müjde aklanoğlu
@mujdeaklanoglu
HAKKINDA
Evli, iki çocuk annesi iş kadını.
YAZDIĞI KİTAPLAR
tamamlandı 4h önce tamamlandı ŞANSA BAK
@mujdeaklanoglu
Okuma
22.16k
Oy
984
Takip
406
Yorum
227
Bölüm
13
ŞANSA BAK – Müjde Aklanoğlu BİRİNİN YILDIZLA, DİĞERİNİN PAPATYA İLE BAŞLADI HİKAYESİ... AZRA, ışıltılı bir hayatın gölgesinde büyümüş; yıldızlı bir gecede, kaderini değiştirecek bir adamla karşılaşmıştır ama bu hikâyede esas mesele aşk değildir! Asıl mesele, genç bir kızın — kendisine dayatılan kadınlığa değil, kendi seçtiği benliğe tutunma mücadelesidir. MEYRA ise, sessizce akan bir nehirdir; derin, dingin ve öğretici. Onunla birlikte, aşkın değil, özsaygının peşinden koşmanın ne demek olduğunu anlayacaksınız. ŞANSA BAK, bir kadının sınır çizme, kendi sesini bulma ve sevilmek için değil, var olmak için savaşma öyküsüdür. Kimi zaman karanlık fantezilerle, kimi zaman içsel çığlıklarla yoğrulmuş; ama her satırında hakikatin izini süren sarsıcı bir romandır. "Kadınlığını seçebiliyor musun, yoksa sana dayatılanı mı yaşıyorsun?" "Ve biri seni seçmeden önce, sen kendini seçebildin mi?" Bu kitap, aşkın değil; kendin olmanın hikâyesi. Bu hikâye, bir kadının yalnızca âşık olmaya değil, önce kendine sadık kalmaya çalışmasının romanı. Romantik, baştan çıkarıcı ve yer yer ürpertici bir dünyada geçen bu yolculukta, “aşk”la süslenmiş bir kafesin içinden “özgürlük” diye bağıran iki kadın var. *** Bazı ilişkiler kendine yabancılaştırır, bazı kadınlar seni kendine döndürür. Azra soracak, Meyra öğretecek. Kimi zaman öfkeyle, kimi zaman şefkatle... Bu kitap bir uyarı değil, bir aynadır. Ve içinden geçen her kadın, kendi içinde kendini bulacaktır. Şansa mı inanırsın? Peki ya kadere? Bu hikâyede, her yıldız bir sınav; papatyanın her yaprağı bir anahtardır ve buna rağmen gerçek kurtuluş, aynaya bakabilmekte saklıdır.
tamamlandı 4h önce tamamlandı BİR ŞANS DAHA
@mujdeaklanoglu
Okuma
2.91k
Oy
287
Takip
159
Yorum
67
Bölüm
5
Bir Şans Daha - Müjde Aklanoğlu MUTLULUK VUSLATA HARAM, SEVDASI YARINA YARIM... "Sadakatsizlik; ister tensel ister düşüncesel olsun, tatmin edilemeyen duygusal ihtiyaçların bir getirisidir. Peki, aşk her hatayı affedecek kadar büyük müdür?" Hayatta her zaman herkesin ikinci bir şansı olmalı derler! Ya hatayı yapanı affetmek istemezsen! Çok sevsen ve aldatılsan, sevmekten vazgeçer misin? Ya da, her şeyi bırakıp onu affeder misin? Peki, ya kader? Sen istemesen de, onu tekrar hayatına soksa ve seni imkânsız sınavlarla sınasa!.. Sen ne yaparsın? İkinci bir şans verir misin? Yoksa yok sayar, geçer misin? O, hayatının kararını vermek zorunda. Kendisi için değil, kendinden olan için. Peki, ya kalbi? Kalbi bunu affedebilir mi? Sevgi her şeye yeter mi? Çok sevdi ve aldatıldı. Hem de en mutlu olduğu anda… Sizce İkinci Bir Şansı, herkes hak eder mi? Bir Şans Daha; aldatılan kalplerin, tüp bebek ünitelerinde dua edenlerin ve ilik bankasında mucize bekleyenlerin hikayesidir. Yarım kalmışlıkların içinde tam olmaya çalışan ruhların, "keşke" dememek için verdikleri o son savaşın romanıdır.
