10. Bölüm

10. Bölüm

Nurgül Aydoğan
nuraydogan

"Barut Timi! Bugün atışlarınızın nasıl olduğuna bakacağım. Şu anda timde bir keskin nişancı yok. Bu durumda atışları iyi olan birisini arkamızı kollaması için bırakmak zorundayız . Sırayla atışlarını yapın. Ayaz başla!"

Ne zaman göreve çıkacağımız belli değildi. Her an hazır olmalıydık.

Herkes üç atış hakkı vardı. Bu atışlara göre içimden biri keskin nişancılık yapacaktı.

En azından yeni bir keskin nişancı gelene kadar.

Ayaz 3 atıştan ikisini sekize birini dokuza isabet ettirmişti.

Zülküf abi 3 atıştan ikisini yediye birini sekize isabet ettirmişti.

Berdan 3 atıştan üçünüde ona isabet ettirmişti.

"Tebrikler Berdan Teğmenim. İyiydi."

"Sağ olun komutanım." Dedi .

Yılmaz 3 atıştan üçünüde yediye isabet ettirmişti.

Ali 3 atıştan ikisini yediye birisini sekize isabet ettirmişti.

Ben 3 atıştan ikisini ona birini dokuza isabet ettirmiştim.

"Bu durumda keskin nişancımız Berdan oluyor. Dağılabilirsiniz."

Yanlarından ayrılıp odama geçtim. Aslında komutan odasıydı. Komutan ben olduğuma göre benim odam oluyordu.

Evraklarla uğraşırken bir er gelip Albayın Baryt Timini çağırdığını söyledi. Barut Timinin odasına girdim. Girmemle hepsi kalkıp sıraya geçtiler.

"Albay bizi çağırıyor beyler. Üstünüze başınızı düzeltip gelin." Bunun söylemeyin nedeni üstlerindeki üniformaların düğmeleri neredeyse yarıya kadar açıktı. Kendilerini düzeltmeleri gerekiyordu.

Ben gittikten hemen sonra arkamdan koşarak geldiler. Yavaş yavaş öğreneceklerdi düzenli olmayı.

Harekat odasına girdik. Hızlıca tekmil verdim.

" Üsteğmen Bilge Bozkurt/Mardin Emredin komutanım. "

"Otur Barut Timi " hızlıca yerlerimize oturduk.

"Barut Timi sınıra yakın bir köye baskın yapılmış. Okulda bulunan öğretmen ve öğrenciler esir olarak tutuluyor. Barut Timi oraya gidip evlatlarımızı alın."

"Emredersiniz komutanım " diye bağırdık hep beraber.

Albayın yanından çıkıp hangar girdik. Hızlıca hazırlanmaya başladık.

"Komutanım sonunda göreve çıkıyoruz. Vallahi otura otura sıkılmıştım." Dedi Yılmaz.

"Al benden de o kadar komutanım" diye destekledi onu Ali.

"Barut ailelerinize haber verdiniz mi?" Diye sordum time.

Onaylayan mırıltılar çıkardılar. Bu sefer sert bir sesle sordum aynı soruyu.

"Barut ailelerinize haber verdiniz mi?"

"Verdik komutanım" diye hep bir ağızdan bağırdılar.

Demek böyle konuşmak gerekiyor.

"2 dakikaya hazır olun." Diyip çıktım.

Barut Timi ile henüz kaynaşamadık. Aslında bunu istemiyordum. Yine aynı şeyleri yaşama fikri bile aklımı yitirmeye yeterdi. Onlar da sağ olsunlar bana yardım ediyorlardı. Bundan şikayetçi değildim. Tek istediğim görevlerini layıkıyla yerine getirmeleriydi.

Köy bize 2 saat uzaklıktaydı. Köyün çevresi genel olarak dağlıktı. Bu yüzden helikopter ile gidecektik.

Pistte geçirdiğim iki dakikadan sonra tim gelmişti. Albay gelmesiyle "Dikkat" diye bağırdım.

