

 

Nedim adım adım Zeynep'in yanına ilerlerken Zeynep'in boynu büküldü. Abisinin gelişine değil, abisine yalan söylediğinde üzülüyordu. Abisine bakarken abisi de ona bakıyordu.

Nedim kız kardeşine adım adım ilerledi ve ceketinin iç cebinden kadife büyük bir kutu çıkardı. Herkes onun ne aldığına bakarken Nedim kutuyu açtı. Büyük kutunun içinden kocaman bir Trabzon burması çıkardı. Zeynep'in kolunda bilezik takacak yeri kalmamıştı.

Nedim kadife kutunun içindeki kırmızı kuşağı çıkardı ve Zeynep'in koluna uzandı. Alpay'a bakıp sertçe konuştu.

Nedim, "Tut şunu!" Derken, Alpay hayır dese kutuyu götüne sokacak gibiydi.

Alpay sol elini Zeynep'in belinden çekmeden sağ eliyle tuttu. Nedim ona sertçe tekrar baktı. Nedim Alpay'dan yaklaşık 10 cm uzundu. Bu yüzden ona üstten bakıyordu.

Nedim,"İki elinle!" Derken hâlâ sertti.

Nedim'e bakıp güldü Alpay. Kayınçosu şimdiden kıskançtı. Dediği gibi diğer elini de Zeynep'den çekerken iki eliyle tuttu kutuyu.

Nedim tekrar Zeynep'e baktı. Şu an bunu burada konuşmak istemiyordu. Tüm aile susmuş şekilde onları izlerken olmazdı. Zeynep'i ne olursa olsun küçük düşürmek istemiyordu.

Sağ kolundaki bileziklerin hepsini çıkarıp ipe dizdi. Sonraysa Zeynep'in beline bağladı.

Zeynep ona bakarken gözleri dolmuştu. Ağlamamaya çabalıyordu çünkü şimdi fotoğraf çekeceklerdi ve bu abisiyle ağlarken çekinmek istemiyordu. Ve herkes şu an ona bakıyordu. Herkes ona bakarken ağlarsa olmazdı. Çok utandırdı ancak dayanamamaya başladı.

Nedim onun elini nazikçe tutup Alpay'a baktı. "Kutuyu aç!" Dedi Nedim.

Alpay gülmemek için kendini zor tutuyordu. Nedim sinirliydi biliyordu ancak şu an Zeynep'le evleniyordu. Ve Nedim'i ölümden kurtaran kişi de Alpay'dı. Ona kan veren de kısaca Alpay olmasa Nedim ölmüştü ve bu Alpay'ın feci hoşuna gidiyordu.

Alpay, Zeynep'i deliler gibi seviyor olsa da Nedim'e karşı kindarlığının kolay kolay geçeceğini sanmıyordu. Zeynep için onu görmezden gelebilirdi orası ayrıydı ancak kindarlığının ne kadar söndürebilirdi bilmiyordu.

Alpay, sadece Zeynep için kutuyu açarken hafif gülümsedi. Şu an bile ona muhtaçtı.

Nedim Trabzon burmasını onun koluna taktı ki Zeynep dayanamadan abisinin boynuna atladı. İki kolunu onun boynuna atarken hüngür hüngür ağlamaya başladı. Alpay'ın kaşları çatılırken ikiliyi izliyordu. Zeynep'in ağlaması olağanüstü değildi. Herkes ağlayabilirdi bunda anormallik yoktu ancak Zeynep ağlayınca... Kötü hissediyordu kendini. Böyle yüreği yanıyordu. Nefes alışı ağırlaşıyordu. Beyni zonkluyordu. Çok kötü hissediyordu.

Asıl garip olanda kendi ağladığında bile böyle hissetmiyordu. Zeynep'in ağlayışını gördüğünde hissediyordu bu hissi. Sanırım bunun adı kıyamamak oluyorduk. Tek bir göz yaşına kıyamıyordu. Gözleri yaşlansa Alpay'ın içi gidiyordu.

Sanırım babasının dediği felek ona en ağırından çarpmıştı.