tamamlandı 11a önce tamamlandı SENİ RABBİM SEVSİN
@mujdeaklanoglu
Okuma
1.8k
Oy
287
Takip
95
Yorum
273
Bölüm
10
Allah herkesi farklı sınar, kimini ahlakıyla, kimini namusuyla, kimini açlıkla, kimini varlıkla. Onu hepsiyle birden sınamıştı? İmanı zengin bir fahişe, bedenini satan ama ne ahlakını ne de kalbindeki sevgiye kimsenin dokunmasına izin vermeyen beden işçisi. Rüveyda, gelişi bile ibret hikayesi. Genel Evlerde çalışan, çalışmaya mahkum edilen Beden İşçilerinin röportajı ve şahsıma gönderilen Hayat hikayelerinden yola çıkarak yazılmış manevi bir yaradır bu kitap. Kirlenmiş zihinlere, zehirlenmiş nesillere, kaybolmuş geleceğe bir mum, bir halat, bir işaret gibidir. Her sayfasında gerçeklerle yüzleştiğiniz, hayal kurup dua ettiğiniz, bazen yas, bazen kasola göğüs göğse geldiğiniz harika bir eser. Tüm çaresizlere ve onlara çare olan tüm insanlara gelsin.... Seni Rabbim Sevsin bir vazgeçiş değil baş kaldırış masalıdır.
tamamlandı 9a önce tamamlandı HATA
@mujdeaklanoglu
Okuma
906
Oy
61
Takip
54
Yorum
11
Bölüm
4
Geçmişin karanlığına saplanmış beyaz bir ışık gibiydi adam. Sönse kaybolacak, yansa içindeki enerjisi bitecekti. Sırtında taşıdığı yüklerin kamburlaştırdığı yorgun bir vicdanı, kalbinde nasır tutan şefkatin dikenli telleri vardı. Güvenmek onun için iradesizlik, maskesini çıkarmak güçsüzlüktü, ta ki hayatına o girene kadar… Rüzgar Esme’yi öğrenene kadar! Diliyle dünyasını başına yıkacak kadar gözü kara, varlığıyla ona cenneti armağan edecek kadar huzur kokan kadın… *** Merhametsiz bir adamın kalbine hapsolmuş bir güzellik… Güzel bir kadının duvarlarına çarpmaktan yorgun düşmüş bir adam… Geçmişin pislikleri, amansız çıkagelen düşmanlar ve onca şeye rağmen sevmeyi öğrenmeye çalışan iki kırgın yürek… Sevmek; öğrenilebilir mi? Büyük hataların telafisi yoktur, peki Özlem Tekin’inde dediği gibi… Aşk; her şeyi affeder mi?
tamamlandı 9a önce tamamlandı DELİ FİŞEK
@mujdeaklanoglu
Okuma
2.84k
Oy
86
Takip
171
Yorum
8
Bölüm
3
Karanlıkla savaşabilir misin? Korkularını saklına astığın gibi, vicdanının sesini susturabilir misin? Sınırların ne kadar? Ne kadar ileri gidebilirsin? Peki bir DELİ’yi sevebilir misin? Aşk için nelerden vazgeçersin? Yüreğin gibi, geleceğini feda edebilir misin? O EDERDİ, ÇÜNKÜ O... DELİNİN DELİSİYDİ! Geçmişini bir çöp torbasına koyup kaderin derin sırlarına atarken, nereden bilecekti ki tekrar gün yüzüne çıkacağını?... Çocukken âşık olduğu adamın şimdilerde kaçtığı tehlikeli kişi olması ne ironiydi... Birbirine taban tabana zıt; iki deli! Birisinin dediğim dedik, umursamaz, sakar, pasaklı, çocuksu, masum, saf ve ukala bir cadıyken, diğerinin amaçları, hedefleri olan, onurlu, kuralcı, kurnaz bir işadamı olduğuna aldanmayın!... Aslında o gündüzleri işadamı Cem Aydınoğlu kimliğinden, geceleri Delifişek namıyla sıyrılan bir mafya adamıydı. Kurallarını yalnız kendisi koyduğu hayatında kimseyi istemeyen Delifişek, bir zamanlar kaçtığı baş belasının peşine bu sefer kendisi düşerse, dünyayı dize getiren gücüne ve herkesi korkutan yapısına rağmen, ona ve yüreğine tek sözünü bile geçiremezse, sizce ne olur? İnadın dibine vuran, aşkın tutkuya yelken açtığı harika bir romantik komedi olur.
