18. Bölüm

18. Bölüm

Nurgül Aydoğan
nuraydogan

Kader midir çözülmez olan yoksa bizler miyiz onu çözemeyen?

İnsanlar kendi kaderlerini değiştirebilir mi bilmiyorum ama benim kaderim babamın şehit olduğu gün yazıldı...

6 yaşında olan bana kader acımadı...

Kader bana acımasızlığı öğretti.

16 yaşında olan bana kader acımadı...

Kader bana acımasızlığı öğretti.

24 yaşında olan bana kader acımadı...

Kader bana acımasızlığı öğretti.

1 hafta sonra

Gece 3'tü. Yorulmuştum ama uyuyamıyordum. Her gece olduğu gibi...

Sözde tatilimden bugün döndüm. Sabah iş başı yapacaktım. Suzan'ın akli bende kaldığı için bu gece onun evindeydim.

Evi 3+1 geniş bir evdi. Kendi zevkine göre döşemişti. Evi satın aldığı için bazı yeri değiştirmişti ve bu haliyle çok daha güzeldi.

Evin balkonuna çıkıp oturdum. Suzan uyuyordu. Ben de onun kitaplarından birini alıp okumaya başladım. Polisiye bir romandı.

Saatin nasıl 5'e geldiğini anlamamıştım. Roman çok akıcıydı. İsmini aklıma not alıp evden çıktım.

Suzan'a bir not yazıp çalışma masasının üstüne bıraktım.

Suzan'ın evinden çıktıktan sonra 45 dakikada askeriyeye gelmiştim. Gelirken simit poğaça falan da almıştım. Çayın yanında güzel olurdu...

Aldıklarımı timin dinlenme odasına bırakıp odama geçtim. Üniformamı giyip saçlarımı sıkı bir topuz yaptım. Bu bir haftada bile üniformamı özlemiştim.

İçtima alanına vardığımda Zülküf abi ile Ayaz bankta oturuyordu. Ayaz yine uyukluyordu. Uykuya çok düşkündü galiba.

Diğerleri ortada yoktu. Zaten daha beş dakika vardı.

Benim geldiğimi gören Zülküf abi hazır ola geçti. Ayaz ise ona aval aval bakıp niye hazır ola geçtiğini anlamaya çalışıyordu.

Zülküf abi ona kaş göz işaretleriyle benim olduğum tarafa bakmasını söylemeye çalışıyordu ama o hâlâ aval aval bakıyordu.

"Asker!" Diye bağırmamla yerinde sıçradı. Hemen hazır ola geçip tekmil verdi. Kendine gelebilmişti sonuçta!

"Üsteğmen Ayaz Yıldırım Emredin komutanım"

"Rahat asker!" Diyip banka oturdum. Onlara da işaret verince oturdular.

Ortama bir sessizlik hakimdi ki bu sessizliği Zülküf abi bozdu.

"Komutanım, yaranız nasıl?"

Tam olarak iyileşmemişti. Ama daha iyiydi.

İyileşmedi mi iyileşemedi mı? Tekrar düşün istersen!

Yine mi sen? İki haftadır yoktun. Ne güzel kafamı dinliyordum!

Tatlım ben senim. Benden kurtulamazsın.

Tatlım mı? İğrenç kusucam şimdi!

"Daha iyi" diyip Zülküf abinin sorusunu cevapladım her zaman ki donuk sesimle. Kafasıyla onayladı beni.

Biz oturduktan kısa süre sonra Berdan ile Murat gelmişti. Diğer ikili yine son dakika gelmişlerdi. Neyse ki geç kalmıyorlardı. Yoksa elimde kalırlardı!

Tim tek sıra halinde karşımdaydı. İlk defa eksiksiz içtima olacaktı.

"Günaydın asker!"

"Sağ ol!"

"Nasılsın asker!"

"Sağ ol!"

"Barut Timi 20 tur kuşu başla!" Diye bağırdım. Bugün içtima az olacaktı.

Emrimle beraber koşan timin arkasından bende koşmaya başladım.

"Eee, bu niye koşuyor şimdi? Yaralı değil miydi?" Diyen Yılmaz'a ters bakışlar atıyordum. Sesinin kısık çıktığını sanıyordu. Ama hemen arkasında olan ben hepsini duyuyordum.

"Bilmiyorum ki. Baksana abi benden daha hızlı koşuyor" diye sızlanıyordu Ali.

"Lan utan utan yaralı kadın senden daha hızlı koşuyor. Bir de marifet gibi söylüyor!" Diyen Yılmaz'ı Murat susturdu. Diğerleri sessizdi. Böyle olmaları daha iyiydi.

"Komutanım!" Diyen Yılmaz'a bakıp sabır çektim.

"Efendim Yılmaz"

"Komutanım siz yaralı değil misiniz?"

"Öyleyim Yılmaz. Bir sorun mu var?"

"Yok, komutanım. Ben sizin için şey et-"

"Barut 10 tur daha fazla koşuyoruz" diye bağırdım.

"Ama komutanım şimdi yaralısınız dikişleriniz patlamasın, yaralarını acımasın diye şey etmiştim" dedi. Diğerlerinden de onu onaylayan mırıltılar çıktı.

"BARUT! 20 TUR DAHA FAZLA KOŞUYURUZ! " Diye bağırdım.

Benim de onlar gibi olduğumu kabul etmelilerdi!

 

 

 

 

 

Bölüm : 03.08.2025 21:38 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...