
Yazar'dan
Bilge karşısında durup öylece sırıtan adama baktıkça siniri daha da artıyordu. Sürekli bu durumu yaşamaktan sıkılmıştı ama elinden gelen bir şey yoktu.
"Sevgilim. Görmeyeli daha da sinirli olmuşsun. Biraz sakinleşsene" dedi Selim sakince. Ama Bilge'nin sakinleşmek gibi bir niyeti yoktu.
"Ne istiyorsun yine Selim?" Dedi kendini dizginlemeye çalışarak. Ama pek de başarılı olamadı.
"Senden ne isteyebilirim ki? Ben de her şey var. Dur biraz düşüneyim ne isteyebilirim diye?" Diyip elini çenesine koyup düşünüyormuş gibi yapmaya başladı. Bir kaç saniye sonra sanki yeni aklına geliyormuş gibi " Maalesef hayatım. Senden isteyebilecek tak şey sensin" dedi.
Bilge ise kendini sakinleştirmeye çalışıyordu. Psikolog içinden 10'a kadar saymasını söylemişti. Saydı ama sakinleşemedi.
"Niye getiriyorsun o zaman beni buraya?" Diye bağırdı.
"Sohbet etmek için. Neredeyse 7 aydır göremedim seni. Özledim." Dedi omzunu silkerek.
"Selim! Sohbetini sikecem senin. Şerefsiz pislik!" Diye bağıran Bilgeyle yüzünü buruşturdu.
"O Yağız yüzünden bu küfürleri öğrendin. Ağzına hiç yakışmıyor biliyor musun?" Dedi sakinlikle.
"Tamam, sohbet edelim. Ne konuşucaz?" Dedi şaşkınlıkla Bilge. Bu davranışı Selim'i şaşırtmıştı ama kendini hemen toplayıp gülümsemişti.
"Ne konuşalım istersin sevgilim?" Dedi sevinçle.
"Bize nasıl ihanet ettiğini anlatmadın? Onu anlatmak ister misin? Ya da hepimize işkence ederken ne kadar zevk aldığını? Onu anlatmaya fırsatın olmamıştı. Ya da şeyi anlatmak ister misin? İçimizde gezerken nasıl rol yaptığını?" Dedi Bilge. Bilgenin her cümlesiyle Selim'i gülen yüzü solmaya başladı. Sohbetten kastı bu değildi.
"Yok, daha çok günümüzden sohbet etmeyi tercih ediyorum."
"Niye? Yaptıklarından utanıyor musun?" Dedi Bilge yapay bir şaşkınlıkla. "Ama çok geç."
Bilge sonunda kendini sakinleştirebilmişti. Şimdi ise Selim'in damarına basmaya çalışıyordu.
"Ben yaptığım hiç bir şeyden utanmam hayatım." Dedi Selim.
"Senin hayatına sıçayım!" Dedi Bilge sinirle.
"Deniz, bak iyice ağzın bozuldu." Dedi ayıplar gibi.
"Sadede gel Selim. Ne istiyorsun?"
"Tamam, sadede geliyorum. Fazla zamanım yok. Yeni bir time girmişsin" dedi sakinlikle.
"İster girerim ister girmem bundan sanane" diye karşılık verdi. Bir yandan zincirlerden kurtulmaya çalışıyordu.
"Onları seviyor musun?" Dedi asıl amacını belirterek.
"Evet, çok seviyorum hepsini" yalan sayılmaz diye geçirdi içinden. Her Türkü seviyordu sonuçta.
Bunu yanlış anlayan Selim sjnirle solumaya başlamıştı.
"Seviyorsun demek. Aras'ı sevdiğin gibi mi?"
"Evet" dedi sadece. Yalan değildi. Hepsi onun için kardeşten farksızdı.
"Aras'la konuşuyor musunuz?" Asıl merak ettiği buydu.
"Bundan sanane Selim. Bir şey sorucam. Arasa niye kafayı taktın?" Bunu hat sorduğunda Selim cevap vermiyordu. Bu sefer de şansını denedi. Ama sonuç aynı aynıydı yine cevap vermedi.
"Senin tim şu anda deli danalar gibi seni arıyorlar."
Bilge bunu zaten tahmin etmişti o yüzden şaşırmadı. Yüzü yine donuklaşmıştı.
"Selim gelsene bir." Dedi yavaşça. Selim gitmedi yanına. Biliyordu yapmak istediğini.
"Selim!" Dedi Bilge zorlukla. Acı çekiyormuş gibiydi. Selim yine kanmadı.
"Sevgilim, bu numaraları artık yemiyorum. Bilirsin ne dediklerini. Bir hatayı iki kez yapmak aptallıktır ama ben aptal değilim." Dedi gülerek.
"Selim, canım acıyo" dedi Bilge zorlukla. İşte şimdi Selim endişelenmeye başlamıştı.
"Neyin var?" Dedi endişeyle. Hâla uzak duruyordu ama endişelenmişti.
"Bilmiyorum" dedi Bilge. Bütün gücünü kollarına verdiği için zincirler canını açılıyordu ama pek umrunda değildi. Şu anda tek bir amacı vardı.
Selim, Bilge'nin bayılmaya başladığını düşündüğü için yanına gidip yüzünü kendine çevirdi. Bilge tam bu sırada kendini öne atıp Selim'e kafa attı.Selim acıyla arkaya doğru gitti.
Bilge ise kahkahalar ile gülüyordu. Biliyordu ki Selim'in zaafıydı. Bunu kullanmaktan çekinmiyordu.
Selim öfkeyle kapının önündeki adamları çağırdı. Adamlar ellerinde sopalar ile içeriye girdiler. Selim'in işaretiyle Bilge'yi dövmeye başladılar.
Bilge onlara sövüp lanetler yağdırdı. Canının acısı gittikçe katlanıyordu. Yumruklar yetmiyor sanki diye düşündü.
Selim burnunun kırıldığını düşünüyordu. Buradaki işi bitince pansuman yaptırmak için gidecekti.
Bilge şimdiden karnının morarmaya başladığını düşündü. Kollarına bacaklarına vurulmasını pek umursamıyordu ama karnındaki yara daha tam iyileşmemişti. Yine dikişler patlayacak diye geçirdi içinden.
Selim yeterli olduğunu düşünmüş olacak ki adamlarına işaret verdi. Sonra da dışarı çıkmalarını istedi.
Adamlar çıktıktan sonra Bilge'ye yaklaştı.
"Bunu bana sen yaptırdın Sevgilim. Şimdi yapacaklarımız dahil." Diyip cebinden bir bıçak çıkardı.
Bilge'nin üstündeki tişörtü yırtıp attı. Bilge'nin karnına bakmaya başladı. Karnı yara izleriyle doluydu. Gururla sırıttı çünkü bu yaraların çoğunu kendisi yapmıştı.
Bilge'nin karnına derin bir yara bıraktı. Bilge acıyla inledi ama umrunda olmadı. Çünkü hakketmişti.
Bilge kemiklerinin kırıldığını düşündü ama kırılmamıştı. Acısı katlanılmaz olduğu için böyle düşünüyordu.
"Bir sonraki görüşmemize kadar kendine iyi bak sevgilim" diyen Selim'in sesini duydu ama cevap vermedi.
Sonrasında boynunda hissettiği acıyla gözleri kapandı...
Selim onu bayıltıp time yerini söylemişti. Buradaki işi bitmişti...
Artık gidebilirdi...
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 20.47k Okunma |
1.96k Oy |
0 Takip |
50 Bölümlü Kitap |