Zeynep abisine sarılıp ağlarken Nedim asla duraksamadan kardeşine sarılmıştı. Zeynep ne yapmış olursa olsun onu affederdi. Bunu da affedeceğini biliyordu ancak sadece şu anlık affedemiyordu.

Nedim kız kardeşine sarılırken Zeynep içli içli, "Abi." Dedi. Sesi öyle kimsesiz ve üzgün çıkıyordu ki Alpay yine kıyamadı. Nedim daha çok kıyamadı. O Nedim'in biricik Zeyno'suydu. O nasıl bir piç için Zeyno'suna kızardı ki.

"Zeyno'm." Dedi Nedim de.

Zeynep ağlamaya devam ederken içini öyle bir döktü ki ağlayışı dakikalar sürmüştü. Nedim'e kaç defa 'abi' deyip ağladığını bilmiyordu. Ağlayışı daha da sakinleşmişti.

Abisi ona bakıp hafif gülümserken gözleri arkada onları izleyen ikiliye kaydı. Alpay Zeynep'e içi gider gibi bakıyordu. Bu piç Zeynep'e niye böyle bakıyordu! Nedim'in bakışları anbean değişirken gözleri bu kez yanındaki kadına çevirdi.

Annesi ona gülerek bakıyordu. Nedim'in gelişine mutlu olmuştu Berfu. Oğlu sonunda gelmişti. Nedim onun için çok özeldi. O onun biricik oğluydu. Sevse de asla ne belli etmişti ne de söylemişti. Çocuklarına bile bencilce davranmış bir kadındı o.

Nedim kardeşine dönerken Zeynep ondan ayrılmıştı bile. Zeynep abisine bakarken çok utanıyordu abisine yalan söylediği için.

Ancak olmuşla ölmüşe çare yoktu.

Nedim ve Zeynep yanyana Alpay'ın yanına geçerken Alpay Zeynep'e baktı. Ağlayışı azalsa da hâlâ hıçkırıkları duyuluyordu.

Birkaç tane fotoğraf çekti fotoğrafçı. Sonraysa düğün tamamen bitmiş oldu. Herkesle tek tek selamlaştı Nedim. Ferzan'la da, amcalarıyla da. Hepsiyle tek tek konuşup konuştu tek bir aile dışında. İrozlar. Nedim asla onları sevmeyecekti. Ne Alpay'ı, ne Cihan'ı, ne Baran'ı ne de herhangi birini hepsinden nefret ediyordu. Zaten çok yan yana durmadan eve geldiler. Günün yorgunluğu herkesin üstündeydi ve saat gece 1'di.

Herkes kendi odasına giderken Zerya ve ikizler Zeynep'e gelinliğini çıkarması için yardım etmeye gitmişti.

Zeynep hâlâ ağlarken Zerya onun için çok üzülüyordu. Abisinin gelişine üzülse mi sevinse mi bilememişti. Zeynep helak olmuştu ağlamaktan ve Nedim'in Alpay'a nefretini 7 Cihan biliyordu ki bu düğünü bilmediğini tahmin edebiliyordu.

Nedim öyle bir gelmişti ki hem korkutuyor hemde güven veriyordu Zeynep'e. Ancak ne olursa olsun abisini ayakta görmek onun için büyük bir nimetti. Abisinin bu düğüne ne tepki vereceğini az çok tahmin edebiliyordu.

"Zeyno'm, ağlama birtanem. Heba ettim kendini. Nedim abi sana hiç kızar mı?" Derken gözleri dolmuştu Zerya'nın.

Zeynep ise hâlâ ağlıyor bir yandan da makyajını çıkarıyordu. Abisinin ona çok kızdığını ve bunu dışına yansıtmayacağını o da biliyordu ancak abisine karşı çok pişman hissediyordu.

O abisine daha önce bir kere bile yalan söylememişti ki? Şimdiyse söylememesi gereken en büyük yalanı söylemişti ve artık bunun geri dönüşü yoktu.

Kızlar ne dese Zeynep sakinleşmemişti. Ağzını açıp tek kelime de etmemişti. Sadece makyajını silip yatağına cenin pozisyonunda yatmıştı. Zerya sağına, Binnaz solunda ve birsen ise dizinin dibindeydi.

