10. Bölüm

9. BÖLÜM

emine
mvsemine

 

🌻


BÖLÜM 9

YİĞİT

 

 

20 dk. Önce

Yazarın anlatımıyla

 

 

Zorlukla,çilelerle yatağına bıraktığı kıza baktı Yiğit.Sinirle soludu.Ardından kızdan başını kaldırıp boş tavana bakıp"Allahım lütfen bir dahakine başıma gelecek şeyler için fragman yolla.Yetişemiyorum"dedi .

Gerçekten hayatın son bir haftada ona yaşattıklarını idrak edemiyor,yetişemiyordu.

Banu'yu bir iki defa dürttü.Uyuduğundan emin olduğunda bu sefer başını boş tavana kaldırarak Tanrıya şükürlerini sundu.

Banu'ya son kez yüzünü buruşturarak baktı.

Bu kızdan çekeceği vardı.Biliyordu.

İçinden geçenleri dışına vurarak"Bu kızdan çekeceğim var " diye söylendi.

Ardından aklına gelen düşüncelerle gülümsedi.

Mutfakta Elmas,Banu'yu kıskanmıştı.

Ve bundan çok emindi.Kıskançlığının sinyalleri kilometrelerce uzaklıktan anlaşılabilirdi.

Gülümsemesi genişledi.Kıskanıldığına göre hâlâ bir umut vardı.Kendince bu çıkarımı yaptı.Elmas hâlâ umursuyordu onu.Yaşayacakları şey her neyse...

Başlamadan bitmeyecekti.

Şuan bu halde olmalarının nedeni Elmas'ın inadıydı.Mutfakta aç olmasına rağmen yemek yememek için çocuklaşması kafasının karışık olduğunun göstergesiydi.

Elmas kırılmamak için kırıyordu!

"Bencilce"diye geçirdi içinden Yiğit.

Bencilceydi ama içten içe hak vermeden edemiyordu ona.

Yiğit 'in içindeki kırgınlık yerli yerindeydi lakin Elmas'ın gözlerinin içine bakamamak daha ağır basıyordu.

Bu kadar kısa sürede nasıl bu kadar hayatında yer edinmişti Elmas?

Anlam veremiyordu ama Elmas 'a uzak durmak depremdi onun için.

Yangınıydı,seliydi...

Aklından geçen düşünceyi kafasını sallayarak onayladı.

Elmas'a sevmeyi de sevilmeyi de öğretecekti.Kendi bile bilmeden yapacaktı.Kendi de onunla öğrenmeyi deneyecekti...

İliklerine kadar bunu istediğini anladı Banu'nun odasında.

Belkide Banu sayesinde...

Banu'yu yatağına yatırana kadar bir rezzillik çıkmaması için Tanrı 'ya yalvarmıştı.

Çünkü son ana kadar Banu, Yiğit'le uyumak için zorluk çıkarmış, Yiğit reddettiğinde sesini yükselterek ısrarını sürdürmüştü.Bu sebeple ev halkı ayaklanmasın diye de Yiğit odadan ayrılmak için Banu'nun uykunun kollarına teslim olmasını beklemişti.

Banu'nun ona olan ilgisinin bir süredir farkındaydı.Hemde fazlasıyla...

Çapkın bir erkek olmasına rağmen bu gece Banu'ya karşı koymasının tek bir sebebi vardı.

Oda Elmas'ın görünmez bir iple kendini ona doğru çektiğini düşünmesiydi.

Elmas'ı bu kadar isterken başka kadınları görmesi ne mümkündü?

İradesine kendi bile şaşırmıştı lakin bu iradesi ona Elmas'a olan kırkınlığının özleminden geride kalmasına sebep olmuştu.

Telefonu çaldığında Banu'nun odasından çoktan çıkmış,mutfağa inmek için merdivenlere yönelmişti.

Kirvem arıyor.

Gelen çağrı görüntülü olduğundan mutfağı pas geçerek bahçeye yöneldi Yiğit.

Telefonu cevapladığında bir ağacın altına yerleşti.

"Kirvemm"diye cevapladı telefonu.

Karşı taraftan ses gelmedi.

Yiğit "Alo "diye konuştu bu sefer.

Özgür sadece boş gözlerle ekrana bakıyordu.Omuzlarına kadar gelen saçları her zamanki gibi ensesinde bağlanmamıştı.Serbestti.

Yiğit birşeylerin ters gittiğini düşünerek "lan!"diye konuştu bu sefer.Lakin boş yere gerildiğini çalan Sezen Aksu şarkısıyla anladı.Derin bir nefes verdi.

Özgür "sadece dinle diye "konuştu

"Geri dön geri dön.Ne olur geri dön! Uzanıp tutu ver elimi birgün...."

Özgür' de şarkıya eşlik ediyordu ve sesi berbattı.

Bu sebeple Yiğit yüzünü buruşturarak telefonun sesini biraz kıstı.

"Utanır diyemem ne olur geri dön..."

Yiğit daha fazla dinleyemeyeceğini anladığında"tamam tamam" diye konuştu.

Müzik sesi anında kesildiğinde

Özgür,"dönüyor musun?" diye heyecanla sordu.

Yiğit"susmana tamam"diye saçma bir yanıt verdi.

Bu cevap karşısında Özgür'ün heyecanının yerini somurtkanlığı almıştı.

Kısa bir sessizlik oluştu.

