11. Bölüm

11. Bölüm

Nurgül Aydoğan
nuraydogan

Kaç kez öldüm saymadım...

İlk ne zaman öldüm?

Babamın vurulduğunu gördüğüm de mi yoksa anaannem bir daha uyanmadığında mı?

Bilmiyorum. Ama bildiğim tek bir şey var...

Ben öldükçe daha fazla öldüm ama gömenim olmadı...

×××××

"Komutanım!" Diyen Ali ile sesin geldiği tarafa döndüm. Koşarak bana doğru geliyordu. Yüzünde endişe vardı. Niye endişeleniyordu ki?

Geriye doğru attığım birkaç adımdan sonra durdum. Dizlerimin üstüne düştüm.

Kurşunlardan biri çıkmıştı. Ama diğeri iç organlarıma zarar vermiş olmalıydı.

Ali yanıma gelip arkama geçmek istedi ama ben onun elini tuttum. Geri çevirmedi.

"Sakin ol, Şeker. İyiyim." Sesim fısıldar gibi çıkmıştı.

Ali çok endişeliydi. Haksızda değildi.

"Komutanım, çok kan kaybediyor. " Bunu kulaklıktan söylemişti.

"Şeker, sakin ol! İlk defa mı birisinin vurulduğunu görüyorsun? Kendine gel!" Bunları gür bir sesle söylemiştim. Kendine gelir gibi oldu.

" Hayır Komutanım, ilk defa görmüyorum ama-"

"Aması maması yok. Sakin ol! Şimdi Doktor gelir bakar. Tamam mı?"

Başıyla onayladı. Ben de bu sırada uzandım. Çok acıyordu üstelik çok da kan kaybediyordum. Şu anda yanımda temiz bez olmadığı için tampon yapamıyordum. Elimle baskı yapıyordum ama pek fayda ettiği söylenemezdi.

Neyse ki kısa süre sonra Zülküf abi geldi.

"Komutanım, çok kan kaybediyor. "

"Sakin ol! Durumu nasıl?" Dedi Zülküf abi.

Ali'nin bek kendinde olduğu söylenemezdi. Bu yüzden ben lafa girdim.

"Bir kurşun çıktı." Derin bir nefes aldım. "Diğeri içerde."

Zülküf abi çoktan tampon yapmaya başlamıştı. Hemen sonrasında ilaç enjekte etti.

Zülküf abi bunları yaparken Ayaz ile Yılmaz gelmişti. Yılmaz, Ali gibi hemen başucuma oturdu. Ayaz çevreyi kontrol edip Zülküf abiye sorular soruyordu.

"Yıldırım, emir komuta sende. Yuva ile bağlantı kur. " Ayaz bunları dememle beraber yuvaya bağlandı. Şu anda durumu anlatıyordu.

Diğer taraftan benim gözlerim yavaş yavaş kayıyordu. Ali bunu hemen fark etmişti.

"Komutanım, gözleri kayıyor. Ne oluyor?" diye telaşla konuşuyordu.

"Çok kan kaybetti. Bilinci kapanıyor. " Dedi Zülküf abi.

"Doktor, kan veremez miyiz?" Dedi Ayaz.

"Uygun kan grubu yok. Verirsek ölebilir."

"Benim kan grubum uyuşuyor. Ben veririm " dedi Ayaz.

"Senin yaran daha yeni iyileşmeye başlıyor. Şu anda veremeyiz." Dedi Zülküf abi. Ne yarasından bahsediyor bunlar?

"Taşıyabilir miyiz? Helikopter bizi bekliyor. " Dedi Ayaz. Gözlerim tamamen kararmaya başlamıştı.

"Taşırız. Ama acele etmemiz gerekiyor. Fazla dayanamaz." Son duyduklarım bunlardı.

Sonrası koca bir karanlıktı...

&&&

Ayaz'dan

Bilge Komutanı helikoptere bindirip direkt hastaneye iniş yapacaktık. Zülküf abi çok kan kaybettiği için böylesinin daha iyi olacağını söylemişti.

Tam çevreyi temizlemişken komutanın vurulması beklediğimiz birşey değildi.

Helikopterde sessizlik hakimdi. Herkesin aklında tek bir şey vardı.

O terörist nasıl sağ kalmıştı?

Bunu bir türlü anlayamıyordum.