Binnaz solundan ona bakarken bu kadar şiddetli ağlayışına anlam veremiyordu. Sonuçta bu Zeynep'in isteğine bağlı bir evlilik değildi. Neden bu kadar ağlıyordu ki? "Zeynep abla, Nedim abi sana niye kızsın? Sen bir şey yapmadın ki?" Derken bile olanların çoğundan haberi yoktu.

Zeynep ise bir şey diyemiyordu. Olanları kızlara söylemeye bile utanıyordu. "Hem Nedim abi sen suçlu olsaydın bile seni affederdi." Dedi Birsen de.

"Birsen haklı, Zeynep." Derken Zerya da ona katıldı.

Zeynep ise daha çok ağlıyordu. Bu kez affedemeyeceği bir şey yapmıştı. Abisine yalan söylemişti. Hemde hiç olmayacak bir konu hakkında.

Zerya, Zeynep'in ağlayışının durmayacağını anlayınca dayanamadı ve konuştu. "Hadi gel gidiyoruz, bu bizim yapabileceğimiz bir şey değil. Nedim abiyle konuş her şeyi anlat." Dedi ki Binnaz da onayladı.

"Bence de Zeynep abla. Bu şekilde için daha da rahat eder."

Zeynep, "Gece gece uyumuştur. Rahatsız etmeyelim." Dedi ki Zerya onu kesti.

Bundan aylar önce Nedim abisinin gece 3'te evden çıkıp gittiğini görmüştü. Nedim abisi şu an uyuyor olamazdı.

"Daha uyumamıştır. Hadi kalk." Dedi Zerya ve Zeynep'i kolundan tutup canını yakmadan ayağa kaldırdı.

Nedim abinin kapısının önüne gelince üçü de tek tek Zeynep'e iyi geceler deyip odalarına gitti. Saat 1'i geçkindi ve herkes çoktan uyumuştu.

Zeynep kararsızca kapıya bakarken gözlerindeki yaşı sildi. Ağlamamalıydı. Daha abisine olanları anlatacaktı.

Son kez derin bir nefes alıp kapıyı tıktıkladı. Ses yoktu. Abisinin uyuduğunu düşündü. Bu saate kadar uyumadığını düşünmek hataydı zaten.

Yine de gidemedi kapıdan. Abisini o kadar çok özlemişti ki bir bakıp, üstünü örtüp çıksa yeterdi. Kapıyı yavaşça açarken üşüdüğünü hissetti. Bu normaldi çünkü odanın penceresi sonuna kadar açıktı.

Abisi ise tam pencerenin önünde ağzında sigarasıyla dışarıyı izliyordu. Zeynep içindeki vicdan azabının sesiyle başa çıkmaya çalışsa da pek başarılı olduğu söylenemezdi. Abisi ona kısaca dönüp baktı ancak çok uzun sürmedi. Nedim sigarasını acelesiz bir hızla söndürürken içten içe Zeynep'e verdiği sözü hatırladı. Zeynep'e sigara içmediğini söylemişti. Şimdiyse gözü önünde içmişti.

Zeynep çekinerek dudaklarını araladı. Ne diyeceğini bile bilmiyordu. Abisinden öyle bir çekiniyordu ki utancından.

En sonunda derin bir nefes alıp konuştu. "Gelebilir miyim abi?" Dedi kısık bir sesle.

Nedim ona baktı tekrar. Gece gece kardeşinin neden geldiğini biliyordu ve bundan dolayı epeyce bir kızgındı. Kardeşi ona yalan söylemişti ve bunu zaten biliyordu. Asıl olan ise Alpay'la evlenmesini söylememesiydi.

Nedim kısaca başıyla onu onaylarken Ağustos ayından dolayı sıcaktan üstünde sadece atlet ile duruyordu. Pencereden eden rüzgar ise içinin ateşini söndürmüyordu. Aksine sanki her rüzgar daha da harlıyordu.

Zeynep yavaşça ilerlerken abisine bakamıyordu. Adım adım yürürken abisiyse onu izliyordu.

İki adım önünde olan Zeynep'e baktı Nedim. Gözleri yaşlı, sesi titrekti. Boynu öyle büküktü ki kıyamadı.

