27. Bölüm

27. Bölüm

Nurgül Aydoğan
nuraydogan

İnsan acı çektiği kadar yaş alır.

Acının yaşı olmaz...

Kader herkese eşit davranmaz!

***

20 dakika boyunca araba kullanmak bile acıyı katlanılmaz yapıyordu. Sanırım kırık vardı.

Eve vardığım gibi kendimi koltuğa attım. Böyle daha iyiydi.

Yarim saat sonra Aslı gelmişti. Yanında da bir doktor vardı. Doktor yaralarıma bakıp gitmişti. O sırada Aslı'da çorba yapmıştı. Çorbamı içerken Aslı soru soruyor bende cevaplıyordum.

"Ne istiyormuş şerefsiz?" Dedi sinirle. Selim'in yaptıklarını biliyordu. Görev gizliliğine dolayı kimseye söylememem gerekiyordu ama Aslı kimse değildi.

Suzan'a anlatamazdım. Ama Aslı'ya içimi dökebilirdim.

"Ne isteyecek Allah aşkına? Yok timimi seviyor muymuşum? Yok, onları Aras gibi mi seviyor muymuşum? Saçmalıyor yani."

"Ben bunun Aras'a olan takıntısını bir türlü anlamıyorum."

"Ah ben bir anlasam. Elerine sağlık bu arada, çorba güzel olmuş." Dedim bir kaşık daha alarak.

"Afiyet olsun. Time yaralarını gösterdin mi? Zülküf abi bir bakardı en azından."

"Yok, göstermedim. Endişelenmelerini istemedim."

"Kesin şimdi sen kendim yürürüm falan da demişsiniz!" Çok doğru bir tespitti. Yavaşça başımı salladım.

"Bilge, onlara güvenince bir olmayacak. Biliyorsun dimi?" Dedi tek kaşını kaldırarak.

"Bilemeyiz" Dedim sadece.

"Peki, görevin ne olucak? Görev için yakın olman gerekiyor. Bunu nasıl yapacaksın?"

"Bir fikrim var. Onları rakı balığa götüreyim diyorum. Ne dersin?" Biraz düşündü sonrasında iyi bir fikir olduğuna karar verdi. Belki biraz birbirimize alışırız diyordum ama orda ne olacağını da kestiremiyorum.

***

"Suzan, banyodan çıkma gibi bir niyetin var mı acaba? Burda ağaç oldum!" Diye bağırdım. Yemek masasına oturmuş bekliyordum.

"Geldim, Bilge. Niye bağırıyorsun?" Dedi sakin sakin.

"Suzi, bana 10 dakikalığına duşa girip çıkcam dedin. Üstünden yarım saat geçti!" Dedim.

"O kadar oldu mu ya?" Dedi hafif bir şaşkınlıkla.

"Oldu canım. Neyse, hadi ver tabağını."

Yemeğimiz sessiz geçmişti. İkimiz içinde yorucu bir gündü. O yüzden erkenden yatmaya karar verdik. Zaten karnım sürekli ağrıdığı için duramıyorum. Üstüne bir de Suzan'a çaktırmamaya çalışıyordum.

İki saatin sonunda kabuslarla uyandım. Bazen acaba hep böyle mi olucak diye düşünüyordum. Sanırım hep böyle olucaktı.

Saat 12'yi geçiyordu. Fazla geç olmadığına karar verip yürüyüş yapmak için evden çıktım.

Uyku tutmayan bir ben değilim anlaşılan. Az ilerde Zülküf abi bir bankta oturmuş öylece yeri izliyordu.

Yanına gidip oturdum. Bakışları bana dönünce kalkmak istedi elimle tutup izin vermedim.

"Otur, abi. Askeriye dışında bunu yapmanıza gerek yok." Dedim.

"Alışkanlık komutanım. Ha diyince geçmiyor." Dedi mahçupça.

"Komutanım değil Bilge. Askeriye dışında komutanım yok." Dedi sabırla.

"Tamam, Bilge." Dedi sonunda. "Ha, şöyle!" Dedim.

"Bu saatte dışarda ne yapıyorsun Bilge?" Dedi benim tarafıma dönerek.

"Uyku tutmadı. Ben de bir dolaşalım dedim."

"İyi yapmışsın. İyi misin peki?" Dedi endişeli bir şekilde.

"İyiyim. Sen ne yapıyorsun burada?" Dedim konuyu değiştirerek.

"Karımla, çocuklarımla konuştum. Sonra kızkardeşimi aradım. Sesi iyi gelmiyordu. Öyle onu düşünüyordum." Dedi derin bir nefes alarak.

Kardeşi Züleyha. Mardin'de yaşıyordu. İki yıldır evliydi. Ama mutlu bir evliliği yoktu. Kocasından şiddet görüyordu. Tabii bunu Zülküf abiye söylemeyip susuyordu. Kocasını seviyordu çünkü.

Anadolu kadının en büyük hatası buydu. Kocam diyip susuyorlardı.

Kadın cinayetleri bu yüzdendir ki her geçen gün daha da artıyordu. Kadınlar boşanmak istediklerinde şiddet görüyorlar ama tek bir insan bile ne yapıyorsun diyip karşılarında durmuyorlar.

"Abi kardeşin ne zamandan beri mutsuz?" Zülküf abiye direkt söylesem inanmazdı. Sonuçta ben kardeşini bile tanımıyorum. Beni daha yeni tanıyordu bana inanması söz konusu değildi.

"Bir yıldır onu mutlu görmüyorum Bilge." Dedi kederle. Bu durum onu üzüyordu.

"Peki niye mutsuz?"

"Bilmiyorum. Mutlu bir evliliği var. Severek evlendi. Maddi durumu iyi. Ailevi problemleri yok. Niye mutsuz bilmiyorum." Dedi derin bir nefes vererek.

"Abi kardeşin şiddet görüyor. Kocasını sevdiği için ayrılmak istemiyor." Bunları söylememle yüzünün rengi değişti. "Bunu fark etmemiş olabilirsin. Zaten sürekli görevdeyiz. Bu yüzden saklaması kolay. Ama artık kardeşini alma zamanın geldi." Dedim tane tane.

"Düşünce bunu kendin de anlayabilirsin. Sadece bunu uzatmanın istemediğim için sana bunları söyledim abi. Yanlış anlama" diyip kalkacaktım ki beni eliyle durdurdu.

"Sen bunları nereden biliyorsun Bilge?"

"Bir hafta boyunca yattığımı düşünmedin herhalde abi." Dedim. Bir hafta boyunca ailelerini hakkında arştırmalar yapıp küçük ziyaretlerde bulundum. Tabii kılık değiştirerek.

Ayağa kalkıp gözlerinin içine baktım. "Kardeşini alıp gel abi. O zamana kadar izinlisin. Sakın almadan gelme." Diyip yanından uzaklaştım. Biraz düşünmeye ihtiyacı vardı.

Bir kadın öldürüldüğünde ya da ölüme sürüklendiğinde sadece kadın zarar görmezdi...

Bunu en acı biçimde öğrendim.

Bir kadının daha ölmesine tahammülüm yoktu!

 

 

 

 

 

Bölüm : 29.08.2025 22:01 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...