
14 yıl önce
Hastaneden çıkmak istediğim için Adem amca bir tekerlekli sandalye ayarlamıştı.
2 gündür hastanedeyim en azından dışarı çıkmak istiyordum. Neyse ki Adem amca olaya el atmıştı.
Hastane bahçesinde bir yandan tekerlekli sandalyeyi sürüyordum diğer yandan çevreyi gözlemliyordum.
En son bir ağacın gölgesinde durup çevreyi izlemeye başladım.
Bir kaç kişi bir bankta oturmuş sohbet ediyorlardı. Bunlardan ikisi doktordu diğerleri ise arkadaşları olmalıydı. Çok samimi görünüyorlardı.
Diğer tarafta iki kişi bir bankta oturmuş konuşuyorlardı. Aslına bakacak olursak tartışıyorlardı. Büyük bir ihtimalle bunlar hasta yakınlarıydı. Uzun zamandır uyumuyorlarmış gibi gözlerinin çevreleri kızarmıştı.
Başka bir yöne baktım. Bu sefer tek başına oturan bir adam vardı. Dünyadan soyutlanmış gibi dalmıştı. Bu adam eşini kaybetmiş olmalıydı. Ellerinde tuttuğu alyans ona küçüktü ve diğer teki kendisinin elindeydi. Çökmüş haline bakılacak olursa eşini kaybetmiş.
Diğer tarafta ise heyecandan yerinde duramayan bir adam vardı. Oradan oraya gidiyor ne yapacağını bilmiyormuş gibi davranıyordu. Elinde tuttuğu Bebek çantası bir bebek beklediğini gösteriyordu. Belki ki karısı daha doğum yapmamıştı.
Ölümle doğum kardeşti.
Ben insanları gözlemlerken yanıma zayıf çelimsiz bir kız oturdu. Yere oturmayı hiç sorun etmemişti. Benim onu fark etmediğimi düşündüğü için ses çıkarmaya karar vermiş olmalıydı.
"Marhaba" dedi çekingen bir sesle. Sesi çok inceydi. Üstelik çok kısık sesle konuşuyordu.
"Merhaba " dedi tekrar. Ses çıkarmadım.
"Merhaba dedim ama niye cevap vermiyorsun?" Bu sefer yüksek sesle konuştuğu için kendisine döndüm. İstediğimi almıştım.
"Merhaba" dedim gülümseyerek.
Kız bir bana bir de gülümseyince ortaya çıkan gamzelerime bakıyordu. Bazı insanların gamzeleri konuştuklarında belli olabilirdi ama benim gamzelerim gülmediğim sürece ortaya çıkmayanlardandı.
"Çok güzeller. Bence daha fazla gülmelisin." Dedi.
Karşımdaki kızın yüzü çok solgundu. Bu hastalığından kaynaklanıyor olmalıydı.
"Belki... Ama sende gülmelisin." Dedim kalan zamanını gülerek harcamalıydı.
"Bu arada tanışmadık. Ben Leyla." Dedi gülerek. Uzattığı elini tuttum.
"Ben de Bilge. Tanıştığımıza memnun oldum Leyla."
"Ben de Bilge. Ne yapıyorsun burda yalnız?"
"Hastane de sıkıldım biraz dolaşmak istedim. Sen gelmeden önce insanları izliyordum."
"Anladım." Gözü sürekli alçıdaki ayağıma bir de elimdeki yanıklara gidiyordu.
"Sor hadi" dedim. Utançla yüzünü eğdi.
"Çok mu belli ediyorum?" Diye sordu.
"Yok sadece ben dikkatli birisiyim."
"Çok acıyor mu? " Dedi yanıkları kast ederek.
"Hayır, acımıyor. Peki senin canın çok yanıyor mu?" Bu sorumun nedeni anlayamadı.
"Lösemi hastasısın, değil mi?" Dememle yeşil gözleri büyüdü. Niye şaşırıyordu ki?
"Se-sen nasıl anladın?" Dedi kekeleyerek.
"Çok belli. Kafandaki peruk yamuk. Bir insanın saç kesimi yamuk olabilir ama saç çizgisi yamuk olamaz."
"Sadece bundan mı anladın?"
"Hayır. Kaşlarını kalemle çizdiğin belli oluyor. Kalem darbelerini düzgün yapmamışsın. Üstelik vücudun çok zayıf. 15 yaşlarınında olmalısın yani benden bir yaş büyüksün ama sana bakan biri senin 12 yaşında olduğunu düşünür. Kolunun iç kısmındaki morlukları kazakla kapatmaya çalışmışsın ama az da olsa belli oluyor. Bu işaretlerin hepsi Lösemi olduğunu söylüyor. " Bunları söylerken Leyla'nın yüzü an be an değişiyordu.
"Bunları bu kadar kısa süre de nasıl anladın?" Diye şaşkınlıkla sordu.
"Dedim ya dikkatli birisiyimdir."
"Bu sadece dikkat değil bu-" Leyla'nın lafını bölen şey Adem amcanın bana seslenmesiydi.
Beş adım uzağımda durmuş beni bekliyordu.
"Her neyse Leyla. Benim gitmem gerekiyor. Kendine iyi bak." Dedim gülümseyerek.
"Sen de kendine iyi bak Bilge kuş. İçimden bir ses son görüşün değil diyor o zamana kadar kendine iyi bak. " Diyince ona gülümseyip Adem amcaya doğru tekerlekli sandalyeyi sürmeye başladım.
O gün Leyla haklı çıktı.
Bilge, Leyla'nın haklı çıkmamasını istedi...
Kaderin ikisi için de planları vardı...
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 20.47k Okunma |
1.96k Oy |
0 Takip |
50 Bölümlü Kitap |