"Yatağa otur." Dedi sakince Nedim. Emretmemişti. Rica da etmemişti. Sadece söylemişti.

Zeynep hemen abisinin sözünü dinleyerek yatağa oturdu. Abisine baktı. Onu dinliyordu. Akan göz yaşları daha da arttı.

"Abi." Dedi ağlarken Zeynep. "Sana her şeyi anlatacağım ama bana bir söz ver."

Ağlayan sesine kıyamadı Nedim. Ne sözü olduğunu merak ediyordu. Neden bu evliliğin olduğunu daha da merak ediyordu. Kız kardeşinin ona ihanet etmeyeceğini ve bir şeylerin olduğunu tahmin edebiliyordu. Ancak zaten onun kırıldığı o gün hastanede söylememesiydi.

Nedim başını salladı. Zeynep daha çok ağladı. Abisinin yüzüne bakmaya utanırken her şeyi anlatacaktı.

"Kimseye zarar vermeyeceksin. Babama, Alpay'a ve kimseye." Dedi Zeynep.

"Olmaz." Dedi Nedim. Yalan söylemek istemiyordu kardeşine. Ve babasının da bu işte olduğunu anlayınca nefesini sinirle verdi.

O piçi öldürmeliydi.

Zeynep telaşla doğruldu. "Abi daha yeni kalktın hastaneden. Lütfen dur artık. Babam artık burada değil. Dedem onu gönderdi ve Alpay..." Derken sesi titredi. Nedim bundan nefret etmişti. Kız kardeşi Alpay'a mı aşıktı?

"Onun hiçbir suçu yok hatta beni kurtaran kişi o." Dedi Zeynep.

Nedim Zeynep'in gözlerindeki o minnet ifadesini sevmemişti. Kadınlar ilkel bir iç güdüyle her zaman onlara kahraman olmasını isteyen erkekleri isterdi. Ve Alpay her ne yaptıysa bunu Zeynep için başarmıştı. Zeynep Alpay'a aşık oluyordu.

En azından Nedim böyle sanıyordu.

Nedim anlık bir sinirle konuştu. "Anlatacaklarına bağlı Zeynep. Anlat artık da öğreneyim!" Dedi. Dedi biraz gür çıktığından Zeynep hafif irkildi.

Nedim yaptığına anında pişman olurken cama baktı. Zeynep ise abisine baktı. Abisini bu saatten sonra bir Allah durdurabilirdi. Kimse onun şu anki öfkesini dindiremezdi. Allah'tan Alpay'ı korumasını dilerken anlatmaya başladı. Her şeyi tek tek anlatırken Nedim Alpay'ın Zeynep'e aşık olduğunu anlamıştı zaten. Kim sevmediği bir kızla hiç alakası olmadığı bir konu yüzünden evlenirdi ki?

Ancak Alpay'ı hâlâ sevmiyordu. O çocuk dünyayı kurtarsa bile onu sevmezdi. Onu o kadara dam yerine koymuyordu ki karşısındakini çocuk olarak görüyordu. Ancak istemese de ona karşı iki defa can borçlanmıştı. Hatta verdiği kanı da sayarsa 3 defa ona borçlanmıştı.

Nedim Alpay'a borçlanacağına o salonda ölmeyi tercih ederdi. Ona bunu yapan kişiyse sevdiği kadındı. Ve ona adeta "Seni düşmanına muhtaç bıraktım." Demişti. Onu özlüyordu ancak Nedim ona asla affedilmeyecek bir hata yapmıştı.

"O nerede?" Dedi Nedim. Babasını soruyordu. Fişini çekme zamanı gelmiş de geçiyordu.

"Dedem onu gönderdi ama nerede bilmiyorum." Dedi Zeynep.

Nedim babasına karşı artık sabır göstermeyecekti. Çünkü bu kez başkalarına değil de Zeyno'suna zarar vermişti. O daha Zeynep'e sarılmaya kıyamazken o nasıl olur da Zeynep'i döverdi.

"Peki neden bana söylemedin?" Dedi Nedim. Onu en üzen şey Zeynep'in bu durumu ondan saklamasıydı.