tamamlandı 4h önce tamamlandı KÖR MENZİL
@mujdeaklanoglu
Okuma
24.56k
Oy
2.24k
Takip
889
Yorum
888
Bölüm
10
KÖR MENZİL - Müjde Aklanoğlu HİÇ TANIMADIĞIN BİRİNİ, SADECE BİR FOTOĞRAFA BAKARAK SEVEBİLİR MİSİN? Yüzbaşı Cihangir, vatanın sınırlarında düzeni ve disiplini bir zırh gibi kuşanmıştı. Ta ki tozlu bir patikada bulduğu o cüzdanın içindeki fotoğrafla göz göze gelene kadar... O andan itibaren hayallerine, daha önce hiç görmediği yeşil gözlü bir kadının hüznü süzüldü. PEKİ YA SEN, HİÇ TANIMADIĞIN BİRİNE SADECE MESAJLAŞARAK AŞIK OLABİLİR MİSİN? Badem, işgüzar teyzesinin ayarladığı adamla mesajlaşmaya başladığında, tek bir amacı vardı: Onu kendinden uzaklaştırmak ve geri püskürtmek. Ancak kaderin kaleminden sızan hikaye, çok başka yola saptı. Bir yıl boyunca yüzünü görmediği, sesini duymadığı o gizemli yabancıyla arasına, kelimelerden köprü kurdu. Çocukluk acılarının ve bastırılmış feryatların sessiz kafesinde hapis kalmışken, ruhu hiç bilmediği bir adamın satırlarında özgürlüğü buldu. Cihangir, bulduğu o fotoğrafın sahibine adım adım yürürken; Badem, ekranın ardındaki o ruhun aslında hayatını değiştirecek adam olduğundan habersizdi. Kör menzil; göz göze gelmeden başlayan sarsılmaz bir bağın, mesajlarda saklı kalan itirafların ve suskunlukların tek tek çözülüşünün romanıdır. Aşkın sadece sarılmak değil; görmeden sevmek, yaraları birlikte sarmak ve en derin feryatları sadece gözlerle duymak olduğunu anlatan sarsıcı bir yüzleşme.. "Cüzdandaki bir fotoğraf, ekrandaki bir mesaj... Kaderin en güzel `ters köşesi`."
tamamlandı 8a önce tamamlandı ARADIĞIM SENSİN
@mujdeaklanoglu
Okuma
177
Oy
20
Takip
45
Yorum
8
Bölüm
1
1888 yılında kaybolan Benedict, gözlerini 2020’nin parlak neon ışıkları altında açtığında, bu dünyanın ritmine ayak uydurmak zorunda kalır. Modern zamanın içinde geçen iki yıl… Yeni yüzler, yeni sorular, eskiye dair unutamadığı tek şey: “Neden ben?” Ama asıl sorular, dönüşünde başlardı. Bıraktığı dostu artık yaşlı bir adama dönüşmüştür ve o yokken dünyaya gelen yasak aşkının filizi dünyay gelmiş 25 yaşında olmuştur, en kötüsü de —ona bir zamanlar “Benedict Amca” diyen kız çocuğu—artık gözlerini kaçırdığı, sesini duyduğunda kalbi delice çarpan bir dişli bir kadın haline gelmiştir ve onun gerçekte kim olduğunu bilmemektedir. Benedict zamanın tuzağına mı düştü? Yoksa seçilmiş biri mi? Geçmiş ve gelecek arasında sıkışan bir adam… Kırık bir dostluk, farkında olunmayan bir yasak aşk… Ve peşindeki fizik profesörlerinin saplantılı arzusu: Zamanı bükebilen adamın sırrı...