Bizler yaralamak için değil öldürmek için sıkarız ki timde ıskalayabilecek kimse yoktu. Diğer taraftan baktığımızda Berdan'ın teröristi fark etmemesi çok zordu.

Yaklaşık 40 dakika sonra hastaneye iniş yapmıştık. Komutanımı direkt ameliyata aldılar.

Benim askeriyeye gitmem gerektiği için hastaneden ayrıldım. Bilge komutanının yakınlarına da haber vermemiz gerekiyordu. Bunu Albaya sormayı not ettim.

Şu anda emir komuta bende olduğu için raporları hazırlayıp Albayın odasına gittim. Kapıdaki er Albayın müsait olduğunu söyleyince içeri girdim.

"Üsteğmen Ayaz Yıldırım/İzmir Emredin komutanım "

"Otur asker! Bu bir emirdir. " hızla oturdum.

"Komutanım, operasyon ile ilgili raporları getirmiştim."

"Ver, Ayaz. Bilge Üsteğmen nasıl?" Nazım Albay her ne kadar sert birisi gibi görünsede aslında askerlerine çok değer veriyordu.

"Bilmiyorum komutanım. Ben geldiğimde ameliyata aldılar. Ama öncesinde çok kan kaybetti."

Anladım der gibi başını salladı. "Peki nasıl yaralandı? Çok dikkatli birisidir diye geçiyor. " Nazım Albay haklıydı. Kendisiyle geçirdiğim birkaç günde dikkatli birisi olduğunu anlayabiliyorum.

"Bilmiyorum, komutanım. Çatışma sırasında yaralanmadı. Çevre kontrolü sırasında sağ kalan bir terörist tarafından yaralandı. Fark etmemiş olmalı."

"Tamam, Ayaz. Başka bir şey yoksa çıkabilirsin"

"Komutanım, başka bi şey daha var. Bilge komutanımın ailesine haber vermemiz gerekiyor."

"Tamam, sen git ben ilgilenirim. Durumu hakkında bilgi vermeyi unutma." Dedi Nazım Albay.

"Emtedersiniz komutanım " diyip çıktım.

Kısa bir duş alıp çıktım. Hastaneye vardığımda Bilge Komutanım ameliyattan çıkmıştı. Durumu iyiydi. Doktorlar sabaha uyanacağını söylemişlerdi.

"Zülküf abi, hadi siz de gidin. Ben burdayım." Ben dinlenebilmiştim. Ama onlar hala operasyon kıyafetleriyle duruyorlardı.

"Yok, koçum. Biz böyle iyiyiz." Diğerleri de onaylayan mırıltılar çıkardılar.

"Abi, gidin temizlenin. Sabah tekrar gelirsiniz."

Uzun uğraşlar sonucunda ikna edebilmiştim Timi. Burada yapacak bir şey yoktu.

***

Sabahın ilk ışıklarıyla uyandım. Kendime bir kahve alıp geldiğimde Bilge komutanın olduğu odada hareketlilik vardı.

Gidip bir hemşireye neler olduğunu sordum. Hemşire hastanın uyandığını söyleyince. Önce Albaya sonrada bizimkilere haber verdim. Bilge komutanımın ailesinden haber yoktu.

İçeriye girmek için izin alıp içeri girdim. Komutanım sonunda uyanmıştı.

"Komutanım, nasılsınız? " Mavi gözlerini bana çevirdi. Beyaz teni daha da beyazlamıştı. Yüzündeki yaralandı izi böyle daha net görünüyordu. Sağ şakağından yanağına kadar inen yara izi böyle daha korkunç görünüyordu. Bu yara nasıl olmuştu acaba?

"İyiyim, Ayaz. " sesi hafif pütürtülü geliyordu.

"İstediğiniz bir şey var mı komutanım?"

"Var, Ayaz. Birisine haber vermeni istiyorum. Yapabilir misin?" Sorusuna gülümsedim. Benim için çocuk oyuncağıydı.

"Emredin yeterli komutanım. Kime haber vereyim."

"Suzan Doğan diye bir doktor. Ona yarlandığımı haber ver. Yoksa ağzıma sıçar." Bu söylemine güldüm. Komutanın ağzına sıçabilecek birisi olduğunu düşünmüyordum.

Bakalım kimmiş bu Suzan Doğan...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bölüm : 14.07.2025 23:49 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...