"Abi yeni uyanmıştın. Söyleseydim Alpay'la yine kavga ederdiniz. Kendine gelmeni bekledim. Zaten sana söyleyecektim hazır olunca." Dedi Zeynep de.

Nedim başını ağırca sallarken Zeynep abisine baktı. Konuşmak istiyordu ancak cesaret edemiyordu. Abisinin tepkisinden korkuyordu. Ancak dayanamadı ve sordu.

"Beni affettin mi?" Dedi Zeynep.

Nedim kardeşine baktı. Kardeşinin gözünde umut vardı. Onu affetmesini istiyordu. Nedim'de affetmek istiyordu ancak bundan önce yapması gereken bir şey vardı. Ondan sonra her şey hallolacaktı. Zeynep'i de affedecekti, babasını da halledecekti.

"Uyu Zeynep. Yarın uzun bir gün olacak." Dedi Nedim de sadece.

Zeynep'in umudu gözlerinde kırılırken başını salladı ağır ağır.

Evet, dememişti ancak hayır da dememişti. Umut vardı. Ancak bir o kadar da yoktu.

Aklıma gelen şeyle gözleri doldu Zeynep'in. Abisine baktı. Ay ışığında dolu gözlerini görüyordu Nedim. Zeynep abisine bakıp gülümsedi.

"Uzun olacak mı bilmem ama yarın gidiyorum zaten abi. Bu gece son kez tek başıma burada kalacağım." Dedi Zeynep.

Gözleri dolu dolu abisine bakarken Nedim'in içi cız etti. Kardeşi son defa kalacaktı. Nikahtan önceki son gecesiydi.

Ona bakarken gözleri doldu. Zeynep'le oyun oynadığı zamanları hatırlıyordu şimdiyse evden gelin olup çıktığı zamanı görecekti.

Gözleri dolu dolu Zeynep'e bakıyordu. Alpay'ın öldürecekti. Suçu olmayabilirdi ancak yinede kız kardeşiyle evleniyordu ve kız kardeşi onun her şeyiydi.

"Ben sana hiç kızmadım ki Zeyno'm. Ben sana kıyar mıyım?" Dedi Nedim ve dayanamadan gözünden gelen yaşa da engel olamadan kardeşine sarıldı. Duygusal biri değildi. Hele sulu göz hiç değildi ancak Zeynep... Onun için çok farklıydı. Belki de en özel kişiydi hayatındaki.

Zeynep abisinin kollarına koşarken yine ağlamaya başladı. Sıkıca abisine sarılıp abisinin kokusunu içine çeke çeke ağlarken abisinin yarasına ne olur ne olmazsan dikkat ediyordu.

Nedim dayanamadan ağlıyordu. Kız kardeşi gidiyordu. Bu hayattaki her şeyi nefret ettiği, bir gram güvenmediği o piçe emanet ediyordu. Zeynep'in öyle birini hak etmediğini çok iyi biliyordu ve buna içi yanıyordu. Ancak elinden hiçbir şey gelemeyeceğini de biliyordu. Herkesi yakar, yıkardı ancak Zeynep onda bir şeyler vardı. Sanki müdahale etmesini engelleyen bir şey vardı.

Bazı durumlarda da kader araya girerdi.

Ve Nedim Zeynep'i kadere bırakmayacak kadar seviyordu.

Nedim sessizce gözlerindeki yaşların gelmesini engellemeye çalışırken Zeynep abisine daha çok sarıldı. Abisini daha önce ağlarken görmemişti. İlk defa görüyordu ve bunun sebebi açıktı.

Zeynep evden gidiyordu.

Nedim dakikalarca Zeynep'in omzuna başını dayayıp ağlarken o ana kadar içinde ne varsa akıtmıştı kardeşinin omzuna. Sevdiği kadında gitmişti ondan, kardeşi de gidiyordu ve bu ikisi üst üste oluyordu. Hayatının iki merkezi gitmişti artık. Onun için bir yıkım gibiydi.

