
Felix koşarak jisung'a ilerledi.
"Jisung! Kaçalım buradan birazdan seni götürecekler"
Jisung hiç bir şey demeden ayağa kalktı.
Felix jisung'un bileğini tuttu.
Bileği bile incecikti.
Aynı sabah kırıldığı kalbi kadar.
Arkasından bir kaç ses duysalarda umursamadan kaçtılar.
En sonunda okulun arka bahçesine geldiklerinde Felix jisung'a döndü.
"Jisung sen git odana saklan"
"Bir anlamı yok ki... Eninde sonunda gelicek odaya"
"İşte onu o zaman düşünürüz sen git!"
Jisung çıkış kapısına doğru koşmaya başladı.
"Hop hop hop nereye?"
Gelenses ile nefesi kesildi ve olduğu yerde dimdik durdu.
İlk önce gözleriyle etrafı aradı.
Tam da tahmin ettiği gibi karşısında minho ve arkadaşlarını görünce korkudan derin bir nefes aldı.
"Ne o? nereye kaçıyorsun bebeğim?"
Jisung sinirli bir şekilde minhoya baktı.
"NEDEN BANA BULAŞIYORSUN!"
"Çünkü canım öyle istiyor"
Minho parmakları ile yanındaki kişilere işaret verince hepsi birden jisung'a doğru koşmaya başladı.
"Bırakın beni amlarına soktuklarım!"
Jisung bağırırken çoktan Spor salonuna getirilmişti.
Jisung yere düşünce etrafına baktı.
Her yer öğrenci doluydu ve çoğu ona acıyan gözlerle bakıyordu.
Minho sırıtarak jisung'a yaklaştı.
"Merak etme minik sana çok zarar vermicem"
Dedi ve jisung'a doğru eğildi.
Gözü jisung'un kolyesine takıldı.
Minik bir kalp kolyeydi,Plastik komik bir şeye benziyordu.
Minho jisung'un boynuna uzandı ve kolyeyi tuttu. Tek hamlede sert bir şekilde çekti ve kolyenin kopmasina neden oldu.
"Kolyem..."
Jisung şimdiden dolan gözleri ile yere bakıyordu.
"Bu çöpe ne gerek var jisung paslanmış demirler, plastik bir boncuk"
Minho yanda dura çöp kutusuna atınca jisung'un gözleri büyüdü.
"Hey ne yapıyorsun!"
Jisung ayağa kalktı tam çöpe doğru giderken minho onun bileğinden tuttu ve geri yere fırlattı.
Jisung yerdeki yağmur suyuna düşerken bağırdı.
"Daha oyun bitmedi nereye kaçıyorsun?"
Jisung bu kelime ile aldığı yumruk ile yere yeniden düştü.
Ona vuran kişi minho değildi.
Ona vuran kişi minhonun yardımcılarından biriydi.
"Ne yapıyorsun sikik?"
Minho yanındaki adama sorduğunda.
"Çok sinirlerimi bozdu dayanamadım" dediğinde minho ona sert bir şekilde baktı ve ayağa kalktı.
Geri ilerde duran koltuğuna oturdu ve jisung'u izledi.
Jisung kafasını tekrar kaldırdı.
Etrafına baktı içeri girmeye çalışan ama changbin tarafından zorlanan bir adet seungmin... Ve onu izleyen ve acıyarak bakan bir adet ryunjin.
Jisung sonra ağaya geri kalktı.
Burnu kanıyordu ama bu umrunda değildi.
Çöpe doğru yürüdü ve içine uzandı. İçinden kolyesini çıkarıp boynuna taktı ve hiç bir şey demeden yürümeye başladı.
Yerdeki camlardan birini aldı ve minho'ya doğru yürüdü.
Minho ona alaycı bir şekilde baktı.
"Ne o? O camla bana ne yapmayı düşünüyorsun omega?"
Jisung sinirle soludu ve minhonun tam önünde durdu.
Minho'ya doğru eğildi ama haraketleri yavaş ve temkinliydi.
Elindeki camı minho'nun yüzüne vurdu ve oradan kaçarak uzaklaştı.
"Ah siktir"
Minho yandan alan kan ile jisung'un gittiği tarafa bakarak sırıttı.