tamamlandı 7a önce tamamlandı AYNALI KAFES
@mujdeaklanoglu
Okuma
4.16k
Oy
691
Takip
273
Yorum
675
Bölüm
6
ATNALI KAFES Bir aynanın karşısında başlayan savaş, Mardin’in taş sokaklarında yasak bir aşka dönüşebilir mi? Asel Derin, yıllarca toplumun sözleriyle bedenine hapsedilmiş, aynalı kafesinde kendi yansımasıyla kavga etmiş genç bir kadın. Tıp fakültesinde kendini kanıtlamış olsa da en büyük savaşı hâlâ kendi kalbinde sürüyor. Cesur Ağa ise güçlü, karizmatik ve her daim ulaşılmaz görünen biri… Asel için bir ağabey gibi kabul edilmiş ama hiçbir zaman öyle hissedilmemiş. Onun bakışları, kahkahası, sözleri Asel’in kalbinde yıllardır saklı tuttuğu bir sırrı uyandırıyor: “Sevememiştim, kardeşim gibi sevememiştim.” Bir tarafta toplumun yüklediği etiketler, annenin disiplinli sesi, Mardin’in dar sokaklarında yankılanan dedikodular… Diğer tarafta kalbini hızlandıran, ama yasak gibi görünen bir aşk. Asel aynalı kafesinden çıkıp kendi hayatının anahtarını eline alabilecek mi? Cesur’un gölgesi, Asel’in ışığını söndürecek mi, yoksa daha da parlatacak mı? “Bedenim benim evim ve ben evimi sevmeyi öğrendim. Peki ya kalbim?” Zümrüt Kafes yan karakterleri Asel ve Cesur ile tanışmaya hazır mısınız? Biraz romantik komedi biraz dram olsun… #müjdeaklanoğlu #hasremyayınları #kitap #aşkromanı
tamamlandı 7a önce tamamlandı SAHİPSİZ
@mujdeaklanoglu
Okuma
454
Oy
124
Takip
71
Yorum
198
Bölüm
3
SAHİPSİZ Kimsesiz insanların peş peşe öldürüldüğü şehirde, beş adli tıp uzmanı her cinayetle birlikte ölümün daha kusursuz işlendiğine tanık olur. İz bırakmayan bir katil, insan aklının sınırlarını zorlayan bir karanlık… Utku Karalı, henüz uzmanlığını tamamlamadan dünya çapında adı duyulmuş bir adli patologtur. En karmaşık cinayetleri çözmekle tanınırken, kendi hayatında çözülmesi imkânsız görünen bir sırla yüzleşmek zorunda kalır. Çocukluk aşkı Ümran kalbinin en büyük yarasıdır; çünkü aynı kadını erkek kardeşi de sevmektedir. Kalbi bu yasak duygularla çarparken, bambaşka bir şokla sarsılır: Yanlarında kalan ve eğitim hayatına destek oldukları genç kız, Tutku, hamiledir. Utku’nun ona elini sürmediği açıktır, üstelik Tutku hâlâ bakiredir… Ama DNA raporları, karnındaki çocuğun babasının Utku olduğunu söylemektedir. Bir yanda ardı ardına işlenen kusursuz cinayetler, diğer yanda açıklanamayan bir bebek… Katil kim, baba kim, yoksa ortada gerçek diye bildikleri her şey bir yanılsama mı? “Sahipsiz”, ölümün suskunluğunu, aşkın yasak yanını ve aklın sınırlarını zorlayan bir gerilimi okurun yüreğine kazıyacak.
tamamlandı 7a önce tamamlandı NADAS
@mujdeaklanoglu
Okuma
443
Oy
44
Takip
22
Yorum
2
Bölüm
6
ARKA KAPAK YAZISI Her şey bir yanlış anlaşılmayla başladı! Derin yeşil gözleri, beyaz, tazecik tenine düşen gece karası saçları ve dolgun kırmızı dudaklarıyla yakıcı bir güzellik: Peri! Hayal dünyalarında yaşayan, peri kızlarından değil! Onun hayatı, masal dünyalarındaki gibi hiç olmadı. Zaten masallara, ucuz aşk romanlarına inanmayı bırakalı çok olmuştu. Ta ki; gece yarısı uyku sersemi yaptığı bir hataya kadar! Sınırsız serveti, göz kamaştıran cazibesi ve pervasız yakışıklılığıyla Eymen Sancaktar’ın baştan çıkarıp elde edemeyeceği bir kadın yoktu. Öyle sanıyordu! Oysa Eymen, evliliğin erkekleri itaatkâr bir köleye çevirdiğini ve aşk acısının azap verici bir yıkımla, ehlileştirici etkisini düşünerek evlenmeyi kesinlikle istemiyordu. Geçmişte yaşadığı acı tecrübesi yüzünden, kapıları aşka kapanmış, yüreği sırlarla örtünmüştü. Artık aşka yeminliydi! Bir gece zorda kalıp otele uğradı ve uyandığında hayatının en büyük yanlış anlaşılmasıyla karşılaştı. Böylece peri masalı başladı! Tüm kadınlar kendisininken, o; sadece asi ve şartları olan bu kızı arzuluyor –Karısını! Ona sahip olabilmek için her yolu deniyor, Peri isyan ettikçe cezbediyor, çekim alanından çıkamıyordu. Bu iki inatçı âşıktan acaba hangisi galip gelecek? Önce hangisi pes edecek? Eymen dokunursa yanacak, bir ömür evli kalacak! Peri ise verdiği yemini bozmayıp arkasında kalmaya çalışacak… İki Yemin, bir aşk… Acaba hangisi kazanacak? Yazar bu kitapta, beklentilerin oluştuğu, belli kriterlerin arandığı kurguyu kitleye istendiği ölçünün üstünde kendi ölçütünde verirken… amacı duygusal beklenti, vaatler değilmiş, zamanında yazılan soft romanlardan hiç değilmiş. Kitap dönemine göre değerlendirilecekse, fakir kız zengin adam aşkı, sempatik aile gösterişi de değilmiş… Bu kitabın karakterleri, zamanının beklentisini taşıyan romantik kurguya da ait değilmiş… Bir romandan beklenilenin üstünde, sorgulatan bir ivmeye inmekmiş… Romantik bir baharı, yargılanan karakterleri, çekişmeli süreci, sınır problemlerinin naz olarak aksedildiği replikleri, öz güveni, öz saygıyı, öz bakımı, kişinin kendine verdiği değeri, çaresizliğin ayağa taktığı görünmez prangayı, kaderin şekillendirdiği yazgıyı değiştirmenin acının içinden geçmek olduğunu okurken, beklentinizi değil kendi iç sesinizi açın. Tabi ki eğleneceksiniz ama sık sık sorgulayacaksınız, kendi hayatınıza da dönüp bakacaksınız… Herkes bir parça zengin herkes bir parça fakirdir, zenginlik kime neye göredir, fakirlik kime neye göre değişir… Şehrin, işin, aile ve özel yaşamın stresinden uzaklaşarak bir müddet sakin, sessiz, huzurlu bir yerde tatil yapmak ve yenilenmek gibiydi Nadas! Kurgu Editörü Seher Alp
tamamlandı 6a önce tamamlandı YÜREĞİMİN YÜRÜDÜĞÜ YOL
@mujdeaklanoglu
Okuma
455
Oy
53
Takip
76
Yorum
23
Bölüm
1
Yüreğimin Yürüdüğü Yol On bir yaşında nişanlanmış, on üç yaşında evlendirilmiş, 14’de anne olmuş, çocukluğunu yaşayamadan yaşlı bir adama eş, huysuz bir kaynanaya hizmetçi seçilmişti, Zelal. Boyunca iki evladı, omuzlarına yüklenen ağır sorumlulukları ve ömrünü tüketen yatalak bir koca… Dünya ona hep zindan olmuştu. Kayınvalidesi ölünce, yıllarca kocasına bakmış, kocası öldüğünde bile zincirleri çözülmemişti. Yatalak kaldığı süreçte tedavisi için çok çabalanmış, ardında bıraktığı borçla soluğu kesilmişti. Töre gereği borç babası öldüğüne göre artık Zelal’in ve çocuklarının sırtına yüklenmişti. 16’sındaki erkek evladını çalışmaya, 15’indeki kızını ise gelinliğe sürüklemek istemeyen Zelal, kayınlarının gölgesinde, çaresizlik onu daha da köşeye sıkıştırdığı yerde bir çalışmak için bir çiftliğin kapısını çaldı. Tam da o sırada, toprak zengini çiftlik sahibi Awir Düşan, ile tek oğlu Behram’ı çıkardı karşısına. Askerde mayına basarak iki bacağını kaybetmiş bir gazi, yıllardır tekerlik sandalyesine bağlı yaşıyor. Awir Düşan kalp hastası, her sabah ölür müyüm korkusuyla uyanıyor, ölmeden önce gözünün çiçeğini evlendirmek istiyor. Onun derdi ne torun ne de miras, onun tek derdi evlasının bakımını sağlayacak bir eş fakat karşısına çıkan her aday ya açgözlüdür ya da mecbur bırakılmış… Awir Düşan, Zelal’in borcunu kapatır; karşılığında onu Behram’a eş yapar, ona bir sözleşme imzalatır. Zelal, çocukları için kabul eder, fakat kendini satılmış gibi hisseder. Behram ise önce bu evliliğe karşı çıkar, ama Zelal’in acılarına tanık oldukça ona duyduğu saygı, yavaş yavaş sevgiye dönüşür. Bu hikâye, töreyi bahane gösterip mazlumu ezen, ahlaksız ahlak bekçilerinin aç gözlü dünyasından geçer… Çaresiz bir kadının çocukları için göze aldığı sorumlulukla başlayan bir zorunluluğun, kalbin sessiz adımlarıyla aşka evrildiği yolculuğudur. Ve belki de gerçek iyileşme, yaraları sarmakta değil; yaralarla birlikte yaşamayı öğrenmekte saklıdır. Yüreği güzelim, rahmetle ve mağfiretle uyu… #müjdeaklanoğlu #hasremyayınları #yüreğiminyürüdüğüyol
tamamlandı 3a önce tamamlandı SÖZLEŞMEDE AŞK YOKTU
@mujdeaklanoglu
Okuma
219
Oy
34
Takip
26
Yorum
1
Bölüm
3
TANITIM ARKA KAPAK YAZISI Bazı anlaşmalar kâğıda dökülür. Bazıları kalbe. Pınar, hayatı boyunca ait olmadığı dünyaların kıyısında durmuş bir kadındı. Ta ki bir uçak yolculuğunda, her şeyi kontrol altında tutmaya alışkın bir iş adamının yan koltuğuna oturana kadar. Arif için her şey bir plan meselesiydi. İtibar, güç, görünüm… Ve şimdi, zorunlu bir nişan. Bu nişan gerçek değildi. Ama bakışlar gerçekti. Sessizlikler fazla uzun, dokunuşlar fazlasıyla inandırıcıydı. Bir iş anlaşması olarak başlayan sahte bir birliktelik, iki insanın en savunmasız yerlerine dokunmaya başladığında; roller karışır, sınırlar bulanıklaşır. Aşk, bazen en büyük yalanın içine gizlenir. …. İlk yayınım kitabın tamamını yazarımızın gözleminde atacağım…. İlk bölüm yarın olacak. Çok heyecanlıyım bana bu süreçte lütfen destek olun, yazarımıza mahçup olmayalım. Hadi bismillah 😍🥰 yorumlarda buluşmak dileğiyle Bu arada şahsi hesabını özelden isteyene vereceğim 🥰🥹 bu süreçte fikirlerinize önem veriyorum
devam ediyor 2h önce güncellendi KARANLIK ÇARK
@mujdeaklanoglu
Okuma
1.21k
Oy
238
Takip
163
Yorum
144
Bölüm
4