Yiğit sıkıntıyla nefesini üfledi.

"Bana takık olan kız vardı ya ."

"Banu Saraç mı?" diye sordu Özgür.

Yiğit hafifçe gülümsedi .

"Kaç tane kız var sanki kirvem."

Özgür ciddiyetle cevapladı.

"Sayamadım."

İkiside güldü.

Aradından Yiğit cümlelerine devam etti.

"İskenderun'a buluşmaya gittiğim kız varya."

"Ee "diye sordu Özgür.

Sonra aydınlandı.

"Komiser olan"

Yiğit başını salladı.

"Gördü Banu'nun hareketlerini.Kıskandı biraz ama aramız hâlâ soğuk."

Özgür'ün kafası karışmıştı.

"Saraçlar'ın evinde ne işi var komiserin? Aranız hâlâ kötüyken birde."

Yiğit telaşla konuştu.

"Konu o değil.Sen komiseri hayatında görmedin tanımıyorsun.Ben sana anlatırım sonra ."

Özgür sinirlenmişti ve bu sinir sesine yansımıştı.

"Yine hangi bok çukuruna düştün Yiğit?"

Yiğit Özgür'ün bu sinirini umursamadı.

"Ne yapmam gerekiyor kirvem?"

Bir kaç saniye sessizlik oluştu tekrar.

Sonra Özgür en iyi bildiği yolu gösterdi kardeşine.

"Yaşanacak şeyler varsa erteleme Yiğidim.Biz hep mahrum kaldıklarımıza yanmadık mı? iyi veya kötü yaşayamadıklarımız en çok koyamadı mı bize?"

İkiside gülümsedi.

Acı kokan,keşkelerle dolu bir gülümsemeydi bu.

"Bu kadar düşündürüyorsa iyi veya kötü yaşancaklar var demek. Erteleme."

Özgür sustu.

Yiğit sustu.

Buruk tebessümleri konuştu.

Belkide Özgür haklıydı.

İnsanı kaybettiren ertelediği duygulardı.

Beklediği mutluluktu.

Mutluluk beklenir miydi?

Eğer bekleniyorsa hiç gelmeyecek demekti.

İnsanoğlunun yaptığı en büyük hataydı mutluluğu beklemek.

Zaman geçtikçe hayattan aldığımız hazlar yaşımız büyüdükçe değişirdi.

Bir sonraki yaz veyahut "şu gelsin ,şu gitsin,şu olsun herşey düzelecek mutlu olacağım "demek sadece insanın kendini basit bir avutma şekliydi.

Çünkü zaman geçtikçe imtihanlar değişir hayattan beklediklerimiz değişirdi.

Beklediğimiz o mutluluk hiçbir zaman gelmezdi.

Önemli olan anı yaşayıp o gün mutlu olmayı öğrenmekti.

Yiğit Özgür'ün omuzlarına kadar gelen saçlarına uzun uzun baktı.Böylede çok yakışıklıydı kardeşi farkındaydı fakat Yiğit Özgür 'ün son zamanlarda uzattığı saçına nedensizce takmış durumdaydı.

Ciddi bir merakla sordu Yiğit.

"Ne zaman keseceksin şu saçını."

Özgür yüksek sesle bir kahkaha attı.

"Sen Küçük Yiğit 'i kökten kesince."

Veda cümleleri oldu bunlar.İkisi de birşey söylemeden kısaca baktılar birbirlerine.

Bu bakışların dilini bir tek onlar biliyordu.

Ardından telefon kapandı.

Yiğit sığındığı ağacın altından ayrılarak bahçede dolaşmaya başladı.

Yapacağı şey belliydi.

Bu kadar düşündürüyorsa Elmas.Yaşanacaklar var demekti ve Yiğit iyi veya kötü yaşayacaktı.

Bugüne kadar hasret kaldığı tek şey Anne şefkati ve baba sevgisiydi.

Anne şefkatine mahrum kalması diğer kadınların şefkatsizliğini umursamamasına neden olsada, Elmas'ın şefkat ve sevgisini istediğini iliklerine kadar hissediyordu.

Yiğit,Elmas'ın sevgisine muhtaçtı.

Yiğit,Elmas'ın şefkatine muhtaçtı.

Yiğit,Elmas'a muhtaçtı...

Yiğit annesinin gidişinden sonra annesi dışında ilk defa bir kadına muhtaç olduğunu hissediyordu.

Bahçede dolaşmaya devam ederken havuz kenarında sırtı ona dönük olan bir bedeni fark etti.

O tarafa doğru ilerledikçe kalp atışlarının hızlandığını hissediyordu.

Elmas' ın yanına vardığında Elmas'ın yalın ayak olduğunu görmesi gülümsemesine neden olmuştu.

Düşünüyordu...

Elmas aynı anda nasıl bu kadar çekici bir kadın oluyor ve on yaşında bir kız çocuğunu anımsatabiliyordu?

Ve düşünüyordu ...

Aynı anda karşısında ki bu kadının her zerresini arzularken yine aynı saniyelerde karşısındaki bu kız çocuğunun gülümseme nedeni olmayı nasıl isteyebiliyordu?

Hakkı var mıydı buna?

Bilmiyordu...

 

 

~BÖLÜM SONU

 

"Yiğit" adlı bölümler devam edecek!❤️

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bölüm : 30.06.2025 05:02 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...