_-_-_-_--_-_-_-_-_-_-_-_-_-_--_-_
"Ah jisung gerçekten çok üzgünüm o anki sinirle daha seni dinlemeden sana bağırmamalıydım"
"Sorun yok seungmin geçti gitti"
Seungmin jisung'un kızaran yanağına buz tutmaya devam ederken
"Hayır bir sorun var eğer ben sana bağırmasaydım sen de ryunjin ile tanışmaz ve sonra onunla yemek yemez sonra Minho ile kavga etmez ve sonra da kırmızı kartı almaz son olarak da sen dayak yemezdin"
"Bir kısmı doğru"
İkiside güldü sonra jeongin konuştu
"Daha birkaç tane ders daha var istersen yurtta git yorgunsundur odanda birazcık yat uyu."
"İyi fikir ama akşam geriden gelecek ve bana bence büyük bir hesap soracak"
"Açıkçası bende olsam ben de sorardım çocuğun yanağı çok pis kanıyordu"
Jisung derin bir nefes aldı.
"Hak etti piç ama Felix"
"Doğru hak etti göt"
-_-_-_-_--_-_-_-_-_-_-_--_-_-_-_-
Jisung sonunda yurt odasına varmıştı ve gelir gelmez üzerine pijamalarını giyip kendine yatağa atmıştı.
Şu an suratının hali ya da ıslak saçları umrunda değildi aşırı yorgundu ve hemen yatmak istiyordu.
Bir kaç dakika gözleri kapalı durduğu ama kaşları çatık bir şekilde geri gözlerini açtı.
Kötü kokuyordu evet az önce yağmur suyuyla resmen duş aldığı için şu an aşırı kötü kokuyordu ve duş almasına gerek vardı.
Derin bir nefes aldı ve yataktan kalktı.
Banyoya girdi ve kapıyı kapatıp aynadan kendisine baktı.
Harap olmuşa benziyordu derin bir nefes alıp üstünü çıkarmaya başladı.
Güzel bir duşun ardından banyodan çıktı saçlarını kuruttuktan sonra yatağına geçti ve yatağını bu sefer daha rahat bir pozisyon alıp uyumaya başladı.
Bir kaç saat sonra
Odaya sonunda giren minho kulağındaki kulaklıkları çıkarttı ve yanda duran komidiye koydu, montunu da çıkarttı ve komidin üstünde duran askıya astı.
Odaya girdi ve gözü direkt yan yatakta yatan ve mışıl mışıl uyuyan çocuğa çarptı.
Derin bir nefes aldı.
-_-_-_-_-_-_-_-_-
Jisung yavaşça gözlerini açtı.
Akşamdı ve büyük ihtimalle minho odadaydı.
Ayağa kalktı karnı acıkmıştı bu yüzden mutfağa doğru ilerledi.
Mutfağa girdiğinde balkondaki sigara içen alfa ile karşılaştı
Çok takmadan eline bir bardak alıp suyu doldurmaya başladı.
Tam o anda alfa balkondan dışarıya çıktı.
"Sonunda uyanabildin omega"
"Aynen çok rahat uyudum"
Jisung suyunu içmeye başladı.
Sonra durdu ve alfa'ya baktı sinirli bir şekilde.
"Şu sigaraya balkonu içer misin?"
"Burada içmek istiyorum"
"Ama ben seni burada içmeni istemiyorum"
Minho omegaya doğru yaklaştı ve onun tam önünde durdu.
"dilini çıkart"
"Ne?"
"Ağzını aç ve dilini çıkart çok konuşma"
Jisung ne yapacağını anladığı için hemen konuştu
"Sakın"
"Hadi omega bu kadar korkak olma"
"Yapma... Lütfen"
"Bekliyorum"
Alfa bir elini tezgahın yanına koydu.
Jisung korku ile ağzını açtı ve dilini çıkartı.
"Yapma..."
Minho sıgaradan son bir nefes çekti ve ilk önce omeganın suratına üfledi.
"Biliyor musun ben eğlenmeyi çok severim"
Sonra elindeki sigarayı omeganın diline sert bir şekilde bastırdı.
Jisung gözlerini kapattı ve gözünden yaş süzülmesine izin verdi.
"A-ah"
"Shh sessiz ol bebeğim"
-_-_-_-_-_
Lütfen suratına sigara uflemenin anlamni biliyorum deyin
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |