
"Aslı, hastanede misin?" Dedim telaşla. Hızla Albayın odasına gidiyordum. Bugün normalde izin kullanmayacaktım ama Suzan'ın kaçırılmış olabileceğini düşündüğüm için mecburen kullanıcaktım şimdi de Albaya bunu söylemek için odasına gidiyordum.
"Hayır, hastanede değilim. Bir sorun mu var?" Dedi endişeyle.
"Suzan, kaçırılmış olabilir"
"NE?!!"
"Telefonda konuşurken içeriye birileri girdi sonra boğuşma sesleri geldi en son yardım edin diye bağırdı. Şimdi de telefonu kapalı. Kaçırmışlar yani" dedim durumu özetleyerek.
"Kik kaçırmış olabilir?" Dedi daha sakin bir sesle.
"Bilmiyorum, şimdi hastaneye gidicem. Kameralara falan bakıcam. Ona göre hareket ederim."
"Sen dur. Ben bakıp sana plakaları söylerim. Hiç gelme ben hastanenin yakınlarındayım."
Onunla anlaşıp Albayın odasına girdim. Hızlıca olayları anlatıp çıktım. Üstümü değiştirip bekledim. Aslı'nın kameralara bakmasını bekliyordum. Sonunda telefonumun çalmasıyla hızla açtım.
"Alo! Bir şey bulabildin mi?" Dedim hızlıca.
"Buldum. Suzan'ı bayıltıp yangın merdiveninden çıkmışlar. Kameralardan gördüğüm kadarıyla 3 araba görünüyor. Plakalarını attım. Bir şey çıkabilir!"
"Tamam, Aslı. Aslı, Suzan'ın peşindeki adamlar vardı ya. Onlar nerede?"
Adamlar Baran Ağa'nın adamlarıydı. Yaklaşık dört yıldır Suzan nereye gitse onlarda peşindeydi. Suzan da biliyordu bu durumu.
Baran Ağa bunu ilk teklif ettiğinde kabul etmemiştim. Yanlış geliyordu kulağa. Ama sonra gerekçelerini anlatınca ikna olmuştum.
"Bilmiyorum, gözlerimi gezdirdim ama ortalıkta görünmüyorlardı. Onlardan mı şüpheleniyorsun?" Umarım onlar değildir!
"Evet! Neyse ben şu plakalara baktırayım"
"Tamam, haber ver" diyip kapattı.
Telefondan Selçuk'un numarasını bulup aradım. Fazla beklemeden açtı.
"Ooo, komutanım! Siz beni arar mıydınız?"
"Zevzeklik etme Selçuk! Acil bir durum var!" Dedim sert bir sesle.
"Dinlemedeyim komutanım!"
***
1 saattir Selçuk'un haber vermesini bekliyordum. Alayda duramayıp dışarı çıkmıştım. Kafayı yemek üzereydim!
Suzan'ı kim niye kaçırır diye düşünüyordum. Tamam bir aşiretin kızıydı ama onlarla herhangi bir bağlantısı yoktu. Babası ile annesinin ölümünden dedesini sorumlu gördüğü için hiç kimseyle görüşmüyordu. Hatta anne tarafıyla bile görüşmüyordu. Bir şekilde kendisine ulaşırlar diye .
Eğer onlarla ilgili bir durum ise geriye Doğan Aşireti diye bir şey kalmazdı. Baran Ağa bana söz vermişti! Bir daha böyle bir şey olmayacak diye. Bende güvendiğim için adamlarının Suzan'ı takip etmelerine izin vermiştim.
Çünkü böylesi daha iyiydi. En azından başına bir şey gelirse benden önce müdahale edebilirler diye izin vermiştim. Hatta Suzan istemiyordu ve ben onu ikna etmiştim. Umarım bu karar kötü bir karar değildir.
Sonunda Selçuk'un aramasıyla kendime geldim.
"Alo! Bir şey bulabildin mi?" Dedim direkt konuya girerek.
"Buldum, plakalar Doğanlar diye bir şirketin üstüne kayıtlı. MOBESE kameralarından araçları bir yere kadar takip edebildim ancak yaklaşık yarım saat önce araçlar bir mahalleye giriyor. Sonrasında bir çıkış yok." Dedi tek seferde.
Bu da demek oluyordu ki ya mahallede saklanıyorlardı ya da araç değiştirip başka araçlarla yola devam ediyorlardı. İkincisi olduğunu düşünüyordum ama yine de mahalleye gidip bakmalıydım.
"Tamam, Selçuk. Bana bir uçak bileti ayarlayabilir misin? En kısa süre olucak şekilde ayarlayabilir misin?"
"Ayarlarım. Mahallenin konumunu da atıyorum. Ha bu arada nereye uçak bileti alıyorum?"
"Diyarbakır'a. Her şey için sağol." Dedim minnetle.
"Ne demek. Kendine iyi bak." Diyip kapattı.
Bekle beni Baran Ağa!
Ecelin geliyor!
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 20.47k Okunma |
1.96k Oy |
0 Takip |
50 Bölümlü Kitap |