Nedim kendini sakinleştirirken Zeynep'i odasına götürdü. Zeynep abisinin yönlendirmesine itiraz etmedi. Zeynep'i yatağa yatırdı Nedim. Üzerini örttü. Başını okşadı. Başının tam üstünden öptü defalarca.

"Yat artık. Çok yoruldum bugün." Dedi Nedim kardeşine.

Zeynep usulca başını sallarken içindeki her şeyi döktüğü için rahatlıkla gözlerini yumdu. Uzun zaman sonra ilk defa bu kadar rahat başını koymuştu yastığa. Abisinin verdiği güvenle de uyumuştu bile.

Nedim uyuyan kardeşine baktı. Zeynep onun için çok değerliydi. O Zeynep'e bakmaya kıyamazdı. Şimdiyse onu düşmanına emanet edecekti.

Aklıma Alpay gelince Zeynep'e eğildi ve son kez saçının üstünden öpüp odadan çıktı sessizce. Kendi odasına gidip hızlıca üstüne bir şeyler geçirdi. Deri ceketimi de alıp odasından çıkarken telefonunu açıp Beşo'yu aradı. Beşo onun kardeşi gibiydi. Onun her şeyden haberi olduğunu biliyordu. Beşo her şeyi bilirdi. Özellikle de Nedim'le ilgili olan her şeyi.

Beşo 3. çalışta açarken sesi her zamankinden biraz ciddi gelmişti. "Alo Nedim abe!"

"Beşo?" Dedi Nedim bahçeye çıkarken. Adım adım arabasına yürürken Beşo yine konuştu.

"Abe iyi misin? Seni görmeye geldim ama ölü gibi yatıyordun!" Dedi gergince. Doğru diyordu. Zeynep 1 hafta boyunca abisini görmeye gelmediği zamanlar Beşo Nedim'in yanına gidip bakıyordu.

"İyiyim oğlum. Sen bana en acilinden Alpay'ın numarasını at." Dedi Nedim.

"Zeynep'in nişanlısı olan mı?" Dedi Beşo teyit ederek.

Nedim küfür ederken konuştu. "Evet lan! At artık da sus!" Dedi Nedim de.

"Abi tamam ne kızıyorsun?" Dedi ve numarayı attı. "Al attım. Bir durum olursa tek telefonuna bakar."

Nedim sinirden onun yüzüne kapatırken Alpay'ın numarasını çaldırdı.

Alpay ise kendi evinde yatağında uyuyordu. Bu saatte başka yapacak hiçbir şeyi olmadığı için uyuyordu. Yarın düğünü vardı onun oğlum. Düğünde en enerjik olması gereken kişiydi o. Damat olmuştu.

Telefonunun gürültülü sesi tüm odayı doldururken kaşları çatıldı. Gözleri kamaşırken telefonuna uzandı ve direkt açtı. Gözü kapalı şekilde konuştu.

Yeni uyandığında boğuk çıkan sesiyle, "Alo?" Dedi Alpay.

"Yarım saate beni bulduğun yerde ol." Derken Nedim'in sert sesi kulaklarına dolmuştu.

Alpay tam ağzını açıp cevap verecekken yüzüne kapandı telefon. Koca bir küfür ederken bütün uykusu kaçmıştı. Gece gece dayak yemek için oraya gitmeyecekti ancak bir korkak gibi evinde de saklanmayacaktı.

Oflayarak ayağa kalkarken çıplak üstüne hemen bir tişört geçirdi. Kendine yeni yeni gelirken dedi ceketimi giyip odasından çıktı. Evden hızlıca çıkarken kendi arabasına binip Nedim'in dediği yere ilerledi. Uykusunun açılması için rasgele bir şarkıyı dinlerken çok geçmeden dediği konuma varmıştı.

Yarım saatlik yolun sonuysa belliydi. Arabasına yaslanmış sigarasını dumanıyla etrafı aydınlatan bir adam ve karanlık. Ha bir de küçük bir sokak lambası. Alpay arabasından Nedim'e bakarken aklıma haftalar önce onu bu salondan çıkardığı zaman gelmişti. Ölüyordu, şimdiyse onu dövmek için gelmişti buraya.