Bir adım öne çıkıp "Barut Timi göreve hazırdır komutanım" Dedim. Albay başıyla onayladı.

"Allah yar ve yardımcınız olsun Barut Timi" dedikten sonra bana baktı.

"Barut Timi Helikoptere bin!" Emrimle beraber sırayla helikoptere bindik.

Karşımda Ayaz, yanımda Zülküf abi oturuyordu.

"Operasyonlarda kullandığınız kod adlar var mı?"Diye sordum time.

"Var, komutanım " dedi Ayaz "Benim ki Yıldırım"

"Benim ki Doktor komutanım " dedi Zülküf abi.

"Sıhhiyecisin yani " "Evet, komutanım " diye onayladı.

"Benim ki Fırtına " dedi Berdan.

"Benim Tahrip " dedi Yılmaz. " Tahribat uzmanısın yani "

"Evet, komutanım "

"Benim Şeker komutanım " dedi Ali.

"O niye?"

Sırıtarak" Şeker gibisin dediler komutanım " dedi.

"Haksız da sayılmazlar Şeker "

10 dakika sonra Helikopterden indik. Yarım saat yürüdükten sonra köye varmıştık.

"Fırtına kendine bir yer bul. Olabildiğince görüş alanı fazla olsun. "

"Emredersiniz komutanım " diyen Berdan yanımızdan ayrıldı.

"Yıldırım ve Şeker siz güneyden geleceksiniz. Ben kuzeyden geliyor olacağım. Doktor ve Tahrip siz doğudan gelin. Anlaşıldı mı?"

"Anlaşıldı komutanım " dediler aynı anda.

"Yavaş yavaş temizleyerek hareket edeceğiz. Aksi takdirde öğretmene ve öğrencilere zarar verebilirler. Anlaşıldı mı?"

Herkes yerine geçince telsizden konuştum.

"Haydi Barut Timi başlayın!"

***

Yarım saat sonra çevredeki teröristleri temizlemiştik. Okulun içinde iki tane kalmıştı.

"Teslim ol! Buradan sağ çıkamazsınız!"

"Biliyorum esger. Ben çıkamazsam bunlar da çıkamaz" diye bağırıyordu it.

"Barut, içeriye girecem. Benimle beraber bir kişi daha gelmesi gerekiyor.Var mı gönüllü?" Diye sordum.

"Ben gelirim komuyanım" dedi Yılmaz.

"Tamam, Tahrip. Sen arkadan gel, ben önden girecem. Dikkatlerini dağıtalım"

"Tamam, komutanım"

Yavaş yavaş içeriye ilerlemeye başladık. Ateş etmiyorlardı. Mühimmatları bitmişti. Kapıyı kırarak içeri girdim. İçeri girmemle durmam bir oldu.

İki şerefsiz de çocuklara ve öğretmene silah doğrultmuş bekliyorlardı.

Arkadan giren Yılmazı fark etmemişler.

"Bırak silahını esger. Yoksa bunlar ölecek."

"Tamam, bırakıyorum silahımı." Yavaşça yere eğilirken Yılmaz'a solu gösterdim. Başıyla onayladı.

Tam silahımı bırakacakken sol taraftakini vurdum. Aynı anda Yılmaz da sağdakini vurmuştu.

Çocuklar çok korktuğu için onları evlerine yolladık. Neyse ki kimsede birşey yoktu.

Timle çevreyi son kez kontrol ettikten sonra geri dönecektik.

"Tim, çevreyi kontrol edin."

"Emredersiniz komutanım "

Bir yandan çevreyi kontrol ediyordum bir yandan da teröristlerden yaşayan var mı diye kontrol ediyordum.

Sağ tarafa yöneldiğim anda karnımda bir acı hissettim. Karşımda bana ateş eden teröristi vurdum. Bu sırada ikinci kez ateş etmişti. İkinci kurşunla geriye doğru iki adım attım.

Gözlerim bir anlığına karardı.

"Komutanım!"

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  

 

 

 

Bölüm : 10.07.2025 10:53 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...