Jandarma İstihbarat kökenli Binbaşı Metehan Alp, Ege de babasından kalan mirası geri almak için Kıbrıs Harbinden sonra, köklerinin olduğu kadim topraklara dönmek için yola çıkar. Yıllar süren savaş ve kayıplardan sonra, şeref madalyasını kazanmış ancak gazi olarak dönmektedir. Üç ailenin tek erkek evladıdır. Mirası devraldığında, çiftliğin güvenini kazmak için yola çıkmıştır ancak, kuzenleri ile yaklaşan büyük hesaplaşmaya hazırlanırken, geçmişin gölgeleri de onlarla birlikte eve dönmektedir. Uzun yıllar boyunca ailesinden ve yurdundan uzakta savaşan Binbaşı, ailesinin tehdit altında olduğunu öğrendiğinde, geri dönmeye karar verir. Ancak bu dönüş, bir kurtuluş değil; yarım kalmış günahların, bastırılmış arzuların ve babadan oğula geçen bir lanetin başlangıcıdır. Oysa savaş bitmesine rağmen, o topraklarda gerçekleştirmesi gereken çok fazla stratejik görevi varken, aile kökleri dönmeye mecbur etmiştir. Babası, gençliğinde sevdiği kadını düşmanına kaptırmıştır. Bu kayıp, onun hayatını ikiye bölmüş; aşkı nefrete, özlemi takıntıya dönüştürmüştür. Yıllar sonra kader acımasız bir oyun oynar: Sevdiği kadının kızı Laçin, iki aile arasındaki barışı sağlamak için Tekin Bey evlenmek ister. Aile eli mahkum buna rıza gösterir. Aslında bu evlilik, bir barış anlaşmasından çok, geçmişin intikamıdır. Ancak, babasının henüz on yedi yaşında bir kızla evlenmeyi düşündüğü duyan Metehan, düğün günü kızı kaçırır ve kendi nikahına alır. Babası bunu duyunca küplere biner, ancak tek evladı olan Metehan’a kıyamaz. Metehan, göreve gitmeden evvel kızı amcasına ve halalarına emanet eder. Ve tek şartı vardır, geldiğinde, kızı bıraktığı gibi bulmazsa, tüm aile mirasını Türk ordusuna feda edecektir. Henüz çok genç yaşta gelin olan Laçin, kalbiyle değil, zorunlulukla bu evliliğe adım atmıştır. Metehan, onun gözünde sadece zırhı parlayan bir kahraman, bir koruyucudur. Oysa Metehan için bu evlilik, babasının gölgesinde alınmış bir karardır; istemediği bir bağ, kaçtığı bir kaderdir. Laçin’in onurunu korumak adına evlenmiş, ardından onu geride bırakıp savaşa gitmiştir. On yıl sonra Metehan evine döndüğünde, geride bıraktığı ürkek kız artık yoktur Karşısında; büyümüş, güçlenmiş, güzelliği kadar sessiz direnişiyle de dikkat çeken bir kadın vardır. Laçin, hem kırık kalbiyle hem de gururuyla ayakta durmayı öğrenmiştir. Ve Metehan, en tehlikeli gerçeği fark eder: Artık ondan kaçamamaktadır. Ancak kader, bu aşka bile merhametli davranmaz. Resmi nikah için kurulan törende, geçmişin karanlığı tekrar sahneye çıkar. Metehan babası, yıllar önce kaybettiği kadının izini bu kez kızında bulur. Çünkü Laçin annesine çok benziyordur. Takıntısı aklını ele geçirmiştir. Oğlunun düğün gecesinde kızı kaçırır. Ama bu bir düşman baskını değildir. Bu, babanın oğlundan aldığı gelindir. Metehan, yıllar sonra dahi kendi babasının ihanetine uğrar. Laçin ise, istemediği bir evlilikten kaçarken, çok daha korkunç bir yazgının içine çekilir. Adam, kızı nikâhına almak için; evliliklerinin gayri resmi olduğunu, kızın oğluna kadın olmadığını iddia eder. Çünkü bu evlilik bir birliktelik değil, bir sahiplenme ve intikam ilanıdır. Şimdi Metehan önünde yalnızca bir seçenek vardır: Ya babasının miras bıraktığı karanlığı kabul edecek, ya da nikahına aldığı karısını ve kendi onurunu kurtarmak için, onunla dişe diş yüzleşecektir. KARANLIK ÇARK aşkın, takıntının ve kan bağının birbirine karıştığı; babanın düşmana dönüşebildiği, oğlun kendi soyuna karşı savaşmak zorunda kaldığı, karanlık bir destanıdır. Kaçmak isteyen herkesin yeniden içine çekildiği bir mekanizma, yani bu bir kader çarkı. Kim döndürürse döndürsün sonuca kader karar verecek… Bakalım bu çarkın döngüsündeyken, karanlıktan aydınlığa ilk kim çıkacak. Bazen onur düşmandan geri alınır. Bazıları ise… kendi kanından boğulur…
Loading...