Çok fazla durmadan arabadan inerken Nedim sigarasını üfleyip ona baktı. Bu piçin ağzını burnunu kırmak istiyordu ancak yarın kız kardeşiyle evlenecekti ve ağzı yüzü düzgün olmalıydı. Bu çirkin fareyi iyice çirkinleştirip kardeşine haksızlık etmek istemiyordu.

Alpay tam Nedim'in kardeşinin önüne gelirken ona baktı. Nedim de aynı şekilde Alpay'a bakarken Alpay'ın bakışlarındaki değişimi görebiliyordu. Alpay her zamankinden daha az sevimsiz bakıyordu. Normalde o mal bakışlarına asla katlanamazdı Nedim ancak şimdi az da olsa değişmişti.

Sesi sakin ancak bir o kadar da tehtitkar geliyordu. "Sana sadece bir kere soracağım sende adam gibi cevap vereceksin." Dedi Nedim.

Alpay Nedim'e bakarken bir şey demedi. Sadece sessizce başıyla onu onayladı. Nedim'de gördüğü sigaradan onunda canı çekerken elini cebine attı. Asla eksik olmayan sigara paketini ve zippo çakmağını aldı. Fenerbahçe logosu ve renklerinde olan bu çakmak bile Nedim'in sınırını bozmuştu. Nedim Galatasaralıydı. Alpay'sa Fenerbahçeli. Zippo çakmağı Sigarasını yakarken Nedim'e baktı.

"Ne soracaksan sor." Dedi Alpay.

"Zeynep'i mi seviyo'n lan?" Dedi Nedim direkt. O zaten bunu anlamıştı ancak Alpay'ın adam gibi söyleyip söylemeyeceğini merak ettiğinden sormuştu.

Eğer evet derse bir nebze de olsa umut vardı ancak hayır derse korkmayın tekiydi.

Alpay ağzındaki sigara dumanını ıssız havaya üflerken Nedim'e baktı. Bakışları ve yüz hatları sertleşmişti. Nereden anlamıştı? Bunu sorgularken ağzına ilk geleni söyledi.

"Gece gece bana kardeşini sevip sevmediğimi sormak için mi geldin kayınço?" Dedi Alpay.

Sesindeki alaya rağmen ciddileşmişti. Amacı Nedim'in neden bunu sorduğunu anlamaktı.

Nedim bu dediğini duymamazlıktan gelerek soruya cevap vermesi için bakmaya devam etti. Alpay da Nedim'in gözlerindeki cevap bekleyen havayı sezince sigarasından bir duman daha çekti.

Alpay sertçe nefesini verdikten sonra, "Nereden anladın lan şerefsiz!" Dedi.

Nedim öfkeyle Alpay'a bakarken onun yüzünü parçalamamak için kendini zor tutuyordu. "Bunu Zeynep biliyor mu?" Dedi Nedim bu kez.

"Hayır. Onun hiçbir şeyden haberi yok." Dedi Alpay sadece doğruları söyleyerek. Allah'ın bildiğini kuldan saklayacak değildi.

Nedim daha fazla kendini tutamadan, "Ben hastanede yatarken senin benim kardeşime mi göz diktin lan piç!" Deyip yumruğunu Alpay'ın karnına vurdu.

Alpay olduğu yerde senderlerken sigarasını yere attı. Ezmeden Nedim'e bakarken konuştu. "Ne göz dikmesi lan! Ben bir kere bile ona yan gözle bakmadım!" Sonraysa ekledi. "Sor ona elim eline değmiş mi? Gözüm gözüne kötü bakmış mı!"

Nedim Alpay'ı ilk defa haksız bulamadığı için sinirden deli düveler gibi kuduruyor ancak asla dışına yansıtmıyordu. Tabii gözleri ateş saçıyordu orası ayrıydı.

"Ulan orospu çocuğu! Mardin'de başka sevecek kız mı bulamadın!" Derken tekmeyi onun bacağına geçirmişti. İstediği gibi dövemiyordu onu. Yarın kardeşinin yanına yakışır olmalıydı.

Alpay, Nedim onu hırpalasa bile bir şey demiyor ya da yapmıyordu çünkü başta Nedim yeni ameliyattan çıkmıştı ve aynı şey onun başına gelseydi o daha fenasını yapardı. Nedim daha daha fenasını yapardı ancak Alpay o istese de istemese de suçsuzdu. Bu yüzden çok vurmuyordu ancak bunun telafisi geç olmazdı.

Nedim Alpay'ı bir süre daha hırpalaya hırpalaya dövdükten sonra en sonunda durup oturdu.

Yüzüne dokunmamıştı ancak vücudunu hırpalamıştı. Alpay alışkındı. Kavgaya çok sık karışırdı. Nedim az bile vurmuştu.

"Oğlum bana bak lan!" Dedi Nedim kendinden emin bir sesle. "Ahanda Allah'ta şahidim olsun Zeynep'in tek saç teline bile zarar verirsen seni öldürürüm."

Nedim'in tehtid dolu sesi Alpay'ı ürkütmüyordu. Bu konuda kendine güveniyordu. O ayık halde Zeynep'i incitmezdi. Kendini kaybetse bile kendi kafasına sıkardı.

"Oradan bakınca kadınlara zarar veriyor gibi mi duruyorum?" Dedi Alpay öfkeyle.

Hayatında bir kızın bile saçını çekmemişti. Tabii Sidar ve Bilge'yi saymazsa. Onların saçını çekiyordu arada.

Nedim, "Ve bu Mardin de gözlerin bugünden sonra Zeynep hariç tek bir kadına bile kayarsa," Derken duraksadı. Babası aklına geldi. Annesinin nasıl üzüldüğü aklına geldi. Zeynep de öyle olsun istemiyordu. "Soyunu kuruturum Alpay. Seni, aileni mahvederim. Zeynep'in tek damla göz yaşı hepinizin canına mal olur."

"Kendine gel lan puşt! Ben şerefsiz miyim de karımı aldatayım!" Dedi Alpay da. "Sen beni uyaracığına git kardeşinin yanına. O konak sana bile güven vermiyordur artık."

Bu konu da haklıydı. Nedim de sertçe Alpay'a bakıp, "Ben diyeceğimi dedim. Şu saatten sonrası sana kalmış." Dedi ve arabasına döndü. Hızlıca öne binerken yola çıktı. Bu gece daha fazla bu piçle yüz göz olamayacaktı.

Alpay sakince ona bakarken Nedim'in gidişini izledi. O da kendi arabasına binerken bu ıssız yerden ayrıldı.

Ne de olsa yarın yoğun ve yorucu bir gün olacaktı. Artık dinlenmesi gerekiyordu.

Tabii kader neyi yazar neyi bozar belki olmazdı. Tıpkı Alpay'la Zeynep'in evlenmesi gibi...

 

 

 

Selam MGY okurlarını nasılsınız?

Ben iyiyim çünkü bugün pazar ve hiçbir sınavım yokk. Sadece yarınki sınava çalışmam lazım 😭😭

Neyse ya onu da hallederiz.

Bu bölümün biraz kısa olduğunun farkındayım ancak daha fazla uzatsaydim 1 ay daha bekletecektim bende diğer bölüme attım kalanını.

Hee bu arada diğer bölüm shiplerimden birisinin bölümü olacak. Daha yeniler çok bir şeyleri yok ancak onlara Alpay'la Zeynep evlendikten sonra daha çok yer vereceğim. Alpay'la Zeynep'e bile etkileri olacak yaniii😁

Neyse tahminlerinizi ve yorumlarınızı bekliyorum 😘

Bu arada Nedim Alpay'ı istediği gibi dövemedi o benim bile içimde kaldı.

Bu arada Alpay'ın bir suçu yok evet ancak Nedim için bahaneydi yani. Biraz da kızgın, ne olursa olsun kız kardeşiyle düşmanı evleniyordu. Zaten çok değil kankitoperipella olmaları. Ben bile o anları yazmak için can atıyorum.

Neyse ya kendi icimden gelenleri yazarsam zaten yeni bir kitap olacak en iyisi kısa keseyim.

Hepinizi çok çok seviyorum. Sağlıkla kalın hoşça kalın 👋🏻 🙊 🌬️ 💖

Bölüm : 05.04.2026 11:23 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...